OY NAMUSTUR!
Milleti soyan soyana
Şaşırmış kime sığına
Fakir muhtaç, bir soğana
Yandaş vurguncu camuştur
Boşa verme, oy namustur!..
Zina serbest, fuhuş yaygın
Eşcinsellik, olmuş saygın
Hacı Hoca, uyar baygın
Bu hal Şeytana mahsustur
Kıymetin bil, oy namustur!..
Haksızlığa, susan Şeytan
Fıska fetva, kusan Şeytan
Küfre mühür, basan Şeytan
Âlim derviş, hep suspustur
Hiç unutma, oy namustur!..
Herkes seçtiğini bula
Oyunla başına bela
Ülkemiz olmuş Kerbela
Sen mahkûmsun, o mebustur
Uyan gayrı, oy namustur!..
Makam tapar, yaşı geçkin
Günah işler, güler pişkin
Zahir güzel, sesi çirkin
Kuşa benzer, o tavustur
Sahip çık can, oy namustur!..
Unutma oy, emanettir
Zulme destek, cinayettir
Hırsız arsız, hıyanettir
Namus satan, bil deyyustur
Oy satılmaz, oy namustur!..
Hakkı tutmak, sonsuz kârdır
Hainler Haç-lıya yârdır
Tüm Milletin, hakkı vardır
Hain iktidar, kâbustur
Doğru kullan, oy namustur!..
Sen Hak’tan mı, Bâtıldan mı
Milletten mi, Batılıdan mı
Nifaka Din, katılıdan mı
Tarafsın, vicdan mahpustur
Boşa verme, oy namustur!..
Kiminle kalben kontaksın
İcraatına ortaksın
Tüm bedduaya bataksın
Seksen beş milyon nüfustur
Doğru kullan, oy namustur!..
Dünya için, Dinin yıkan
BOP kâhyası, olup çıkan
Erbakan’a çelme takan
Dost sanılan, bir casustur
Kanma sakın, oy namustur!..
Doğru sözlü, yüz sokaktan
Kovulsa da, dönmez Hak’tan
Uzak dur sol, sağ bataktan
Milli Çözüm, bir fanustur
Sahip çık ki, oy namustur!..

Bilerek isteyerek hakkı gizleyenler
Her dönemde geniş halk yığınları bilerek Hakkı gizleme yolunu tercih ederler. Ve ayetlerin işlerine griren kısımlarını dinlerler, nefislerine hoş gelmeyen kısımlarına da görmezden gelirler.
Oyumuz tarafımızdır, vekaletimizdir.
Bakara 42
Hakkı bâtıl ile karıştırıp (gerçeği) örtmeyin ve (güç odaklarından korkarak veya menfaat umarak) Hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) Siz (gerçeği) biliyorsunuz. (İşinize gelmediği için üzerini örtüyorsunuz. Öyle ise bile bile Hakkı bâtıl ile karıştırıp yozlaştırmayın ve Hakkı saklayıp saptırmaya çalışmayın.)
Seninkisi Bir Tutkudur!
Oy verip oyuna gelme !
Saçma sapan tavır sergileme!
Günden güne kötüye gitme!
Bu ne tutkudur , oy namistur!
Cehenneme bilet kesme!
Tarfın Belli Olsun
Kararın, geleceğin huzurun
Davana sadakat şerefin olsun
Verdiğin oy en kutsal namusun
Hakka taraf, safın belli olsun
Emanet’e Kıyma Sakın!..
Oy’u ile, seçer insan
Ya ferahlık,ya belasın
Emanete, kıyma sakın
Sebep olan, sorumludur
“Artık Vakit Tamam”olur!..
Unutma oy, emanettir / Zulme destek, cinayettir
Doğru sözlü, yüz sokaktan
Kovulsa da, dönmez haktan
Uzak dur sol, sağ bataktan
Milli Çözüm, bir fanustur
Sahip çık ki, oy namustur!..
UYAN BU GAFLETTEN EY MİLLET!
Herkes seçtiğini bula
Oyunla başına bela
Ülkemiz olmuş Kerbela
Sen mahkûmsun, o mebustur
Uyan gayrı, oy namustur!..
