YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ff8c6d64ee6
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 8 3 3
Bugün : 50511
Dün : 62748
Bu ay : 548253
Geçen ay : 1737715
Toplam : 54431026
IP'niz : 216.73.217.63

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

           İncirlik'teki nükleer bombalar Irak'taki üsse mi taşındı?

            Ortadoğu'yu yakan ABD, kendi topraklarına sokmadığı nükleer silahları yine Müslümanların ortasına depoluyor…

            "Amerikalı Bilim adamları Federasyonu"nun yayımladığı bir rapor, Türkiye topraklarının ABD'nin nükleer silah deposu olduğunu ortaya çıkardı. Rapora göre, İncirlik hava üssünde ABD'ye ait 90 civarında nükleer silah bulunmaktaydı. Bu silahların kime karşı kullanılmak üzere İncirliğe konuşlandırıldığı tartışılırken, ortaya yeni bir iddia atıldı. Buna göre, İncirlik'teki nükleer bombaların bir kısmı ABD'nin Erbil'de kurduğu yeni askeri üsse taşındı. İncirlik'ten Erbil'e taşınan silahların B61 tipi nükleer bombalar olduğu ve bunların Hiroşima'ya atılan bombanın bin katı güce sahip bulunduğu vurgulandı.

            Sıradaki hedef Türkiye mi, İran mı?

            ABD'nin Erbil'e kurduğu yeni askeri havaalanının uzunluğu 5 kilometre, genişliği ise 90 metreye yaklaşmaktaydı. Bu ölçüler havacılık dilinde "askeri strateji" açısından muazzam bir büyüklük olarak kabul ediliyor. Türkiye'de ve hatta dünyada bu genişlikte bir havaalanı bulunmuyor. İstanbul gibi bir dünya başkentindeki pistten bile uzun olacak bu havaalanının tamamen aktifleşmesi halinde askeri stratejik açıdan ABD'nin İncirlik'e ihtiyacının kalmayacağı konuşuluyor. Havaalanının tüm masrafları ise ABD hazinesi tarafından karşılanıyor. Körfez'de, savaş gemileriyle yeterince hava ve lojistik üstünlük sağlayamayan ABD'nin, bu havalimanını kullanarak bölge ülkeleri üzerinde baskısını giderek artıracağı belirtiliyor. Bu üssün ana hedefinin İran olduğu konusunda da konusunda da hiçbir şüphe kalmamıştı. Peki sonraki hedef kim olacaktı?

            Hersh: Türkiye'de resmen açıklanmamış üsler vardır!..

            Amerikalı ünlü gazeteci Seymour Hersh de, 7 Mart'ta Akşam Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, "ABD'nin Türkiye'de mevcudiyeti resmen açıklanmamış üslerinin olduğunu" söylemiş, birtakım gizli anlaşmalar çerçevesinde istihbaratın paylaşıldığını ve Amerikan özel kuvvetlerinin operasyonlarına olanak sağlandığını hatırlatmıştı. Söz konusu üslerin ise Irak ve Suriye sınırına çok yakın yerlerde olduğu vurgulanmıştı.

            Ürdün ve İngiltere arasında nükleer işbirliği kime karşı?

            Bu arada, Ürdün ve İngiltere, nükleer enerji konusunda iki ülke arasında iş birliği yapılmasını öngören bir mutabakat zaptı imzaladı. Ürdün Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı Halid Toukan, mutabakat zaptının kendisi ve ülkeyi ziyaret eden İngiltere Atom Enerjisi İdaresi Başkanı Lady Barbara Judge tarafından imzalandığını açıkladı. İmzalanan mutabakat zaptına göre İngiltere, barışçı amaçlarla nükleer enerji elde edilmesi hususunda Ürdün'e teknoloji ihraç edecek. Ürdün de İngiltere'ye uranyum madenini arama ve işleme hakkı verecek. İngiltere, Ürdün'ün nükleer işbirliği konusunda mutabakat zaptı imzaladığı 3. batılı ülke oldu. Ürdün daha önce Kanada ve Fransa'yla benzer anlaşmalar yapmıştı. Ürdün yönetimi, İsrail'in mecburi müttefiki olduğuna göre, bu nükleer hazırlık kime karşıydı?

            İsrail'in: "İran'a Saldırmaktan Başka Alternatif Yok" çıkışı…

            İsrail Ulaştırma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şaul Mofaz, İran'a askeri saldırı tehdidinden sakınmamıştı.

            Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan Mofaz, "İran nükleer silah geliştiermeye devam ederse ona askeri saldırıda bulunuruz". "Fırsat penceresinin kapandığını" ve İran'a uygulanan yaptırımların etkili olmadığını ifade eden Başbakan Yardımcısı, "Nükleer programını durdurmak için İran'a saldırmaktan başka alternatif yok" açıklamasını yapmıştı.

            Mofaz, İran'a her türlü saldırının ABD'yle anlaşarak ve onun anlayış ve desteğini alarak yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

            İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın "İsrail'in haritadan silinmesi gerektiği" ifadesine de değinen Mofaz, "İsrail silinmeden önce o silinecek" ifadesini kullanmıştı.

            Mofaz, 1948'de Tahran'da doğmuş bir İran Yahudisiydi ve anne-babasıyla birlikte 1957'de İsrail'e taşınmışlardı.

            CIA Ajanının: İsrail İran'a vuracak!" açıklaması

            Almanya'nın itibarlı dergisi Der Spiegel, tartışmalı nükleer programı nedeniyle Batı'nın yeni yaptırımlar uygulamaya hazırlandığı İran'a askeri müdahale konusunda İsrailli yetkililer arasında mutabakat olduğunu yazmıştı.

            Der Spiegel, konuyla ilgili kapsamlı haberinde, Avrupalıların, sorunun diplomatik yollarla çözümüne yönelik umutlarını koruduğu bir dönemde İsrail'in operasyon için zaten karar vermiş olduğunu hatırlattı. Dergiye göre İsrail'in için mesele, operasyonun olup olmayacağı değil, sadece zamanlamadan ibaret sayılmaktaydı.

            Dergiye konuşan Alman parlamenter ve dış politika uzmanı Karl-Theodor Freiherr da, İran'a saldırı seçeneğinin İsrail'de giderek güç kazandığını vurgulamıştı.

            Bölgede yaşanacak gelişmelere ilişkin en ürkütücü değerlendirmeleri ise yıllarca CIA için çalışan ve Üç ABD Başkanına Ortadoğu İlişkileri konusunda danışmanlık yapmış olan Bruce Riedel'den yapmıştı. Riedel, İsrail savunma çevreleriyle yakın bağlantılarıyla da tanınmaktaydı. Ve savaşın kaçınılmaz olduğunu açıklamıştı.

            ABD'de yayınlanan New Yorker:

            ABD, İran'a yönelik gizli operasyonlarını hızlandırdı!..

            Dünyanın her yerinde yaşanan askeri operasyonların altında imzası olan Bush liderliğindeki Amerikan yönetimi, bir yandan oluk oluk kan dökülmesine, diğer yandan ulusların ekonomilerinin çökmesinde etkin rol oynuyor. Ayrıca iklim değişimi ve gıda krizinde de başrollerde bulunuyor. Afrika kıtasını, Irak ve Afganistan'ı cehenneme çeviren ABD, son dönemde  İran konusunda yaptığı açıklamalarla dünyanın huzurunu kaçırıyor.

            ABD'de çıkan New Yorker dergisi, ABD'nin, İran'a yönelik gizli operasyonlara hız verdiğini ileri sürüyor. Seymour Hersh imzasıyla New Yorker dergisinin internetten yayımlanan ve derginin 7-14 Temmuz tarihli sayısında yer alacak yazıda, ABD Başkanı George W. Bush tarafından imzalanmış olan ve sadece ABD Temsilciler Meclisi ve Senato Meclisinin Cumhuriyetçi ve Demokrat partili liderleri ile istihbarat komitelerindeki üst düzey üyelerinin görme izninin bulunduğu oldukça gizli ''Başkanlık Kararı'' adlı belgeden alıntılara yer veriliyor.

            Yazıda, ABD Kongresi üyelerinin geçen yıl, Başkan Bush'un İran yönetimini istikrarsızlaştırmaya yönelik gizli operasyonlara büyük ölçüde hız verilmesi isteğini desteklemek konusunda anlaştıkları belirtiliyor. Gizli belgenin içeriği hakkında bilgi sahibi olan ve ''muhalif gruplar ve bunlara para sağlanmasıyla ilgili'' bir kişiden yapılan alıntılara yer verilen yazıda, söz konusu kişinin ''Başkanlık Kararı, İran'ın nükleer çalışmalarını bir rejim değişikliğiyle önlemek konusuna odaklanmıştı'' şeklindeki sözleri hatırlatılıyor.

