YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69eea6c3518df
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 2 4
Bugün : 8796
Dün : 57208
Bu ay : 1519265
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53664323
IP'niz : 216.73.216.73

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DOĞUMU İLE
VEFATI ARASINDAKİ ÖNEMLİ OLAYLARIN SIRALAMASI

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DOĞUMU İLE VEFATI ARASINDAKİ ÖNEMLİ OLAYLARIN SIRALAMASI

1881- Şimdi Yunanistan sınırları içinde bulunan Selanik’te ve bir ilkbahar mevsiminde Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyaya gelmesi.

1893- Selanik Askeri Rüştiyesi’ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi’nin ona “Kemal” adını vermesi.

1895- Manastır Askeri İdadisi’ni seçmesi.

1899- 13 Mart, İstanbul Harp Okulu’na girişi.

1902- Harp Akademisi, “Erkânıharp Sınıfı”na geçişi.

1905- 11 Ocak, Yüzbaşı olarak Akademiden mezun olması ve Şam’da bulunan 5. Ordu emrine gönderilmesi. Bu Akademiden mezuniyet diplomasını, Sultan Abdülhamid’in kendisine vermesi.

1906- Ekim, arkadaşlarıyla Şam’da “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni teşkil etmesi.

1907- 20 Haziran, rütbesinin Kolağalığı’na (Kıdemli Yüzbaşı) yükselmesi.

– Eylül, Selanik’te 3. Ordu’ya tayin edilmesi.

1909- 13 Nisan, Hareket Ordusu Kurmay Başkanı olarak İstanbul’a gitmesi.

– 6 Eylül, Selanik’te 3. Ordu Piyade Subay Talimgâhı Kumandanlığı’na tayini.

1910- Arnavutluk harekâtına, Mahmut Şevket Paşa’nın Kurmay Başkanı olarak görevlendirilmesi.

– Fransa’daki Picardie Askeri Manevraları’na iştirak etmesi.

1911- 13 Eylül, İstanbul’a Genelkurmay Karargâhına nakledilmesi.

– 27 Kasım, Binbaşı rütbesine terfi etmesi.

1912- 9 Ocak, Libya Trablusgarp’ta, Tobruk Taarruzu’nu başarı ile idare etmesi.

1912- 25 Kasım’da, Bahr-i Sefid (Çanakkale) Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğü’ne atanması.

1913- 27 Ekim, Sofya Ataşemiliterliği’ne tayini.

1914- 1 Mart, Yarbaylığa terfii.

1915- 2 Şubat, Tekirdağ’da 19. Tümen’e yetkilendirilmesi.

– 25 Şubat, 19. Tümen’in kuruluşunu tamamlayıp, Maydos’a hareket etmesi.

– 18 Mart, Çanakkale Zaferi’nin gerçekleşmesi.

– 25 Nisan, İtilaf Devletleri’nin Arıburnu’na asker çıkarmaları üzerine, 19. Tümen Kumandanı olarak düşmanı durdurup dizginlemesi.

– 1 Haziran, Albaylığa yükselmesi.

– 8-9 Ağustos, Anafartalar Grup Komutanlığı’na getirilmesi.

– 10 Ağustos, Anafartalar cephesinde taarruz ederek düşmanı geri püskürtmesi.

1916- 14 Ocak, Edirne 16. Kolordu Kumandanlığı’na tayini.

– 1 Nisan, Tuğgeneral (Mirliva) rütbesine yükselişi.

– 14 Nisan, 16. Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır Silvan’a, oradan Elâzığ-Kovancılar Sekeratlı Ali Bey’in konağına teşrifleri, Bitlis ve Muş’u kurtarma müzakerelerini yürütmesi.

– Hatta, Mustafa Kemal Paşa Diyarbakır Silvan’dan; Ergani, Maden ve Gezin üzerinden Palu Kovancılar’a giderken, bir gecesini, (Elâzığ) Sarıkamış Köyü yanındaki Yığiki (Dayılarımın Köyüdür) tepesindeki Ömer Bey’in konağında geçirmişti.

– 6-7 Ağustos, Bitlis ve Muş’u düşman elinden geri alma mücadelesi.

