İKTİDAR İSRAİL’E KARŞI MI ÇIKMAKTAYDI;
YOKSA
DOLAYLI DESTEK Mİ SAĞLAMAKTAYDI?
Bazıları “Milli Çözüm Dergisi, bu yazıları yayınlama cesaretini nereden alıyor?” diye merak etmektedir. Hemen belirtelim, bu; inancımızdan, sorumluluk taşıyan vicdanımızdan, ülkemize ve milletimize şükran borcumuzdan kaynaklanan bir cesarettir. Hiçbir kişiye ve partiye diyet borcumuz veya Allah’tan başka hiç kimseden ve hiçbir kesimden korkumuz bulunmadığı içindir. Biz Milli Görüş çizgisindeyiz ve SP’ye oy verip destekleriz. Ama kendi partimizin de, iktidarın ve Cumhur İttifakı bileşenlerinin de, muhalefet cephesinin de hayırlı ve yararlı yönlerini tebrik ve takdir, zararlı ve yanlış yönlerini ise tenkit ve tembih ederiz.
Sadık ve sağlam Milli Çözümcü, okyanus kenarındaki yüzlerce tonluk granit kayalar gibidir. Milyonlarca yıllar ve milyarlarca azgın dalgalar çarpsa da, onu asla yıldıramaz, sadece daha da parlatıverir. Ne fırtınaların yellerinin, ne coşkun nehirlerin sellerinin, özü ve kökü sağlam kayalardan bir şeyler koparması mümkün değildir. Çünkü onlar; yellere, sellere ve Kur’ani hikmetten habersiz “ellere” karşı, İlahi destekli dalgakıran hükmündedir. Yalnızlık onların kaderleri, sürekli saldırılmak onların şerefleri ve ama hep sapasağlam kalmak onların hünerleridir.
17 Kasım 2024 Tarihli Gazeteler:
Ambarlı Limanı’nda “İsrail’e Giden Gemiler Durdurulsun” Eylemi Yapılmıştı.
Filistin Eylem Komitesi, Gazze’de süren İsrail saldırılarına karşı, İstanbul Ambarlı Limanı’ndan İsrail’e yapılan sevkiyatları protesto eylemi yapmıştı. Kitle “limandan İsrail’e silah, askeri mühimmat ve lojistik destek taşıyan gemilerin engellenmesi” çağrısında bulunmuşlardı.
“Ambarlı Limanı başta olmak üzere birçok Türkiye limanından İsrail’e tonlarca askeri mühimmat ve lojistik malzeme gönderiliyor. Filistin halkı soykırımla karşı karşıya iken bu sevkiyatların yapılması kabul edilemez” diyen Komite dağıtılmaya çalışılmıştı.
Açıklamada şu ifadeler yer almıştı:
“ABD’den aldığı mühimmatı İsrail’in Hayfa ve Aşdod limanlarına taşıyan MAERSK gibi taşımacılık şirketlerinin gemileri bu limanlardan yük alıyor. İsrail’in ZIM isimli şirketine ait gemiler de sık sık Türkiye limanlarını kullanıyor. Ticaret Bakanlığı’nın İsrail ile ticaretin durdurulduğuna dair açıklamalarına rağmen bu faaliyetlerin devam ettiğini görüyoruz. İsrail’in yerleşimci ve sömürgeci saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde Türkiye limanlarından soykırımcı işgal devletine çelik, jet yakıtı, askeri teçhizat, hatta çimento taşındığına dair somut bilgiler var.”
Filistin Eylem Komitesi, daha önce düzenlenen liman eylemlerine katılanların gözaltına alınarak yargılandığını belirttiği açıklamada, “Filistin halkı için dayanışma çağrısı yapanlar cezalandırılırken, soykırımı besleyen taşımacılık şirketleri engellenmiyor. Bu ikiyüzlülük sona ermelidir. Türkiye, İsrail ile tüm ilişkilerini kesmeli ve işgal devletine tam ambargo uygulamalıdır” çağrısı yapmışlardı.
21 Ağustos 2025 Tarihli Gazeteler:
Türkiye’den İsrail bağlantılı gemilere sözde kısıtlama kararı
Türk liman yetkililerinin, gemi acentelerinden gayri resmi olarak; gemilerin İsrail’le bağlantısı olmadığını ve ülkeye gönderilen askeri veya tehlikeli yük taşımadığını belirten yazılar talep etmeye başlaması; iktidarın ayıbını kapatma çabasıydı!..
Reuters’ın dayandırdığı kaynaklar, liman müdürlüğünün liman acentelerine yazılı güvence vermelerini sözlü olarak hatırlattığını, ama bu konuda resmi bir genelge bulunmadığını aktarmıştı. Kaynaklar, garanti mektubunda “gemi sahiplerinin, yöneticilerinin ve işletmecilerinin İsrail ile hiçbir bağı olmadığını ve patlayıcılar, radyoaktif maddeler veya askeri teçhizat gibi belirli türdeki yüklerin İsrail’e giden gemilerde bulunmadığını” belirtmesi gerektiğini hatırlatmıştı.
Türkiye, HAMAS ile Gazze’de sürdürdüğü savaş nedeniyle “2 Mayıs 2024’ten itibaren İsrail ile ithalat ve ihracatın tamamen durdurulduğunu” açıklamıştı, ama el altından İsrail’e her türlü malzeme taşınmaktaydı. Ankara’nın yani Erdoğan iktidarının; bu tarihten itibaren hiçbir mal için gümrük işlemi yapılmadığını, tek istisnanın İsrail işgali altındaki Filistin toprakları ile yapılan ticaret olduğunu vurgulaması, halkı avutma amaçlıydı.
İsrail’le Ticaret İddiaları
Başta Milli Çözüm yazarlarının ve gazeteci Metin Cihan’ın uzun süredir Türkiye’nin İsrail’le ticareti kesmediğine dair yaptığı haberlerin ardından konuyla ilgili tartışmalar yoğunlaşmıştı. Hükümet yetkililerinden ve Erdoğan’dan konuya dair sık sık açıklamalar yapılmaktaydı.
