ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2728
mod_vvisit_counterDün4837
mod_vvisit_counterBu Hafta2728
mod_vvisit_counterGeçen hafta39169
mod_vvisit_counterBu Ay120042
mod_vvisit_counterGeçen Ay122941
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17570981

IP'niz: 3.235.25.169
Bugün: 19 Nis 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12492718

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

UNUTMAYIN!..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Unutkanlık çağımızın en yaygın psikolojik hastalıklarından birisidir. Oysa kişiler ve gelişmelerle ilgili; muhakeme yürütmek, mukayese etmek ve doğru kanaat ve karara erişmek için, onların geçmişlerini ve bu duruma nasıl ve nereden geldiklerini hatırda tutmamız gerekir... Geçmişini unuttuğumuz bireylerin, partilerin, hükümetlerin; yaldızlı ve yuvarlak sözlerine kapılmadan gelecekte neler yapıp yapmayacaklarını kestirmemiz mümkün değildir.

 

   Ancak medya bombardımanı ve yoğun propaganda ve reklam baskını altında; düşünme ve değerlendirme yeteneğini büyük ölçüde yitiren beyinler, maalesef kirlenmiş ve bir nevi, hakim ve hain merkezlere kiraya verilmiş gibidir. Böylece kalabalıklar, kim nasıl üfürürse, ona göre ses veren düdüklere çevrilmiştir. Halbuki Doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, iyiyi kötüden, adaleti zulümden, güzeli çirkinden seçip ayırma ve haklı-hayırlı olanı kayırma gayretini ve kabiliyetini kaybedenler, aslında kendisini "insan" yapan ve diğer varlıklardan farklı ve faziletli kılan özelliklerini de kaybetmiş demektir.

   Ve hele, bütün ülkemizi, milletimizi ve geleceğimizi teslim edeceğimiz "siyasi tercih"lerimizi yaparken ve tarafımızı-safımızı belirlerken, kimlerin daha tutarlı ve duyarlı olduğunu anlayabilmek için bu "geçmişlerini hatırlama ve bugün yaptıklarıyla kıyaslama" yöntemi daha bir önem arz etmektedir.

   İnsan "ahseni takvim" üzere, melekleri bile geçecek fıtri özellik ve güzelliklerle yaratılıp dünyaya gönderilmiştir. Ama bu yetenek ve yetkinliklerini; şeytani dürtülerin ve nefsani beklentilerin emrinde kullanılırsa "esfeli safiline", en aşağı ve bayağı derecelere de düşebilmektedir.

   Bir insan; kendi nefsi heves ve hedefleri için, yüz binlerce masum ve mazlum kimsenin göz göre göre katledilmesine nasıl razı olabilir?!...

   Bir insan; bu kadar gamsız ve bu kadar diğerkamsız nasıl davranabilir?!

   Bir insan; otuz sene savunduğu, konuştuğu, sahip çıkıp koruduğu değerlere ve düşüncelere nasıl bu derece zıt ve karşıt bir yola girebilir!?

Bir insan bu denli kansız ve heyecansız, nasıl olabilir.

   İşte bunun cevabını Kur'an şöyle vermektedir:

   "Kendileri Allahı unutmuş (şeytanın ve dünyalık arzularının yolunu tutmuş) böylece o (Allah) da (ceza olarak dergahından kovmuş) kendi nefislerinin (ebedi karını ve uhrevi çıkarını) onlara unutturmuş (bütün maneviyatını ve cennet hayatını, fani ve fena şeyler için feda etmeyi akıllılık ve açıklık sanacak bir gaflet ve delalete sokmuş) kimseler gibi sakın olmayın. Ki onlar (Rahmeti ilahiden nasipsiz bırakılmış ve hidayetleri kararmış) fasık (ve münafık) ların ta kendileridir"[1]

   "Her kim ki Rahmanın zikrinden (Allahın kitabı olan Kur'anı Kerimin hüküm ve haberlerini görmezlikten gelerek ve Allaha yalvarıp çağırarak ve sürekli hatırlayarak ona göre hareket etmekten)yüz çevirirse, biz bir şeytanı ona musallat kılar (üzerini, gerçekleri görmeye ve işitmeye engel bir manevi kabukla bağlattırıp kaplatırız) Artık onun yakını (arkadaşı cinni ve insan suretli şeytanlar) dır.

   Bu (münafık ve marazlı azdırıcılar) onları hak yoldan alıkoyup saptırdıkları halde, o (zavallılar) hala kendilerini, hakikaten hidayette olduklarını sanmaktadır."[2]

 Başbakan bir zamanlar Türkiye İsrail'e mi dahil diye bağırıyordu.

