YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6abd6acf72dec
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 3 5 0
Bugün : 54362
Dün : 55831
Son 30 gün : 1736372
Toplam : 62638544
IP Adresiniz : 20.79.107.254

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

BOP’un Son Aşaması:
BÜYÜK KÜRDİSTAN HAZIRLIĞI
VE
ALİ BULAÇ’IN BULANIKLIĞI

  1. T24 – 02 Ağustos 2026
  2. Mirat Haber – 30.07.2026
  3. https://www.aa.com.tr/tr – 31 Temmuz 2026
5 1 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abone Ol
Bildir
11 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

Siyonist Mutfakta Yıllardır Pişen Kürdistan Aşı, tam da Türkiye’yi Bölen 10 Ağustos 1920’de imzalanan SEVR Anlaşması’nın yıl dönümünde Mecliste görüşülecek. Ne tesadüf(!)
Millete yarar bir iş olsa, meclise bile uğramayan bu vekiller, günlerdir sabahlıyorlar çerçeve yasa çıkarmak için. Belli ki Siyonistlerin sabrı kalmamıştı. Aceleleri vardı. Lakin Allah’ın da bir hesabı vardı…

Şimdi Milli Çözüm Arşivlerine inelim bakalım. Kimler bu işlerin mutfağındaymış?

2010 Yılında Barzani ve Fetullah Gülen Hangi Konuda Uzlaşmıştı?

Onursal Başkanlığı’nı Fetullah Gülen’in yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın bir organı olan Medialog Platformu 16 Ocak günü Taksim Eliteworld Otel’de bir toplantı yapmıştı. Toplantının konusu; “Türkiye-Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi İlişkilerinde Medyanın Rolü” idi. Gazeteci Uğur Mumcu’nun, infazından hemen önce “MOSSAD kozası” dediği Barzani Türkiye’deki muhafazakâr yandaşlarıyla birlikte “Kürdistan” manifestosu yayınlamıştı. Toplantıya katılan isimler de, en az bu içerik kadar ilginçti: Dışişleri Bakanlarından Yahudi kökenli Henry Kissinger ile yaptığı röportajlarla dikkat çeken Ardan Zentürk, ABD’de (Kansas) eğitim müfredatında yapılacak değişiklikle ilgili “bilirkişi” olarak dinlenecek kadar “güven” uyandırmış olan Mustafa Akyol (aynı zamanda Taha Akyol’un oğludur), HADEP’li Taraf’ın gedikli yorumcusu Altan Tan, Soros destekli kurumlar arasında adı geçen Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin kurucularından Ümit Fırat, PKK itirafçılarının hayatlarını kitaplaştıran, ’Tarafgiller’den Nevzat Çiçek, İsveç, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde “pişen” Yavuz Baydar ve Ali Bulaç, Abdulhamid Bilici,  Nurten Somuncu gibi “Türkiyeli” gazeteciler ile KDP İletişim Üyesi Aza Haseeb, Kürdistan Diyalog Kurumu Başkanı Aras Darwesh ve Aso Dergisi Başyazarı Arif Qorbanee bunlar arasındaydı.

2013 yılında Altan Tan’ın İmralı ziyareti ve Osman Kavala’nın selamı!

Ziyarete giden Altan Tan’lı heyet söze: “Osman Kavala’nın size selamları var.” diye başlar… Osman Kavala kim peki? Öcalan’ın bahsettiği merkezlerce yapılan “darbe”lerin “sponsoru/mimarı” olarak nam salan Yahudi asıllı Amerikalı borsa spekülatörü George Soros’un kurduğu ve merkezi New York’ta bulunan Açık Toplum Enstitüsü’nün Danışma Kurulu Üyesi (2001-2006 yılları arasında). Faaliyetlerini Soros’tan aldığı fonlarla yürüten TESEV’in Yönetim Kurulu Üyesi. “AB ile bütünleşme”ye çalışan Helsinki Yurttaşlar Derneği üyesi… Soros’dan fon alan yapılanmalarla dirsek teması halindeki Anadolu Kültür A.Ş.’nin sahibi…

Milliyet’te aktarılan tutanaklara göre, Öcalan görüşmenin bir yerinde Kürtçü-bölücü Altan Tan’a dönüyor ve tabiri caizse “fitnenin başı”nın “2015’e hazırlanan Ermeni lobisi” olduğunu söylüyor. Öcalan görüşme boyunca sık sık Kürt-İslamcı geçmişini hatırlatıyor Altan Tan’a ve “Sen iyi bilirsin” diyor;

Kimdi Bu MİT Ajanı Gazeteciler Takımı?