Buna mukabil, özellikle 2024 Kasım ayı başında Ambarlı Limanı’nda görüntülenen ZIM konteynerleri iddiaları başka bir boyuta taşımıştı. Zira ZIM Logistics, İsrail Devleti’nin uzun süre yarıya yakın hisselerini elinde bulunduran ve halihazırda Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti ile çok yakın ilişkileri olan bir şirket olmaktaydı. ZIM konteynerlerinin Ambarlı Limanı’nda görüntülenmesinin ardından protesto gösterileri başlamıştı.
Metin Cihan ayrıca, bazıları iktidar Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yakınlığıyla bilinen Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) üyesi çeşitli Türk şirketlerinin İsrail’e dikenli tel, çimento, petrol ürünleri ihracatını sürdürdüğüne dair belgeleri de şahsi X hesabından paylaşmıştı. Cihan ayrıca, iktidar koalisyonu Cumhur İttifakı ortaklarından Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu üyesi Mustafa Semerci’nin sahibi olduğu Pamukkale Kablo’nun, İsrail Ordusu’nun “bir numaralı kablo tedarikçisi olduğunu” da haber yapmıştı.
4 Nisan 2026 Tarihli Gazeteler:
Türkiye limanları üzerinden İsrail’e petrol ve askeri sevkiyat iddiaları sürekli gündeme taşınmıştı. Hazırlanan rapora göre en az 57 sevkiyat yapılmış ve gemiler sinyallerini kapatarak gizli taşımacılık başlatmışlardı.
Ankara – Middle East Eye’ın haberine göre Yunan denizcilik şirketleri Türkiye limanları üzerinden İsrail’e petrol, kömür ve askeri malzeme taşımaya devam ediyorlardı.
No Harbour for Genocide kampanyasının yeni raporuna göre, Mayıs 2024 ile Aralık 2025 arasında İsrail limanlarına en az 57 gizli ham petrol sevkiyatı yapılmıştı. Yaklaşık 47 milyon varil petrol, gemilerin takip sinyalleri devre dışı bırakılarak ve sahte varış noktaları yazılarak Türkiye üzerinden İsrail’e taşınmıştı. No Harbour for Genocide araştırmacıları, Yunan gemilerinin Ceyhan Limanı’ndan ayrılırken, çoğunlukla Mısır’daki Port Said olmak üzere sahte varış noktaları belirttiğini saptamışlardı.
Habere göre, Ekim 2022 ile ambargonun yürürlüğe girdiği 1 Mayıs 2024 tarihleri arasında Yunan denizcilik şirketleri Thenamaris Ships Management ve Kyklades Maritime Corporation, Türkiye’den İsrail’e yapılan petrol sevkiyatının %21,82’sini karşılarken, 2 Mayıs 2024 ile 1 Aralık 2025 tarihleri arasında bu payın büyük bir artışla %91,23’e ulaştığı vurgulanmıştı. Habere göre Yunan Thenamaris ve Kyklades şirketleri; Venezuela, Nijerya, Gabon, Kamerun’dan da İsrail’e büyük petrol sevkiyatları yapmaktalardı. Ancak bu şirketlerin en kilit ilişkisi, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattının ortaklarından olan Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ve enerji devi BP ile yürüttükleri ortaklık olduğu anlaşılmıştı.
Haberde, Yunan şirketlerinin İsrail’e sağladıklarının enerji kaynaklarıyla sınırlı kalmadığı belirtilirken, Yunan işletmesindeki gemilerin İsrail ordusuna askeri kargo tedarikinde de kritik bir rol oynadığı yer almıştı. No Harbor for Genocide’ın bulgularına göre, 2025 yılı içerisinde Contship Era, Marla Bull, Jamaica ve Zim America isimli dört Yunan işletmeli gemi, İsrail’in en büyük silah üreticisi olan Elbit Systems tarafından kullanılan mühimmat, makineli tüfek parçaları ve diğer askeri donanımları taşıyan en az 13 gizli sevkiyat gerçekleşmiş durumdaydı.
3 Eylül 2026 Haberleri:
Türkiye’den İsrail’e 16 Milyon Varil Petrol Sevkiyatı Yapılmıştı; Maalesef Petrol Ofisi Ele Geçirilmiş Durumdaydı: Soykırım Ağları Türkiye’de İşbaşındaydı!..
Türkiye emperyalist ağların bir parçası yapılmıştı. Ve günümüzde bu ağların, yaşadığımız ülkede ‘soykırım istasyonları’ kurduğu ortaya çıkmıştı.
İsrail ve ABD’nin Gazze başta olmak üzere Filistin’in tamamında uyguladığı ‘soykırım’ bir siyasal Siyonist rejim olmaktaydı ve hedefi elbette ‘ham madde’ ya da savaş gelirini aşmaktaydı. Ancak soykırım yıllarında; Türkiye’de siyasal iktidarın iç siyasete odaklı hamaseti de, emperyalist güçlerle koruduğu ilişkileri de daha görünür kılmaktaydı. Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından 6 ay 26 gün sonra, “Başta Amerika olmak üzere bunlar hep İsrail’e çalışıyorlar. Ne yazık ki Filistin’in o garip gureba, fakir, yoksul insanları İsrail’in bu bombaları karşısında ölüme mahkûm ediliyorlar. Bunun karşısında artık biz daha sabredemezdik. Adımlarımızı attık. Aramızda 9,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardı. Bu ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık. Bundan sonrası hayırlı olsun” diyordu. Peki bundan sonrasında neler yaşanmıştı?
İki Küresel Tüccar: Vitol ve Heritage Petroleum’un İsrail Hizmetkârlığı!