Tam bu sırada İran füzeleri de İsrail'e kilitleniyor!

            İran'ın balistik füzelerini, İsrail'in Dimona nükleer reaktörünü hedef alacak şekilde fırlatmaya hazır hale getirdiği iddiaları yoğunlaştı.

            Son haftalarda İsrail ve ABD'nin, askeri operasyon ihtimalini daha güçlü olarak dile getirmesi Tahran yönetimini de harekete geçirdiğini belirten İngiliz The Times gazetesi, saldırıya karşı hazırlık yapan İran ordusunun, balistik füzelerinin, İsrail'in nükleer reaktörünü hedef alacak şekilde fırlatmaya hazır hale getirildiğini yazdı.

            Şahab 3B tipi füzelerin fırlatmaya hazır hale getirilmesinin, İsrail ordusunun bu ayın başında Akdeniz'de yaptığı geniş çaplı tatbikatın ardından gerçekleştiğine dikkat çekilerek, füzelerin 1950 km'den fazla menzili olduğu hatırlatıldı.

            The Times gazetesi, ismini saklı tuttuğu savunma kaynaklarının, muhtemel bir saldırıya karşı Tahran'ın, İsrail'in nükleer kalbi olarak tanınan Dimona nükleer reaktörünü hedef alacağına inandığını yazdı. İsrail'in 200'den fazla nükleer bombasının  Dimona'da bulunduğu vurgulandı.

            Ülkesine yönelik İsrail tehditlerinin artması üzerine bir açıklama yapan İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Caferi, 'İsrail bütünüyle menzilimiz dahilinde. Siyonist rejim, bütün imkanlarına rağmen füze gücümüzle baş edemez' açıklamasını yapmıştı.

            Gazete, İran'ın son açıklamasının, ABD Genelkurmay Başkanı Michael Mullen'in İsrailli meslektaşı Gabi Aşkenazi ile görüşmek üzere bu ülkeye gittiği güne rastladığına dikkat çekti.

            Haberde, ABD'li komutanın ziyaretinin, İsrail'in operasyon için Washington'dan onay aradığı spekülasyonlarını güçlendirdiğine değinildi.

            İran'dan iddialara görüntülü cevap

            İran, Amerikan yönetiminin "fotomontaj" iddialarına, video görüntüleriyle cevap verdi. Görüntüler,velfecr.com'da yayınlandı.

            İran'ın 'Büyük Peygamber 3' tatbikatında yeni füzeleri denemesi Amerika'da büyük bir paniğe yol açmış ve 'Fotomantaj' demişti.

            Devrim Muhafızları Hava kuvetleri Komutanı Hüseyin Selami "Bize askeri tatbikatlarla ve içi boş psikolojik saldırılarla bizi tehdide kalkan bulunan düşmanı uyarıyoruz: Ellerimiz her an tetiktedir ve füzelerimiz de her an ateşlenmeye hazırdır. Binlerce füzemiz özel ve önceden belirlenmiş hedeflere ateşlenmeyi beklemektedir" diyerek Amerika ve İsrail'e meydan okumuştu.

Amerika ve İsrail'e Füze Paniği

            İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu'nun Büyük Peygamber 3 tatbikatında yeni füzelerin denemesini yapması ve İran'a yönelik herhangi bir saldırıda bu füzelerin düşman hedeflerine ateşleneceğinin açıklanması Beyazsaray ve Tel Aviv'de büyük bir paniğe yol açmıştı.

            Öte yandan ABD Başkanı George W. Bush'un, İsrail'in, ABD'nin kızılötesi keşif sistemine bağlanmasını da onayladığı belirtildi. Bu teknolojinin, Şahab füzelerinin fırlatılışını saniyeler içinde tespit edebileceği belirtiliyor. Sistemin aynı zamanda, füzenin isabetinden önce sığınaklara kaçmak için İsrail'e 15 dakika zaman sağlayacağı da ifade ediliyor.

            ABD, Pakistan-Hindistan barışını bozmaya çalışıyor

            Pakistan ve Hindistan arasında diyaloğun başlamasından sonra Keşmir sorunu unutulmaya terk edildi. Ama bütün bunlara rağmen Keşmir sorunu devam ettiği gibi Keşmir direnişi de devam ediyor… El- Müctema dergisi unutulmaya yüz tutmuş Keşmir sorununu, 13 Keşmirli cemaatin birleşimiyle oluşan Keşmir Özgürlük Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Faruk Rahmani ABD'nin, Hindistan-Pakistan barışını istemediğini söylüyor.

            "Görüşmelere rağmen Hindistan, Keşmir sınırında 30 bin askerini konuşlandırarak yayılmaya devam ediyor. Askeri karargâhlar kuruyor.  Yakın bir zaman önce de sınırda 1000 kişilik toplu mezar ortaya çıkarıldı. Katledilenlerin çoğu Hindu askerlerce hunharca öldürülen Keşmirli gençlerden oluşuyor. Eğer ciddi ve kapsamlı araştırma yapılırsa biz inanıyoruz ki, Bosna- Hersek'te ortaya çıkan toplu mezarlardan daha çok toplu mezarlar ortaya çıkar. Keşmir'de ekonomik ve siyasi bir darboğaz yaşanıyor. Hindu askerleri her şehirde ve köyde var. Askeri kanunları insanlık dışı… Cezaevleri gençlerle dolu…" diyerek, İslam Aleminin ilgisizliğinden yakınıyor.

            Rice'dan utanç verici açıklama geliyor

            ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice,  3 milyondan fazla kadını dul, milyonlarca çocuğu yetim ve yine milyonlarca insanı sakat bırakan, işkence ve tecavüzün kol gezdiği, her gün yeni bir katliamın yaşandığı savaşın başlatılması kararından gurur duyduğunu söylüyor.

Amerikan yönetiminin önde gelen "neo-con"ları, hala kamuoyu önünde aldıkları korkunç kararların doğru olduğunu iddia etmeye devam ediyorlar.  "Irak'a müdahale" kararı da insanlığı felakete, bölgeyi cehenneme çeviren kararlardan bir tanesi…

            ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, işte bu, yalanlar üzerine kurgulayarak açtıkları Irak savaşının başlatılması kararından gurur duyduğunu söyledi. Rice, milyonlarca kadını dul, milyonlarca çocuğu yetim ve yine milyonlarca insanı sakat bırakmasını önemsemeden, işkence ve tecavüzün kol gezdiği, her gün yeni bir katliamın yaşandığı savaşın başlatılması kararından gurur duyduğunu söylemekten çekinmedi. Bloomberg ajansının haberine göre Rice, Bloomberg televizyonunda hafta sonu yayınlanacak olan röportajında, yaşattıkları insanlık dışı durumun üzerini örtmek için "bu yönetimin Saddam Hüseyin'i devirme kararından gurur duyuyorum" dedi.

            Bu yılki başkanlık seçimi için Cumhuriyetçi aday John McCain'i destekleyen Condoleezza Rice, Demokrat Partide başkan adaylığı mücadelesinin Barack Obama gibi bir siyahla Hillary Clinton gibi bir kadın arasında geçmesinin çok büyük bir olay olduğunu da söyledi.

            Irak savaşının başlangıçta tahmin edilenden daha zor olduğunu itiraf eden Rice, her şeye karşın dünyanın şimdi, Bush'un göreve başladığı 2001'den daha tehlikeli bir yer olmadığını savundu. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Irak savaşının başladığı 2003'te Başkan George W. Bush'un ulusal güvenlik danışmanlığını yürütüyordu.

            "ABD, İran'a gizli uzlaşma öneriyor"

İngiliz basınında dün "Amerika, İran'ın nükleer programına yönelik tavrındaki değişim" öne çıktı. Daily Telegraph "ABD, İran'ın uranyumu konusunda anlaşma öneriyor" başlığıyla verdiği haberde,  Washington'un, Tahran'ın mevcut uranyum zenginleştirme düzeyini muhafaza etmesi halinde yeni yaptırımları ertelemeyi önerdiğini belirtiyor. Oysa ABD daha önce İran'ın uranyum zenginleştirmeyi askıya almasında ısrarcıydı.

Daily Telegraph, Kuzey Kore'nin Yongbyon'daki plütonyum tesisini imha ettiğini ancak nükleer olarak tam anlamıyla silahsızlanmadığını vurguluyor. Gazete İran'la da, aynı sürecin yaşanabileceği yolunda sinyaller olduğu kanısında. Konuyu başyazısına da taşıyan Daily Telegraph, bu yazıda ise İran'ın hala İsrail'in varlığı için tehdit oluşturduğunu vurguluyor.

            Guardian: İran karışık sinyaller gönderiyor

            Guardian'a göreyse İran liderleri, ülkelerinin nükleer programı konusunda karışık sinyaller gönderiyor. Gazete, İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki'nin önerilen son teşvik paketini "çok kısa süre içinde" cevaplama ve görüşmeleri "yeni bir atmosferde sürdürme" sözü verdiğini aktarıyor.

            İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in sözcüsü eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti'nin ise önceki iyimser havayı dağıtan sözler sarf ettiği vurgulanıyor. Velayeti, önce bir gazeteye verdiği mülakatta teşvik paketinin prensipte kabul edilebilir olduğunu söylemişti. Eski Dışişleri Bakanı, daha sonra sadece müzakere yapmanın kendileri için kabul edilebilir bir şey olduğunu kastettiğini belirtti.

            ABD ile İsrail arasında istihbarat çatlağı büyüyor!

            Öte yandan, İngiltere'de yayınlanan Sunday Telegraph gazetesinde Washington mahreçli yer alan haber yorumda, iki ülke arasında istihbarat sıkıntısı yaşandığı, hatta aralarında ciddi bir güvensizlik başladığı iddia ediliyor.

            ABD, İran'ın nükleer programı hakkında İsrail'in yürüttüğü istihbarat çalışmalarının doğruyu yansıtmadığını düşünüyor. Pentagon yetkilileri, İran'ın nükleer programını durdurmak isteyen İsrail'in saldırı planlarının, tesisleri imha etmede başarısız olmasından korkuyorlar çünkü her bir tesisin nerede olduğunu CIA de Mossad da bilmiyor.

            Gazeteye göre, Amerikalı komutanlar, İsrail'in gelecek 12 ay içerisinde, İsrail'in kendini, İran'a karşı hareket etmeye mecbur hissedecek olmasına üzülüyor. Çünkü, İran tesislerinin konum ve savunma açıkları hakkında istihbarat eksikleri, Amerikan Genelkurmay Başkanı Amiral Mike Mullen ve İsrailli generallerin yaptığı görüşmelerde açıkça ortaya çıkıyor.

            İsrail'in dış istihbarat'tan sorumlu eski bir Mossad şefi de gazeteye, İsrail'in, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek amacıyla bir yıl içinde harekete geçmek zorunda kalacağını anlatıyor. İsrail-Amerikan askeri görüşmeleri hakkında yakın bilgisi olanlar, İran'ın nükleer bomba imal edecek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmasından ve nükleer tesislerini korumak amacıyla Rus yapımı SA-20 hava savunma sistemini kurmasından önce İsrail'in hareket geçmeye azimli olduğuna inanıyorlar. Bir yetkili, "İsrailliler gerçek bir acelecilik hissi içindeler" derken, belli olan tek noktanın ise yine İsrail'in elinde İran hakkında yeterli istihbarat olmadığını özellikle belirtiyor.

ABD Irak'ın dış rezervlerini rehin alıyor

            Amerika Birleşik Devletleri yaklaşık 50 milyar dolar Irak parasını rehin tutuyor. Irak rezervlerini rehin tutan ABD, Irak yönetimine askeri anlaşma imzalaması için baskı yapıyor.

            The Independent gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin New York Federal Rezerv Bankası'nda yaklaşık 50 milyar dolar tutarındaki Irak parasını rehin tutarak, Irak hükümetini askeri bir anlaşma imzalamaya zorladığını yazıyor.

            Gazetenin haberine göre, ABD'de mahkeme kararlarına bağlı Irak'a ait 20 milyar dolar var. Amerikalı müzakereciler Irak'ın askeri anlaşmayı imzalaması için bunu silah olarak kullanıyor.

            Birleşmiş Milletler, Irak'a müdahale için ABD'ye verdiği yetki süresi dolunca, yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Irak'a ait dış rezervler şu anda, ABD başkanının "dokunulmazlığı" altında. Yargının müdahale hakkı bulunmuyor.

            Yani ABD açıkça barbarlık ve zorbalık yapıyor.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Mehmet DENİZ

Mehmet DENİZ

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...