Tem­muz 2015 yılında yan­daş ile Ce­ma­at­çi ya­zar­lar ara­sın­da “MİT aja­nı ga­ze­te­ci­le­r” tar­tış­ma­sı ya­şan­mıştı. Ali Bu­laç ken­di­ne tek­lif ya­pıl­dı­ğı­nı ama ka­bul et­me­di­ği­ni açık­lar­ken, “çok ar­ka­da­şı­mız bu tek­li­fi ka­bul et­ti­” itirafında bulunmuşlardı. Kim­di bun­lar? Uzun yıl­lar em­ni­yet­te gö­rev yap­mış İçiş­le­ri es­ki Ba­ka­nı Saa­det­tin Tan­tan, Ye­ni Ze­min der­gi­si­ne dik­kat çekenler arasındaydı. Der­gi­de kim­ler yok­tu ki; Ab­dur­rah­man Di­li­pak, AKP Mil­let­ve­kil­le­ri Meh­met Me­ti­ner, HDP Mil­let­ve­ki­li Al­tan Tan, Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Yal­çın Ak­do­ğan, RTÜK es­ki Baş­ka­nı Da­vut Dur­sun bunlar arasındaydı.

Tayyip Erdoğan’ın 1991’deki Kürt raporunu kimler hazırlamıştı?

Tayyip Erdoğan, 1991 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olarak Genel Başkan Necmettin Erbakan Hocamıza bir Kürt raporu sunmuşlardı, ama Hocamız bunu pek dikkate almamıştı. Raporu ilk yayınlayan, gazeteci Ruşen Çakır, “Erdoğan, danışmanlığını yapan Mehmet Metiner’e hazırlattığı 18 Aralık 1991 tarihli raporu Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a elden teslim etti” itirafını yapmıştı. Raporu hazırlayan heyette Altan Tan, Abdurrahman Dilipak, Ali Bulaç gibi isimler de vardı.

https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/altan-tanin-erbakan-dusmanligi-ve-arsizligin-ayarsizligi/

MAKALEYİ OKUDUKTAN SONRA, NESLİHAN HANIMIN, OSMAN BEY’İN VE UFUK BEY’İN YORUMLARINI DA OKUYUNCA TÜRKİYE’NİN MİLLİ ÇÖZÜM’DEN BAŞKA KURTULUŞ YOLU VE ÇARESİ KALMADIĞI ANLAŞILIYOR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ DA YILLAR ÖNCESİNDEN 1980 YILINDA TRT EKRANLARINDA BU GÜNLERİ GÖREREK ŞÖYLE BUYURMUŞLARDI;

“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: 
 TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; 
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, 
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

YA RABBİ BU SÖZÜN GERÇEKLEŞMESİNİ BİR AN ÖNCE NASİP EYLE, ERBAKAN HOCAMIZIN TABİRİYLE TOPRAK KAYIYOR TOPRAK TOPRAK TOPRAK…ALLAH’IN İZNİ İNAYETİYLE AZİZ HOCAMIZIN YUKARIDAKİ SÖZÜNÜN GERÇEKLŞEMESİ İLE İNŞALLAH, NE BÜYÜK KÜRDİSTAN KURULACAK NE DE BÜYÜK İSRAİL KURULACAK. AKSİNE İSRAİL YERLEBİR EDİLECEK TARİHTEN VE YERYÜZÜNDEN SİLİNECEK, YERYÜZÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR İNŞALLAH.

Artık sözlerin tükendiği ama ümitlerimizi Milli Çözüm sayesinde tüketemedikleri şu günlerde NİSAN 1980 de Aziz Erbakan Hocamızın söylediği şu söz çok daha fazlasıyla anlam ifade etmektedir:

 “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

(Prof. Dr. Necmettin Erbakan – TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

Milletvekilinden, yazarına, parti başkanında, parti üyesine BOP a satılan tüm oyuncular artık safını belli etmişti. İkbal ve iktidar hırsı uğruna PKK yı af yasasını kabul edenleri, çekimser oy kullanıp bilek hareketi yapmaya çalışanları bu millet binlerce yıl affetmeyecekti. Allah yaptıkları tüm bu planları başına geçirecek, hainlik edenler ise kaçacak delik arayacak. İnşallah

