YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6abd60e4734d5
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 3 5 0
Bugün : 51234
Dün : 55831
Son 30 gün : 1733244
Toplam : 62635416
IP Adresiniz : 216.73.217.154

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

EL-EMAN ALLAH’IM!

Haddime mi Zatın, muadil görmek
Ben kulum görevim, rızana ermek
Cihad takva sabır, cenneti örmek
Kalbimi Hakk üzre, durdur Allah’ım!..

Gaflet nankörlükle, hırsa kaptırma
Nefsim istese de, mala taptırma
Dünya zulme dalmış, yönüm saptırma
Nolur Adil Düzen, kurdur Allah’ım!..

Yaratış sırların, daim fikrettir
İhsanın sayısız, kalbim şükrettir
Kur’an’ı konuşsun, dilim zikrettir
İman kalpte gözde, nurdur Allah’ım!..

Neme lazım deyip, keyfine dalıp
Aklını gönlünü, zevkine salıp
Yolundan ayrılsa, ölsün bu kalıp
Sensizlik beladır, zordur Allah’ım!..

Hidayetle hikmet, seyran olurum
Her varlık harika, hayran olurum
Hem manen göklere, tayran olurum
Dünya meyli aşka, surdur Allah’ım!..

Meal Kerim’in her, satırı için
Davanın hizmeti, hatırı için
Yeterli mal kâfi, yatırı için
Milli Çözüm kalbi, kordur Allah’ım!..

Ahmedim tevbe et, sona varıldı
Helâk oldu her kim, dünya sarıldı
Ey Dost, davan için; dilim darıldı
Hainlerden hesap, sordur Allah’ım!..

4.9 18 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abone Ol
Bildir
6 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

Yaratış sırların, daim fikrettir
İhsanın sayısız, kalbim şükrettir
Kur’an’ı konuşsun, dilim zikrettir
İman kalpte gözde, nurdur Allah’ım!..

Amin . Amin. Amin Allah’ım. Kulluk anahtarı gibi dizelerden dolayı Allah razı olsun. Allah bizlere de dizelerdeki gibi bir hayat yaşayabilmeyi nasip etsin.

