BİZİ NE SANDIN?
Davama hakaret, yapan şaşkına
Kahbe saldırgana, çatmaz mıyım ben…
Kutsalım vicdanım, vatan aşkına
Her türlü belaya, batmaz mıyım ben…
İşbirlikci dönek, sapıp azdıkca
Dinime devlete, tuzak kazdıkca
Biz de hainleri, böyle yazdıkca
Zalimin gözüne, batmaz mıyım ben…
Filistin Suriye, Sincan Arakan
Ya Rabbi ne zaman, duracak bu kan
Adil Düzeniyle, Hocam Erbakan
Hak yolda tanklara, yatmaz mıyım ben…
Sarsa da musibet, dört bir yanımı
Dökseler zalimler, daim kanımı
Cennet karşılığı, tatlı canımı
Hazreti Mevlaya, satmaz mıyım ben…
AB kuyruğunda, rezil zelilsin
Bu zavallı toplum, nice ezilsin
Zalimler hainler, sıra dizilsin
Adalet terazin, tartmaz mıyım ben…
Mü’min talip olur, devlet izzete
Aldanmaz dünyevi, basit lezzete
Kur’an çağırdıkca, Ulu Hazrete
Şehadet şerbetin, tatmaz mıyım ben…
Yorulan yoğrulur, duran kokuşur
Sadık sevdiğine, doğru koşuşur
Kur’an ehli Mevla, ile konuşur
Gecemi gündüze, katmaz mıyım ben…
Sadakat isbatı, ahde vefadır
Sabır tevekkül her, derde devadır
Dost yolunda cefa, bize sefadır
Acımı içime, atmaz mıyım ben…
Lütfet tercüman-ı, Kur’an olayım
Dertli gönüllere, derman olayım
Akibet yolunda, kurban olayım
İlahi ahdimi, tutmaz mıyım ben…

Sen Hala Milli Çözümün Hakka Olan Tarafgirliğini Göremediysen Şaşı Bakışındandır.
Davamıza hakaret edene, saldırgan kahpeye karşı ve kutsalımız vatanımız-davamız aşkına sen bizi her türlü belaya batmayacağımızı sandın. Korkup susacağımızı, çıkar için döneceğimizi, gaflet edip gereken cevabı Milli Çözüm ’ün vermeyeceğimizi sandın. Milli çözümü tanımış ya da takip etmiş, zerre vicdanı olan biri bunun aksi iddia edebilir mi? Aksini iddia edende Milli Çözüm aynasında kendini görüp tarif etmekte.
Milli Çözüm ‘ün yazdıkları anlatmak istedikleri sizce mahalle muhtarını rahatsız ediyor, yoksa; Feto ve arkasındaki CIA-MOSSAD-Siyonist’leri mi? (Milli Çözüme açılan sayısız davaya ve yapılan 7. dalga Ergenekon operasyonun sebebi olarak Milli Çözüm Dergisinin Ağustos 2008 sayısına baktığımızda Milli Çözüm ‘ün zalim merkezleri nasıl rahatsız ettiğine bir kez daha şahit oluruz.)
Milli Çözüm ‘ün şahsı manevisi üstat Ahmet Akgül’ün Hakkı haykırdığı için; musibetlerin dört bir yanını nasıl sardığına, her şart koşulda nasıl haktan yana durduğuna ve istikamet üzerinde durmayı makama-mevkie-mala-çıkara tercih ettiğine, haklı dava için-aziz ERBAKAN hocamız için-vatan dava için canını Mevla’ya nasıl sattığına, tüm vicdan ehli şahittir.
Ey vicdan ehli görmez misin Milli Çözüm ‘ün; mazlumdan, Milli Görüşten, Erbakan’dan, İslam’dan, Kuran’dan, insandan, Adil Düzenden, Haklıdan, vatandan yana olduğunu. Yine görmez misin; zalime, haine, münafığa, işbirlikçiye, vatan satana, ahlaksıza, namussuza, AB’ye, ABD’ye, emperyalizme, komünizme, vatan erlerine düşmanlık edenlere… Karşı durduğunu!
Tabi ki mümin talip olur adil bir yönetici yoksa devlete. Lakin dünyevi bazit lezzet için değil Ulu Hazretin rızası için gerekirse şahadet şerbetin için inşallah taliptir Milli Çözüm.
Yorulan yoğrulur; cennete, huzuru ilahinin karşısına çıkma makamına erişir. Sadık sevdiği yolda pineklemez koşuşur, vakit kaybetmez erken davranır. Yorulma, koşuşturma, sıkıntı, dert, cefa dost yolunda olanlar için ders-sefadır Allah’ın izniyle.
Sadakat ispatı, ahde vefadır. Milli Çözüm ‘ün yayın hayatına baktığımızda ahde vefayı net bir şekil okuyabiliyoruz. Her bir zorluğu rağmen sabırları ise dertlerinin dermanı oluyor görüyoruz. ERBAKAN için en çok kim cefa çekti derseniz şüphesiz sayısız mücahit sayılır lakin ilk sırada üstat Ahmet AKGÜL olduğunu da görmeyen kaldı mı?
Şerefli Kuran’ının, tozlu raflardan inmesine, yüzyıllar öncesi yaşayan insanlara değil de bugünün insanlarının gönüllerine şifa veren ve çağımızın sorunlarına çözüm yolları üretecek şekilde yorumlanması yani “Kuran’ın yeniden dirilişi” diyeceğimiz şekilde üstün bir gayretle Kitabımızın yeniden yorumlanması, yazılması; “Lütfet tercüman-ı, Kur’an olayım” duasının kabul edilişi olur inşallah.
Hak müezzini
Dünyayı kalıcı yer zannedip gelip geçici hevesleri put edinenler, mal-makam derken din-dava derdini terk edenler için anlaşılmaz, akla sığmaz şeylerden bahsetmiş yazarımız. İçinde bulundukları alemin oyun-oynaş olduğunu, gelip geçici hevesler uğruna ahireti heba etmemeleri gereğini hatırlattıkça; umursamaz ve saldırgan tavır sergilemeleri karşısında herhalde susulacak ve doğruları haykırmaktan vazgeçilecek değildir. O ki kendilerine put edindikleri şehvetleri ve şeytanları da onları satacak; ne diye susulsun! Mevlam şeytan ve işbirlikçi uşaklarına karşı gücünüzü daim etsin.
NE SANDIN?!..
Sen bizi korkak bir, dönek mi sandın
Dünya çin din satan,belam mı sandın
Kükrüyor Mücahit ,Erbakanca bak!
Siyonist israil ,göçmez mi sandın
YARIN, ADİL DÜZEN, gelmez mi sandın!..