Çerçeve Yasa ya da gerçek manasıyla PKK’yı af yasası Meclisten 493 kabul, 87 Ret ve 7 Çekimser oy ile, 31 milletvekilinin ise “katılmadı” olarak kayda geçmesi ile kabul edildi.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde 587 milletvekili oy kullandı. Oylamada toplam 493 kabul (evet), 87 ret (hayır) ve 7 çekimser oy çıktı. Listede ayrıca 31 milletvekili “katılmadı” olarak yer aldı.

Partilere göre dağılımda AKP’den 295 milletvekili kabul oyu verirken 9 milletvekili oylamaya katılmadı. YENİ Parti’de ise oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı.

DEM Parti’den 54 milletvekili kabul oyu verirken 1 milletvekili oylamaya katılmadı. MHP’de 44 milletvekili kabul oyu verdi, 2 milletvekili katılmadı. CHPde 29 kabul ve 2 ret oyu çıkarken 14 milletvekili oylamaya katılmadı. İYİ Parti’nin oylamaya katılan 29 milletvekilinin tamamı ret oyu verdi.

Yeni Yol Partisi’nde 16 kabul ve 3 çekimser oy kullanılırken 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Bağımsız milletvekillerinden 7’si kabul, 1’i ret oyu verdi; 2 bağımsız milletvekili katılmadı. HÜDA PAR’ın 4 milletvekili de kabul, Yeniden Refah Partisi’nin 4 milletvekili ise çekimser oy kullandı.
Diğer partilerde TİP’ten 3, DBP’den 2, EMEP’ten 2, DSP’den 1 ve Saadet Partisi’nden 1 milletvekili kabul oyu verdi. Demokrat Parti’nin 1 milletvekili ise ret oyu kullandı.

https://www.birgun.net/haber/cerceve-yasa-ya-hangi-milletvekili-ne-oy-verdi-partilere-gore-oy-dagilimi-728620

“Bitaraf olan bertaraf olur” sözünün gerçeği ile kanun 537 Kabul ve 87 Ret ile kabul edilmiştir. Zira düstur odur ki ya Haktan yanasınızdır ya da Batıldan. Bunun ortası yoktur.
Tercihler yapılmıştır ve milletvekilleri kimin vekilleri olduklarını göstermişlerdir.
Bakmayın siz bazı muhaliflerin birbirileri aleyhlerine atıp tutmalarına, hırlaşmalarına, bir ıslık ile maalesef hepsi popolarının üzerine oturmuş ve talimatı özgür iradeleri(!?) ile yerine getirmişlerdir.

YRP Genel Başkanı Fatih Beyin çekimser oyları ile alakalı X platformda yaptığı açıklaması ise mide bulandırıcıydı.

“Söz konusu hükümler, milli dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi değil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanlar da dahil olmak üzere PKK/KCK üyesi teröristleri, üstelik hiç bir pişmanlık şartı da aranmaksızın, topyekün affetmeye yöneliktir.

Anayasa ve ceza infaz sistemimize yönelik aykırılıklara dikkat çektiğimiz bu kaygılarımızın yanında, teklif içeriğinde yer alan; PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı tüm oluşumların fiili varlığına son verilmesi, uhdelerindeki her türlü silah ve mühimmatın imhasının Türkiye Cumhuriyeti makamlarınca tespitini ve böylelikle örgütün tasfiyesini içeren hükümler nedeniyle bu teklife “hayır” demeyi doğru bulmuyoruz.

