BİZİ “HAYALCİ”LİKLE SUÇLAYANLARA
Hayırlı hayal kur, hayal umuttur
Hayali olmayan, pili bitmiştir!..
Hakka güven; bekle, ye’si unuttur
Umutsuzun köyü, ili bitmiştir!..
Hayal; hakikatin, anası gibi
Gayeler gayretin, vanası gibi
Başarı; başlamanın, danası gibi
Karamsarın yolu, mili bitmiştir!..
Gayesi olanlar, hayal kuracak
Hedefi hevesi, diri duracak
Av peşinde koşan, nasip vuracak
Hayali kuruyan, Nil’i bitmiştir!…
Gayesiz gayretsiz, o fay hattadır
Hayal kurar ise, o hayattadır
Umut kurur ise, o bayattadır
Davası kalmayan, dili bitmiştir!..
Hayal; hayra varan, hızlı uçaktır
Hayal; tenbelliği, kesen bıçaktır
Hayalsiz ölüdür, “Hay”dan kaçaktır
Çürüyen tenlerin, çili bitmiştir!..
Kişinin ahlâkı, utancı kadar
Bebekler; çekilen, zor sancı kadar
Herkesin amacı, inancı kadar
Mektebi tükenen, zili bitmiştir!..
Cahiller sanırlar, cahit cinneti
Dünyada zaferi, umar cenneti
Hak dostunun olmaz, halka minneti
Fikri bitenlerin, fi’li bitmiştir!..
Hak rızası güden, zahmeti olmaz
Hizmeti yok ise, rahmeti olmaz
Akgül’süz bahçenin, Ahmet’i olmaz
Verimsiz toprağın, kili bitmiştir!..

Hayal aynı zamanda insan için bir hedeftir. “Hedefi olmayan gemiye hiç bir rüzgar fayda vermez” diye bir söz vardır. Hayali olmayan yaşanan gelişmeleri doğru analiz edemez, dolayısıyla dışarıdan kendine verilen telkinlere kanarak ömrünü geçirir, bunun da farkında olmaz. Siyonizmin arzularından bir tanesi de hedefsiz insan topluluğudur, çünkü bu tür topluluğu sömürmek kolaydır. Kitleler Psikolojisi kitabında Gustav Lebon “Değişim ve dönüşüm gerçekleştirmek isteyen liderlerin kitlelere önce büyük hayeller kurduğundan ve bu kitleleri bu hayalin peşinden koşturduğundan” bahseder. İş böyleyken Allah’ın kesin vadi olan bir konuyu hedefler belirlemek ve bu hayal ve hedeflerin hayalleri süslemesinin takdir edilmesi gerekirken, yerilmesi ancak bu hedeflere ulaşmaya enerjisi olmayanların kendi gayretsizlik ve ferasetsizliklerinin tezahürüdür.
Köyde çocukluk dönemimizde hayaller kurardık ve herkesin kendince bir hayali olurdu hem oyun oynar hemde aramızda hayallerimizi konuşurduk,abileri olanlar ise hayalini abisinin yapacağını söyler nede olsa önümüze geçerlerdi.Olası bir kavga veya tartışmaya doğru gidersede herkes abilerini ön plana atar onlara sığınırlardı .
Şimdide bizler Erbakan hocamızı tanıdıkça dünyayı teknolojiden ekonomiye hukuka insan haklarına ve Hakkın hakim olduğu Adil bir dünyayı nasıl değiştirileceğinin hayalini bilimsel olarak kuruyor ve çalışıyoruz.
Ve şuanki İran savaşındaki füzelere Erbakan hocamızın resimleri ve sözleri yapıştırılıp artık bizim abimiz var biz güçlüyüz güvencelerini yaşıyoruz görüyoruz.
Her şey hayalle başlar bunun temelinde inanç yatar inanırsanız başarırsınız.
Prof.Dr.Necmeddin Erbakan
Genel olarak insan bir şeyin olacağına ne kadar inanırsa (bunu ne kadar kendi mantık düzlemine oturtursa) o kadar hayal kurar. Örneğin ev alabileceğine inanan birisi evle alakalı hayal kurar. Akabinde birikim yapmaya harcamalarından kısarak bu evin mali temelini oluşturmaya çalışır. Ek olarak bunu eşine çevresine de aktarırki ilgili tasarruflar yapılırken nedeni bilinsin kişi lüzumsuz harcamalara zorlanmasın. Ev alacağına hiç inanmayan bir insanın bunları yapması beklenemez.
Hayal; hakikatin, anası gibi
Gayeler gayretin, vanası gibi
Başarı; başlamanın, danası gibi
Karamsarın yolu, mili bitmiştir!..