Şiirde çok güzel kelimeler kullanılmış: Muadil. Yani eşi, dengi ve benzeri olmayan Cenâb-ı Allah için harika bir kelime seçilmiş. Allah azze ve cellenin nazîri yoktur, muadili yoktur.
​İnsan, Allah’a ibadet etmek için yaratılmıştır. Yaratılış gayemiz Allah’ı tanımak, O’na ibadet ve kulluk etmektir. O yüzden bize düşen O’na hakiki kul olmaktır. Bütün bu ibadetlerden gaye ise O’nun rızasına ermek ve cennetteki sonsuz, kusursuz hayata erişmektir.
​Bu yüzden de “Yâ Rabbi! Ayağımızı senin Sıratı Müstakim’inde ve cihad yolunda sabit kıl” diye dua etmek bizim ana gayemiz olmalıdır.
​Hırs neden neşet eder? Gafletten ve nankörlükten… Nefis neye meyleder? Mala, mülke ve şöhrete… Dünya ise ekseriyetle zulme dalmış durumda.
​Niyazımız şudur ki: “Ne olur Allah’ım, yeryüzünde Adil Düzen’i kurmak için bize güç ve şuur ver! Senin rızana uygun olmayan her türlü ahlâk-ı zemîmeden (çirkin huylardan) ve dünyalık hırslardan bizleri uzak tut.”
İnsanoğlu yeryüzüne boşuna gönderilmemiş; aksine gökyüzüne ve kâinata bakıp tefekkür etmek ve Allah’ı anmak (zikir) için yaratılmıştır. İnsan, muhatap olduğu bu sonsuz ihsanlar karşısında kalbini daima şükürle doldurmalıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi, Allah’ın nimetlerini saymaya kalksak sayamayız.
​Kur’an-ı Kerim, insanı hem bu nimetlerden haberdar eder hem de hakikate yönlendirir. Bu yüzden dil Kur’an ile zikretmeli, kalp ise bu kelamın feyziyle dolmalıdır.
​İman, Allah’ın insana bahşettiği en büyük lütuf, ikram ve kalbe inşirah veren eşsiz bir nurdur. Şiirde de vurgulandığı gibi, iman yalnızca kalpte hapsolan bir duygu değildir; insanın gözüne de bir nur olur. Kişi bu nur sayesinde kâinata basiret ve ferasetle bakar, eşyanın arkasındaki ilahi hakikati kavrar ve yaratılışın sırrına erer.
​”Neme lazımcılık” yani boşvermişlik, ahlakı hamideden (güzel ahlaktan) değildir maalesef. İnsan keyfine dalıp aklını ve gönlünü zevkine teslim ederek Hakk yolundan ayrılırsa, yazıklar olsun o beden ve kalıba! İnsan, Allah’ı anmadan geçirdiği her anı için büyük bir hüsran ve pişmanlık içinde olacaktır. Nitekim ayet-i kerimede de belirtildiği üzere, Allah’ı zikretmekten yüz çevirerek geçirilen bir hayatın karşılığı, kişi için son derece dar ve sıkıntılı bir maişettir Hafazanallah…
Hidayet öyle bir nurdur ki kişi onunla hikmete erer; hikmete eren ise pek büyük bir nimete kavuşmuş demektir. Bu nur insanı basiret yolunda seyran ettirir de insan, her varlıkta hayran olunacak nice güzellikler görür. Nitekim Cenâb-ı Hak, Ahsenü’l-Hâlikîn ve Ahsen-i Takvîm üzere yaratandır. Gelgelelim dünya meyli ve sevdası kalbi sarmışsa, insan bu manevi nimetlerden mahrum kalır. Çünkü dünyaya olan aşırı meyil, tıpkı sarsılmaz bir sur gibi kalbi kuşatarak hakikat sevgisinin içeri girmesine engel olur. Aman Allah’ım!
Muhterem Üstat Ahmet Akgül Hocamız öyle bir Meal-i Kerim kaleme almış ki zamanımızda böylesine nitelikli bir meal yazılmamıştır. Bu mübarek mealin, mukaddes davanın ve yapılan hizmetlerin hatırı için insan dünyalıklara ve mal mülk hırsına kapılmamalı; geçimine yetecek kadar malı ahiret yatırımı için kâfi görmelidir. Nitekim Hadis-i Şerif’te “Ahir zamanda iman, elde kor tutmak kadar zordur” buyrulmaktadır. İşte bu devirde Milli Çözüm davasını ve sadakatini kalpte taşımak da tam anlamıyla öyle kor bir ateşi elde tutabilmektir. Allah yar ve yardımcımız olsun!
Muhterem Üstadımız Ahmet Akgül Hocamızın hüsnüniyeti ve azimli mücadelesi sonucunda, inşallah mutlu, hayırlı akıbete ve zafere iyice yaklaşıldı. Bu güzel nimetten nasibini almayıp dünyaya sarılanlar ise eli bomboş kalmışlardır ve kalacaklardır. Ey benim yegâne Dost’um! Senin yüce davan uğrunda mücadele ederken ve sadakat gösterirken kalbim, gönlüm ve dilim paralandı, parçalandı. Amma velakin Sen Müntakim ve Azîz olansın; bu hainlerden hesabını bir gün soracaksın ve muhakkak ki intikam alacaksın inşallah…Allah’ım!

🤲 EL-EMAN ALLAH’IM!

Allah’ım!
Seni hakkıyla tanımayı,
Sana gönülden bağlanmayı,
Rızanı her şeyin üstünde tutmayı bizlere nasip eyle!