Evet bu soruyu bugünkü Başbakan R. Tayyib Erdoğan soruyor. Tabi bunu sorduğu zamanlar henüz daha "Biz değiştik" teranesiyle nükseden bir hastalığı henüz bilinmiyordu. Türkiye'nin yakasına yapışan bütün hastalıkların panzehirinin ne olduğu konusunda o da bütünün içinde ve avazı çıktığı kadar "Çare Milli Görüş'tür" diye haykırıyordu.

Bu soru sorulduğu zaman, yani, "Türkiye İsrail'in bir parçası mı" denildiği zaman, bugün heveslendikleri ANAP zihniyeti işbaşındaydı. Zulmün şimdiki mimarı Bush'un babası o zaman aynı zulmü yapıyordu. Arkasına aldığı destekle (ki, en büyüğünü Türkiye'yi yöneten Özal vermişti) Irak'ta taş üstünde taş bırakmıyordu.

Bu gidişatın tehlikeli boyutlarını gören bütün partilerin İstanbul İl Başkanları ortak bir basın toplantısı yaparak emperyalistlerin hedefinin sadece Irak'ı ezmekle sınırlı olmadığını, bütün bu zulümleri, siyonizmin "Büyük İsrail" projesi için yaptıklarını belirtiyor, ANAP zihniyetine ABD'ye verdiği destekten vazgeçmesi çağrısında bulunuyorlardı.

İşte bu il başkanlarının içinde olan Sayın Erdoğan, Türkiye'nin müslüman Irak halkının yanında olduğunu belirtiyor, sokaklarda kalabalık gösteriler yapılamıyor olsa bile "Halkımızın yüzde 85-90'ı bu zulümlere karşı. Bizim bu tavrımız Saddam yanlısı olmak değildir. Bu iş Saddam işi olmaktan çıktı. Biz millet olarak müslüman Iraklıların katledilişleri karşısında sessiz kalamayız" diyordu.

Herkes onu zalim bir Müslüman kasabı olarak hatırlıyor.

Şimdi:  Bugün İsrail'de ipler, "Barış bizim için ancak bir araç olabilir" diyen Şaron'un elinde. Bunu söylediği yıllarda işgal ordusunun başında katliam yapmakla meşguldü. O canavarlıklar; Sabra ve Şatilla katliamları onu bütün insanlık nezdinde mel'un yaptı.

Bugün Amerika'da ipler, Kabbala'nın ırk üstünlüğünü savunan ideolojisini din olarak kabul eden, insanlığı "İsrailoğulları" ve "diğerleri" diye ikiye ayırıp birincilerin efendi, diğerlerinin köle olduğuna iman eden sapık bir mezhebin müridi Bush'un elinde. O da Hülagu'yu, Hitleri oynuyor.

 Bush her sabah ofisinde işe bir dinin yerine bir ırkı geçirmiş hahamların, ideolojik kitabından ayin bölümlerini okuyarak başlıyor. Bush'un okuduğu kitabın pasajları ona, "Eğer iyi bir Hıristiyan olmak istiyorsan arz-ı mevud için çalışacaksın" diye emrediyor.

 Bush'un ipleri, İsrail'in sadece güvenliği değil, aynı zamanda daha rahat yayılması ve Arzı mevud hedefine ulaşması için, insan kanı içen katil Şaron'un elinde bulunuyor.

Siyonistler, başkalarını "Terörist" ilan etseler de terör bunların dini. Açık açık beyan ediyorlar, diyorlar ki, "Terör, arz-ı mevud idealimizi gerçekleştirmek için bir vasıtadır."

11 Eylül olayları da bir terördür ve bu ideal için ortaya konmuş bir araçtır.

Bugün yaşanan katliamların adı 12 Eylül'de konmuştur: "Yeni bir Haçlı savaşı!"

Hafızalarımızı taze tutalım ve hatırlayalım:

 Türkiye'yi yönetenler, yönetime etki eden sermaye sahipleri ve medya mensupları bütün bu gerçekleri bilerek saflarını seçmişlerdir. Seçtikleri saf, Şaron'un, Bush'un safıdır.

 AKP yönetiminin bakanlık koltuğuna oturttuğu bir bakan, "Eğer ABD'ye yardım etmezsek bu daha çok Amerikan askerinin ölmesine sebep olur. Ve Amerika bunun hesabını bizden sorar" diyecek kadar sapkın ve şaşkındır.

 AKP'li bir bakan, "Eğer Kıbrıs'tan askerimizi çekmezsek yarın bize işgalci derler, bu halde AB'ye nasıl gireriz" diyecek kadar milli şuurdan uzaklaşmıştır.