İbrahim 42:
(Ey insan!) Sakın sanma ki; Allah zalimlerin yaptıklarından gafil (habersiz ve ilgisiz)dir. Sadece onları, gözlerin dehşetle döneceği (korku ve şaşkınlıktan bakışlarına baygınlık geleceği) bir güne kadar ertelemektedir.
https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/42
Dünya için, Dinin yıkan BOP kâhyası, olup çıkan Erbakan’a çelme takan Dost sanılan, bir casustur Kanma sakın, oy namustur!..
Bakara Suresi 159 ve 174. ayetlerin meali:
“Gerçekten, apaçık belgelerden (ibaret emirler olarak) indirdiklerimizi (Kur’ani hüküm ve hakikatleri) ve insanlar için Kitapta açıkça beyan ettiğimiz hidayeti (şeriat ve istikamet prensiplerini) gizlemekte olanlar (güç odaklarının vereceği zarardan korkarak veya onlardan makam ve menfaat umarak, Kur’ani gerçekleri kısmen veya tamamen örtmeye çalışanlar var ya); işte onlara, hem Allah lanet etmektedir, hem de (bütün) lanet ediciler(in bedduası onların üzerinedir).”
“Allah’ın indirdiği Kitaptan (kendilerinin ve iktidar sahiplerinin işine gelmeyen) bir şeyi göz ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi, dünya menfaatini) satın alanlar (böylece güç odaklarının ve iktidarların keyfine göre fetva uyduranlar var ya); onların (din istismarıyla kazanıp) yedikleri, karınlarındaki ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak ve onları arındırıp temize çıkarmayacaktır. Ve onlar için acı bir azap vardır.”
Küfre Mühür Basan Şeytan
Anlamayan, zor insandır.
Hem aklı kıt, kor insandır.
Dermansız derdin içinde,
Sanki heryer gülistandır.
Uyan! Gördüğün kabustur.
Anla artık , oy namustur.
Toplumun acı akıbeti
Zina serbest, fuhuş yaygın
Eşcinsellik, olmuş saygın
Hacı Hoca, uyar baygın
Bu hal Şeytana mahsustur
Kıymetin bil, oy namustur!..
Kiminle kalben kontaksın İcraatına ortaksın
Kiminle kalben kontaksın
İcraatına ortaksın
Tüm bedduaya bataksın
Seksen beş milyon nüfustur
Doğru kullan, oy namustur!..
Kiminle kalben kontaksın – İcraatına ortaksın
*[b][u]SEBE SURESİ 31. AYET[/u]*[/b]
(Gerçekten) İnkâr eden ve küfre giren kimseler (şunlardır ki) onlar şöyle derler: “(İşimize gelmediği ve sıkıntıya sevk ettiği için) Biz (kesinlikle ve hiçbir şekilde) bu Kur’an’a da, ondan önce gelen kitaplara da inanmayacağız. (Çünkü biz gerçeği değil, keyfimizi ve dünyamıza gerekeni aramaktayız.” Bu şeytani inatları ve bozuk fıtratları yüzünden akılları yattığı halde, bile bile Kur’an’ın adalet hükümlerini ve ahlâki prensiplerini inkâr ve itiraz eden) Zalimleri, Sen Rableri huzurunda (yaptıklarının hesabını vermek üzere) tutuklanmış vaziyette (iken) eğer bir görsen (ki o zalimler: a- İmkân ve iktidarlarıyla kibirlenip büyüklük taslayan yönetici tabakası, b- Ezilen, sömürülen ve sindirilerek zayıf ve çaresiz bırakılan, ama gaflet ve cehaletle yine de zalim yöneticilerin peşine takılan halk tabakası olarak iki kısımdır.) Bunlar birbirlerini (suçlayıp) karşılıklı söz döndürüp laf dalaşı yaparak; müstaz’af zalimler, müstekbir zalimlere derler ki; “Eğer siz (başımızda) olmasaydınız (iktidar konumunda iken adil ve ahlâki esaslara göre davransaydınız,) herhalde bizler de (Hakka inanan ve hayra uyan) mü’min kimseler olacaktık. (Hain güçlerden ve şeytani çevrelerden de destek alarak; faiz ve sömürüye dayanan ekonomik sisteminizle… Ahlâki ve manevi değerlerden yoksun eğitim düzeninizle… Baskıcı ve barbar yönetim ve yöntemlerinizle bizleri yoldan çıkardınız. Ey Rabbimiz, asıl suçlu ve sorumlu olan bu gaddar ve hilekâr idarecilerimizdir!” deyip kurtulmaya çalışacaklardır.)