Diğer taraftan; PKK/KCK üyesi teröristlerin, hem dağ kadroları hem de cezaevlerinde cezasını çekmekte olanlar olmak üzere topyekun affedilmelerini, 2 ila 3 yıl içerisinde de siyasi haklarının iadesini içerdiğinden dolayı bu teklife “evet” oyu vermeyi de bir vebal olarak değerlendiriyoruz.
Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandır ifade ettiğimiz gibi PKK/KCK üyesi teröristlerin akıbeti ile ilgili kararı devlet kadroları ya da hükümet ortakları değil; şehit aileleri ve gazilerimiz, yani milletimiz vermeli, “çerçeve yasa”nın af kapsamı doğrudan referanduma götürülmelidir.
Zikredilen sebepler ve sürecin içerdiği sonraki adımlarla ilgili belirsizlikler nedeniyle, Yeniden Refah Partisi olarak “çerçeve yasa”ya “çekimser” oy vereceğimizi aziz milletimize arz ediyoruz.”
Açıklamasında bulunmuştu. Yani neyin ne olduğunu bile bile oylamada çekimser oy kullanarak şerre motor olmuştu. Ve hele “kararı şehit aile ve gazilerimiz vermelidir” cümlesi bile pısırıklığın ve basiretsizliğin bir ifadesiydi, zira siz millet vekili değil misiniz? Bu insanlar size vekil tayin edip bu haklarını savunasınız diye oy vermedi mi? Yazık!…

Diğer bir vefasızlık ve mide bulandırıcı eksen kayması ise SP partisinden ve entegre edildikleri Yeni Yol partisinden gelmiştir.

Evet (Kabul) oyu verenler: Mehmet ATMACA, Birol AYDIN, Mustafa BİLİCİ, Necmettin ÇALIŞKAN, Mesut DOĞAN, Mehmet Emin EKMEN, Sadullah ERGİN, Hasan KARAL, Mehmet KARAMAN, Bülent KAYA, Ertuğrul KAYA, Mustafa KAYA, Şerafettin KILIÇ, Sadullah KISACIK, Cemalettin Kani TORUN, Medeni YILMAZ
Hayır (Ret) oyu verenler: Yok
Çekimser oy verenler: Elif ESEN, Selçuk ÖZDAĞ, Sema SİLKİN ÜN
Oylamaya katılmayanlar: İdris ŞAHİN

Ve tek başına SP imzası ile oylamaya katılan en kahraman (!?) SP Genel başkanı Mahmut Arıkan ise Evet oyu kullanmıştır.

Arıkan’ın açıklaması ise Fatih Beyin açıklamasını aratmamaktaydı!?
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, çerçeve yasa teklifine “şartlı destek” verdiklerini bildirmiştir!?  Yahu ne şartlı desteği? İşte Evet oyunu verdin ve ilgili tasarı kanunlaşacak, şartı şurtu mu kaldı bunun? Bunlar milleti bu kadar ahmak mı zannetmektedirler? Yoksa artık iyice gemi azıya mı almışlardı?

Eli kanlı, Kürt, Türk, yaşlı, genç, kadın-erkek-çocuk demeden insanlarımızı katleden bu eli kanlı terör örgütünü affetmekle değil cehenneme bilet cehenneme artık tapu almış oldunuz. Zira bu kanunla ilk etapta en iyimser tahminle 5 Bin terörist serbest kalacak ve Gerek Türkiye’nin muhtelif yerlerinde hücre faaliyetlerine katılacak, gerekse Suriye ve Kuzey Irak’ta kurulan PKK ordularında görev alacaklardır.  Özelikle kontrol noktalarının ortadan kaldırılması ile de bu yolun kolaylaştırılması sağlanabilecektir.

PKK Teröristlerine af demek yıllarca cansiperane teröristler savaşan kahraman Mehmetçik, Polis ve koruculara ihanetti.  Oldu olacak bir de bu kahramanlara neden PKK ile mücadele ettiniz diye dava da açılsaydı!?.

Daha ne olsundu?

Bu insanımız üzerindeki kan uykusu daha ne kadar sürecekti? 

Daha ne kadar Milli Çözüm uyarılarına kulak tıkanacaktı?

Çözüm Erbakan Hocamızın yıllar öncesinden atiyi gören şu sözlerinde gizlidir, aksi hal ise toprak kaymasıdır…

 “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan – TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980

AMAÇ “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” ÖYLE Mİ?

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” diye nasıl bir tuzağa çekildiğimiz, bu yazıyla ilgili kişi ve kurumlara yön sağlayacak bir bilgi ve yol haritası olarak her zaman olduğu gibi yine MİLLİ ÇÖZÜM ile bir kez daha sunulmuştur. Yazıda;

Kürtçenin resmi dil yapılması teklif ve girişimlerinin; Türkiye’de, önce “kısmi özerklik”, sonra “otonom serbestlik” kılıfıyla ayrı bir Kürdistan kurmanın alt yapısı ve basamağı olduğunu…

Kuzeydoğu Suriye’de -şimdilik hâkim olan- SDG ile Şam yönetimi arasında yürütülen entegrasyon süreci ve Kürtlerin Suriye’deki statüsünün neler olacağı Barzanilerle yürütüldüğünü ve hatta Barzanilerin son aylarda hem SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi hem de Kuzeydoğu Suriye’den siyasi heyetlerle Erbil’de yaptığı görüşmelerin ardından bu Erbil-Şam ziyaretlerinin sıklaştığını….

