Recep Tayyip Erdoğan’a: “yükselmek istiyorsa Amerika’nın gözüne girmesi gerektiğini… Bunun için de “imparator” kitabını okuyup mucibince amel etmesini” öğütleyen Milli Görüş kurmayı kimdir?
İzmit SP İl İdare Kurulu üyesi Osman Eraydın anlattı:
3-Kasım-2002. Genel Seçin sonuçlarını değerlendirmek üzere, Kocaeli teşkilatının düzenlediği programa katılan, eski milletvekilimiz, bakanımız ve hala kurmayımız bilinen bir Zat’la, toplantı sonrası; il başkanı, bazı belediye başkanları ve idare heyetindeki arkadaşlarla birlikte başkanlık odasına çıkıldı.
Oradaki sohbet sırasında bu Zat, Recep T.Erdoğan’la ilgili bir anısını aktardı:
“Ben bir ara Kartal’da bulunurken, kendisine nasihat etmek maksadıyla Tayyip’ten randevu talep ettim. ASKİ tesislerinde buluşmamızın münasip olduğunu söyledi ve oraya gittim. Ben kendisine:
“Sakın, asla partiden ayrılmamasını, ayrı bir parti kurmaya kalkışmamasını ve yükselmek istiyorsa bu dava da kalarak bunu başarmasını” özellikle hatırlattım.
Bu arada kendisine, henüz yeterince pişmediğini, dünya dengelerini ve ülke gerçeklerini tam bilmediğini… Bunları öğrenmek ve ona göre hareket etmek için, Erol Toy’un “İmparator” kitabını okuması gerektiğini vurguladım.
Ama ne yazık ki ben, Tayyip Erdoğan’a söylediğim bu tavsiye ile kaş yapayım derken göz çıkardım.
Çünkü Tayyip, bu kitabı okuduktan sonra, ABD ve malûm güçler ve yerli işbirlikçilerle ilişkilerini yoğunlaştırdı ve işte bu noktaya taşındı…”
Aynı konuyu biz de bu kişiden şöyle dinlemiştik:
Hocamızın talimatıyla, bazı konuları kendisiyle görüşmek üzere Ankara’ya Genel Merkez’e gitmiştik.
Konuşma esnasında, Tayyib’in ne yapmaya çalıştığını sorduğumuzda, birkaç gün sonra resmen ayrılacak ve zaten bütün bağlarını koparacak noktaya gelmiş olan bu kişi hakkında, hala:
“Çok kabiliyetli ve kıymetli bir arkadaşımızdır. Geleceğin genel başkan ve başbakan adayıdır… Ama biraz daha olgunlaşması lazımdır. Çok sadık ve sağlamdır… Onun hakkında kuşkuya ve suizanna kapılmamalıdır.
Ben, “Görünmeyen güç merkezlerini ve derin devleti tanımasını… Süleyman Demirel’i ve diğerlerini hep bu mahfillerin iktidara taşıdığını… Yani Türkiye’de sadece halkın oyunu almanın yeterli olamayacağını ve bütün bu sırları ve püf noktalarını kavraması için, Erol Toy’un İmparator kitabını mutlaka okuyup anlamasını ve ona göre davranmasını kendisine hatırlatmışımdır” cevabını vermişti…
Biz de, Tayyib’e tavsiye buyrulan ve okuyunca Amerika’nın yolunu tutturan bu imparator kitabını arayıp bulduk ve okuduk…
Bu kitap, Cumhuriyetin İlk günlerinde Ankara’da nalburiye (basit inşaat malzemeleri) dükkânı işleten, ama kârını az görüp bu sefer tezgâhını bakkaliye’ye çeviren… Bayat ve bozuk beyaz peynirlerin kurtlarını cımbızla temizleyip pazarda ucuz fiyata satan ve diğer köylü ve esnafın da malının fiyatını düşürüp yok pahasına kapatan ve böylece sürümden bol para kazanan, esnaftan Vehbi Koç’un (pardon Fehmi Çok’un) dönemin Ankara Hükümetindeki bazı dönme bakan ve paşaların özel kayırmasıyla yeniden nasıl nalburluğa başladığını… Evlerin çatılarından toplattığı ucuz ve eski kiremitleri, kaliteli ithal malı diye devlete nasıl, hem de 50 misli yüksek fiyatla sattığını… Ve böylece ticaret hayatındaki talih yıldızının nasıl parladığını anlatıyor !…
Yahudi Rober sayesinde Vehbi Koç’un Amerikalı zenginlerin Türkiye temsilciliğine nasıl atandığını…
2.Dünya Savaşı öncesi, özel istihbarat sayesinde zaruri ihtiyaç mallarını nasıl stoklayıp, sonra karaborsa ile seksen katına sattığını… Ve böylece, Yahudi yakınlarının sayesinde ve dost bakanların himayesinde, önce patronluğa ardından, gümrük vergi kaçakçılığına kılıf olan montaj sanayi ile imparatorluğa nasıl ulaştığını…
Ve derken piyasalardan politikaya, partilerden parlâmentoya… İç pazardan ortak pazara, Türkiye’nin perde arkası padişahı olan ve Amerikalı büyüklerine danışmanlık yapan ve ne hikmetse Yahudilerle olan kan bağı ve aile yakınlığı sürekli saklanan Vehbi Koç’un (pardon , Fehmi Çok’un) hangi güçler tarafından ve nasıl dünyanın sayılı işadamlarına katıldığını bu kitapta bulacaksınız..
