Bütün mazlumlar dünyası ve özellikle Ortadoğu ve ülkemiz için İSLAM; Sadece manevi ve ahlaki disiplin sağlayan bir din değil, aynı zamanda bir diriliş ve direniş dinamiğidir. Ve hele ülkemizin her yönden kıskaca alındığı, kolunun ve kanadının kırılmaya çalışıldığı böylesine kritik bir süreçte, İslamiyet’in milletimiz ve geleceğimiz açısından, hayati derecede gerekli ve stratejik bir önem taşıdığını fark edemeyen bazı askeri ve siyasi yetkililerin… Marazlı Sivil örgüt ve Sendika temsilcilerinin; İmam-Hatip ve başörtüsü konusunda ve YÖK kanununda sergiledikleri sorumsuz ve seviyesiz tavırların, sadece dinimize değil, aynı zaman da devletimize karşı da bir suikast anlamı taşıdığını kabul etmemiz gerekir.
AKP’nin zevahiri kurtarmaya, teşkilat ve tabanını rahatlatmaya yönelik samimiyetsiz girişimleri de… Buna karşın AKP’ye mazeret kazandırmak hatırına, ordumuzu din düşmanı göstermeye yarayacak Genel Kurmay demeçleri de; bırakın tarihi ve vicdani sorumluluk bilincinden… Hatta dünyanın gidişatını ve ülkemizin çıkarlarını düşünüp değerlendirecek asgari bir şuur ve kavrama yeteneğinden bile, maalesef mahrum olduklarını göstermektedir.
Tony Blair’in, Türkiye’ye gelip “AB’den tarih alabilmemiz için, ABD’nin isteklerine boyun eğmeniz, Afganistan ve Irak’a asker göndermeniz gerekir” yolunda tembih ve tekliflerde bulunması…
Komünizmin yıkılışından sonra, İslam’ı düşman seçen NATO’nun bu yeni statüsüne resmiyet kazandıracak zirve toplantısının İstanbul’a taşınması ve İslam alemine yönelik BOP projesi çerçevesindeki kuşatma hareketinde Türkiye’nin taşeron olarak kullanılması…
Ve Genel Kurmay’ın İstanbul’daki zirvede, NATO’nun Afganistan ve Irak’a birer tugay asker göndermemizi istemesi olasılığına karşı; daha şimdiden hazırlıklara başlaması; Açıkça ortaya koymuştur ki; mutlaka potansiyel değer ve dinamiklerini devreye sokup kabuğunu kırması ve lider konumuna çıkması gereken Türkiye’mizin, bu körlenmiş beyinler ve köleleşmiş bireylerle, artık yoluna devam edemeyeceği kesindir.
Ne demokrasi, ne bürokrasi… Ne Avrupa Birliği, ne çağdaşlaşma seferberliği… Bunların hiçbirisi, ne ülkemizin güvenliğinden ne de milletimizin geleceğinden daha önemli değildir.
Bir zenci düşünürün: “Avrupalılar Afrika’ya geldiklerinde, onların İncilleri ve kiliseleri, bizim ise arazilerimiz ve madenlerimiz vardı… Şimdi ise onların çiftlikleri ve maden atölyeleri vardır. Bizim elimizde ise sadece İncillerimiz kalmıştır.” Dediği gibi.
Batılılar da; Bize laiklik ve demokrasi verip, karşılığında hürriyetimizi, haysiyetimizi, ülkemizi ve geleceğimizi elimizden almaya çalışmaktadır. Ve bu yolda maalesef çok önemli ve tehlikeli mesafeler almışlardır.
Artık solcu-sağcı, dinci-devrimci gibi farklılıkları bırakıp… Ülkücü, Milli görüşcü, Atatürkçü… Gibi ayrılıkları aşıp ve barışıp, yeni ve Adil bir Medeniyet merkezi olacak Türkiye’yi bu badireden kurtarmamız lazımdır. Yoksa batacak gemi ile birlikte hepimizin boğulması kaçınılmazdır.
- Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinin hız kazanması,
- Her tarafta kiliselerin açılması,
- AB’nin Kürtleri, Lazları, Çerkezleri de azınlık sayması,
- AB’nin 2001 ilerleme raporunda Alevi vatandaşlarımızın “Müslüman azınlık” diye tanıtılması,
- “Dinler arası diyalog” ve “Layt ılımlı İslam” safsatalarıyla beyinlerin bulandırılması çalışmalarını yürüten dış güçlerle,
İmam-Hatiplere ve başörtülülere savaş açan içimizdeki işbirlikçilerinin, aynı karanlık merkezlerin kiralık memurları olduğu açıktır.