1917- 5 Mart, 2. Ordu Kumandan Vekilliğine tayini.

– 18 Mart, aynı Ordu Komutanlığı’na asaleten getirilmesi.

– 5 Temmuz, 7. Ordu Komutanlığı’na tayini.

– 20 Eylül, Ordu Komutanı sıfatıyla memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihi raporunu yazıp göndermesi.

– Ekim, 7. Ordu Komutanlığı’ndan ayrılarak İstanbul’a gelmesi.

– 15 Aralık, Osmanlı Veliahtı Vahdettin’le Almanya’ya gitmesi.

1918- 5 Ocak, Almanya’dan dönüşleri.

– Temmuz, Viyana Karlsbad’da tedavi için bir ay geçirmesi.

– 7 Ağustos, 7. Ordu’ya (Filistin) ikinci defa tayini.

– 26 Ekim, düşmanın umumi taarruzu karşısında 7. Ordu birliklerinin Halep’in kuzeyine çekilmesi.

– 30 Ekim, Mondros Mütarekesi.

– 31 Ekim, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na tayini.

– 3 Kasım, İngilizlerin Musul’u işgali.

– 13 Kasım, İtilaf donanmalarının İstanbul’a girmesi.

– 13 Kasım, Yıldırım Orduları Grubu’nun lağvı üzerine, M. Kemal’in İstanbul’a gelmesi.

– 21 Aralık, Meclis-i Mebusan’ın Padişah Vahdettin tarafından feshedilmesi.

1919- 30 Nisan, Mustafa Kemal’in, merkezi Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettişliği’ne geniş yetkilerle tayin edilmesi. (15 Haziran’dan sonra 3. Ordu Müfettişliği.)

– 15 Mayıs, Padişah Vahdettin ile görüşmesi. Yunanlıların İzmir’i işgali.

– 16 Mayıs, Sultan Vahdettin’in tertip ve tensibiyle; görünüşte Samsun civarındaki isyanları bertaraf etmek, gerçekte ise; Aziz Milletimizi organize edip Kurtuluş Savaşı’nı tetiklemek üzere, İstanbul’dan Bandırma vapuru ile Samsun’a gitmek üzere hareket etmesi. Çünkü Samsun’a giderken, Mustafa Kemal’in resmi sıfatı: Ordu Müfettişliği ve özellikle “Padişahın Fahri Yaveri”dir.[1]

– 19 Mayıs, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkma tarihi.

– 28 Mayıs, Havza’dan bütün memlekete, kumandanlara, mülki amirlere milli teşkilat kurmaları, köylere kadar her yerde miting tertip etmeleri ve düşman işgalini protesto etmeleri için tamim göndermesi.

– 22 Haziran, Amasya’dan, bir alarm işareti olan tamimde milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak için Sivas Umumi Kongresi’ne daveti.

– 23 Haziran, İstanbul Hükümeti’nin (İngilizleri oyalama siyasetiyle) M. Kemal’i azli.

– 28 Haziran, Balıkesir Kongresi ve Milli Kurtuluş Hareketi’nin alevlendirilmesi.

– 3 Temmuz, Mustafa Kemal’in Erzurum’a gitmesi.

– 8-9 Temmuz, Ordu Müfettişliğinden ve askerlikten istifa etmesi.

– 23 Temmuz, Erzurum Kongresi ve Mustafa Kemal’in Başkan seçilmesi. 

– 7-16 Ağustos, Alaşehir Kongresi.

– 4-12 Eylül, Sivas Kongresi ve M. Kemal’in Başkan seçilmesi.

– 7 Eylül, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşkili.

– 11 Eylül, Mustafa Kemal’in Heyet-i Temsiliye Başkanı seçilmesi.

– 12 Eylül, İttihatçıların İngiltere ile Manda Anlaşması imzalaması ve suçu Padişah’a yüklemeleri.

– 20-22 Ekim, Osmanlı Nazırları ile Amasya mülakatı ve protokolünün gerçekleşmesi.

– 7 Kasım, Atatürk’ün Erzurum’dan İstanbul Meclisi’ne mebus seçilmesi.

– 27 Aralık, Mustafa Kemal’in Heyet-i Temsiliye ile Ankara’ya gelmesi.