 AKP'de ipleri ellerinde tutanlar ve bu hizmetleri karşılığında başbakanlığa atananlar Amerikan dergilerine yazdıkları makalelerde "Genç erkek ve kadın Amerikalı askerlerin mümkün olan en az zayiatla evlerine dönmeleri için dua ediyoruz" demiş, 1 Mart tezkeresi Meclis'te reddedildiği için sabaha kadar ağladıklarını itiraf etmişlerdir.

Bunlarla kalmayıp bütün hava yollarımızı ve limanlarımızı, güneyden doğuya bütün kara yollarımızı, fabrikalarımızı, tarlalarımızı küffar ordusunun muzafferiyeti için amade kılarak kavli dualarını en büyük fiili dua ile desteklemişlerdir.

Irak'ta ve Filistin'de katledilen yüz binlerin ölüm çığlıklarını duymayan bu çarpık zihniyetin mensupları, bugün, Felluce'de bir camide hunharca katledilen bir yaralının acısına yandıklarını söylüyorlar; inanmayın.

 Ortadoğu'da binlerce müslümanı öldürenler şimdi katlettiklerinin yasını tutmaya kalkışıp ağıt yakıyorlar; inanmayın.

İnanmayın. Ve bilin ki; yarın sıra bize geldiğinde de bizim yasımızı tutmaya kalkışacaklar! Unutmayın!...

Siyonist Yahudilerde, hain işbirlikçileri de böyle kahpedir! Hem, hunharca tutup asar, keser, boğarlar... hem de oturup yasını tutarlar!... Aldanmayın!...

Sn: Başbakanın şu ifadelerine bakın.

Aşağıya aldığımız sözler R. Tayip Erdoğan Bey'e ait. Bu sözleri 1993 yılında söylüyor. RP'nin İstanbul İl Başkanı ve MKYK üyesi sıfatıyla teşkilatı adına hazırladığı 1993 yılı çalışma programı kitapçığının önsözüne yazıyor bunları.

 "1993 yılına kan ve ölümle giriyoruz.

Akan kan Müslüman kanı... Şehitlerimiz yüz binler... Batı emperyalizmi, Haçlı zihniyeti tarihi görevini icraya devam ediyor.

Emperyalist güçler Avrupa'da (hatta bütün yeryüzünde) DİNİ İSLAM OLAN BİRTOPLULUĞA kesinlikle yaşam hakkı tanımak istemiyor. Bütün bu zulümler farklı uygulamalarla dünyanın değişik bölgelerinde artarak devam ediyor. İşte BOSNA-HERSEK, işte KARABAĞ, işte FİLİSTİN, işte CEZAYİR, işte KEŞMİR, işte KAFKASYA, işte BURMA, işte HİNDİSTAN (işte Afganistan, işte Somali, işte Irak, işte Sudan, işte Tayland) v.s.

ABD Emperyalizmi Yeni Dünya Düzenini Müslümanların kanıyla uygulamaya sokmuş durumda... Ülkemizdeki mevcut yönetim bütün bu olaylara sadece mırıldanan bir aciz seyirci edasıyla yaklaşıyor. "Ne diyorsunuz?" diye sorduğunuzda "Türkiye üzerine düşeni yapıyor" kartıyla cevap veriyorlar.

Dünyadaki bu hızlı gelişmeler karşısında Türkiye bu tür donmuş, uyuşmuş, uşak ifadelerle tarihi sorumluluğunun gereğini yapmış olamaz. Türkiye'de yaşayan bizler de bu olaylar karşısında mesuliyetten kaçamayız.

Manevi sorumluluktan kurtulamayız. "Bütün gücümüzle çalışmak, bu kardeşlerimizin yanında madden ve manen yer almak zorundayız."

Ama Şimdi, tek başına iktidar ve söylediklerinin tam tersini yapıyor!... 

     Şu hale bakın:

 Irak'ta Amerikan vahşeti bütün hızıyla sürerken, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'tan şok bir iddia geliyor. Elkatmış Amerika'nın Irak'ta atom bombası kullanmış olabileceğini söylüyor. Amerika'nın Irak'taki saldırılarının Irak halkının soykırımına dönüştüğünü belirten Mehmet Elkatmış, ABD askerlerinin camiye sığınmış yaralılara bile kurşun sıkarak sadistçe bir zevk aldığını hatırlatıp, "Tarihte eşi görülmemiş bir soykırım" olarak nitelendiriyor.

Irak'ta yaşanan olayları görüşmek üzere toplanan TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nda konuşan Komisyon Başkanı Mehmet Elkatmış, ABD askerlerinin her tarafı yakıp yıktığını, camileri ve okulları ateşe verdiklerini, okullardaki kitapları bile yaktıklarını vurguluyor. Son olarak Felluce'de camiye sığınan yaralı Iraklıların ABD askerlerince öldürülmesine atıfta bulunan Mehmet Elkatmış, ABD askerlerinin yaralılara bile kurşun sıkarak sadistçe bir zevk aldığının görüldüğünü kaydediyor.