İşte bunun için diyoruz ki; Kuvay-ı Milliye’nin, yeni kurtuluş mücadelesi mutlaka lazımdır. İnşallah zafer müjdesi yakındır!..
Mustafa Kemal Atatürk’ün;
“Durumumuzu düzeltmek için, mutlaka Avrupa’dan öğüt almak, bütün işlerimizi onların arzusu istikametinde yapmak ve her hususta onların peşine takılmak gerektiği” gibi yanlış ve hayırsız fikirler ileri sürülmektedir. Hâlbuki, böyle, sadece yabancıların öğütleri ve projeleri ile yükselebilmek mümkün değildir. Mali (ekonomik) bağımsızlık olmadan, siyasi ve milli bağımsızlık göstermeliktir.” (1922)
“Biz “gidişatımızı ve toplum hayatımızı yabancıların tavsiye ve takdirlerine uydurmak gerektiği” görüşünü bir zillet ve zafiyet kabul ediyoruz.”
“Avrupa’nın en ileri devletleri, Osmanlı Türklerinin gerilemesi ve çökmesi sayesinde ortaya çıkmış ve güç kazanmışlardır. Batılılar, bugün de, kendi çıkarlarını Türkiye’nin zararında ve hatta yıkılmasında aramaktadır. Ve Türkiye’yi yıkma konusunda, kendi aralarındaki çekişmeleri bırakıp, ittifak kurmuşlardır.
Türkiye’yi uygarlaştırmak gibi bazı bahanelerle müesseselerimize, mekteplerimize, ticaret ve sanayimize sızmışlardır.
Unutmayınız ki, himaye altına giren bir ülke gerçek hâkimiyetini kaybetmiş sayılır. Bağımsızlık ve egemenlik bir bütündür. Siyasi, İktisadi ve içtimai her yönden bağımsız olmayan bir devletin geleceği karanlıktır.”[1]
Şeklindeki kesin ve keskin uyarılarını göz ardı eden sahte Atatürkçülerin, AB’ye ve ABD’ye teslimiyet yolundaki gayretleri de, tam bir karakter hamlığı ve kabiliyet noksanlığıdır.
Sevgi Erenerol’a göre Amerikalı misyonerler boş durmuyor
İstanbul’u 3’e bölme planı Yapılıyor:
Yeniden Misak-ı Milli Dergisi’nin Konya Şubesi’nde düzenlenen, “Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri” konulu konferansta konuşan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol, “açılması gündeme gelen Heybeliada Ruhban Okulu’nda militan yetiştirilip, Anadolu’ya yayılacağını açıklamıştır. Erenerol, “Yunanistan’da bir papaz okulu var, isteseler oradan öğrenci yetiştirip getirebilirler. Ama amaç papaz yetiştirmek değil. Orası onların Osmanlı’dan beri harp okullarıydı, orada militan yetiştiriyorlardı. Bu şekilde okulu tekrar faaliyete geçirip, Anadolu’nun her tarafına bu yetiştirdikleri papazları göndermeyi düşünüyorlar. Bu şartlar altında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin buna amin demesi mümkün değil. Ne yazık ki son günlerde yurt dışı baskılarıyla, Avrupa Birliği’nin ilerleme raporlarında, Amerika’daki din ilişkileriyle ilgili hazırlanan raporlarda devamlı ruhban okulu meselesi konu ediliyor. Resmen bir dayatma başladı bu konuyla ilgili olarak. Türkiye’nin baskılardan kurtulması için AKP’li yetkililer okulu açmaya sıcak bakıyorlar” diye yakınmıştır.
Fener Rum Patriği Bortholomeos’un Türkiye’nin başına sorun olmaya başladığını savunan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Erenerol, “Bu adam sadece dine ihanet etmiyor. Ortodoksların hepsini satıyor ve aynı şekilde Türkiye’ye de çok büyük bir sorun olmaya başlıyor. Şu ana kadar kimse bu papaza sen ne yapıyorsun, ne yapmak istiyorsun diye soru soramadı. Son olarak emrivaki ile yurt dışından 6 tane metropolit getirdi. Onun görüşeceği en yüksek devlet memuru Fatih Kaymakamı’dır. Bırakın Fatih Kaymakamı’nı, İstanbul Valisi’ni bile dikkate almıyor. O direkt olarak ya başbakanla ya Dışişleriyle görüşüyor. O da mecbur olduğu için, sorunlarını birine açması gerektiği için. Yoksa görüştüğü ya Bush oluyor, ya Schröder, ya da Blair kendini devlet başkanı sanıyor.”