Gayesi olanlar, hayal kuracak
Hedefi hevesi, diri duracak
Av peşinde koşan, nasip vuracak
Hayali kuruyan, Nil’i bitmiştir!…
Allah bizlerin Adil Düzen’e olan inancını, zulmün ve sömürünün olmadığı yaşanabilir bir dünya hayalini, vaadine olan sadakatini, gayretini arttırsın. İnşallah.
Hayırlı hayal kur, hayal umuttur
Hayali olmayan, pili bitmiştir!..
Hakka güven; bekle, ye’si unuttur
Umutsuzun köyü, ili bitmiştir!..
Erbakan Hocam, büyük hedeflere ulaşmanın önce o hedefi hayal etmekle, ardından ona inanmakla mümkün olduğunu ifade etmiştir.
Yeryüzünde ADİL DÜZEN MEDENİYETİ kurmak hayalimizdir. Hayalimiz için canla başla çalışmaya devam etmek vazifemizdir. Aksi Allaha muhalefettir! (Sümme haşa) Rabbimin Va’adi Hakktır! İnandık iman ettik. Bizi hayalcilikle suçlayanlar ise bilmezler ki bu bizim onurumuzdur!
ADİL DÜZEN İnkîlabında, kutlu ve mutlu günde buluşmak üzere HAYALCİ KARDEŞLERİM!
Selam, sevgi ve dua ile
Hayal deyince aklıma ilk ;Necmettin Erbakan Hocamız siyasi hayatında “hayalcilik” tartışması, genellikle onun sanayileşme, yerli üretim ve İslam dünyasıyla işbirliği (D-8) gibi büyük vizyonları ile bunları hayalci bulan siyasi rakipleri olmuştu. Erbakan Hocamız “hayalci” eleştirilerine şu temel perspektifle yaklaşmıştır:”Her Şey Hayalle Başlar“: Büyük hedeflerin önce hayal edilmesi ve inanılması gerektiğini savunmuştur. Ünlü sözüyle, “Her şey hayalle başlar, bunun temelinde inanç yatar, inanırsanız başarırsınız” anlayışını benimsemiştir.“Hayal” değil “Basiret”: Sevenleri ve destekçileri, onun vizyonunu “hayalci” olarak değil, üstün bir zeka ve ileri görüşlülük (basiret) olarak tanımlamıştır. Eleştirilere Cevap olarak; Kendisine “motor üreteceğiz” projeleri için hayalci diyenlere (örneğin Bülent Ecevit’e), projelerini hayata geçirme azmiyle cevap vermiştir.Gerçekleşen Projeler: D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi o dönem hayal olarak görülen bazı projelerinin, sonradan veya zamanla hayata geçirilmesi, vizyonunun gerçekçiliği konusunda savunma olarak kullanılmıştır.Siyasi Millî Görüş lideri olarak, sanayileşme ve ağır sanayi hamlelerini Türkiye’nin kalkınması için bir zorunluluk, hayal değil “inanç meselesi” olarak görmüştür. Aziz Erbakan Hocamız için hayalci olmak, imkansızın peşinden koşmak değil, inanarak ve planlayarak “imkansızı başarmak” manasına gelmekteydi. Bugün o “Hayaller meyvesini verdi Onun yıllar önce bahsettiği Askeri teknoji harikaları bugün tek tek yapıldığını görmekteyiz. Evet bir hayalimiz var o da Allah’ın va’adi olan siyonist sistem yıkılacak Adil Düzen mutlaka kurulacak… Tüm insanlık hak ettiği huzura kavuşacak..
Bize “hayalci” diyenlerin;
İMAN PİLİ BİTMİŞTİR!..