Erol Toy tarafından belgesel roman türünden kaleme alınan ve elimizde MAY yayınları Ocak 1977. 23.baskısı bulunan “imparator” kitabında
- Amerika’ya karşı Kıbrıs konusunda nazlanan İsmet İnönü’nün yerine, Mason biraderlerden Bülent Ecevit’in nasıl genel başkan yapıldığını…
- Süleyman Demirel’in, masonik merkezlerce AP’nin başına ve iktidara nasıl taşındığını…
- Ortak Pazar ve AB sürecinin nasıl başladığını…
- Milli Nizam’ın niçin ve nasıl kapatıldığını…
- TÜSİAD gibi oluşumların ve “Vakıf” statülü masonik yapılanmaların nasıl kurulup kullanıldığını…
Ve Anadolu’nun “Anadol”cu Koç’lar eliyle Amerikalı ve Avrupalı Siyonist sermayedarlar tarafından nasıl avuçlarının içine alındığını, bir roman havası içinde ve akıcı bir dille okuyacaksınız…
Erol Toy’un imparator kitabında verilmek istenen ana fikir ve asıl mesajlar şudur:
Türkiye’de, hem ticarette ve özellikle siyasette, başarılı olmak ve başbakanlığa taşınmak istiyorsanız; “Koç”ları ve onlarla uyumlu çalışanları örnek alacaksınız..
Yani önce:
- Ülkedeki masonlara ve onların başındaki dönme ve Yahudi patronlara yanaşacak ve yaranacaksınız…
- Bunun ilk adımı ve samimiyet ispatı olarak, önce İslami kimliğinizden ve Milli gömleğinizden sıyrılıp soyunacaksınız…
- Direk veya dolaylı, ama mutlaka Erbakan Hoca’ya hıyanette bulunacaksınız…
- Etrafınıza ABD’den icazetli adamlar alacak, kadrolarınızı ve kurmaylarınızı dönme ve masonlardan oluşturacaksınız…
- Milli ve yerli söylemler kullanacak, ama sömürü sermayesinin çıkarlarını kollayacaksınız!…
- İsrail’in haklarını ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını her şeyin üstünde tutacaksınız…
- Asla yenilmez ve karşı gelinmez güç olarak Amerika’ya tabi olacak, Türkçe’si Siyonizm’e tapınacaksınız!..
Daha önce, kendilerinin kasıtlı ihmalkârlığı sonucu; Hoca’mızın alâkasız bir suçlama ile haksız bir cezaya uğratılması ve siyasi yasak konulup Genel başkanlıktan uzaklaştırılması üzerine, gittiği Trabzon’da “Aziz Liderimiz, kanunen yasaklansa da fikren ve fiilen başımızdadır. O bu davanın gerçek komutanı ve Siyonist güçlerin korkulu rüyasıdır!” diyeceğine: “Bir Erbakan gider, bin Erbakan çıkarırız… Her birimiz bir Erbakan’ız!” tarzında, görünüşte cemaati motive ediyor tavrı sergileyen ama gerçekte, Hoca’nın böyle bir cezaya çarptırılmasına sevinen ve “bu iş Erbakan’sız da yürür” izlenimi veren “Hoca, zannettiğiniz kadar önemli ve gerekli değil!” demeye getiren bu şahsın:
“Pişmek, yetişmek ve yükselmek istiyorsan bu kitabı okumalı ve ona göre davranmalısın!” diye, Recep Tayyip Erdoğan’a ve de bir dava kurmayı ve ağabey sıfatıyla, ısrarla tavsiye ettiği “imparator” kitabı, işte bunları içeriyor!.. Amerika’ya ve Türkiye’deki adamlarına boyun eğmeden, başbakan olunamayacağını öğretiyor!..
