YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69806393a13dd
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 4
Bugün : 13555
Dün : 57744
Bu ay : 71299
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48774612
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Avrupa Birliği’nin kiralık kalemleri ve Müslüman-Türk görünümlü misyonerleri olarak eğitilen ve beyinleri yıkanıp uzaktan kumandalı robotlara çevrilen gazetecileri, sağ olsun, milli gayretli ve gerçek aydın örneği Yılmaz Dikbaş deşifre etmişti. Kendisini tebrik ve teşekkür ediyor ve bu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum:

AB-Avrupa Medyası İlişkileri

“Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”102 adlı kitabımı hazırlarken, Avrupa Birliği (AB)’nin Avrupa medyasına da para dağıttığını öğrenmiştim. AB, kurduğu propaganda ağını daha da etkinleştirip yaygınlaştırabilmek amacıyla medyayı da ele geçirmek istemiş ve bu hedefe ulaşabilmek için de Maastricht’te ‘Avrupa Gazetecilik Merkezi’ni kurmuştu. AB bu merkezde, Avrupa’daki bağlarını daha da sağlamlaştırmayı ve ısrarla üzerinde durduğu ‘Avrupa Boyutu’ kavramını tüm haber alma alanlarına yaymayı ilke edindiğini duyurmuştu.

2000 yılı itibariyle, Avrupa Gazetecilik Merkezi yöneticileri, 7 bin gazeteciyi eğitmiş olmakla övünmekteydiler. Elbette bu ifadede, ‘eğitim’ sözcüğü yerine ‘beyin yıkayarak tavlama’ tanımını koymamız gerekmektedir. Türlü yollarla ağırlanmış olan bu gazeteciler, AB’nin birer ateşli yanlısı olup çıkmışlardır! İngiliz gazetesi The Daily Telegraph’ın editörü Charles Moore, bir AB sözcüsüne ait şu sözleri aktarıyordu:103

“Kendi bölgelerindeki olaylar hakkında yazı yazan Avrupalı gazetecilerin yaklaşık yarısı, yazılarını baskıya vermeden önce bana gösterirler, benim onayımı alırlar. “

AB sözcüsünün gerçekten çok sarsıcı bu itirafı karşısında şaşkınlık yaşayan İngiliz gazeteci Charles Moore, yazısını şöyle sürdürüyordu:

“Brüksel’de akredite olmuş 1200 gazeteci bulunmaktadır. Bunların çoğu, yazacakları yazının konusunu, Avrupa Komisyonu’nun her öğle vakti verdiği brifingde öğrenirler!”

Propaganda amaçlı bol para dağıtan AB, Avrupa medyasının da önemli bir bölümünü satın almış, propaganda ağının içine yerleştirmiştir.

AB-Türk Medyası İlişkileri

Peki, Avrupa medyasının önemli bir bölümünü satın alan AB’nin eli Türkiye’de boş durmuş olabilir mi?

Türkiye’de toplam beş yüze yakın sendika, vakıf, dernek, oda, birlik, kooperatif, federasyon, üniversite ve belediyelere milyarlarca Avro hibe dağıtan AB, Türk medyasına para dağıtmamış olabilir miydi? 104

İşte bunu araştırmak üzere harekete geçtim.Bu çalışmalarımda şöyle bir süreç izlendi:

•3 Mart 2007 tarihinde, İngiltere’nin Avrupa Parlamentosunda ki üç parlamenterine Caroiine Lucas, Daniel Harman ve James Elles’e elektronik posta göndererek, Türk gazetecilerin AB’den hibe alıp almadıklarını bildirmelerini, eğer almışlarsa bu konuda ayrıntılı bilgi göndermelerini rica ettim. Her üçü de, bu sorumu Avrupa Komisyonu’na yöneltecekleri sözünü verdiler.

•13 Mart 2007 tarihinde, Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Finlandiyalı üyesi Olli Rehn’den, Komisyon adına sorumuza genel bir yanıt geldi.

Olli Rehn’in bu uzunca yazısında söylediklerinin kısa özeti şudur:

-Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu Genel Direktörlüğü, Türkiye için Brüksel’de 2005 yılında dört, 2006 yılında sekiz seminer yapılmıştır.

– Bu seminerlerde Türk gazeteciler, Türk medyasının editörleri ve genç Türk resmi görevlileri katılmıştır.

-2005/2006 yıllarında bu seminerlere katılanların sayısı 216’dır.

-Bu seminerler için AB bütcesinden 100.000 Euro ayrılmıştır.