Ali Bulaç’ın; 1- PKK’ya dolaylı meşruiyet kazandırmaya çalıştığını… 2- Erdoğan iktidarına rüşvet-i kelâm sunup, tehlikeli sonuçları toplumdan gizlenen “Terörsüz Türkiye” kılıflı Türkiye’yi bölme girişimlerine destek sağladığını… 3- Hâlâ çaktırmadan, FETÖ’cülerin fiilî değil ama fikrî mücadelelerinin haklı olduğunu ima ettiğini… detaylarıyla ele alınmıştır.

Ve bu iktidarın başı, 32 yerde “Ben BOP eşbaşkanıyım” diye kendisine verilen görevi gururla ilan etmişken… (Ve Üstadımız Ahmet Akgül; sırf bu konuyu yazı ve konferanslarında dile getirdiği için para cezasına çarptırılmıştı…)

Yine BOP’un ne olduğunu eski AKP Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş: “BOP Yahudi ve İsrail menşeli bir projedir. Eski Mezopotamya’nın Tevrat vasıtasıyla Yahudilere vaat edilmesi vardır. Fırat ile Nil nehri arasındaki, bizim Büyükada’ya kadar olan bölüm de buraların içerisinde zikredilmektedir. Bugün PKK da bu projeye hizmet etmektedir.” diye ağzından kaçırmışken…

Amerikalı subaylar resmen PKK (ve SDG gibi türevleri olan) terör örgütünün Genişletilmiş Büyük Ortadoğu (BOP) ve Kuzey Afrika Projesi içinde, Kürt devleti kurulana kadar Türkiye’yi meşgul etmek için kurgulandığını ve bu amaçla kullanılacağını açıklamışken…

Vicdanı olan söylesin: PKK (veya Suriye’deki yeni adıyla SDG) tam olarak, BOP Projesi’ne uyumlu ise ve bu projenin eş başkanının “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” diyerek olmayan ve var denilen sözde Kürt sorununa çözüm arayışında olduğuna mı inanalım?

Önce; ülkemizde sözde Kürt sorunu mu, yoksa asıl; 23 yıldır iktidarda olanlar; sadece doğu ve güneydoğumuzda değil ülkenin tamamında halkımızın; can, mal ve namus emniyeti sorunu mu vardır? Yandaşlara sağlanan; ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel haklar her bölge ve ülke vatandaşlarımıza da aynen ve eşit oranda sağlanmış mıdır?

Çünkü Erbakan Hocamız KÜRT sorunu kavramına karşı çıkmış ve konuya hep temel insan hakları açısından yaklaşmış ve meseleyi etnik bir çatışma değil, ABD-İsrail gibi küresel güçlerin bölge üzerinde “Büyük İsrail” planları olduğunu ve bu planlarını PKK terörünün arkasına gizlediklerini ve kurulmak istenen herhangi bir bölgesel yapının bu (Siyonist ve Haçlı emperyalist) gücün elinde oyuncak olacağını ve Kürt halkına asla saadet getirmeyeceğini söylemiştir.

Ayrıca, Güneydoğu’nun geri kalmışlığının ırksal bir dışlamadan değil, adil olmayan ekonomik sömürü düzeninden kaynaklandığını…

Türkler ve Kürtlerin bin yıllık ortak tarihine dikkat çekerek iki halkı birbirine bağlayan asıl harcın İslam kardeşliği olduğunu…

Kürt sorununun veya terörün silahla, özerklikle ya da federasyonla çözülemeyeceğini; tek çarenin herkese eşit insan hakları ve adil bir ekonomik bölüşüm sağlayan “ADİL DÜZEN” sistemi olduğunu belirtmiştir.

İşte insanca yaşanacak genel ve temel insan haklarını, bir ülkede sadece belli bir zümreye-yandaşlarına layık gören ve sağlayan bir işbirlikçi iktidar varsa ve bu iktidar ülkemizi Erbakan Hoca’nın uyardığı Haim Nahum doktrininin uygulanma alanı olarak kullanıyorsa; bu ülkede KÜRT olsan ne olur, TÜRK olsan ne olur?