1920- 12 Ocak, İstanbul’un İtilaf devletleri tarafından resmen işgali.

– 17 Şubat, İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ın toplanıvermesi.

– 16 Mart, Meclis-i Mebusan’ın Misak-ı Milli’yi kabul etmesi üzerine, M. Kemal’in bütün devletlere ve parlamentolara protesto yazısı göndermesi ve Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçmesi.

– 23 Nisan, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması.

– 24 Nisan, Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilip görevi devralması.

– 11 Mayıs, İstanbul’daki işgalci güçlerin (Ecnebilerin) özel dayatmaları neticesinde, İstanbul Hükümeti’nce Atatürk hakkında idamına hüküm çıkarılması.

– 24 Mayıs, İdam cezasının baskı ve hilekârlıkla onaylanması.

– 13 Eylül, Milli Mücadele Programının Büyük Millet Meclisi’ne sunulması.

– Nisan-Ekim, İç isyanların başlaması ve Yunanlıların Anadolu’yu işgal harekâtı.

– 10 Ağustos, Memleketi parçalayan Sevr Muahedesi’nin, Osmanlı Hükümeti tarafından imzalanması.

– 30 Ekim 1920 Türk Ordusu’nun Kars’ı geri alması… Şanlı Çanakkale gazisi genç Teğmen Elâzığlı Hulusi Yahyagil’in de bu cephede fiilen savaşması.

– 3 Aralık, Gümrü Muahedesi’nin yapılması.

1921- 9/10 Ocak, Birinci İnönü Savaşı.

– 20 Ocak, Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun esas maddelerinin tartışılıp onaylanması.

– 21 Şubat, Ankara Hükümeti’nin Londra Konferansı’na davet olunması.

– 12 Mart, İstiklal Marşı’mızın, Mustafa Kemal’in özel tercih ve teşvikiyle kabulü ve Londra Konferansı’nın dağılması.

– 16 Mart, Moskova Muahedesi.

– 31 Mart / 1 Nisan, İkinci İnönü zaferi.

– 23 Nisan, 23 Nisan’ın Milli Bayram olarak kabulü.

– 10 Mayıs, TBMM’de “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu” kurulması ve kendisinin Grup Başkanı seçilmesi.

– 16 Temmuz, Ankara’da Maarif Kongresi’nin gerçekleşmesi.

– 5 Ağustos, Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandanlık görevinin ve yetkilerinin Mustafa Kemal’e verilmesi.

– 23 Ağustus-13 Eylül, Meşhur Sakarya Meydan Savaşı’nın büyük başarıyla neticelenmesi ve Atatürk’ün önderliğinde Müslüman Türk Askerinin güç ve dirayetinin dünyaya gösterilmesi.

– 19 Eylül, Büyük Millet Meclisi’nce kendisine Mareşal rütbesi ile Gazi unvanının verilmesi.

– 13 Ekim, Rusya ile Kars Antlaşması.

– 20 Ekim, Fransa ile Ankara İtilafnamesi’nin imzası.

1922- 26 Ağustos, Atatürk’ün Kocatepe’den Büyük Taarruz’u idareye başlaması.

– 30 Ağustos, Başkumandanlık Meydan Savaşı ve destanlar yazılması.

– 1 Eylül, Dumlupınar’dan “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri” emrini vermesi.

– 10 Eylül, İzmir’e girmesi.

– 3-11 Ekim, Mudanya Mütarekesi.

– 1 Kasım, Büyük Millet Meclisi tarafından Saltanatın feshi.

– 17 Kasım, Vahdettin’in çok büyük bir feragat ve fedakârlıkla ve Mustafa Kemal’in işini kolaylaştırmak amacıyla, şahsi servet ve mücevherlerini bile almadan, İstanbul’da İngiliz kumandanına mektupla müracaat ederek (16.11.1922) ülkeyi terk etmesi. Osmanlı sülalesindeki ve tüm Türk milletindeki, yüksek “Devlet-Millet” sevgisini, “bağımsız ülke” düşüncesini ve İslam’ı yaşayıp yaşatma gayesini ve bu uğurda her türlü özveride bulunma gayretini bilmeyen ve idrak edemeyenler için bu iddialarımız çok garip gelebilir.