-Seminerlere katılanların uçak biletleri ve diğer giderleri AB fonlarından karşılanmıştır.

-Yukarıda sözü edilen seminerlere ek olarak, 2005/2006 yıllarında Avrupa Komisyonu’nun Ankara’daki Delegasyonu da Türkiye’de eğitim programları ve Brüksel’e geziler düzenlemiştir. Bu etkinliklere 500 kişi katılmıştır.

-2006/2007 yılları için delegasyon yeni bir program tasarlamıştır. Bütçesi yaklaşık 450.000 Avro olan bu programda, Türkiye’deki yaygın ve yerel televizyon kanallarında ve görsel-işitsel şirketlerde çalışanların eğitimi amaçlanmıştır.

Avrupa Birliği’ne Mektuplar

Olli Rehn’in yukarıdaki mektubundaki açıklamaları yararlı bilgiler içermekte, ancak AB fonlarından yararlanan, Brüksel’deki seminerlere katılan Türk gazeteci ve editörlerinin adlarını vermemekteydi. Biz ise, asıl bu listeye ulaşmaya çalışıyorduk. Bu amaçla, araştırmalarımızı sürdürdük.

•Ünlü Amerikan gazetesi International Herald Tribune’de, Brüksel kaynaklı bir haberde şöyle denilmekteydi:105

Yukarıdaki ilginç haberde verilen önemli bilgiler şunlardı:

-AB kurumları gazetecilere hibe vermekte ve bu eylemlerinin ‘halkın yararına’ olduğunu savunmaktadır.

-AB’nin iletişimden sorumlu Komisyon üyesi Margot Wallstrom, gazetecilere AB fonlarından para verilmesinin ‘son derece haklı gerekçelere dayandığını’  açıklamaktadır.

-Starsbourg’daki Avrupa Parlamentosu’nun oturumlarını izlemek isteyen bir gazeteciye, AB fonlarından uçak bileti alınıp gönderilmekte ve Starsbourg’da kaldığı her gün için cebine 100 Avro harçlık konulmaktadır.

-Maaşları dışında, türlü adlar altında yüksek miktarda ödenek aldıkları için ağır eleştirilere hedef olan Avrupa Parlamentosu parlamenterlerinden bazıları, AB’nin gazetecilere hibe dağıtmasına karşı çıkmışlardır.

-Merkezi Brüksel’de olan, 250.000 üyesi bulunan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, AB’den hibe alan gazetecilerin adlarının açıklanmasını istemiştir. Federasyon, gazetecilerle AB arasındaki parasal ilişkilerin, AB’nin yıllık raporlarında yer almasını, AB fonlarından ve diğer tüm desteklerden yararlanan medya kuruluşlarının listesinin bildirilmesini talep etmiş ama yanıt alamamıştır.

•26 Mart 2007 tarihinde AB’nin Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörü’ne bir elektronik posta gönderdim. 2005/2006 yıllarında Brüksel’de düzenlenmiş olan seminerlere katılan Türk gazetecilerin, editörlerin ve genç devlet memurlarının adlarını bildirmesini rica ettim.

•26 Mart 2007 tarihinde, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörü’ne de yukarıdaki mektubun aynı içeriğinde bir elektronik posta gönderdim, toplam 216 katılımcının adlarını bildirmesini rica ettim.

AB’den Gelen Cevaplar

•13 Nisan 2007 tarihinde, Avrupa Parlamentosu’nda İngiliz parlamenter James Elles’den bir elektronik posta aldım. James Elles, kendisine sorduğum soruyu bu kez yazılı olarak Avrupa Komisyonu Genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’e yazılı olarak ilettiğini bildiriyordu.

•4 Mayıs 2007 Cuma günü, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu genel Direktörü Dr. Stergios Varvaroussis’den şu elektronik postayı aldım:

Göstermiş olduğum ilgiden dolayı teşekkür ederek söze başlayan Dr. Stergios Varvaroussis, yukarıdaki mektubunda şu önemli bilgileri veriyordu:

-Avrupa Komisyonu, kişisel bilgilerin düzenlenmesi ile ilgili (EC) 45/2001 numaralı kurala uymak mecburiyetindedir.

-AB’nin seminerlerine katılan Türk gazetecilerin isim listesi de ‘kişisel bilgiler’ sınıfına girmektedir.

– Bu bilgiler, üçüncü şahıslara verilmeyecektir.

Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörü Dr. Stergios Varvaroussis’in cevabını tek bir cümlede özetleyebiliriz;

“Seminerlerimize katılan Türk gazetecilerin adlarını veremeyiz, gizlidir!”