Oil Change International (OCI) ve SOMO iki gizli petrol tüccarının İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden askeri saldırganlığını besleyen ham petrolü sağlamaya nasıl yardımcı olduğunu araştırıp ortaya koymuşlardı. Vitol ve Heritage Petroleum adlı iki şirket, soykırımın başladığı 2023 sonlarından bu yana İsrail’e ham petrol sevkiyatında ana oyuncular olarak ortaya çıkmıştı. Vitol ve Heritage Petroleum işte bu ham petrol ticaretinde büyük rol oynamıştı. Ham petrolü “düşükten alıp yüksekten” satmayı hedefleyip bu fiyat farkından yararlanmak için ham petrolü taşımışlardı. İki şirket Shell, Chevron, BP, Total vb. şirketler gibi ifşa olmamıştı. Vitol ve Heritage bundan yararlanmıştı. Vitol 2023’te soykırıma ham petrol taşımaya başlarken, Heritage Kasım 2024’te başlamıştı. İki şirket 2023’ten bu yana İsrail’e en az 22 milyon varil ham petrol taşımıştı. Bu İsrail’in aynı dönemde ham petrol ithalatının %11’i olmaktaydı. Ancak bu oranın daha yüksek olması oldukça olasıydı. Çünkü OCI ve SOMO gemileri kiralayan şirketlerin yaklaşık yarısına ulaşamamıştı. Sevkiyatlar yaklaşık 20 ülkeden yapılmıştı.
Peki bu iki “acımasız” soykırım şirketinin Türkiye ile ne ilgisi vardı?
Tekrar edelim. Vitol ve Heritage, Ekim 2023-Haziran 2026 arasında İsrail’e toplam 22 milyon varil sevkiyat yapmıştı. İki şirketin sadece Türkiye/Ceyhan üzerinden taşıdığı ham petrol miktarı 15,89 milyon varile ulaşmıştı. Bu miktar, İsrail’in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık %7-8’ini oluşturmaktaydı.
Vitol + Heritage Şirketleri Üzerinden Türkiye (Ceyhan) İsrail Sevkiyatları
| Yıl | Vitol(bin varil) | Heritage (bin varil) | Toplam (bin varil) |
| 2023 | 674,2 | – | 674,2 |
| 2024 | 982,4 | 589,4 | 1.517,9 |
| 2025 | 5.894,5 | 3.536,7 | 9.431,1 |
| 2026 (Haziran’a Kadar) | – | 4.216,0 | 4.216,0 |
| Toplam | 7.551,1 | 8.342,2 | 15,89 milyon varil |
Özelleştirme ile Kurulan Soykırım İstasyonları
“Bundan sonrası hayırlı oldu” mu? Bundan sonrasına gitmeden, ‘bundan öncesi’ne bakalım. İnsanların çaresizliğinden beslenen, acımasız, mekanik Vitol zaten Türkiye’ye girmiş durumdaydı.
Petrol Ofisi’nin 2000’de özelleştirilmesini ANAP’lı Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan “Burada, devletin zarara uğratılması değil, tam aksine ilave bir gelire kavuşturulması söz konusudur” palavralarıyla, dönemin Devlet Bakanı Işın Çelebi ise “Sermayenin tabana yayılması” yalanlarıyla savunuyorlardı. 2000’de Doğan Holding – İş Bankası ortaklığınca alınan Petrol Ofisi’ni sadece 7 yıl sonra Vitol ele geçirmeyi başarmıştı!?
Peki “Bundan sonrası”nda neler oldu? 2022’den 2024’e kadar yıllık ortalama 12 milyar ABD dolarından fazla net kâr elde eden Vitol Mart 2025’te BP Petrolleri AŞ’nin (BP) sahibi olmuştu. BP’nin yıllık ciro hacmi 1,5 milyar dolar ve 770 akaryakıt istasyonu ile lisansı bulunuyordu. Petrol Ofisi’nin istasyon sayısı ise 2 bin 700’e çıkıyordu. Böylece soykırımın ham madde taşıyıcısı Vitol, Türkiye’de yaklaşık 3 bin 500 istasyonuyla petrol satıyor ve ülkenin en büyük perakende akaryakıt ağını ele geçirmiş oluyordu. Böylece Türkiye tarihinin birikimi Petrol Ofisi bugün acımasız emperyalistlerin eline geçmiş bir tekele dönüşüyordu. Bu bile başlı başına ders konusuydu. AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın palavra politikaları bu gerçek rakamlar karşısında iflas ediyordu.
Maliye Bakanı’nın dediği doğru değildi; “Sermaye tabana” yayılmamıştı, tamamı tavanda birikmiş durumdaydı. Şimdi Siyonist sömürü sermayesinin biriktiği yerde merhamet ve adalet melekleri bulunmazdı, Anadolu’nun lojistik altyapısını kullanarak İsrail savaş makinesini besleyen Vitol ve Heritage gibi dev sermaye birimleri vardı! Ülkenin kılcal damarlarına sızan kan emici yaratıklar da, bu yaratıkların bunu hangi yöntemle yaptığı da ortadaydı. Tüm bunlar, halktan gizliden gizliye sürdürülen faaliyeti de hamaset ile gerçek arasındaki farkı da ortaya koymaktaydı. Siyonist emperyalizmle ekonomik bağları koparmadan ve bu kanlı sermaye ağlarını dağıtmadan ne Filistin için dökülen gözyaşlarına, ne de gerçek bir bağımsızlık palavralarına aldanmamak lazımdı.[1]
Evet, Gazze soykırımından önce ve sonra, kuduz İsrail’e petrol, silah ve gıda ithali bir gün bile aksatılmamıştı; sadece halkı aldatıcı kılıflar sarılmıştı!..
İhale Kralı, Uyuşturucu ve Fuhuştan Tutuklanmıştı.
Özel jetler, uçaklar, lüks yatlar, son model arabalar ve pahalı restoranlardan pozlarıyla gündeme taşınan iş insanı Selman Reşitoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. (6 Eylül 2026 Gazeteler)
İktidarın desteği sayesinde kamudan aldığı yol yapım ihaleleriyle adından söz ettiren Ekpet İnşaat’ın patronu Selman Reşitoğlu ne haltlar karıştırmıştı?