Şimdi hidayet terazisiyle tartmak, feraset gözüyle okumak ve mümin dirayeti ve mertliği içinde cevaplandırmak üzere, bütün vicdan ve iz’an ehline soruyoruz:
- 1. Bu Zat, herhalde kitabı okumadan T.Erdoğan’a tavsiye etmiş değildir. Yani içeriğini ve okuyanı ne tarafa yönlendireceğini bilmektedir.
- 2. Bu kitabı okuyanlar, içinde insanı doğruluğa, dostluğa ve davaya sevk eden tek satır bulamayacaktır. Sadece Amerika’ya ve Onun yerli kâhyalarına uşaklık yapan, milli ve manevî değerlerini satarak Siyonizm’e sığınan kimselerin “yükseliş serüveni”ni okuyacaktır… Recep T.Erdoğan gibi, hırsının esiri olmuş birisine bu kitabı, Sn. Kurmayımız hangi iyi niyetle öğütlemiştir?
- 3. Yoksa bu tavsiyesiyle “Ey Tayyip Efendi… Milli Görüşle, Erbakan düşüncesiyle ve ABD’ye rağmen başbakan olmak mümkün değildir… Böyle bir niyet ve gayreti olanlar işte Ecevit’i, Demirel’i ve Özal’ı izlemeli ve Türkiye’deki “imparator”ların ve ABD’deki büyük patronların gözüne ve emrine girmelidir!” mesajı mı verilmiştir?..
- 4. Recep T.Erdoğan’ın bu kitabı okuduktan sonra, Amerika seyahatlerini sıklaştırması ve Milli Görüş dönemini “bir gaflet ve cehalet süreci” olarak açıklaması ve her haliyle döndüğünü ispata çalışması, sadece bir tesadüf eseri midir?
Şimdi tekrar soralım; Tamam anladık, Tayyip hırs ve heyecanlarının kulu, makam ve menfaat tutkunu birisidir… Peki Ona, hem de karar vermek için bocaladığı en kritik bir ortamda, “imparator” kitabını tavsiye eden bu Milli Görüş kurmayı kimdir?.. Milli Görüşe nasıl girmiştir ve dokunulmazlığının sebebi nedir? Ve acaba hangi hikmet ve hedefler hatırına Erbakan Hoca bunlara sabretmektedir?
Öyle umuyoruz ki, çok yakın bir gelecekte, bütün bu sorulara açıklık kazandırarak araştırmalar yapılacak, kitaplar yazılacak ve Milli Görüş devrimini, en derin detaylarıyla ortaya çıkaracak enstitüler kurulacaktır. O zaman Erbakan’ın; nasıl bir düşmanla, ne zor şartlarda, hangi dayatmalarla ve ne türden bazı “kurmay”larla bu muhteşem mücadeleyi yürütmek durumunda kaldığı ve başardığı, daha net görülecektir.
Bütün bu yanlışlar, hep iyi niyetin ve safiyetin eseri midir?
Erbakan düşmanı ve sözde radikal İslamcı İBDA-C’nin hapisteki liderlerine, parti amblemli kağıtlarla mektuplar yazması…
Gizli ve kirli istihbarat örgütlerince tezgâhlanan ve suçu ve sorumluluğu Erbakancılara yüklenmeğe çalışılan, vahşi Sivas olayı sanıklarının avukatlığını alması…
28 Şubat’a bahane yapılan Sincan Gecesi’nin kahramanına, bakan sıfatıyla ziyaretler yapması…
Davasına ve Hocasına samimiyetle bağlı olanları çeşitli iftira ve entrikalarla teşkilâttan uzaklaştırması,
acaba hangi keramet ve faziletin gereğidir!?..
Tayyip Erdoğan’a imparator kitabını tavsiye edenler, acaba Milli Çözüm’e niye yasak getirmektedir?
Oysa bunlar, güya fikir özgürlüğünden yana kimselerdir!..
Milli Görüş’ü yazan kitaplardan ve katiplerden korkanların ve onlara yasak koyanların, mutlaka açığa çıkmasından kaygılandıkları “gizli ve kirli” yanları vardır!..
Milli Çözüm Dergisinden ve Milli Görüş dersinden kuşku duyanların, herhalde kaşındıkça cerahat akmasından gocundukları yaraları bulunmaktadır!..
