YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e3c17c13828
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 6
Bugün : 52971
Dün : 64668
Bu ay : 1032244
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53177302
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Ayet ve hadislerden hüküm ve prensipler çıkarmak ve bunları önem, öncelik ve özellik durumuna göre sıralamak ve sınıflandırmak  (tasnif)  ilim adamlarının görevidir ve bilimin gereğidir.

İşte aşağıda mealini arz edecegimiz hadisi şerifte de,  bir kişide islamın tamam olması için beş temel esasın gerekli olduğu öngörülmektedir.

“Alimler  (Gerekli ve yeterli ilimleri öğrenip bilenler)  dışındaki  (diğer)  insanlar tehlikededir. İmiyle amil olanlar  (Bildiklerini hayatına uygulayanlar)  dışındaki âlimler de tehlikededir.

(Sadece Allah’ın rızasını ve ahiret sevabını gözeterek iş yapan)  İhlâs sahipleri dışında,   riya ve dünya için çalışanlar da tehlikededir.  (Yani ilim öğrenmeyenler,  bildiği ile amel etmeyenler ve işlerinde Allah’ın rızasını gözetmeyenler adım adım felakete doğru sürüklenmektedir.)

 

Allah için  (İslam ve insanlık hatırına)  çalışanları da,  büyük engeller beklemektedir “(Hadis -i Şerif)

Bu hadis-i şerife göre bir insanda islamın tamam olması ve imanın olgunlaşması şu beş prensibin eksiksiz olarak bulunmasını gerektirmektedir:

1- Herhangi bir işi veya ibadeti yaparken önce,  islamın o konudaki emir ve yasaklarını öğrenmek.

2- Öğrendiği bu hükümlere göre hareket etmek, bilgisini beceri ve berekete dönüştürmek ve islami prensipleri yerine getirmek.

3- Her halde ve her meselede mutlaka  “İslamca”  düşünmek, olayları ve sonuçlarını islama göre değerlendirmek.

4- Her işimizde ve ibadetimizde riyadan ve nefsi hesaplardan uzaklaşıp sadece Allahın rızasını gözetmek, iyi niyet ve istikamet üzere gitmek,

5- Ölünceye kadar şeytani tuzak ve tehlikelere karşı tedbirden ve takvadan vazgeçmemek, asla gaflete düşmemek. Kendimizi beğenmemek, yaptıklarımızı yeterli görmemek.  Aziz Hocamız şöyle bir örnek vermişti. Bir insan düşünün, mesela namazla ilgili, farz vacip, sünnet, müstehap, mekruh ve müfsit gibi gerekli bütün bilgileri öğrenmiş bulunuyor. Beş vakit namaza beşte nafile katıyor ve devamlı imamın arkasında kılıyor ve böylece öğrendiklerini tatbik ediyor.

Ancak namazda iken, tarlasını ve arsasını satıp, acaba Karun Bank’amı yatırsa, yoksa Firavun Bank’a mı yatırsam? Hangisi daha fazla faiz getirir?  Diye hesap yapıyorsa, yani helal ve hayırlı kazanç yolları varken, kolayını ve haramını tercih ediyorsa bu kimse islamı ve öğrendigi ile amel etmiş olsada, malesef İslamca düşünmüyor! Bu tür insanlardaki İslamı sadece şekildir, iman ruhuna sinmemiştir.

Evet  “Her konuda İslamca düşünmek ve herkesi İslama göre değerlendirmek ” esası bugün pek çok müslümanın maalesef terk ettiği imani bir prensiptir.

Bazılarının tarikatı var, zahiri takvası var…  Ama seçimlerde “hangi parti halka ve hayra hizmet yapar?”  diye araştırmıyor…  “Hangi  parti  bize  ve  yakın  çevremize  dünyalık  yarar  sağlar?”  diye  plan  kuruyor !

Yani  İslamca  düşünmüyor!…

Bakarsınız, dava adamı geçiniyor, kahraman biliniyor Ama bazı makamlara layıkları ve sadıkları değil “yakınlarını ve yağcılarını”  getiriyor. Yani, yetkilerini kötüye kullanıyor, davayı istismar ediyor. Velhasıl  İslamca  düşünmüyor !….