Şahsi iktidar hesapları, masonik bağlantıları ve dış odakların tertip ve talimatları uğruna, Osmanlı’yı 1. Dünya Savaşı’na sokup 7 cephede vuruşmak zorunda bırakan ve yenilip yıkılmamıza zemin hazırlayan… Ardından da düşman denizaltılarıyla Ülkeyi ve Devleti bırakıp yurt dışına kaçan Enver, Cemal ve Talat Paşalar gibi İttihatçı mason dönmelerin hıyanetine kahramanlık kılıfı geçiren arsız ve ayarsız çevrelerin, Sultan Vahdettin’i ısrarla hain gösterme çabaları ve onun şahsında Osmanlı’yı ve hatta İslam’ı karalama kampanyaları, bunların sahtekârlığının en açık ispatıdır.

– 18 Kasım, Büyük Millet Meclisi tarafından Abdülmecit Efendi’nin Halife seçilmesi.

– 22 Kasım, Lozan Konferansı’nın başlaması.

1923- 4 Şubat, Lozan Konferansı müzakerelerinin askıya alınması.

– 17 Şubat, İzmir’de İktisat Kongresi’nin toplanması.

– 1 Nisan, TBMM’nin yeni seçimler için karar alması.

– 24 Temmuz, Lozan Muahedesi’nin imzalanması.

– 9 Ağustos, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kurulması.

– 11 Ağustos, Atatürk’ün İkinci Büyük Millet Meclisi’ne Başkan seçilmesi.

– 23 Ağustos, Lozan Muahedesi’nin TBMM’de tasdiki.

– 6 Ekim, Türk Ordusunun İstanbul’a girmesi.

– 13 Ekim, Ankara’nın başkent ilan edilmesi.

– 29 Ekim, Cumhuriyet’in ilanı ve Atatürk’ün ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.

1924- 3 Mart, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Hilafetin lağvedilmesi. Ama Hilafet makam ve mesuliyetinin TBMM bünyesine dercedilmesi.

1925- 28 Kasım, Şapka Kanunu’nun yürürlüğe girmesi.

– 26 Aralık, milletlerarası takvim ve saatlerin kabulü.

1926- 17 Şubat, Medeni Kanun’un kabulü.

– 5 Haziran, İngiltere ile Irak hududu anlaşması.

1927- 15-20 Ekim, Büyük Nutku, CHF’nın 2. Kurultayı’nda okuması.

– 1 Kasım, İkinci defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.

1928- 20 Mayıs, Afgan Kralı’nın Türkiye’yi ziyareti.

– 9 Ağustos, İstanbul Sarayburnu’nda yeni harfler için nutuk verilmesi.

1930- 3 Nisan, kadınlara belediye seçimlerinde oy hakkı tanınması.

– Ağustos, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması.

– 23 Aralık, Masonik muhaliflerce, Atatürk’ü zora sokmak ve dindar kesimlere korku salmak üzere tertiplenen Menemen olaylarında, Kubilay’ın hunharca şehit edilmesi ve iç isyan kışkırtmaları.

1931- 15 Nisan, Türk Tarih Kurumu’nun kurulması.

– 4 Mayıs, 3. defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.

1932- 12 Haziran, Irak Kralı’nın Ankara’yı ziyareti.

– 12 Temmuz, Türk Dil Kurumu’nun kurulması.

1933- 4 Ekim, Yugoslavya Kralı’nın İstanbul’da Gazi’yi ziyareti.

– 29 Ekim, Cumhuriyetin 10. yılının coşkuyla kutlanması.

1934- 9 Şubat, Balkan Antantı.

– 4 Mart, Fakülte ve Yüksekokullara, İnkılap Tarihi derslerinin konulması.

– 16 Haziran, İran Şahı’nın Ankara ziyaretini yapması.

– 21 Haziran, Soyadı Kanunu’nun çıkması.

– 24 Kasım, Gazi M. Kemal’e (Atatürk) soyadının, TBMM tarafından kanunla verilmesi.

– 5 Aralık, Türk kadınlarına mebus seçme ve seçilme hakkı tanınması.

1935- 1 Mart, Atatürk’ün 4. defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.

1936- 9 Ocak, Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin açılışı.

– 31 Mayıs, Ürdün Kralı’nın Ankara’da Atatürk tarafından kabulü.

– 20 Temmuz, Boğazlarla ilgili Montrö Anlaşması.

– 4 Eylül, İngiltere Kralı’nın İstanbul’da Atatürk ziyareti.

– 7 Kasım, Türkiye-Sovyetler arası Tarafsızlık Anlaşması’nın on yıl süre ile uzatılması.

– 22 Kasım, (Adana) Fevzipaşa-Diyarbakır demiryolunun açılması.

1937- 9 Temmuz, Sadabat Paktı’nın imzalanması.

Atatürk’ün 27 Temmuz 1937 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde; “Haçlı Batılıların, Filistin topraklarında bir Yahudi devleti (İsrail’i) kurma hazırlıklarının anlaşıldığını, buna kalkışılması durumunda tüm İslam Dünyası olarak karşılarına çıkılacağını” açıklaması ve böylece Batılı odakların, İsrail’in kuruluşunu tam 11 yıl ertelemek zorunda kalmaları.

– 9 Ekim, Nazilli Bez Fabrikası’nın işletmeye açılması.

– 18 Ekim, Yunan Başbakanı’nın Ankara’da kabulü.

– 28 Ekim, Romanya Başbakanı’nın kabulü.

1938- 2 Eylül, Hatay Türk Devleti’nin kuruluşu.

– 15 Eylül, Atatürk’ün vasiyetnamesini yazması. (Açılışı 25 Kasım 1938)

– 10 Kasım, Atatürk’ün İstanbul’da şüpheli ve şaibeli vefatı.

– 21 Kasım, Ankara’da Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine törenle konması.

İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığında, Atatürk’ün; •Resmi dairelerdeki fotoğraflarının indirilip kendi resimlerinin asılması, •Paralardaki Atatürk portresinin kaldırılması, •Atatürk’ün uzaklaştırdığı İttihatçı-Mason kadroların geri çağrılması, •Siyonist güçler, masonik merkezler, hain işbirlikçiler ve çoğu dönme-dinsiz çevrelerce; Yüce Dinimize, ahlâki ve manevi değerlerimize, tarihi ve bilimsel gerçeklere aykırı olarak hazırlanmış, “Karı ile Rakı” arasına sıkıştırılmış, Din ve ahlâk düşmanlığına kılıf yapılmış, yanlış ve alâkasız bir ATATÜRK İMAJI’nın oluşturulması, bunun topluma dayatılması ve uymayanların baskı ve barbarlığa uğratılması.

Böylece devrimlerin dejenere edilmeye, Atatürkçülük istismarıyla demokrasinin despotizme çevrilmeye başlanması… Dolayısıyla bazı kesimlerde Atatürk karşıtlığına mazeret kazandırılması… Yani Atatürk’ü putlaştıranların da, onu Süfyan (Din tahribatçısı) sayanların da aynı Siyonist odaklarca kışkırtılması…

1953- 10 Kasım, Atatürk’ün Anıtkabir’e törenle aktarılması.

Atatürk’e yönelik İzmir Suikastı sonrası yurt dışına kaçan Halide Edib Adıvar gibilerini, İsmet İnönü tekrar Türkiye’ye taşımıştı!?

Halide Edib, biri Osmanlı biri Türkiye Cumhuriyeti döneminde olmak üzere iki kez İngiltere’de yaşamıştı. Londra’ya ilk kez 31 Mart Vakası’nın ardından, 1909’da gitmiş ve bir yıl kalmıştı.

İkinci Londra ziyareti ise daha uzun bir “sürgün” dönemi sayılırdı. 1926’da rejime muhalif bir kimlikle ve Atatürk’e yönelik İzmir Suikastı’nda parmakları olması nedeniyle ülkesinden ayrıldıktan sonra bir zamanlar işgaline direndiği İngiltere’ye yerleşmesi ve himaye görmesi enteresandı. 15 Haziran 1926’da Atatürk’e yönelik İzmir Suikastı tahrikçileri yurt dışına kaçmışlardı.

Ancak Londra artık onun için yabancı bir yer değil, Siyonist lobilerin entelektüel çevresine dahil olduğu bir şehir konumundaydı. Paris, ABD ve Hindistan dahil yurt dışında yaşadığı 1926-1939 arası dönemde, Londra’da geçirdiği birkaç yılın Halide Edib’i derinden etkilediği açıktı.

Halide Edib, Atatürk aleyhindeki faaliyetlerinin sezilmesi üzerine tekrar Londra’ya gittiğinde artık burada onu ağırlayan Yahudi dostları vardı. Dönemin entelektüel çevrelerinde ve gazetelerinde en iyi Türk yazarlarından biri” olarak tanıtılmaktaydı. Hakkında “dünyadaki en zeki kadınlarından biri” şeklinde yazılar çıkmakta, ismi Eleanor Roosevelt, Sarojini Naidu gibi isimlerle birlikte anılmaktaydı.

Siyonist sermaye güdümlü New York Times’ta 1928 yılında yayımlanan bir portrede Halide Edib için şu ifadeler kullanılmıştı:

“1924’ten beri İngilizlerin arasında yaşıyor. 1920 yılında Anadolulu askerlerin tedarik ettiği bir kağnı arabasında kömür çuvallarının altına gizlenerek ellerinden kurtulduğu İngilizler şimdi onu kolluyor!? Bir ziyaretçi onu Londra’nın Hampstead semtindeki evinde ziyaret ediyor. Dairesinin duvarlarında, yeşil kadife üzerine sırmayla Kur’an’dan ayetlerin yazılı olduğu levhalar değil, Londra’da binlerce başka daireyi süsleyen esaslı Viktoryen resimler asıldığını görüyor. Türkiye’de genelde misafirlere ikram edilen Türk kahvesi ve tatlılar yerine, burada misafirlerine çay ve sıcak İngiliz kurabiyesi ikram ediliyor!..”

Halide Edib, Ateşten Gömlek isimli romanını “Shirt of Flame” olarak İngilizceye aktarmıştı. Kitap 1924’te Londra’da basıldı. Ardından 1926’da ve 1928’de Londra’daki anıları İngilizce olarak yayımlandı.

Halide Edib, Türk edebiyatında İngilizce basılan ilk kitaplardan birinin de yazarıydı. “The Clown and His Daughter” (Soytarı ile Kızı-1935) ismiyle İngiltere’de yayımlanan kitabı daha sonra kendisi Türkçeye çevirisini yapmıştı. Bu kitap Türkçede Sinekli Bakkal (1936) olarak yayımlandı. İngiltere’nin ardından gittiği Fransa ve Hindistan’da da İngilizce kitaplar yayımlamıştı.

“Halide Edib’in İngilizceden Türkçeye kendi eserlerini çevirirken bazı bölümleri değiştirdiğini belirten” Türk yazarları araştırmacısı Kaitlin Staudt, özellikle anılarının iki farklı kitap gibi olduğunu ifade ediyordu. Örneğin, arasının bozuk olduğu ve ölümüne kadar Türkiye’ye dönmediği Mustafa Kemal Atatürk’ü eleştirdiği bölümler Türkçe çevirilerden çıkartılıyordu. Staudt, Sinekli Bakkal’da özellikle Abdülhamid ve 1930’ların başındaki dönemler arasında paralellik kurduğu kısımlara daha az yer verildiğini söylüyordu!”[2]

Yani Halide Edib Adıvar gibileri tam bir Sabataist dönme tavrıyla, Londra’da İngilizce yazı ve kitaplarında Mustafa Kemal karşıtlığı sergiliyor, ama İnönü döneminde Türkiye’ye taşınınca bu sefer koyu Kemalist geçiniyordu!?