Halbuki, hiçbir hastalık hayat boyu gizli kalmayacağı gibi, hiçbir “haspa”lık da sürekli saklanamayacaktır.
Her kabahatine bir hikmet uydurulan ve camiamızda çok sinsi tahribatlar yapan bu birkaç kişinin:
Kimler olduğunu?
Niçin o makama konulduğunu?
Nasıl bir karaktere sahip bulunduğunu?
Ve niçin hala o yerde durduğunu?
merak edenler, lütfen, Sultan Baba diye maruf; Rahmetullah İhsan Tamgüney Hocaefendi Hz.lerinin yakınlarından ve sırdaşlarından birini arayıp veya telefonla ulaşıp sormalıdır…
Nefsi ıslahatla, siyasi cihadı birlikte yürüten bu hizmet ve hikmet kutbu olan muhterem ve mübarek şahsiyetin sohbet terbiyesine ve gönül tedavisine katılan pek çok hanım ve erkek kardeşimizden dinlediklerimiz, kendi bildiklerimizle de örtüştüğünden, ve yine İslam davamızın ve insanlığımızın hatırını, birkaç kişinin çıkarından çok üstün gördüğümüzden, bazı gerçeklere dikkat çekmemiz, özel bir sorumluluk duygusunun gereği olarak algılanmalıdır.
Otuz yıldır, bu davaya hizmet etmiş, zahmetini çekmiş, külfetini yüklenmiş… Ama bırakıp gitmemiş, hıyanet ve nankörlüğe yönelmemiş… Muhterem Genel Başkan Vekilimizden, Gebze’nin eski ilçe başkanı olduğu halde şimdi çaycılığını yapacak kadar samimiyetli ve teslimiyetli Abdulkadir Ağabeyimize… Hiç kimse Milli Görüş’e kiralık dükkan bile vermediği için evinin bir odasını parti bürosu yapıp levhamızı asan ilçe başkanımızdan, en ücra kasabamızdaki Milli Gazete temsilcimize… Genel Merkez görevlimizden, Milli Gençliğimize… Evet; davasına sevdalı, Hocasına bağlı eli öpülecek yüz binlerce kahraman içinden, maalesef daha önce dönekleşip dökülen nasipsizler gibi, hala sinsi ve nefsi davranan birkaç kişinin varlığı da; hem bütün Hak davaların ortak kaderidir, hem de imtihanımızın bir parçasıdır.
Biz bu davayı; yalnız kendi mensuplarımızın veya sadece kendi vatanımızın değil, aynı zamanda bütün insanlığın kurtuluş hareketi olarak gördüğümüzden… Dıştan veya içten davamıza ve Hocamıza zarar vermeğe ve engellemeye yönelik şeytani faaliyetleri, tüm dünya mazlumlarına yapılmış en büyük bir haksızlık ve hakaret olarak düşündüğümüzden, gösterdiğimiz bu tepki ve gayret; Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan bal arısının çabası ve çırpınışı yerine koyulmalıdır. Yoksa ne davanın, ne de Erbakan’ın bize ihtiyacı vardır.
Vicdani duyarlılığımız, inancımız ve insanlık adına, sorumluluk ve sevap düşüncesiyle yapılan böyle bir girişim için, zaten partide görevli ve yetkili olmak gerekmediği gibi; hiç kimsenin özel bir emri veya gizli bir işaretiyle de böyle davranmadığımızı, her türlü sorumluluğun sadece kendimize ait olduğunu da, bu vesile ile hatırlatmamız lazımdır…
ŞİİR
Sinsice seyretse de, bir zaman
Hiçbir hastalık, gizli kalamaz !
Evliya rolü oynar kalpazan,
Sahte softalık, gizli kalamaz!
Nifakını saklar, sünnetle farzla
Tahribat yapar, şeytanî hazla
Dokuz ay on gün, sürer en fazla
Hiçbir “haspa”lık[1] gizli kalamaz!
Liderin etrafını kuşatır
Sadıklara cehennemi yaşatır
Evli karı alır, sonra boşatır
Hiçbir “hayta”lık[2] gizli kalamaz!
Şeytan ne arar kirli görüşte
İbni Sebe’ler, Milli Görüşte
Haydi Müslüman, sen de gör işte
Bu sahtekârlık gizli kalamaz!
İçleri çürümüş, boyalar durur
Milli Çözüm’ü kovalar durur
Lider bunları oyalar durur
Kutlu hazırlığa engel olamaz!..
[1] Haspa : Kahbe , yosma
[2] Hayta : Serseri kalleş

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…