Yorumumuzu yazının son paragrafıyla bağlayalım; İç ve dış politikaların neredeyse tamamında bir çaresizlik ve tükenmişlik yaşanmaktaydı; acil müdahale ise bir mecburiyet halini almıştı. İşte bu nedenle Milli Çözüm’ün yıllardır uyarılarının sonuçları doğru çıkmış, tek adam yönetiminin tehlikeleri “sağlık sorunlarıyla” da ciddi anlamda gündeme taşınmaya ve tartışılmaya başlanmıştı; artık son çare olarak Milli Çözüm’ün önerisi olan “Milli Mutabakat Hükümeti” acilen devreye alınmalıydı.

Makalede dile getirilen hususlar çok önemlidir. Bunları siyasi arenada. Hiçbir parti doğru dürüst açıklıkla ifade etmemektedir.Milli çözüm olarak çok şükür ki bunlar bir bir. İzah edilmekte ve başımıza gelecek bela ve musibetler bir bir açıklanmaktadır. Terörsüz Türkiye namı adı altında bize dayatılan şey. Önce kısmı özerklik. Sonra serbest otonom ve arkasından da. Barzanistan misali kuzey Irak’taki Kürdistan misali bir yapıya Türkiye’yi kavuşturmaktır. Bu bakımdan bu gerçekleri dile getiren metin yazarına şükranlarımızı arz ediyoruz. iyi ki varsın. Milli çözüm iyi ki varsın Ahmet Akgül hocamız

“Katranı kaynatsan olur mu şeker; cinsine tükürdüğüm cinsine çeker!”
FETÖ’cülerin asıl tehlikeli zehirleri “Ilımlı İslam ve Dinler Arası Diyalog” gibi fikri sapkınlıklardı!
FETÖ’cülerin fiilî değil ama fikrî mücadelelerinin haklı olduğunu ima etmeye çalışan Bulaç gibi bulanıkların durumu, Furkan sorunundan da öte bir “GEN-KAN” durumuydu!

Soykırımcı soysuz İsrail Arz-ı Mev’ud kapsamında 70 yıldır “bütün Filistinlileri imha ve tüm bölgeyi işgal” savaşları yürütüyordu.
Kuduz ve kahpe İsrail katliamlarının, “HAMAS’ın hücumları nedeniyle başladığını, sivil ve masum Yahudilerin canına kıyıldığını” ima etmeye ve sorumlu göstermeye çalışan Bulaç gibi bulanıkların durumu, Furkan sorunundan da öte bir “GEN-KAN” durumuydu!

Özkök gibi köksüzler ise, acizlik ve çaresizlik içerisinde “gizli İslam düşmanlığını Erdoğan karşıtlığı” olarak sunma çabasındaydı!

İkinci İsrail olacak, güya Büyük Kürdistan’ın temelleri atılmaktaydı!
 “Terörsüz Türkiye ve Çözüm Süreci” gibi jelatinli kılıflar altında Millî birlik ve dirliğimizi zayıflatıp bozacak yaklaşımlar; hem zalim ve hain güçlere yaramaktaydı, hem de boş ve kof hevesler peşinde boşuna koşulmaktaydı.
Kuduz İsrail’in Arz-ı Mev’ud kapsamındaki Anadolu planları ve “Büyük Kürdistan” kılıflı “Büyük İsrail” hesapları devam etmekteydi.
Türkiye’de, Kuzey Irak’taki Barzanistan benzeri bir yapı oluşturmanın güya demokratik kılıfları hazırlanmaktaydı.
Türkiye’de, önce “kısmi özerklik”, sonra “otonom serbestlik” kılıfıyla ayrı bir Kürdistan kurmanın alt basamaklarıdır ve ön hazırlıkları yapılmaktaydı.
Siyonist İsrail’in eline fırsat geçince yapacaklarını görmek isteyenler, bugün Filistin’e Gazze’ye bakmalıydı!
Ve tabi peşinen vurgulayalım ki, ne dış güçlere ne işbirlikçilere bunu başarma fırsatı asla tanınmayacaktı.  