Kur’ anımız  “(İslamın bütün esaslarına iman eden)  mü’minlerden,  (ve teşkilattan izinsiz)  olarak  (isterse nafile – ibadet ve başka dini hizmet maksadıyla olsun,  yerinde)  oturanlarla, mallarıyla canlarıyla Allah yolunda hizmete katılanlar asla bir olmayacaktır. Allah (c.c.) cihat edenleri derece bakımından, (bu hizmetlere katılmayıp yerinde) oturanlardan çok daha üstün kılmıştır.”[1] Buyurduğu halde bakıyorsunuz, hem de sözde şuurlu geçinen bir kısım müslümanlar, Milli ve manevi sorumlulukla ve siyasi şuurla hiç alakası olmayan, direk veya dolaylı hayırlı hizmetlerimize katkıda bulunmayan, güya zikirle ve dini eğitimle meşgul ve meşhur nice şahsiyetlere hürmet ve rağbet ederken, beri tarafta inancımızı hükümet etmek ve adaletle hükmetmek üzere tebliğ amacıyla kapı kapı dolaşan, sabahlara kadar afiş asan, kazancının ve zamanının önemli kısmını teşkilata harcayan velhasıl siyasi cihat yolunda koşuşan insanlara kıymet vermemekte ve hatta küçümsemektedir. Yani, İslamca düşünmemekte, insanları Kur’ana göre değerlendirmemektedir

Ve yine rastlarsınız. Yıllar boyu din  ve dava  yolunda  gayret  etmiş, birçok fedakarlıklar göstermiş mücahit  ve  muttaki bilinen bir kardeşimiz, ya bir belediye başkanının veya herhangi  bakanın veya hükümet ortaklığının, kendisine göre yanlış bulduğu bir davranışa kızarak veya umduğunu bulamayarak “Yazık emeklerime!… Ben boşuna çalışmışım… Böyle olacağını bilseydim, hiç yanaşmazdım!.”  Diye feryat ediyor ve fesat çıkarıyor… Hâlbuki hizmetleri güya Allah adınaydı ve ahiret yatırımıydı! Dünyalık beklentileri amaçlanmamıştı!.. Şimdi pişman olduğuna göre demek ki, İslamca  düşünmüyor !…

Bir kısım insanlar da Hakkın hakimiyetinin gecikmesine üzülüyor ve ümitsizliğe düşüyor!.. Bu yüzden hızını ve heyecanını yitiriyor. Bunlar da islamca düşünmüyor… Çünkü gayret bizden, muvaffakiyet rabbimizdendir… Bizim asıl amacımız görevimizi yerine getirmek ve Allahın rızasına erişmektir.

Hak nizamının kurulduğunu görmek ve islamın medeniyet ve hâkimiyet dönemine yetişmek, saf ve samimi arzularımızdır. Ama amacımız ve vazifemiz değildir. Belki de o günlere ömrümüz yetmeyecektir…  Beklenen ve özlenen saadet dönemine yetişmek, manevi zevkimizi ve islami izzetimizi arttırabilir, ama sevap hanemize sadece hizmet ve ibadetlerimiz eklenecektir.

Zira Allah yolunda cihat edenlerin kaybetmeleri, zarar etmeleri ve yenilmeleri asla söz konusu değildir. Ya bu yolda iken ölüm gelecek ve cennete erişeceklerdir. Veya düşman güçlere galip gelecek, İslami devlet ve izzete erişecek ve sonunda yine sonsuzluğa yürüyeceklerdir.  Her iki halde de kazanan ve kârlı çıkan mücahitlerdir.

“Öyle ise dünya hayatını (nefsi rahatını ve maneviyatını) satıp karşılığında ahireti kazanmak isteyenler, Allah yolunda cihat etsinler. Kim Allah yolunda (çalışır ve) çarpışırken (eceliyle veya zalimler eliyle) öldürülürse veya (düşmanlara) galip gelirse, (her iki halde de) biz ona büyük bir ecir (sonsuz bir mutluluk ve mükâfat )  vereceğiz.”[2]


[1] Nisa:95

[2] Nisa:74

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Milli Çözüm Dergisi

Milli Çözüm Dergisi

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...