Peki, AB yanlılarının o dillerinden düşürmedikleri ‘şeffaflık’ ilkesi nerede kaldı?

Eğer Brüksel’deki seminerler gizli değil idiyse, katılanların adlarını saklamak ne amaçlıydı?

Yoksa, Brüksel’deki seminerlerin gizlenmesi gereken bir yanı mı vardı?

•4 Mayıs 2007 Cuma günü, Avrupa Birliği Genişleme-Dokümantasyon Genel Müdürlüğü’nden, elektronik postayla şu cevabı aldım:

İçerik olarak Dr. Stergios Varvaroussis cevabından farkı olmayan bu mektubunda Maurice Guyader, göndermiş olduğum mektuba nezaketen teşekkür ettikten sonra, özetle şu bilgileri veriyordu:

– Kendisinden istemiş olduğum belgeler, yani Brüksel’de AB seminerlerine katılmış Türk gazetecilerin isim listesi, 109/2001 sayılı kuralın kapsamına girmekteymiş. Avrupa Parlamentosu, Konsey ve Komisyon belgeleri de bu kural kapsamında gizliymiş.

-Türk gazeteciler, Avrupa Komisyonu’nun düzenlediği seminerlere katılmışlar, bu seminerlerde kendilerine Avrupa Birliği’nin genişleme politikası ile ilgili çok yararlı bilgiler verilmiş.

-Seminerlere katılan Türk gazetecilerin isim listesini, bu kişilerin rızası olmadan bana veremezlermiş! Eğer bu listeyi bana verirlerse, seminerlere katılan Türk gazetecilerin mahremiyetinin ve karakterlerinin sağlamlığının korunması tehlikeye düşebilirmiş!

AB’nin Brüksel’deki seminerleri gizli toplantılar mı? Bildiğimiz kadarıyla, hayır!

Türk gazeteciler bu seminerlere Türkiye’de hiç kimsenin haberi olmadan gizli kapaklı yollardan mı gitmiş?

Hayır!

Peki, sonradan ortaya çıkan bu gizlilik neyin nesi oluyor? Bir Türk gazetecisinin Brüksel’de AB’nin seminerlerine katılmış olmasının öğrenilmesiyle, o kişinin mahremiyeti ya da karakter sağlamlığı nasıl tehlikeye düşer, söyler misiniz?

İnanın, Londra’da İngiliz devlet arşivi olarak bilinen ‘Public Record Office’ de araştırma yaparken bazı gizli belgelere çok daha kolay erişmiştim!

•8 Mayıs 2007 tarihinde, Avrupa Parlamentosu’nda İngiliz parlamenter James Elle’den şu elektronik postayı aldım:

Yukarıda ki mektubunda İngiliz parlamenter  bana şu bilgileri veriyordu:

-Avrupa Komisyonu’ndan yazılı cevap gelmiş, bana ekte sunuyor.

-Avrupa Komisyonu üyesi Rehn, şunu bildirmiş: Türk gazeteciler için, düzenli eğitim programları uygulanmaktadır. Bu programlar, AB’nin Sivil Toplum Diyalogu projesinin bir parçasıdır.

-Avrupa Komisyonu üyesi Rehn, 2005/2006 yıllarında uygulanan, gazetecilerin eğitimiyle ilgili belgeyi de mektubuna eklemiş. Ancak eğitim programına katılan gazetecilerin adlarını, o kişilerin rızası olmadan vermesinin mümkün olmadığını bildirmiş.

Görüldüğü gibi, Avrupa Birliği’nin hangi biriminden olursa olsun, gelen cevaplar hep aynı gizliliği vurguluyordu; Türk gazetecilerin adlarını, onların rızası olmadan bildiremeyiz!

Peki, onların kim olduğunu nasıl öğrenecektik?

Olli Rehn’in Mektubu

İşte, yukarıda sözünü ettiğimiz Olli Rehn’in mektubu.

Avrupa Komisyonu üyesi Olli Rehn, yukarıdaki mektubunda özetle şunları söylüyordu:

-Komisyon, Üye Devletlerden ve aralarında elbette Türkiye’nin de bulunduğu aday ülkelerden gelen gazetecileri düzenli olarak eğitmektedir.

Özellikle Türk gazetecilere verilen eğitim, Sivil Toplum Diyalogu projesi kapsamında değerlendirilmelidir.

-Eğitim verilen gazeteciler, medyada farklı duyarlılıkları ve yaklaşımları olanların da temsil edileceği, mümkün olan en geniş bir yelpazeden seçilmektedir.

-Rızaları olmadıkça, eğitim programlarına ve bilgilendirme seminerlerine katılmış olan gazetecilerin adlarını vermek mümkün değildir.

Olli Rehn’in mektubunun ortaya koyduğu en önemli noktalar şunlar:

– Türk gazetelerine düzenli olarak eğitim verilmekte-dir.

-Kendilerine eğitim verilen ve bilgilendirme seminerlerine katılan Türk gazetecilerin adlarını vermek mümkün değildir.

Yaptığımız araştırmada, bu aşamada elde ettiğimiz en önemli bilgi, Olli Rehn’in mektubuna eklediği, 2005 ve 2006 yıllarına ait, eğitim kurslarının programıdır. Şimdi, bu programa bakalım.

Türk Gazetecilerin Eğitimi

-2005 ve 2006 Yılları Kursları 2005 yılında Türk gazetecileri şu kurslarda eğitilmişlerdir:

-Brüksel’de Avrupa Birliği ile ilgili temel bilgilerin öğretildiği iki günlük kurstan dört kez verilmiştir. 58 Türk gazeteci eğitilmiştir.

-Türkiye’den 23 gazeteci Brüksel’e gelmiş, iki günlük bir programda kendilerine Avrupa Komisyonu kurumları tanıtılmış, toplantılar tertiplenmiştir.

-26 yerel gazeteciye, bir günlük bir programda, İstanbul’da AB ile ilgili bilgi edinme, rapor hazırlama semineri verilmiştir.

-Ankara ve İstanbul’daki yaygın medyadan 19 gazeteciye önce Ankara’da 2,5 gün, daha sonra Brüksel’de 2 gün eğitim verilmiştir. Bu eğitim sırasında 19 gazeteci; Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörlüğü memurları, Parlamenterler ve politika uzmanları ile yapılan toplantılara girmiştir.

2006 yılında Türk gazetecileri şu kurslarda eğitilmişlerdir:

-90 yaygın medya gazetecisi, AB üyesi ülkelere götürülmüştür. Ayrıca, Brüksel/Strasbourg’daki parlamento ve Helsinki ile Berlin’deki başkanlık konutları ziyaret edilmiştir.

-9 gazeteciden oluşan küçük bir grup, Brüksel, Sofya ve Romanya’ya götürülmüşler, burada kendilerine seminerler verilmiştir.

-2 gazeteci Sofya’ya götürülmüşler, burada AB’ye katılacak ülkelerden gelen büyük gazeteci gruplarıyla tanıştırılmışlardır. Hep birlikte AB’nin genişlemesi konusu konuşulup bilgi alışverişi gerçekleşmiştir.

-2 gazeteci, AB Ziyaretçiler Programı kapsamında Brüksel’e davet edilmiştir.

-120 yerel medya gazetecisi, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde seminerden geçirilmiştir.

-120 gazeteci, bazı Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileriyle birlikte, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde eğitilmiştir.

-3 kişi yazılı medyadan, 3 kişi de televizyondan seçilmiş ve uzun süreli eğitilmek üzere Brüksel’e götürülüp eğitilmiştir.

-37 yerel medya gazetecisi, incelemelerde bulunmak üzere Brüksel’e götürülmüştür. Bu kişiler, AB hakkında ayrıntılı bilgi edinebilmeleri amacıyla resmi görevlilerle, Parlamenterlerle ve diğer uzmanlarla tanıştırılıp bilgilendirilmiştir.

Özet olarak, 128’i yaygın medyadan ve 384’ü yerel medyadan olmak üzere, Avrupa Birliği 2005-2006 yıllarında toplam 512 Türk gazetecisini eğitmiş, bilgilendirme seminerleri vermiştir.

Toplam 512 Türk gazetecinin 266’sı Türkiye’de, 246’sı ise yurt dışında (Başta Brüksel olmak üzere, Starsbourg, Berlin, Helsinki, Sofya ve Bükreş’te) eğitim almışlar, seminerlere katılmışlardır.

Peki, kimdir bu 512 kişi? Bunlar hangi gazetelerde ya da hangi televizyon kanallarında çalışmaktadırlar?

AB’nin Avrupa’da eğittiği 246 Türk gazeteci kimlerdir?

Uzun süreli eğitilmek üzere Brüksel’e götürülmüş 3 gazeteci ve 3 televizyoncu kimlerdir?