Kalplerimizi imanın nuruyla aydınlat,
Gönüllerimizi Kur’an’ın rahmetiyle dirilt,
Dillerimizi zikirden,
Gözlerimizi ibretten,
Ömürlerimizi kulluktan ayırma Allah’ım!

El-Eman Allah’ım!
Bizi gafletin karanlığından,
Nankörlüğün çukurundan,
Nefsin esaretinden,
Dünyaya aşırı bağlanmaktan muhafaza eyle!

Allah’ım!
Bize öyle bir iman ver ki;
Sıkıntıda sabır,
Nimette şükür,
Günah karşısında tevbe,
Haksızlık karşısında adalet,
Mazlum karşısında merhamet olalım.

Bize öyle bir kalp ver ki;
Kibirle değil tevazuyla,
Kinle değil muhabbetle,
Öfkeyle değil merhametle,
Dünya hırsıyla değil ahiret şuuruyla atsın.

Ya Rabbi!
Kur’an’ı yalnızca okuyan değil,
Kur’an’la yaşayan kullarından eyle.
Ayetlerini dilimize,
Hikmetini aklımıza,
Nurunu kalbimize,
Ahlâkını hayatımıza yerleştir.

Bize hakkı hak bilip ona uymayı,
Batılı batıl bilip ondan sakınmayı nasip eyle.

Allah’ım!
Bize basiret ver,
feraset ver,
hikmet ver,
şuur ver,
istikamet ver!
Ayağımızı Sırât-ı Müstakîm üzere sabit kıl.

Ya Rabbi!
Ömrümüzü boş heveslerle tüketme.
Nefsimizi başıboş bırakma.
Kalbimizi dünyaya esir etme.
Bizi Sana yabancılaştıracak hiçbir sevgiyi kalbimizde büyütme.

Sen bizim Mevlâmızsın;
Sen bizim Rabbimizsin;
Sen bizim sığınağımızsın.
El-Eman Allah’ım!

Günahlarımızdan Sana sığınıyoruz.
Gafletimizden Sana sığınıyoruz.
Nefsimize uymaktan Sana sığınıyoruz.
Hakkı bildiğimiz hâlde terk etmekten Sana sığınıyoruz.

Bizi affet!
Bizi bağışla!
Bizi temizle!
Bizi yeniden dirilt!

Allah’ım!
Ailemize huzur ver.
Evlatlarımızı imanlı, ahlaklı ve hayırlı eyle.
Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan ve kötü arkadaşlıklardan muhafaza eyle.
Hastalarımıza şifa, borçlularımıza eda, dertlilerimize deva ihsan eyle.

Mazlumlara yardım et Allah’ım!
Yetimlerin yüzünü güldür.
Gönlü kırıkların yarasını sar.
Savaş ve zulüm altında inleyen kullarına yardım eyle.
Ümmet-i Muhammed’e birlik, dirlik, basiret ve kardeşlik nasip eyle.
Adil Düzen medeniyetini bir an evvel nasip eyle. Bu yolda bizleri hizmetkar eyle.

Ya Rabbi!
İmanımızı kuvvetlendir.
Ahlâkımızı güzelleştir.
İlmimizi bereketlendir.
Amelimizi ihlaslı kıl.
Gayretimizi hayırlı sonuçlara ulaştır.

Allah’ım!
Bize Senin rızanı kazandıracak bir ömür,
Hakkı söylemekten çekinmeyecek bir dil,
Mazluma uzanacak bir el,
Günaha kapalı bir nefis nasip eyle.

El-Eman Allah’ım!
Biz Sana geldik.
Sana sığındık.
Senden istedik.
Bizi kendimizle baş başa bırakma!

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz Sen çok bağışta bulunansın.”

Rabbim, adımlarımı Senin nurunla atmak ve rızana ulaşmak istiyorum. Bana doğruyu Sen öğret!”