Erenerol, İstanbul’un bir Amerikan çetesi tarafından 3’e bölünmek istendiği iddiasında bulundu. Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde, bu olayın basına da yansıdığını hatırlatan Erenerol, şunları söyledi: “Amerika’nın başındaki çetenin bütün istediği, İstanbul’un 3’e bölünmesi. Bir zamanlar 50 milyar dolar teklif etmişlerdi. İstanbul eğer 3’e bölünürse, daha rahat idare edilir düşüncesindeler” diyerek önemli bir hıyanete parmak basmıştır.
Son yıllarda yabancı dil öğrenilmesi için herkesin İngilizce’ye yönlendirildiğini belirten Erenerol, “Sadece okullarda değil, mecliste bile milletvekillerine dersler veriliyor. Amaç, Türk insanının bilgili olması, lisanlar bilmesi değil. Yarın öbür gün efendiler emrettiğinde, biz köleler, onların emirlerini yerine getirirken konuştuklarını anlayalım diye. 100-150 kelimelik İngilizce öğrenmek için mecbur ediliyoruz. Din de aynı durumda. Onların bir tek dini var, oda madde ve menfaattir. Bütün insanlığı o dine yönlendirmektedirler.”
Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Erenerol, konferansta Trabzon’daki Pontus faaliyetlerine değindi. Yunanistan’ın organize ettiği ekipler tarafından yıllarca Pontus faaliyetleri yapıldığını, bunun önüne ise Jandarma Komutanlığı ekiplerinin geçtiğini söyleyen Erenerol, “Trabzon’daki Pontus faaliyetleri, Yunanistan’ın özellikle organize ettiği ekiplerce yıllarca yapıldı. Meşhur bir yazar vardı, Yorgo Andiaris. Bir yıl içerisinde 47 kez Trabzon’a gidip geldi. Ancak 48. kez bizimkiler uyanmışlar, sen niye gidip geliyorsun diye sormuşlar ve ondan sonra da müsaade etmemişler. Ama o, birçok çocuğu kendi ülkesine götürüp devşirdi.” Diyerek yetkilileri uyarmıştır.
[1] Bak: ATO. Vatanseverin el Kitabı:2 / Dünden Bugüne Kapitülasyonlar. Sh.127-130

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Kapısında kıtmir olmak, şereflerin en yücesi...
Üstadım Ahmet’tir, şanı Akgül’dür Dünyadan usandık, ukbada güldür İslam’ca yaşatıp, imanla öldür Cennetlerde zevku, sefanı…
Bizden söylemesi!.. Açılım sahtekarlığı sonunda tutanların elinde kalacak pimi çekilmiş bomba gibiydi. Şimdiden bazıları kendilerini…
“Allah; ihmal etmez, imhal eder (intikam için erteler)” hikmetince, Devlet de İhmal Etmez! Sadece Mühlet…
SAADET PARTİLİ YETKİLİLER AÇILIM SÜRECİNE DESTEK VERDİKLERİNİ AÇIKLAMAKTALAR. 28 ARALIK TARİHİNDEKİ ELAZIĞ İL KONGRESİNE KATILAN…
Erbakan Hocamızı açılım senaryolarına bulaştırma sahtekârlığı yapanlar! Milli Görüş Harekâtı içerisinde yer alıp, Siyonist işbirlikçilerinin…
Yeni Çözüm Sürecine (Türkiye'yi dağıtma senaryosunun son sahnesine) Merhum Erbakan Hocamızın istismar edilerek geçmişteki yüksek…
"Kuduz İsrail’in mazlum Filistin soykırımına rağmen, aylar boyunca gemiler dolusu malzeme gönderdikleri ortaya çıkan… En…
Âl-i İmran 194 Rabbimiz, elçilerin (vesilesiyle) va'ad ettiklerini bize de ver, (nimet ve nusretinden mahrum…
Kadın erkek, genci yaşlısı eder olup gidiyor, bu siyonist düzen bir hızar gibi param parça…