*[u][b]SEBE SURESİ 32.AYET*[/b][/u]
(Bunun üzerine) Müstekbir (ve mücrim yöneticiler), müstaz’af (halk kesimine dönerek) şöyle diyecekler: “Size hidayet (rehberi Kur’an ve hakikat önderi Peygamber) geldikten (Hakka ve hayra davet edildikten) sonra, biz mi sizi ondan (İslam’ın adalet nizamından zorla) çevirip alıkoyduk? Hayır! (Bozuk fikirlerimizi ve bâtıl fiillerimizi bile bile hidayet yolunu değil, bizi tercih edip seçtiniz, sevdiniz ve desteklediniz…) Aslında siz mücrim (suçlu ve hain) kimselerdiniz!..”
*[u][b]SEBE SURESİ 33. AYET*[/b][/u]
(Bu sefer zayıf bırakılan ve baskı altında tutulan) Müstaz’af (halk kesimi, imkân ve iktidar sahibi olan kibirli ve yetkili) müstekbirlere (dönüp) diyecekler ki: “Hayır! Sizler gece-gündüz (basın-yayın, televizyon ve internet yoluyla, kanun ve karakol zoruyla) hileli (ve tehlikeli) düzenler kurup, bizim Allah’ı (Kitabını ve bazı kanunlarını) inkâr etmemizi, (haksızlık ve ahlâksızlığa yönelmemizi ve hatta, düşünce ve davranışlarımızı yozlaştırıp ve sizleri putlaştırıp) O’na eş ve denk (kimseler) kılmamızı emrediyor (devlet ve hükümet gücüyle bizi sapkınlığa sürüklüyor)dunuz!.. (Evet, zulüm ve zorbalığa karşı çıkan şuurlu ve onurlu bir Müslüman olmamızı istemiyordunuz.” İşte bu müstekbir yöneticiler ve müstaz’af halk kesimleri ortak oldukları zulüm ve günahlarının karşılığı olarak girecekleri cehennem) Azabını gördüklerinde; pişmanlık (ve perişanlık)larını içlerine atarlar. (Sonsuz ve kahredici bir nedamet ve hasret içinde kıvranıp dururlar.) Biz de inkâr (ve isyan eden zalimlerin ve onları seçip seven hainlerin) boyunlarına halkalar geçirip (cehenneme sokarız. Böylece dünyadaki küfür ve kötülüklerinin, haksızlık ve ahlâksızlığı desteklemelerinin karşılığı olarak hak ettikleri cezaya çarptırırız. İşte bu İlahi adaletin gereğidir.) Yoksa onlar (dünyada) yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Hayır, herkes akıbetini ve ahiretini kendi eliyle hazırlamakta, küfre ve zulme taraf olanlar cehennemi, İslamiyet ve istikamete tâbi olanlar ise cenneti elde etmektedir.)
– KUR’AN’DA MÜSTAZAF VE MÜSTEKBİR ZALİMLERİN DİYALOGLARINI YANİ ÜSTTEKİ AYETLERİ MUHTEREM AHMET AKGÜL HOCAMIZIN ANLATIMLARIYLADA DİNLEYELİM ŞU LİNKE TIKLAYARAK:
https://[url]youtu.be/voak2w04FoE%5B/url%5D
İcraatına Ortaksın!
Kime oy verdiysen, aklına gelsin…
O alanda almış gibi
Verdiğinde vermiş gibi
Yemesen de yemiş gibi
İcraatlara ortaksın
Neler neler alacaksın!..
Mazlum ağlar, zalim coşar
Yetim çıplak ayak koşar
Garip esarette yaşar
İcraatlara ortaksın
Yük altında kalacaksın!..
Ayan beyan ortada gerçek, kendini kandıranlar çok yakında görecek..
Dünya için, Dinin yıkan
BOP kâhyası, olup çıkan
Erbakan’a çelme takan
Dost sanılan, bir casustur
Kanma sakın, oy namustur!..
Parti kurun
Gardaşım kurun parti size oyumizi verağda. Hep yazersiz birazda çığın meydana.
İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Yarabbi
Ya Rabbi, tek tutunacakları dalı kendi elleriyle kuranların da Rabbinin. Onlara ve onlar yüzünden mağdur olacak kişilere merhamet et