Gazete Pano’nun haberine göre, kamudan aldığı milyarlarca liralık ihaleler nedeniyle “İhaleler Kralı” olarak anılan Reşitoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimler arasında yer almıştı. Soruşturma kapsamında 21 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon yapılmıştı. Şafak operasyonuyla gözaltına alınan Reşitoğlu, işlemlerinin ardından tutuklanmıştı.
Eee, kendisine bunca imkân sağlayanlara bazı kıyaklar yapmasın mıydı?
Türkiye’de otoyolların ve Boğaz köprülerinin özelleştirileceği 3 ay önce ABD basınında haber yapılmıştı. (Yani talimat Siyonist sermaye odaklarındandı.) Peki bu altın yumurtlayan otoyol ve köprüler kimlere, hangi yandaş kesimlere ve dış güçlere peşkeş çekilmeye çalışılmaktaydı? Yoksa bir erken seçim masraflarını çıkarma telaşı mıydı?
Bu arada Pentagon’da casus avı başlatılmıştı. ABD’nin İran saldırısı ve İran’ın dayanıklılığı sonucu, Amerika’nın başta füzelerinin ve diğer silah birikiminin hızla tükendiğini kimler dışarı sızdırdı?.. diye soruşturmalar açılmıştı!.. Özetle Amerika, İran savaşını kaybetmiş sayılırdı ve iktidar, Siyonist ve emperyalist odakların yanında yer almakla hangi uçurumlara yaklaştığının farkına bile varmamıştı…
Milli Çözüm olarak bir sorumuz da Ahmet Davutoğlu’na olacak:
5 Mart 2015’te Başbakan olarak, 2010 ve 2013 tarihlerinde de Dışbakanı olarak; Siyonist Yahudilerin güdümündeki, dünyanın en sinsi, en kirli ve en tehlikeli kuruluşlarından CFR’nin New York’taki “gizli toplantısına özel konuk” olarak çağrılmıştınız. Orada hangi konular gündeme taşındı, hangi talimatlar dağıtıldı? sorularının yanıtlarını merak ediyoruz. Bakalım “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hud: 112) ayetine mi uyacaksın, yoksa donup kalacak ve susup duracak mısın?!..
- Evrensel – Uğur Zengin – 3 Eylül 2026



Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?
Artık kendileri de ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bir dönem daha kalabilmek için yapılan çalışmalar, çamura saplanmaktan öte bir çaba değil.
Acilen bir Milli Mutabakat Hükümeti kurulmalıdır. Başka çare are yok.
GÂVURDAN DOST, DOMUZDAN POST OLMAZ!.. ARTIK MİLLİ ÇÖZÜM MERKEZLİ BİR MİLLİ MUTABAKAT İKTİDARI KAÇINILMAZ HAL ALMIŞTIR!..
Partilerin, akademisyen kimse ve kuruluşların, Sivil toplum camiası olsun, yüzlerce tarikat ve cemaat mensubu ve kurumların olsun; insanlığın saadetine mi yoksa şeytanın temsilcisi Siyonizm’in mi saadeti için çalıştıklarını tefekkür ettiğimizde, sonuca varmak veya doğru değerlendirme yapmak çok kolay… Şu an insanlık mı huzur saadet ve onur içinde, yoksa şeytanın temsilcileri ve işbirlikçileri mi huzur onur saadet içinde bir ömür sürmekte dediğimizde cevabı belli değil mi?! Malesef insanlık ne huzur ne saadet ne onurlu bir durumda değil… Oysaki Aziz Erbakan Hocamızın temellerini attığı alt yapısını oluşturduğu Kur’an ve Sünnet endeksli, İnsani İslami Adil Düzen ve Evrensel Projeleri olsun, Hakkın emrinde olmak şartıyla hazır hale getirilen zalimi caydırma amaçlı Teknoloji Harikaları olsun, D8 İslam Birliği – İslam Birleşmiş Milletlerimizi – İslam Savunma Paktımızı – İslam Ortak Pazarımızı – İslam Kültür İşbirliği Teşkilatlarımızı – İslam Müşterek Para Birimimiz Dinarı Projelerini Milli Çözüm pekiştirdi kitap haline getirdiği halde bu öğretileri öğütleri projeleri hayata geçirmek için bir çaba gayret destek niye gösterilmezdi… Çünkü Hz Musa kavmini Firavundan kurtarıp bıldırcın eti ve kudret helvası yemeye başladıkları halde, Hz. Musa’nın kurtardığı kavmi Firavunun yanında olmak istemiş ordaki işledikleri naneleri ahlaksızlıklara geri dönmek istediği gibi, şimdi de İslamcı Müslüman olan halk da acaba şuan ki çirkef ahlaksız sömürücü dünya yaşamından memnun oldukları için mi bu bozuk Batıl sistemin devamından yana tavır ve eylemde bulunuyorlardı…?
Dünyada Müslüman sayısı 2 milyarı geçmiş vaziyette… Ancak 2 milyarlık Müslüman aleminde Müslümanlığın gereklerinden olan ve başta Müslümanların ve mazlumların ve tüm insanlığın dünya ve ahiret saadetinin ilacı olarak Rabbimizin gönderdiği Kur’an’ı Kerim’i kaç Müslüman okuyor, anlıyor, kavrıyor ve gereğini yerine getirme gayreti çabası güdüyor dediğimizde malesef cevabı çok acı… Ülkemiz için düşündüğümüzde yüzlerce tarikat cemaat vakıf dernek cami sivil toplum kuruluşları olduğu halde Kur’an’ın emrini yerine getiren, örneğin Kur’an’da bir ayette buyrulur ki;
“Ey iman edenler! Allah’tan korkup (her türlü haram ve haksızlıktan) sakının ve eğer (gerçekten) inanmışsanız, faizden artakalanı (ana paranızdan fazlasını) bırakın (faizci düzenden uzaklaşıp kurtulmaya bakın).