Unutmayın ki; (Hakkı hâkim kılmak, yurdunuzu ve onurunuzu korumak için yapılması emrolunan CİHAD yolunda uğranılan sıkıntılar) Allah’ın, iman edenleri (günahlardan) arındırıp temizlemesi ve inkâr edenleri de (etkisiz ve bereketsiz kılıp) mahvetmesi için (bir imtihan)dır.

Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden (ve herkesin gerçek ayarını kendisine ve âleme göstermeden huzura ereceğinizi ve) cennete gireceğinizi mi sandınız?

Ayrıca; Nice peygamberlerle birlikte birçok Ribbiyyun (Rabbani-bilgin)ler (hikmet ehli gönül erleri) Allah yolunda (Hakk hâkim kılınsın ve zulüm kaldırılsın diye) çarpışmaya girdiler de, (bu uğurda) kendilerine dokunan (büyük sıkıntı ve saldırı)lardan ötürü asla zayıflık ve yılgınlık göstermediler, (zalim ve kâfir güçlere) boyun eğip (işbirliğine tenezzül etmediler)…

O (Rabbani âlimler) sadece şunu söylüyorlardı: “Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki (cihad görevimizdeki ihmalkârlık ve) taşkınlıklarımızı bağışla. Ayaklarımızı (Hakk’ta ve cihad yolunda) sağlam tut (kaydırma). Kâfir (ve zalim) topluluk (ve teşkilat)lara karşı bize yardım et!” diye dua ediyorlar ve cihat yolunda karşılaştıkları zorluklara sabrediyorlardı.

Bu sabır ve sebatlarından dolayı; Böylece Allah da onlara hem dünya karşılığını (devlet, izzet ve ganimet olarak), hem de ahiret karşılığını (cennet ve rü’yet olarak) en güzel şekilde verdi (verecektir). Zira Allah (görevini ve haddini bilen ve işini en güzel şekilde yerine getiren) muhsinleri sever.

Ey iman edenler! Eğer (kısmen veya tamamen Kur’ani hükümleri) inkâr edenlere (aldanıp) itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde gerisin geri (bâtıla) çevirirler, böylece büsbütün hüsrana (ziyana ve iflasa uğrayanlara) dönüp (o şaşkınlık ve perişanlık içinde kalırsınız).

Bilakis (asla unutmayınız ve ona göre davranınız ki), sizin Mevlâ’nız (gerçek sahibiniz ve destekçiniz ancak) Allah’tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. O yardım ettiği zaman ancak siz galip gelirsiniz kimse size galip gelemez…

 NOT: Ayetler; Âl-i İmran: 141-150 arası Ahmet-Abdullah Akgül Mealinden alınmıştır.

AMİN AMİN AMİİN YA MUÎN.. YA RABBİ ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYANIN BİR AN ÖNCE KURULMASINI NASİP EYLE..BİZLERİ BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞAN MÜCAHİT MUTTAKİ KULLARDAN EYLE..AMİN.

İbrahim 13
İnkâr edenler, resullerine dediler ki: “Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, veya dinimize (bâtıl düzenimize ve dejenere edilmiş değerlerimize) geri döneceksiniz.” Bunun üzerine Rableri kendilerine (nebilerine) vahyetti ki: “(Sabredin) Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz!”

https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/13

İbrahim 14
“Ve onlardan sonra sizi o ülkeye ve yeryüzüne mutlaka yerleştireceğiz (size imkân ve iktidar vereceğiz). İşte bu (şuur ve onur); makamıma saygı duyana (her an huzurumda huşuyla davranana) ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalık ve müjdedir).”

https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/14
İbrahim 15
(Elçiler ve mü’minler Allah’tan) Fetih istediler; (Hakk yolda sabır ve sadakatlerinin ardından da zafere eriştiler, sonunda) her zorba ve inatçı (kimseler) ise bozguna uğrayarak yok olup gittiler.

https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/15

Picture of Orhan YILAN

Orhan YILAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
6
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...