Unutmayınız ki, bu gazetecilerin tüm masrafları, uçak biletleri ve konaklamaları AB tarafından karşılanmıştır. Yurt dışında geçen her gün için, ceplerine 232 Avro harçlık konulmuştur. Bunlar, resmi bilgiler. Peki, açıklanmayan hibelerin miktarı nedir?

Bütün bunlardan daha can alıcı soru: Avrupa Birliği, neden yüz binlerce Avro harcayarak yüzlerce Türk gazetecisini Avrupa’da ağırlamış, eğitmiştir?

Ve işte şimdi, bilge yazar Bertan Onaran’dan öğrendiğim bir deyişi kullanmanın tam zamanı: “Kimse binmeyeceği eşeğe yem torbası takmaz!”.

Yukarıdaki soruların cevaplarını bulmak amacıyla araştırmamı sürdürdüm.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’ne Mektup

AB, Türkiye’de çok yaygın ve etkili bir propaganda ağı kurmuştur. Bu propaganda ağının odak noktasındaki kuruluşlardan biri de ‘Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’dir.106 Resmi bilgiye göre Avrupa Birliği Genel Sekreterliği; Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde Dışişleri Bakanlığınca yürütülen dış ilişkilerin koordinasyonunu yürütmekte ve katılım müzakereleri dahil tüm dış temas ve müzakerelerde yer almaktadır.

Çalışanları T.C. Devleti’nin maaşlı memurları olan AB Genel Sekreterliği, Türkiye’de sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve medya ile çok sıkı bir işbirliği kurmuşlardır.

Beraber konuk olduğumuz televizyon programlarında AB’yi yalnız görev gereği değil, içten savunan, AB’nin tüm işlem ve eylemlerinde ‘şeffaf olduğunu ısrarla söyleyen, Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Tuncay İnce’ye, 17 Mayıs 2007 tarihinde şu mektubu göndererek bilgi istedim:

Sayın Tuncay İnce,

Avrupa Komisyonu (The Commission’s Directorate-General for Enlargement), Brüksel’de 2005 yılında 4, 2006 yılında 8 seminer düzenledi. Bu seminerlere katılanlar Türk gazeteciler, Türk medyasının editörleri ve genç Türk bürokratlardı.

Söz konusu bu seminerlere katılanların toplam sayısı 216’dır.

Şimdi sizden ricam şudur.

Yukarıda sözü edilen seminerlere katılan Türk gazeteci ve editörlerinin isimlerini lütfen bildiriniz.

12 Ocak 2007 tarihinde Ankara’da, Kanal-B televizyonunda Sayın Gürbüz Evren’in sunduğu “Bekleme Odası” programına sizinle beraber konuk olmuştuk. Ben, AB ile ilgili açıklamalarda bulunurken, AB’nin özellikle dağıttığı hibelerin nasıl harcandığı konusunda ‘gizlilik’ ilkesi uygulandığını söylediğimde şiddetle karşı çıkmış, benimle tartışmış, AB’nin tüm icraatlarının kamuoyuna açık olduğunu, her şeyin ‘tam bir şeffaflık içinde’ yapıldığını iddia etmiştiniz,

İşte şimdi bu iddianızı kanıtlama fırsatı çıkmıştır.

Lütfen hiç gecikmeden ve hiçbir bahane öne sürmeden, söz konusu 216 Türk’ün isimlerini bildiriniz.

Bunun dışında, AB’den hibe almış, Türk gazeteci ve medya mensupları varsa, bunların da adlarını ivedilikle bildirmenizi rica ediyorum.

Tunay İnce’den bu mektubuma cevap gelmedi.

23 Mayıs 2007 tarihinde, AB Genel Sekreterliği’ni telefonla aradım. Yetkili kişi olarak telefona Daire Başkanı İnci Ataç çıktı. Tunay İnce’ye göndermiş olduğum elektronik postalara cevap alamadığımı söyledim. Tunay İnce’nin emekli olduğunu bildirdi. Göndermiş olduğum mektupların içeriğini özetleyerek, kendisinden yardım istedim. Verdiği cevap şu oldu:

“Vaktim olursa bakarım, bugünlerde çok yoğunum!” Aldığı maaş, verdiğimiz vergilerden ödenen bu hanımefendi, çok önemli bir konuda yaptığım araştırmayı ciddiye almıyor, umursamıyordu!