Şayet böyle yapmazsanız, (yani faizi, faizci düzenleri ve yöneticileri bırakmazsanız) Allah’a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı (adil devlet ve hükümet düzeninin temellerini yıktığınızı) bilip anlayın (ve ona göre davranın). Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. (Öyle ise mü’minler faizsiz düzene geçmek için çalışmalıdır.)” (BAK: https://www.mealikerim.com.tr/2/bakara/278:279 )
Ayetten de anlıyor ve kavrıyoruz ki faizden insanlığı kurtarmak için yani faiz haramdır diye konuşup kendimizi ve milleti avutma yerine faizsiz düzene geçmek için çalışmamızı Allah emrediyor.
Yine Rabbimiz farklı bir ayette şöyle buyurur ve emreder:
“Ey iman edenler! (Fitne çıkarmamak, anarşi ve ahlâksızlığı kışkırtmamak ve karşılıklı hak ve hürriyetlere saygılı bulunmak şartıyla; Ehl-i Kitapla birlikte yaşayın, komşuluk yapın, ülke ve bölge nimetlerini paylaşın, ilmi ve iktisadi konularda yardımlaşın, ama gerçekten iman ve Allah’a itimat ediyorsanız sakın ha!) Yahudilerin (ırkçı emperyalist kesimlerini ve yine haksızlık ve ahlâksızlık hedefleyen bazı) Hristiyan (merkezlerini) veliler (yöneticiler) edinmeyin. (Onları dost ve dürüst zannedip, kendinize idareci, karar verici olarak kabullenmeyin. Zulüm ve hıyanet örgütlerine ve girişimlerine destek vermeyin.) Çünkü onlar, (sizin değil) birbirlerinin dostları ve destekleyicileridir. (Artık) Sizden her kim onları dost (ve rehber) edinip (peşlerine giderse), kesinlikle o da onlardandır. Şüphesiz Allah (Siyonist Yahudilere ve emperyalist Hristiyanlara değer ve destek veren ve Müslümanlara hıyanet eden) zalimler topluluğuna hidayet etmez (onların iman nurunu karartır). [Not: Bu ayet Yahudi ve Hristiyan kimselerle iyi ve insani ilişkileri, ticari ve bilimsel işbirliğini değil; zulüm sistemlerinin ve oluşumlarının güdümüne girmeyi yasaklamaktadır.]” (BAK: https://www.mealikerim.com/5/maide/51 )
Bu ayeti okuyunca müslümanların ne feci halde olduklarını görmemek elde değil. Yüzlerce tarikat cemaat dernek vakıf yetkilileri başta olmak üzere diğer büyük bir kısım olan topluluklar, bizim siyasetle alakamız yok dedikleri kendilerini üst akıl olarak görüp hareket ettikleri ama baktığınızda Siyonizm’in işbirlikçileriyle içiçe, elele, omuz omuza olduklarına hep birlikte şahit olmaktayız…
Kur’an’a Tercüman Olarak bütün insanlığın saadeti ve zalimlerin hizaya getirilmesi fikren etkisiz çaresiz bırakılması yolunda gayret ve çaba gösteren Milli Çözüm şu hakikatle ömür sürmekte desek yanlış olmaz sanırım;
“Kendilerini Allah’a, Allah’ı kendilerine dost edebilmiş kişiler için, âlemin bilinmezleri bilinmez değildir. Onlar dünyada görünseler de, göründükleri dünyadan çok, fikren ve ruhen âlem içindeki âlemlerde gezinmekte ve “Allah’ın yeryüzündeki halifesi” sıfatı ve sırrı ile hareket etmektedir!..”
Asıl ve tek çare: Türkiye’de ve sonrasında tüm dünyada Aziz Erbakan Hocamızın programlarını uygulayacak ve O’nun gibi duyarlı ve tutarlı davranacak bir Milli Çözüm = Milli Mutabakat İktidarının kurulmasının şart olduğu gerçeğini dikkate almanın tam zamanıydı.
Artık Milli Çözüm merkezli bir MİLLİ MUTABAKAT İKTİDARI kaçınılmazdır!..
Sahipsiz vatanın batması haktır, Milli Mutabakat kurtaracaktır!..
Bir milletin okuduğu kitabın Mana ve Mesajında hak ve adalete dayanan bir İHTİLAL ve İNŞA PROĞRAMI yoksa, o toplum tavandan tabana, her zaman aldatılmaya, kandırılmaya ve şeytana asker olmaya mahkum olacaktır..
Bizleri durağanlıktan, patates dininden, renksiz kokusuz, tadsız bir yaşam kalıbından çıkarıp,
Erbakan Hidayetiyle, Milli Çözüm şuuruyla ve Ahmet Akgül Hocamıza talebelikle şereflendiren Rabbimize sonsuz şükürler olsun.
Mealikerimi kendisine rehber edinenin, beş para etmez Siyonist Yahudi takımının karşısında zelil ve hakir olması mümkün değildir.!
Bu gerçeği makale, net olarak ortaya koymuştur.
AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ 96-97 YILLARINDA REFAHYOL HÜKÜMETİ İLE İKTİDARDAYDI. ERBAKAN HOCAMIZ BAŞBAKANDI. 11 AY İKTİDARDA KALDI. 11 AY BOYUNCA İSRAİL FİLİSTİNE TEK BİR MERMİ DAHİ SIKAMADI. TEK BİR FİLİSTİNLİNİN BURNU DAHİ KANAMADI. AMA GEÇEN 23 YILLIK SÜREÇTE DEFALARCA FİLİSTİNDE GAZZE DE EN BÜYÜK ZULÜMLER YAPILDI. EN AĞIRI SON 3 YILDIR GAZZE FİLİSTİN YERLEBİR EDİLDİ. GAZZE DE EN BÜYÜK ACILAR YAŞANIRKEN İSRAİL ASKERLERİNE ÜŞÜMESİNLER DİYE TÜRK MALI İÇLİK DAHİ GÖNDERİLDİ. TÜİK SAYFASINDA YAPILAN TİCARTİN TÜM AYRINTILARI VARDI. TA Kİ MİLLİ ÇÖZÜM YAZANA KADAR. ERTESİ GÜN SAYFAYI KAPATTILAR. YANDAŞ GAZETELER “İSRAİLLE TİCARET YALANI” MANŞETLERİ ATARLARKEN HÜKÜMET TİCARETİN YÜZDE 54’E DÜŞÜRÜLECEĞİNİ AÇIKLIYORDU. MAKALEDE AÇIKLANMIŞ BAZI ŞEYLER. BİZ DÖNELİM 97 YILINA ERBAKAN BAŞBAKAN. TARİHLER 20 ŞUBATI GÖSTERİRKEN TÜRKİYE FİLİSTİNE EL HALİL BÖLGESİNE TÜRK ASKERİ GÖNDERİYORDU. EVET 28 ŞUBATTAN BİR HAFTA ÖNCE BU KARAR ALINIYOR VE TÜRK ASKERİ FİLİSTİNE GÖNDERİLİYORDU. DEMEKKİ BUGÜN MÜSLÜMANLARA LAZIM OLAN TÜRKİYE NİN BAŞINDA ERBAKAN GİBİ BİR LİDERE İHTİYAÇ VAR. YERYÜZÜNDE ZULÜM GÖREN TÜM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN KURTULUŞU ERBAKAN GİBİ İSLAM BİRLİĞİNİ KURACAK İSLAM BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİNİ, İSLAM NATO SUNU KURACAK BİR LİDERE İHTİYACI VAR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN EN SADIK TALEBESİ VE TAKİPÇİSİ, AZİZ HOCAMIZIN PLAN PROGRAM VE PROJELERİNE HAKİM ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZIN LİDERLİĞİNE İHTİYAÇ VAR. YERYÜZÜNDE ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYANIN KURULMASINA İHTİYAÇ VAR. VE İNŞALLAH ALLAH’IN YARDIMI İLE TÜM MAZLUM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN KURUTULUŞA ERECEĞİ VE BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETE ERECEĞİ ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. RABBİM BİR AN ÖNCE NASİP EYLESİN BİZLERİ DE BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞANLARDAN EYLESİN AMİN.
Söylemleri ile eylemleri arasında çelişki bulunanların, sözde Filistin ve Gazze duyarlılığı kasanların; İsrail ile kestiklerini iddia ettikleri ticari ve stratejik ilişkilerinin gizli gizli artarak devam ettiği ortada.
Ben “Milli Çözüm” takipçisi biri olarak:
Türkiye limanları üzerinden İsrail’e petrol ve askeri mühimmat taşınmasına göz yumulsun istemiyorum!
Petrol Ofisi örneğinde olduğu gibi enerji kaynaklarımızın küresel emperyalist şirketlerin kontrolünde olmasını istemiyorum!
İç politikada yandaş ilişkileriyle çürümüş bir düzenin devam etmesini istemiyorum!
İsrail ile fiilen koparılmamış ticaret ağları varken sahte gözyaşlarıyla halkı aldatmak için söylenen palavralara kanmıyorum!
Bu saatten sonra hem kananlar hem kandırılanlar hem de kandıranların oturup artık Millî Çözüm’ün tespit, tenkit ve tavsiyeleriyle bir vicdan muhasebesi yapıp bu hatalarından acilen dönmeleri gerekmektedir.
ERBAKAN’IN FARKI, ERDOĞAN’IN ÇARKI…
Yorumumuzun başlığı aynı zamanda; Üstadımızın “Cemaatin Çılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı” adlı kitabının başlığıdır. Necmettin Erbakan’ın D’Amato Yasasına, Erdoğan’ın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) yasasına tavrı ile ERBAKAN farkını ortaya koymaya çalışacağız…
Necmettin Erbakan, 54. Hükümet’in Başbakanı olarak başbakanlığındaki ilk resmi yurt dışı gezisini Ağustos 1996 yılında İran‘a gerçekleştirmişti. Batı ülkeleri ve özellikle ABD ile İsrail, bu ziyaretten duydukları rahatsızlığı açıkça dile getirmişti.
Ziyaretin öncesinde, ABD, İran ve Libya’ya enerji yatırımı yapan yabancı şirketlere yaptırım öngören D’Amato Yasasını (İran ve Libya Yaptırımlar Yasası – ILSA) imzalamıştı. ABD yönetimi, Türkiye’nin İran ile imzalayacağı 23 milyar dolarlık doğalgaz anlaşmasının bu yasayı ihlal edeceğini belirterek Ankara’yı açıkça uyarmıştı.
Peki Erbakan’ın Tüm Bu Baskılara Karşı Tavrı ne Olmuştu?
Tüm bu açık ve örtülü baskılara rağmen Necmettin Erbakan geri adım atmayarak Tahran’da tarihi doğalgaz anlaşmasını imzalamıştı. Erbakan, bu duruşunu “Biz bu anlaşmayı kendi milli menfaatlerimiz ve halkımızın enerji ihtiyacı için yapıyoruz, başka ülkelerin ne dediği bizi ilgilendirmez” diyerek özetlemiş ve Batı’nın ambargo duvarını delen tarihteki ilk liderlerden biri olmuştur.