Hakkın hâkimiyetine, kesin inanmayanın
Hayalini kurmayanın, iman pili bitmiştir…
İnanç ayarı bilinmez, henüz sınanmayanın
Haksızlığa susanların, vicdan dili bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
Şükür Milli Çözüm kaldı, bu hayalleri kuran
Tüm Hak va’dine inanan, her ne diyorsa Kur’an
Hidayet hem nur hem onur, Ya Rab lütfuna kurban
Çöle dönen bozkırların, toprak kili bitmiştir
Siyonizm hiç çökmez diyen, iman pili bitmiştir…
Onun emri “Kün feye kûun”1, ol deyince oldurur
Zulmete batan âlemi, hemen nurla doldurur
“Allah yardımı ne zaman?”2, diye yüzün soldurur
“Mü’mine nusretim haktır”3, müjde zili yetmiştir
İslam hâkim olmaz diyen, iman pili bitmiştir…
Nice Nemrut Firavunlar; AB, ABD çözülür
Sömürü küfür düzeni, zulüm yıkılıp düzülür
Allah’ın va’dine güven, ye’s4 şeytanca düzülür
Umutsuz gönül Mısrının, akan Nil’i bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
Adil Düzen ve Siyonizm, iman-küfür cephesi
Hak-Bâtıl çekişmesinde, safın olmaz şüphesi
Haktan Bâtıla kayanlar, Müslümanın kahpesi
Siyonist Haçlı zalimin, filo fili bitmiştir
İslam galip gelmez diyen, iman pili bitmiştir…
“Allah çok güçlüdür amma…”, diye söze başlayan
“Bunlar hayalcidir” deyip, Milli Çözüm taşlayan
Kuşku korku kazanında, inançların haşlayan
Umut motoru paslanan, krank mili5 bitmiştir
Kâfirler yenilmez diyen, iman pili bitmiştir…
İnsanlığı uyuşturmuş, afyonlu Şeytan arkı
Banka bahis, şehvet porno; moda sarmış ev barkı
Sekiz milyar buna mahkûm, sömürü zulüm çarkı
Karşılıksız kalp paradır, dolar çili bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
1- “O’nun emri, bir şeyi (yaratmak) dileyince ona sadece “OL!” demektir. O da hemen oluverir.” (Yasin: 82)
2- “Yoksa siz, daha önce gelip geçen (kavimlerin durumu) başınıza gelmeden (onların İslam yolunda ve imtihan amacıyla çektiklerini siz de çekmeden; dünyada Adil Devlete erişeceğinizi, ahirette ise) cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öylesine belalar, yoksulluk ve hastalıklar dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, sonunda peygamber ve onunla birlikte iman eden kimseler; “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek (kadar çaresiz kalmışlar ama buna rağmen davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ettikten sonra) İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir.” (Bakara Suresi: 214)
3- “Andolsun, Biz Senden önce birçok peygamberi kendi kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık belgeler getirdiler (ama onlar buna rağmen inkâr edip azgınlaştılar); böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır.” (Rum Suresi: 47)
4- Yeis: Ümit kesmek, karamsar oluvermek, Allah’ın va’dine güvenmemek.
5- Krank: Bir motordaki almaşık (karışık sıralı) bilyelerin dönüşlerini dairesel harekete çeviren çok sağlam çelik mil.
Umut, sadece bir duygu değil; imanın, gayenin ve direnişin nefesidir.
İnsanı ayakta tutan, imkândan önce idealdir. Çünkü insan önce zihninde yenilir, sonra hayatta düşer. Hayalini kaybeden, yönünü de kaybeder.
“Hayal”, boş bir kuruntu değil; hakikate yürüyen ruhun ilk adımıdır.
Büyük işler önce gönülde doğar. Bir medeniyet, kurulmadan önce tasavvur edilir; bir fetih, gerçekleşmeden önce inanılır; bir diriliş, başlamadan önce hayal edilir. Bu yüzden hayal, bir kaçış değil, diriliştir. Umut ise sadece beklemek değil, yürümeye devam etmektir.
Hayal, tembellikle değil, gayretle gerçeğe dönüşür. Hakiki hayal insanı uyutmaz, ayağa kaldırır. Hedefi olan insan yorulur ama çürümez. Gayesi olan insan düşebilir ama tükenmez. İçinde bir dava taşıyan gönül, karanlıkta bile yol arar.
Tükenen şey aslında insanın dış dünyası değil; iç dünyasıdır. “Pili biten umut, dili biten dava, zili biten mektep, fikri biten insan…” İnsan dış şartlarla değil, içindeki ateş söndüğünde çöker.
“Hayalsiz ölüdür, ‘Hay’dan kaçaktır” mısrası, şiirin kalbi gibidir. Çünkü “Hay”, diri olan Allah’ın ismidir. Hayatla bağını koparan, umut ve idealini kaybeden insan; biyolojik olarak yaşasa bile, ruhen kurumaya başlar.
Sadece yaşayan değil, direnen insan olunmalıdır.
Hayalin merkezine; makam, şöhret ya da dünyevî başarı değil; Hakkın rızası konmalıdır.
Böylece umut, sadece kişisel bir motivasyon olmaktan çıkıp, ahlâkî bir sorumluluğa dönüşür. Çünkü insan kendisi için hayal kurarsa yorulabilir; fakat hakikat için hayal kurarsa, sabrı da büyür, direnci de.
Şuurlu bir müminin ruhunda; yılgınlığa karşı meydan okuyan bir ses vardır.