  1. (Bak: Afet İnan – Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler. İş Bankası yy. 18. Baskı. Sh. 14)
  2. BBC / 09 Ocak 2025
0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

Subscribe
Bildir
5 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Diğer Yorumlar Haricinde Çıkarılacak İlave Hususlar
1. Devrimin temellerini atmak uzun sürse de, süreci başlatıp hayata geçirmek insan ömrü için bile kısa sürebilmekte,
2. Bir yıl hain ilan edilen ertesi sene kahraman ve hatta Devletin başına geçebilmekte,
3. Kutlu devrim için farklı cephelerde, türlü alanlarda ve uzun soluklu tecrübelere ihtiyaç duyulmakta,
4. Devrim sonrası için projeler hazırsa devrim devrim olabilmekte,
5. Tüm süreç boyunca sadakat ve liyakat ispat edilmesi gerekmekte,
6. İlahi takdir programı çerçevesinde manevi hükümetçe yetki verilmesi gerekmektedir.

Diğer bir husus eğer Atatürk hilafete karşı olsaydı Abdülmecid Efendi’yi halife seçmeyebilirdi. Hilafet; 2. Abdulhamit Han ile başlayan ve Atatürk’le tamamlanan bir revizyon geçirmiş olduğu sezilmektedir. Zira Atatürk’ün vasiyetinde Hilafet’in mevcut düzen içerisinde bir şahsa ve ülkeye ait olmaması gerektiği, 5-6 İslam ülkesi öncülüğünde kurulacak ve etrafına toplayacakları İslam ülkeleri ile oluşturulacak bir uluslararası organizasyonda ifa edilmesi gerektiği belirtiliyor. Ve Aziz Erbakan Hocamız da D-8 projesi ile tam da bunu yapmaya çalışmıştır. D-8’in yapısı ve amacı bunu ifade etmektedir. Ismen bilfiil Hilafet ismini kullanılmasına ihtiyaç yoktur. Hasılı sadece hilafet üzerinden bile gidilse, devlet içerisinde projelerin düzenli işlediği, Abülhamit Han’ın başlattığı süreci Atatürk’ün devam ettirdiği ve uygulamaya geçirdiği, Aziz Erbakan Hocamız ise bu projeleri revize etmekle birlikte asıl çok daha mükemmel ve muazzam projeler hazırlayıp büyük kısmını hayata geçirerek anahtarı devrim yapacak Kutlu Komutanına ilettiği sezilmektedir.

MİLLİ MİSYON
-Tarihimizde çok müstesna bir öneme sahip,son devletimizin kurucusu büyük Atatürk’ün;siyonist-masonik mahfillerce tam tersinden okutulmaya çalışılması!..
-Daha hayattayken en yakın arkadaşlarınca türlü kumpas ve hıyanetlere maruz kalması!..
-Vefatıyla beraber devrim ve değişim niteliğindeki atılımların boşa çıkarılmaya çalışılması…
-Gerçekte samimi bir müslüman olan Atatürk’ün karanlık odaklarca din karşıtı gösterilmeye çalışılması…Ve O’nu istismar ederek , adını-hatırasını kalkan ederek her türlü hıyanet ve rezaletlerin yaygınlaştırılmaya çalışılması!…vb..
-Bu vesilelerle tarihe yön verecek,yeni milli- insani değişimlere öncülük edecek ,güçlü-milli bir devlet ve millet yapımızın tahribi hedeflenmiştir.

Fakat Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın yazdıkları BİZİM ATATÜRK isimli başyapıt niteliğindeki muhteşem eserleri, bu noktada çok büyük bir ihtiyaca cevap vermiş ve ATATÜRK GERÇEĞİ’ni en doğru ve doyurucu şekilde ortaya koyarak MİLLİ BİR MİSYON üstlenilmiştirt!..

Tarihe geçecek tespitler
1. Atatürk’ü pespaye, keyfine düşkün bir hayat yaşamakla itham edenlere, ömrünün nasıl mücadele ve başarılarla geçtiğini en net bir şekilde ortaya koyan Milli Çözüm’den başka bir mecra yoktur.
2. Vatanı ve Devleti yok edilme sınırına getirip sonra peşkeş çektikleri düşmanların denizaltısına binip kaçan ittihatçı çete Enver, Cemal, Talat üçlüsünün gerçek yüzünü ortaya bir kez daha koyan Milli Çözüm’dür.
3. Vatanı ve Devleti muhafaza için Sultan Vahdettin Han’ın hem gereken hamleleri yapmış olduğunu hem de bir kuruş dahi zimmetine geçirmeden “Vatan” için vatanı terkettiğini anlatan Milli Çözüm’dür.
4. Bizlere yıllarca Atatürk’ün silah arkadaşı, ahbabı ambalajı ile yutturulmaya çalışılan İnönü ve tayfasının ittihatçıların intikamını almak arzusuyla yanıp tutuştuklarını ispat edip gündeme taşıyan Milli Çözüm’dür.