Hatta 28 Haziran 1996‘da Başbakan olduktan hemen sonra Amerikan Büyükelçisi, Başbakan Erbakan’ı ziyarete gelir. Bundan sonrasını Hocamız: “Başbakan olur olmaz Amerika Büyükelçisi bize geldi. ‘Biz sizin fikirlerinizi biliyoruz, hiçbir konuda aynı şeyleri düşünmesek de sizinle çalışmaya hazırız. Fakat olmazsa olmaz 6 şartımız var’ dedi. Sonra başladı bu şartları sıralamaya. Bir, İran’a gitmeyeceksiniz. İki, İran’la olan ticaretinizi 50 milyon doların üzerine çıkarmayacaksınız. Üç, Türkiye’deki Amerikan üslerine dokunmayacaksınız. Dört, Çekiç Güç’ü göndermeyeceksiniz. Beş, Irak petrol boru hattını açmayacaksınız. Altı, diğer Müslüman ülkelerle de ticaretinizi olduğundan fazlasına çıkarmayacaksınız… Bizim tarihimizde Sadrazam Ali Paşa’nın siyaseti meşhurdur. Ali Paşa ‘Ben mühim bir iş yapmak istediğim zaman önce Rus Büyükelçiyle konuşur; onu dinler sonra da onun dediğinin tersini yaparım’ der. Biz de öyle yaptık. Büyükelçiye bir çay daha ısmarladık ve teşekkür ettik. Sonra bendeniz de Amerikan Büyükelçinin söylediklerinin tersini yaptım.”
Aynen de öyle olmuştuu; Erbakan, ilk yurtdışı ziyaretini İran‘a yaptı, o ziyarette doğalgaz boru hattıyla ilgili yapılan anlaşmayla sadece tek kalemde iki ülke ticaretini yıllık 2.5 milyar dolara çıkarttı, Çekiç Güç‘ü Türkiye’den gönderdi, Irak petrol boru hattını açtı ve diğer Müslüman ülkelerle de ticaret hacmini kat kat artırmıştı.
Gelelim AKP ve Cumhur İttifakına;
Geçtiğimiz günlerde İran merkezli hava yolu Mahan Air’e uçuş yasağı getiren Türkiye, şimdi de İran merkezli bankanın faaliyet iznini kaldırmıştı.
Neymiş; ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC)’nin çıkardığı ve amacı; “ABD’nin ulusal güvenliğini, dış politikasını ve ekonomik çıkarlarını tehdit eden hedefleri küresel finansal sistemden tamamen izole ederek cezalandırmak ve hareket edemez hale getirmektir.” diye tarif edilen bu paketin aldığı ekonomik yaptırım kararları doğrultusunda askeri bir müdahaleye gerek kalmadan, “ekonomik ve finansal bir silah” olarak kullanılmak ve böylece; ülkelerin yasa dışı silah programlarının veya insan hakları ihlali yapan rejimlerin para akışını, lojistik desteğini ve dış ticaret gelirlerini kesmek…
Uluslararası baskı oluşturmak amacıyla; sadece doğrudan hedefi değil, o hedefle ticaret yapan üçüncü ülke şirketlerini de (Türkiye örneğindeki gibi) cezalandırmakla tehdit ederek hedefin etrafında küresel bir izolasyon duvarı örerek; hedef alınan hükümetleri veya yapıları, ABD’nin çıkarları doğrultusunda geri adım atmaya (örneğin nükleer programı durdurmaya veya savaşı bitirmeye) zorlamak…
“Türkiye’de faaliyet gösteren ve İranlı şirketlerle çalışan firmalar ekonomik yaptırımdan etkilenmesinler diye korumak adına bu iki kuruluşun faaliyetleri durdurulmuştur.” açıklaması yapılsa da ABD’nin çıkarlarını tehdit eden ülkelere karşı aldığı bir karara açıkça destek olmak ve tam da her ABD gezisi öncesi bu gibi kararların alınması, kimin kimin yanında olduğunu göstermesi açısından çok net bir okumadır.
Erbakan demek; tavizsiz dik duruş demektir ve İran gezisi “banane Amerika’dan” sözünün fiili uygulamasıdır. Ayrıca bizden hatırlatması sadece İran ile kurtulamazsınız sırada Rusya ile iş yapan firmalar da var. Bu sefer teğet geçmeyecek, hedefin Türkiye olduğunu bakalım ne zaman göreceksiniz.
Bu gerçekleri anlamak için Milli Çözüm’de olmayaydı vay halimize…
Milli Çözüm, işbirlikçi iktidarların sözle İsrail’e karşı çıkmalarının, özde İsrail’e dolaylı destek sağlamak olduğunu ortaya koymaktadır!
Düşman görünümlü dost stratejisi; dışarıdan veya söylem düzeyinde çatışıyor ya da rakip gibi görünmesine rağmen, arka planda her türlü iş birliğini sürdürme stratejisidir.
İşbirlikçiler, Siyonist ve emperyalistlere karşı düşman görünümlü dost stratejisini yürütmektedirler.
İşbirlikçiler; Siyonist Yahudilerin ve Haçlı emperyalistlerin düşman görünümlü dostları; Müslüman Türk Milletinin ise, dost görünümlü düşmanıdırlar.
İşbirlikçiler toplumu aldatıp konsolide etmek ve oylarını artırmak için, iç kamuoyuna ve seçmenlerine karşı Siyonist ve emperyalistlere karşı sert ve düşmanca bir söylem benimserler.
İşbirlikçilerin söylemdeki sertliklere rağmen Siyonist ve emperyalistlerle her türlü işbirliğine sessizce ve kesintisiz şekilde devam ederler.
İşbirlikçiler, Siyonist ve emperyalistlerle olan krizleri ve sözlü dalaşları kontrollü bir şekilde yürütmektedirler; taraflar birbirlerinin varlığını kendi siyasi çıkarları için bir “kullanışlı düşman” olarak konumlandırmışlardır.
Düşman görünümlü dost stratejisini yürüten işbirlikçi münafıkları Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde Şöyle bildirmektedir:
“(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): “Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren işbirliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)” derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); “Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz” (zira “onların desteğini almak mecburiyetindeyiz”) derler.” (Bakara 14) Bakınız: https://www.mealikerim.com
Milli Çözümün ortaya koyduğu gerçekleri hala anlamadınız mı?
İşbirlikçi iktidarın palavra politikalarının gerçek rakamlar karşısında iflas ettiğini…
Siyonist emperyalizmle ekonomik bağları koparmadan ve bu kanlı sermaye ağlarını dağıtmadan ne Filistin için dökülen gözyaşlarına, ne de gerçek bir bağımsızlık palavralarına aldanmamak gerektiğini…
Gazze soykırımından önce ve sonra, kuduz İsrail’e petrol, silah ve gıda ithali bir gün bile aksatılmadığını, sadece halkı aldatıcı kılıflar sarıldığını!..
Amerika’nın, İran savaşını nasıl kaybettiğini…
İşbirlikçilerin, Siyonist ve emperyalist odakların yanında yer almakla hangi uçurumlara yaklaştığını…
Siyonist ve emperyalistlerin “gizli toplantısına özel konuk” olup talimat alanlardan vatanımıza ve milletimize bir fayda gelmeyeceğini…
Hala anlamadınız mı?
ARIKAN ÇOK AÇILMA BOĞULURSUN!.
Abdullah Gül sevdalısı, Temel
destekçisi, Sp Genel başkanı Mahmut Arıkan; Cumhur ittifakı ile bir araya gelip görüşme yaparız demiş. Yani Oğuzhan abilerinin yarım bıraktığı ihanet girişimini tamamlayabiliriz mesajı vermiş. Genel başkan olduğu günden bugüne akla, mantığa, vicdana uygun bir hizmet ve başarısı olmayan sözde genel başkanın artık açık sularda açılmasının tek bir izahı olabilir. Oda; “Arıkan çok açılma boğulursun” ve acı son kaçınılmazdır..
Bunların başından sonuna hepsi İsrail’e destek verdiklerini Filistin’i yanlız bıraktıklarını biliyor. Aralarında bazı vekiller bunla gurur duyduklarını dahi söyleyebilmişlerdi.. Vicdanları kapkara olduğu gibi milletin de vicdanını karartmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ek olarak ne yazık ki Saadet partimizin başındaki zat, Cumhur ittifakının bunca istismarına ve günahına rağmen “ittifaka kapı aralıyor” ve bu günahlara partimizi de ortak etmeye çalışıyor.
“Arsızın yüzüne tükürmüşler, ‘Yağmur yağıyor’ demiş.”
Yapılan yanlışlarda artık o kadar haddi aşıldı ki bilerek isteyerek insanların gözüne soka soka yapıldığı halde aynı insanların inançlarını imanlarını aynı yönde de istismar ederek Yok kardeşim bunlar değildir iftira atmayın bunlar hiç yapar mı diye diye destekliyorlar.
Hûd 113
(Hakk davasına ve halkına ekonomik ve ahlâki olarak) Zulmedenlere (asla) eğilim göstermeyin (onları hiçbir şekilde desteklemeyin), yoksa size de ateş dokunur (Allah’ın azabına ve gazabına uğrayıverirsiniz). Sizin Allah’tan başka velileriniz (sahibiniz ve destekçiniz) olmadığına (göre), sonra yardım da edilmezsiniz. [Not: Bu iki ayet Hz. Peygamber Efendimizin: “Hud Suresi’nin bu tehditleri Beni ihtiyarlattı” buyurdukları İlahi tembih ve tavsiyelerdir.]
AKP-İSRAİL TİCARETİ TAM GAZ DEVAM ETMEKTEDİR..İKTİDAR İSE ÖZGÜR FİLİSTİN SLOGANI ATMAKTADIR.
Zehir içine sürülmüş bal misali gerçekleri halktan gizleyip yalanlarla harmanlayan iktidar toplumu uyuşturmaktaydı. Aslında İsraille ticaret hiç olmadığı artmıştı.Eski bakan olan Nihat Zeybekçi kendisinin firması olan ve ticaret yapan kişiydi.Zeybekçi şöyle demişti: İsrail ile çok iyi bağlantılı olan millet vekili arkadaşlarımız var. İsrail in yaptıklarını kınıyoruz fakat katliam başka ticaret başka demişti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat açıklama yapmıştı. Sözü edilen ticareti devletin değil özel sektörün yaptığını belirterek aradan sıyrılmaya çalıştı. Bu işin böyle olmadığını yıllardır Milli Çözüm belgelerle ortaya koymuştu.
Bu konularda duyarlı millet vekilimiz Turhan Çömez şöyle uyarmıştı;
“İsrail ile ticaret harıl harıl devam ediyor.Şubat verileri tam 94 milyon dolarlık mal göndermişiz.
Geçen yılın aynı dönemine göre ciddi bir artış söz konusu.Gönderdiğimiz ürünlerin içinde yok yok! Canlı hayvan, hayvan ürünleri,Muhtelif hazır gıda, sebze ve yağlar, Ağaç ürünleri,Tekstil,Seramik, çimento, cam ürünleri,Baz metaller,Çeşitli makine ve elektrikli ekipmanlar, Ne ararsanız var yani!Peki bütün dünyaya açık olan bu veriler Türkiye’de neden karartılıyor? İsrail’e gönderilen malların detayları neden gizleniyor? Bu malları kim, nereden nereye, neden ve hangi yollarla gönderiyor?Yine “ticaret yok” yalanına sarılmayın, belgesi burada.İsrail yalan söylüyorsa nota verin, “yalan söylüyorlar” deyin.
Aynı veriler BM Comtrade Veritabanı tarafından da yayınlanıyor, konuyu orada da gündeme getirin.Yatsıya kadar yanan mumunuzu da, ampulünüzü de bu millet sonsuza dek söndürecek...”demişti ancak ilgisiz ve yetkisiz kişilerden tıs çaıkmamaktaydı.Acilen Milli Çözüm liderliğinde ülkemizi vee insanlığa huzur getirecek Milli Mutabakat hükümeti kurulmalıydı.