“Olmaz” denilen zamanda “olur” diyebilme cesareti vardır.
Karanlığı inkâr etmeyen, ama ışığın geleceğine inanan bir yürek vardır.
Bir insanın serveti, sahip oldukları değil;
uğruna yorulduğu hayalleridir.
HEM HAYALCİSİNİZ HEM DELİSİNİZ DİYEREK YÜKSEKTEN BİZE BAKMAYA ÇALIŞANLARIN HALİ, DENİZDEN ÇIKMIŞ BALIK GİBİDİR. ÇÜNKÜ ONLAR NEFİS PUTLARININ OYUNCAĞI OLMUŞ VE SONU HÜSRAN OLAN YOLDA SON ÇIRPINIŞLARINI YAPARLARKEN, MİLLİ ÇÖZÜM CİHAT KERVANINDA HAKKIN HAKİMİYETİ VE İNSANLIĞIN KURTULUŞU İÇİN CANLA BAŞLA MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR.. YANİ MİLLİ ÇÖZÜMÜN HAYALLERİ O KADAR BÜYÜKKİ, BİRİLERİNİN AKLI O HAYALLERİ DÜŞÜNMEYE DAHİ YETMEMEKTEDİR VE DOĞAL OLARAK DEVRELERİ YANMAKTADIR..
Hayaller hakikatlerin tarlasıdır; ve kutlu amaçlarımızın dokuma tezgâhıdır!
Evet, hayal kurmak; geleceği makro ölçülerde kurgulama ve yaşama isteğinden doğmaktadır. Çünkü; “Büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır.” Hayaller, hayat tarlasına atılan umut tohumlarıdır. Tohum ve tarla için de çabalamanız gerekir ki hayaller hakikatlere ulaşsın.
HAYALİ OLMAYANIN GERÇEĞİ OLMAZ.
ŞİİRE YORUM OLARAK ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZIN HAYAL İLE İLGİLİ SÖZLERİNDEN BİR KESİT PAYLAŞALIM BİZLERDE…
“Büyük hayalleri büyük insanlar kurarlardı. Herkes kendi çapında hayal kurardı. Hayal kurmaktan bile korkanlar, ABD’nin, Rusya’nın, Avrupa’nın ve diğer süper şeytanların yıkılacağını bile aklına sığdıramayanlar; nasıl bu ülkenin, İslam Âleminin ve mazlum milletlerin kurtuluşuna öncülük yapacaklardı?”
“Herkesin hayali, inancı oranındadır. Talep eden önce talebe olur. Talebe olan, umutla ve heyecanla çabalayan ise matluba ve maksuda ulaşır.”
“Her insanın hayalleri, onun hedefleri ve idealleri oranındadır. İdealleri ise, kişinin imanı ve ümitleri kadar olacaktır. Çünkü olumlu ve onurlu hayaller kurmak; inancımızı hayatımıza hâkim kılmak ve kutlu amaçlarımıza ulaşmak için, zihnimizde ve kalbimizde kurguladığımız tasarımlardır. Mutlu ve umutlu hedefleri olmayanların, haliyle hayalleri de kuruyacaktır. Hayalleri ve hedefleri olmayanların projeleri, projeleri olmayanların da ciddi, sistemli ve sürekli girişim ve gayretleri olmayacaktır.”
“İnsan, inandığı hedefe varmak için arar ve arzular. İnanmak bunu gerektirir; inanan arayacak ve arzulayacaktır. Arayan, ulaştırıcı yollar tasavvur etmeye başlar; “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye çırpınacaktır. İnanıyor ve arıyor ya bu sefer, “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye bir kısım zihni tasarımlarla hayaller kuracaktır. Bu hayaller, ihtimal derecelerine göre zihni tasarımlara dönüşür ki, bütün muhteşem yapıların, büyük icatların altında bu hayal kurma vardır. Bu hayal olmasaydı, Mimar Sinan Selimiye’yi yapamazdı. Bu hayal kurmalar olmasaydı, büyük teknolojilerin alt yapısı hazırlanamazdı.”
“Bu arayış ve tasarımlarının; yani hayal ve umutlarının peşinden iştah ve iştiyakla, şevkle ve şükürle koşanlar ise, tarihi değiştirecek kutlu devrimlerin öncüleri olarak zafere ulaşacaktır. “
ÜSTAD AHMET AKGÜL
Şiirimizi bu muhteşem makalemizin bir bölümü ile bağlamak isterim.
BÜYÜK HAYALLERİMİZ İNANCIMIZIN İCABIDIR
VE
AMAÇLARIMIZ ORANINDADIR!