24 Mayıs 2007’de Tunay İnce ile telefonda konuştum. Israrla savunduğu ‘şeffaflık’ ilkesinin AB’de bulunmadığını, AB’den hibe alan Türk gazetecilerin isimlerini büyük bir sır gibi sakladıklarını vurguladım. Tunay İnce, televizyon programında takındığı ısrarcı tavrını bırakmışa benziyordu. AB’den hibe alan Türk gazetecilerin kimler olduğunu bilip bilmediğini sordum. Bilmediğini söyledi. Ama artık o da bu gazetecilerin varlığını inkâr edemiyor, isimlerin açıklanmamasını savunamıyordu. Bu isimleri alabilmem için, son bir kez de Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’na başvuruda bulunmamı önerdi.

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’na Mektup

AB’nin Türkiye’deki propaganda ağının odak noktasında bulunan kuruluşlardan biri de ‘Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’dur.107

Avrupa Komisyonu, Türkiye’ye, 1974 yılında Ankara’da bir “Basın ve Enformasyon Bürosu” açarak adım atmıştır. Sonradan bu büronun adı, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu olmuştur. Tüm üst düzey yöneticileri AB’nin Avrupalı elemanlarından oluşan bu kurum; Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına, belediyelere ve diğer kurum ve kuruluşlarına verilen AB hibelerinin takipçisi ve denetçisidir.

27 Mayıs 2007 tarihinde, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’na bir mektup yazıp faksladım. En az 216 Türk gazetecinin, 2005/2006 yıllarında yurt içi ve yurt dışında AB’nin eğitiminden geçtiğini, seminerlere katıldığını bildiğimi belirttikten sonra, bu gazeteci ve editörlerin isimlerini bildirmelerini rica ettim.

29 Mayıs 2007’de, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’ndan şu cevabı aldım:

“Sayın Dikbaş

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’na hitaben yazmış olduğunuz, 21 Mayıs 2007 tarihli faksınız Basın Enformasyon Bölümümüze iletilmiştir.

AB Bilgi Merkezimiz tarafından da bildirildiği gibi, aşağıda sözünü ettiğiniz seminerlere katılan kuruluşların listesini gönderiyoruz. Arzu ederseniz gazetecilerin isimlerini ilgili kuruluşlardan öğrenmeniz mümkündür.

Yardımcı olabildiğimizi umudeder, kolaylıklar dilerim.

Selda Düzenli

Press&lnformation Assistant

Delegetaion of the European Commission to Turkey”

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, yukarıdaki mektuptan da görüldüğü gibi, AB’nin eğitiminden geçmiş ve seminerlerine katılmış Türk gazetecilerin adlarını vermiyordu; ama bu gazetecilerin çalıştıkları kurumların listesini bildiriyordu.

Bu, yaptığımız araştırmada önemli bir aşamaydı.

İşte, AB tarafından yurt içinde ve yurt dışında eğitilmiş, seminerler verilmiş Türk gazeteci ve editörlerin çalıştığı kurumlar:

1.    Akşam Gazetesi                2.    Anadolu Ajansı

3.    Anka Haber Ajansı                        4.    Birgün Gazetesi

5.    Bugün Gazetesi                 6.    Business Channel

7.    Cihan Haber Ajansı           8.    CNN Türk

9.    Cumhuriyet Gazetesi        10.  Dünya Gazetesi

11.  Fox TV                               12.  Hürriyet Gazetesi

13.  Kanal 24                            14.  Kanal D

15.  Kriter Dergisi                     16.  Mehtap TV

17.  Milliyet Gazetesi                18.  NTV

19.  Radikal Gazetesi               20.  Referans Gazetesi

21.  Sabah Gazetesi                 22.  Samanyolu TV

23.  Star Gazetesi                    24.  Takvim Gazetesi

25.  Tempo Dergisi                   26.  Today’s Zaman Gazetesi

27.  TRT                                   28.  Turkish Daily News

29.  Türkiye Gazetesi               30.  TV Kanal 24

31.  Vatan Gazetesi                  32.  Yeni Şafak Gazetesi

33.  Zaman Gazetesi

102 Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, İstanbul, Mayıs 2007, 5. Baskı

103 The Daily Telegraph, 02.11.2000

104 Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları. İstanbul, Mayıs 2007. 5. Baskı, sayfa: 317-463

105 Dan Bilefsky, “EU officials defends joumalist subsidies”, International Herald Tribüne, 06.04.2006

106 Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birîiği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaSafak Yayınlan, İstanbul, Mayıs 2007. 5.Baskı, sayfa: 311-315

107 A.g.e. sayfa: 311-312

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Oğuzhan ÇILDIR

Oğuzhan ÇILDIR

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...