BÜYÜK DÖNÜŞÜM VE DEVRİM
Kararları cemiyetler alır, İnklabı Büyük cesur beyinler yapardı.
Osmanlı ve Cumhuriyet her yanıyla anlaşılıyor ki BÜYÜK DÖNÜŞÜM PROJESİDİR. Sultan Hamit in altyapısında büyük emeği sezilen Cumhuriyet Türkiyesi,adım adım ustalık, feragat ve fedakarlıkla kurulmuş, Tarihin en büyük projesinin alt yapısıdır.
Kuruluşun her bir safhasında Halifenin desteği sezilen yapı, yüksek kabiliyet Mustafa Kemale nasip olmuştur.
Öyle eğlence ve içki sofralarınfa kurulmadığı, belki istirahate bile zaman kalmadığı olaylar ve başarılar tarih kronolojisi ispat etmekterdir.
Siyasi deha her alanda sezilirken yabancı dost ve düşmanlar bizzat yaşananları yerinde görnek, tebirik etmek ve kabullenmek zorunda kalmışlardır.
Osmanlıyı yıkan güruh, aynı kinini Atatürk ten çıkarmış ve onun Osmanlı Derin yapısını devamı olduğunu Filistin ve İslami gayret ve hassasiyetini sezince şehit etmişlerdir. Ama Atatürk ün varlığı siyonizme pahalıya mal olmuş, kesintili bir dönem de olsa aynı sancağı kutsal hedefe Aziz Erbakan Hocamız taşımışlardır.
Sultan Hamit ve Atatürk le devam eden dönuşüm, Siyonizmin yıkılışıyla Erbakan Hocamızın Şaheseri olan ADİL DÜZEN le taçlanacaktır İnşaallah.
Zafer inananlarındır ve final zannedildiğinden çok daha yakındır.
Asil sistem ADİL DÜZEN; onu bilen ve ona inananlara nasip olacak İnşaallah.
Allah bu Şerefi Hakkıyla ifa edenlere katsın. Amin

Büyük Dönüşüm
Kararları cemiyetler alır, İnklabı Büyük cesur beyinler yapardı.
Osmanlı ve Cumhuriyet her yanıyla anlaşılıyor ki BÜYÜK DÖNÜŞÜM PROJESİDİR. Sultan Hamit in altyapısıda büyük emeği sezilen Cumhuriyet Türkiyesi,adım adım ustalık, feragat ve fedakarlıkla kurulmuş,belki de Tarihin en büyük projesinin alt yapısıdır.
Kuruluşun her bir safhasında Halifenin desteği sezilen yapı Yüksek kabiliyet Mustafa Kemale nasip olmuştur.
Öyle eylence ve içki sofralarına kurulmadığı, belki istirahate bile zaman kalmadığı olaylar ve başarıların tarih kronolojisi ispat etmektrdir.
Siyasi deha her alanda sezilirken yabancı dost ve düşmanlar bizzat yaşananları yerinde görnek, tebirik etmek ve kabullenmek zorunda kalmışlardır.
Osmanlıyı yıkan güruh, aynı kinini Atatürk ten çıkarmış ve onun Osmanlı Derin yapısını devamı olduğunu Filistin ve İslami gayret ve hassasiyetini sezince şehit etmişler. Ama Atatürk ün varlığı siyonizme pahalıya malolmuş, Kesintili bir dönemde olsa aynı sancağı kutsal hedefe Aziz Erbakan Hocamız taşımışlardır.
Sultan Hamit ve Atatürk le devam eden dönuşüm, Siyonizmin yıkılışıyla Erbakan Hocamızı Şaheseri olan AADİL DÜZEN le taçlanacaktır. İnşaallah
Zafer inananlarındırve final zannedildiğinden çok daha yakindır.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
5
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...