Ahmet Akgül Hocamızın kaleme aldığı bu muazzam tahlil, yine her zamanki gibi basiret, feraset ve milli şuurun gür sesi olmuştur. Siyonist mutfakta pişirilip “demokrasi, hak, barış” ambalajıyla önümüze konulan BOP tezgahlarını ve bunun yerli işbirlikçilerinin bulanık zihniyetini bir kez daha ilmi ve tarihi gerçeklerle deşifre etmiştir.
​Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Münazarat’taki muhteşem ölçüsünü (“Lisan-ı Arabî vacip, Kürdî caiz, Türkî ise lazım”) dahi kendi bölücü emellerine alet etmeye kalkan ideolojik körlere ve küresel odaklara verilecek en net cevap bu makalede özetlenmiştir. Kürt kardeşlerimizin temel insan haklarını savunmak başkadır; “iki resmi dilli, iki hukuklu, kısmi özerk” kılıflarla Türkiye’yi Sevr şartlarına geri götürmek ve Barzanistan benzeri bir İsrail uydusu yapı hazırlamak bambaşkadır!
​Mahmur Kampı entrikalarından “Terörsüz Türkiye” jelatinli pazarlıklara kadar oynanan oyunların asıl hedefi, bin yıllık İSLAM KARDEŞLİĞİMİZİ baltalamak ve Lozan’ı laçkalaştırarak vatanımızı parçalamaktır. Atatürk ve Milliyetçilik maskesi takıp arkadan bu sinsi projelere destek verenlerin de, din istismarcılarının da ipliği pazara çıkmaktadır.
​Milli Çözüm’ün yıllardır haykırdığı hakikat şudur: Türkiye’nin reçetesi ırkçı-bölücü dayatmalarda değil; adil bir devlet düzeninde, kardeşlik hukukunun eksiksiz uygulanmasında ve “Milli Restorasyon”dadır. Siyonist Haçlı merkezlerinin ve PKK/DEM türevlerinin uzattığı zehirli reçetelere asla geçit verilmeyecektir.
​Rabbim Ahmet Akgül Hocamızdan ve Milli Çözüm ekibinden razı olsun; Hakikatleri korkusuzca haykıran bu kalemi ve kelamı daim eylesin!

Türkiye’nin tıkanan statükodan kurtuluşu için köklü bir “Milli Restorasyonu” ve Siyonist Batı güdümlü zihniyetin dışında “Adil Düzen” hamlesini, artık güçlü bir reaksiyonla yapma zamanı gelmiştir. Tarihsel tecrübeye, Müspet Bilimsel çalışmalara, Aklın Vicdanın ve İslamın ışığında, milletimizin Milli Çözüm esaslarına sadık kalarak, kader birliğine dayalı topyekûn bir toplumsal ve siyasal yenilenmeyi gerçekleştirerek bu aziz vatanı hakkettiği muassır seviyeye çıkarma zamanı gelmiştir..

Kalemini ve ruhunu, şeytanın karanlık uşaklarına kiralayan seküler Özköklerle, dinci – fetö güzellemecisi Bulamaç kafalıların da karakter ve haysiyet oranları ortaya çıkmaktadır.

Erbakan Hocamızın olayı kürt sorunu değil insan hakları bağlamında değerlendirmesi, sorunları kendi içimizde ve kendi yöntemlerimizle çözmenin de anahtarıdır. Olaya “kürt sorunu” kavramıyla yaklaşanlar emperyalistlerin bakış açısıyla bakıp yine onların dayatmalarını çözüm olarak gören işbirlikçilerdir. Yani emperyalistlerin kızağına binenlerdir. Bunların amacı halkımızı emperyalistlerin dayatmalarını çeşitli kılıflar ile milletimize kabul ettirmektir. Ayrıca “kürt sorunu” kavramını kullanmak, yüzyıllardır bir arada yaşamış, kız alıp vermiş kardeşleri ayrı ve birbiriyle rakip halklara dönüştürüp milletimizi bölmenin bir adımıdır. İşte bu tür sinsi, amaçları gerçekleştirmek için doğru ile yanlışı harmanlayıp milletimizin önüne getiren, milletimizin kafasını bulandıran ve milletimizi emperyalistlerin istediği gibi düşündürmeye çalışan bu iliştirilmiş yazar, çizer takımı kendilerini hiç kimsenin anlamayacağını sanıyor. Ama unutmasınlar; Milli Çözüm var.

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
11
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...