Bazıları bize: “Yahu siz çok hayalperestsiniz!” diyorlar. Bizi: “Temelsiz hayaller kuruyorsunuz” diye suçluyorlar. Bütün bu arzularımızı ve amaçlarımızı boş hayal ve kuruntu zannediyorlar. Önce, benim kardeşlerim; inanan bir insan, inandığı hedefe varmak için elbette arayışlar başlatacak ve arzulayacaktır. Çünkü inanmak bunu gerektirir; inanan arayacak ve arzulayacaktır. Arayanlar ise, kutlu amaçlarına ulaştırıcı yollar tasavvur etmeye başlayacak; “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye çırpınacaklardır. İnanıyor ve arıyor ya bu sefer, “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye bir kısım zihni tasavvurlarla hayaller kuracaktır. Bu hayaller, ihtimal derecelerine göre zihni tasarımlara dönüşür ki, bütün muhteşem yapıların, büyük icatların altında işte bu hayal kurma vardır. Bu hayal olmasaydı, Mimar Sinan Selimiye’yi yapamazdı. Bu hayal kurmalar olmasaydı, büyük teknolojilerin alt yapısı hazırlanamazdı. Erbakan Hocam, kurban olduğum, diyordu ki: “Muarızlarımızın bir kısmı bizi hayalcilikle suçluyorlar. Oysa hayal, hakikatlere ulaşmanın ilk basamağıdır.” Mü’min hayal kuracak, çünkü inanıyor. İnancını hayata geçirmenin yollarını arıyor. Bu yöntemler için fikir üretiyor. İşte o, hayaldir. Hocamız diyordu ki: “Evet, bizim birçok icraatlarımıza bunların akılları değil hayalleri bile erişemez! Ama bizim hayallerimize ise bunların imanları bile yetişemez!” Bu arayış ve tasarımlarının; yani hayal ve umutlarının peşinden iştah ve iştiyakla, şevkle ve şükürle koşanlar ise, tarihi değiştirecek kutlu devrimlerin öncüleri olarak zafere ulaşacaklardır. Niye iştahla dedim? Bu Mevlâna’nın Fihi Ma Fih’inde yer alan bir tespitidir. Estaizu billah: “Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım!” ayetini tefsir edip yorumlarken söylemiştir. Hz. Mevlâna Fihi Ma Fih yani “Özün Özü, İçin İçi” kitabında, kendisi bizzat yazmamış, sohbetlerinden talebelerinin derlediği, sonra kitap haline getirilen o mübarek eserde diyor ki: “Allah’ın va’ad ettiğine inanan, sadece O’nun verdiği hazır nimetlere şükretmez. Aynı zamanda va’ad ettiği nimetlere de şükreder. O va’ad ettiği nimetlere kavuşmak için de iştahla, iştiyakla, heyecanla çalışmak şükrü artırır ve hedefe ulaştırır!” Çok güzel bir yorum değil mi? Yani herkesin hayali kurguları, onun inancı oranındadır. Kardeşlerim, talep edenler önce talebe olacaktır. Talebe olan, yani umutla ve heyecanla çabalayan ise matluba ve maksuda ulaşır. Eğer Mustafa Kemal’in hayalleri olmasaydı, kurtuluş arayışlarına başlamazdı ve Milli Mücadele destanı yazılmazdı; ve tabi bu kutlu sonuçlara ulaşılmazdı. Hayalleri vardı çünkü inançları vardı, hedefleri vardı. Erbakan’ın hayalleri olmasaydı, tarihi hedefleri ve talihli projeleri ortaya çıkmazdı. Ve büyük medeniyet devriminin programları ve alt yapısı hazırlanmazdı. Yani herkesin hayali, kendi aklı ve inancı kadar olmaktaydı. Erbakan’ın projeleri ise, alt yapısı hazırlanmıştır ve O’nun sadıkları tarafından inşaallah çok yakın bir inkılapla ülkemizde, bölgemizde ve yeryüzünde uygulanacaktır. Bu büyük tarihi inkılabı heyecanla bekliyoruz ve şimdiden alkışlıyoruz. Evet büyük hayalleri büyük insanlar kurarlardı. Herkes kendi çapında hayal kurardı. Hayal kurmaktan bile korkanlar, Amerika’nın, Avrupa’nın ve diğer süper şeytanların yıkılacağını bile aklına sığdıramayanlar; nasıl bu ülkenin, İslam Âleminin ve mazlum milletlerin kurtuluşuna öncülük yapacaklardı?
https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/buyuk-hayallerimiz-inancimizin-icabidir-ve-amaclarimiz-oranindadir/