Tarihin en büyük soykırımı

Amerika'nın Irak işgalinin Irak halkının soykırımına dönüştüğünü vurgulayan Elkatmış, "Amerika bunu daha önce Kızılderililer'e karşı yapmıştır, Vietnam'da yapmıştır. Japonya'ya atom bombası atarak yapmıştır. Filistin'de yaşananlara göz yumarak yapmıştır. Şimdi de Irak'ta yapmaktadır." şeklinde konuşan Elkatmış Amerika'nın Irak'ta misket bombası kullandığını ve atom bombasını da kullanmış olabileceğini iddia ediyor.

Ancak, Abdullah Gül, AKP'li Elkatmış'ın bu doğru ama samimiyetsiz! Sözlerini eleştirip ve ABD'ye karşı daha dikkatli ve edepli olmak gerektiğini söylüyor!...

Raporu açıklayan Mehmet Elkatmış da AKP'li... O'nu aşırılık ve amacını aşmışlıkla suçlayan, Abdullah Gül de AKP'li... Biri Irak vahşetine karşı oluşan halkın havasını indirmek, diğeri Amerika'nın keyfini getirmekle görevli...

Çünkü Mehmet Elkatmış ABD'yi hem de TBMM adına resmen soykırımla suçluyor ise, ve Türkiye hala bir hukuk devleti ise Mehmet Elkatmış'ın, mevcut anayasamız ve imza koyduğumuz uluslar arası anlaşmalarımız gereği, derhal Türkiye'nin ABD ile stratejik ortaklıktan vazgeçmesini öneren ve soykırım suçlularını evrensel mahkemelere şikayet eden dilekçelerini ilgili makamlara vermesi gerekir.

Hıyanet Belgesi:

Azınlıklarla ilgili, Başbakanlıkta bekletilen rapor, Genel Kurula sunulmadan bir yıldan fazla bekletilmiş. Geçtiğimiz aylarda AB çevrelerinden hükümete "ilerleme raporu"yla ilgili bilgiler gayri resmi olarak iletilince hükümet, yukarıda sözünü ettiğimiz kurula bu bilgileri aktararak hazırladıkları raporu bu bilgilerin ışığında "güncellemesini" istemiş

Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu güncelleyip son şeklini verdiği raporu Genel Kurulun oylarıyla geçtiğimiz ay içinde resmi bir hüviyete kavuşturmuştu.

İşte bu raporun tam metnini okuyunca "AB'ye kızmak boşunaymış" dedik.

Evet boşunaymış, çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanlığının hazırladığı rapora göre Türkiye, Türklerin bile sayılmıyor. Hatta Türkiye dendiği zaman "Müslüman bir milletten bahsedildiğinin anlaşılması bile rahatsız edici" bulunuyor. Türkler, Türkiye toprakları üzerinde Ermeniler, Rumlar gibi azınlık olarak değerlendiriliyor.

Hatta Türklerin hakkı onlarınki kadar bile yok. Onlara yeni yeni uluslar arası yeni korumalar önerilirken Müslüman Türkün Lozan Tapusu bile çöpe atılmak isteniyor.

İnanmayan açsın sözünü ettiğimiz raporu okusun! Okusun da nasıl bir ihanetle karşı karşıya bulunduğumuzu görsün.



[1] Haşr:19

[2] Zuhruf: 36-37


Bu yazarin diger makaleleri

IRAK BÖLÜNÜYOR VE İÇ SAVAŞA GİDİYOR
  a- Kapıştırma senaryoları! Rusya'nın ve ABD'nin Afganistan'da ne işi vardı?...
Devami
"GERÇEK HAYAT" DERGİSİNİN DENSİZLİĞİ
  Gerçek Hayat Dergisi 23 Nisan 2004 tarihli ve 183...
Devami
TAMER KORKMAZ'IN CESARETİ VE AKIBETİ
Zaman Gazetesinin sevilip sayılan ve okunan yazarlarından Tamer Korkmaz, Amerika...
Devami
KANDİL DAĞINDA SÜPER KARARGÂH
  "PKK'nın ana üssü Kandil Dağı, hava harekâtına karşı 10'dan...
Devami
PETROL-BOR VE BOP
  Bu araştırmada öncelikli olarak Türkiye ve BOP çerçevesinde yürütülen...
Devami
KARANLIK SENARYOLAR ve SORUMSUZLAR
  Danıştay saldırısı, maalesef sulandırıldı, suni gündemler ve sahte gerekçelerle...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5480

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR