Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün8138
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta39503
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay29626
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16803981

IP'niz: 75.101.243.64
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200840

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ALTINOLUK SOHBETİ VE NABUCCO PROJESİ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

Asrımızda Hakkın tercümanı ve mazlum halkların avukatı olan Milli Görüş’ün tek ve gerçek lideri, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, yaz aylarını değerlendirmek üzere geldiği Altınoluk’taki ilk Cuma namazı sonrası selamlaşma sohbetinde, benim anladığım ve hatırladığım şekliyle şu çarpıcı gerçekleri açıklamıştı:

“28 Haziran 1996, Refah-Yol hükümetini kurup Başbakan olduktan sonra, en önemli ve öncelikli girişimlerimizden birisi de; nüfusu 60 milyondan fazla 8 Müslüman ülkesiyle, D-8’leri oluşturup, İslam Birliği’nin çekirdeğini tarih tarlasına atmaktı. Bu maksatla ziyaret ettiğimiz Nijerya’daki Müslümanların olağanüstü teveccüh ve tezahüratı bizleri şaşırtmış ve duygulandırmıştı. Bunun sebebini sorduğumuzda, Nijerya Devlet Başkanı bize şunları aktarmıştı:

Bundan 200 sene önce, İspanya ve Portekiz, elmas ve kömür gibi zenginliklerimizi yağmalamak, bizleri da köleleştirip satmak üzere, ülkemizi işgale hazırlandıklarını duyunca Osmanlı Hükümdarına haber saldık. Dönemin Padişahı, zaman kaybetmemek için, derhal, Cezayir ve Mısır’da ki Osmanlı donanmasının Nijerya kıyılarına ulaşmasını sağladı. Ardından işgalci ve sömürgeci Batılılar gelip Osmanlı donanmasını görünce savaşı göze alamayıp, gerisin geri dönüp kaçmış ve tam 100 yıl bir daha buralara uğrayamamıştı.

Osmanlı paşası ise, halkımızı toplayıp, hiçbir karşılık istemeden, hatta çok kıymetli hediye mücevher sandıklarını bile kabul etmeden: “Ülkenizde huzur ve hürriyet içinde yaşayın. Mazlum milletlere ve Müslüman kardeşlerimize yardıma koşmak Osmanlının inancının ve insanlık anlayışının gereğidir. Biz görevimizi yaptık, haydi Allah’a ısmarladık!” deyip ayrılmıştı. İşte vefalı halkımız o günleri hiç unutmamıştır ve Sn. Erbakan, sizi de Osmanlının varisi ve temsilcisi bildiklerinden böylesine coşkulu ve duygulu bir karşılama yapmaktadır.”

O gün, hakka ve adalete bağlı olan Osmanlı aleme nizam verirken ve tüm mazlumların imdadına koşarken, bugün maalesef Türkiye; Balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’da ve işte Doğu Türkistan’da Sincan Uygurlarına karşı işlenen zulüm ve katliamlara bile etkili bir tepki koyamaz ve sahip çıkamaz bir konuma taşınmıştır!?..

Bütün insanlık ve tabi Müslümanlar, Siyonist fikirli zalim ve sapkın Yahudilerin kurduğu batıl ve bozuk bir dünyada yaşamaya; ırkçı emperyalizme kölelik yapmaya mecbur ve mahkûm bırakılmıştır. Türkiye’mizde ve diğer bütün ülkelerde, istisnasız herkes; aldığı ekmekten gömleğe, otomobilden çamaşır makinesine, uçak biletinden, bankalardan para transferine kadar, her türlü işleminde ve alışverişinde, Siyonist Yahudi sistemine faiz, rüşvet ve mecburi vergi ödemeden hayatını sürdürmesi imkânsızdır.

Bu zulüm ve zillet dönemi, Sultan Abdülhamit’in Siyonist entrikalarla tahttan indirilmesiyle ivme kazanmıştır. Dönemin İtalya Baş hahamı Emanuel Karasso, Selanik’e gelip bazı askerlerden Hareket Ordusunu oluşturmuş, sivil sabataistlerden ise Mason İttihat ve Terakki Partisini kurup 31 Mart isyanıyla Osmanlı yönetimini ele almış ve 7 yüz yıllık koca imparatorluğu, 7 yılda dağıtmıştır.

Yahudi 3 (üç) Kâğıtçılığı!

Amerika’yı güdümlerine alan ve zalim dünya düzeninin jandarması gibi kullanan Siyonist sermaye baronları:

1. Önce “dolar” diye, karşılıksız yeşil kâğıtları matbaada basıp, bunları Arap şeyhlerine vererek petrolü ellerinden almaktadır. Tam 10 trilyon dolar böyle kazanmaktadır.

2. Sonra “tahvil” diye sarı kâğıtlar çıkarıp, petrol şeyhlerine vererek, ellerindeki dolarları tekrar geri almakta ve bu yolla 5 trilyon dolar daha kazanmış olmaktadır.

3. Ardından “ABD Merkez Bankası garantili” diye bu sefere beyaz renkli senetler bastırıp, petrol şeyhlerinin elindeki sarı tahvilleri de geri almakta ve böylece 5 trilyon daha vurgun vurmaktadır.

Siyonist ve emperyalist köle düzeni, beyinleri körletilmiş, düşünme ve gerçeği görme yeteneğini yitirmiş kalabalıklar oluşturmaktadır:

Bir otomobilin farı; daha uzağı, daha ayrıntılı ve daha güzel göstersin diye teknolojik çalışmalar yapıldığı halde: Mevcut Siyonist dünya düzeninin ve zulüm sisteminin iç yüzünü görüp kavrayacak, yani insanlara basiret ve feraset kazandıracak çalışmalar niye yapılmamaktadır? İşte Milli Görüş bu en lüzumlu görevi üstlenmiş bulunmakta, Siyonist güçler ve iş birlikçiler de, bu yüzden rahatsızlık duymaktadır.

Dünya böylesine zulüm ve zillet altında kıvranırken şu AKP ile CHP, hala: “Askerler, sivil mahkemede mi, askeri mahkemede mi yargılansın? diye horoz dövüşü oynamakta, bazı zavallılar da, bunların bir şey yaptığını sanmaktadır. Yahu siz, AB’ye girdikten ve bağımsızlığımızı Haçlı Batılılara devrettikten sonra, askerimizi de sivilimizi de zaten onlar yönetip yargılayacaktır, sizinki boş-beleş bir boğuşmadır!

“Tarihi Yanılgı”, “Güncel Yanılgı”

Sn. Bülent Ecevit, bizimle koalisyon ortağı olduktan ve Milli Görüşün ne denli ilerici, girişimci ve milli düşünceli olduğunun farkına vardıktan sonra, mecliste: “Bizim Milli Görüş hakkındaki yanlış kanaat ve saplantılarımız, tarihi bir yanılgıdır” itirafını açıklamıştı.

Şimdi AKP’nin “Milli Görüş’ün devamı, milli ve manevi kalkınmanın akılcı mimarları” sanılması da, sadece “Güncel bir yanılgı”dır. Ve toplumun artık bu yanılgıdan kurtulması lazımdır. Onların şahısları, tabi ki evlatlarımız, arkadaşlarımızdır. Ancak fikriyat ve icraatları, dünyalarını da, ahiretlerini de mahvedecek yanlışlıklardır.

Ey AKP’liler!

Günde beş vakit namazda 40 sefer okuduğunuz Fatiha’nın sonunda: “Ğayril Mağdubi aleyhim veleddallin” (yani Allah’ım Senin ğadabına uğramış Siyonist Yahudilerin ve dalalete sapıtmış Haçlı-Hıristiyan emperyalistlerin, yani ABD, AB ve İsrail’in Batıl ve bozuk yollarına gitmekten sana sığınırız, bizi Kur’an’ın hidayet ve istikamet yoluna ilet” diye dua edip söz veriyorsunuz. Sonra da kalkıp bu Barbar Batılıların peşinde koşuyor, BOP eş başkanlığı yapıyor, yani şeytana suç ortağı oluyorsunuz!? Ve kendinizi aklamak ve vicdanınızı bastırmak için de:

“Dünyanın realitesi budur. Hayali heveslere kapılmamak lazım” diyorsunuz!

Bre zavallılar, “Realite”nin yani gerçeğin ve kullarına gerekenin, ne olduğunu, haşa, Allah bilmiyor da siz mi biliyorsunuz?

Bu tür boş iddia ve avuntular, sadece hidayet kayması ve akıl tutulmasıdır!.

Batı medenileşmemiş, sadece maddileşmiş ve insanlıktan çıkmıştır!

Doktora için gittiğimiz Avrupa’da, evinde kaldığımız yaşlı Alman’ın bir sabah oldukça sevindiğini görünce sebebini sorduk:

“Bu gün oğlum 18 yaşını doldurdu ve artık bana resmi kira ödemeye mecbur tutuldu. Aylık gelirim arttığı için seviniyorum” yanıtını alınca şaşırmıştık. İşte Batı, tüm ailevi bağların ve manevi-insani duyguların kopup tükendiği maddeperestlik çirkefinde boğulmaktadır.

Batılıların temizlik anlayışları bile pislik ve hastalıktır.

Bir gün, dersimize giren üniversite hocası, “arkadaşlar, beş dakika müsaade edin, şu muslukta hemen tıraş olayım” demiş ve alt kısmını kapatıp su doldurduğu lavabodaki suya sabunu sümüğünü bulaştırıp, tekrar yüzüne gözüne sürmeye başlamıştı. Bizim midemiz bulanmıştı, ama o profesör, tıraş olduğunu ve temizlik yaptığını sanmıştı! Batılı böyledir, yüzleri ve görünüşleri düzgün-temiz gibiydi, ama özleri ve gerçekleri kirli paslıydı. Bizim bunlardan öğrenecek ve imrenecek hiçbir şeyimiz olamazdı.

Halk Partisinin, halkla savaşı ve saplantısı!

Halkımızın inançlarına ve İslami yaşayışına yabancı gibi davranan, hatta geçmişte Milli ve manevi değerlere savaş açtığı için toplumumuzda hala güven duyulmayan şu CHP’nin, şimdi AKP’ye tavır koyması, halkın ürküp AKP’ye kaçmasından başka hiçbir işe yaramamaktadır.

Hatta meşhur bir fıkradır:

Karadenizli yaşlı bir ninemizin, eline abdest suyu döken genç yakınının CHP’li olduğunu söylemesi üzerine;

-Uyyy… Oyleyse abdestümü tazelemem gerekür daa! Çıkışı oldukça anlamlıdır.

İşte bu yüzden CHP, ağzıyla kuş tutsa, yüzde 20’yi bir türlü aşamamaktadır.

Geri kalan % 80’in, % 40’ı da maalesef işbirlikçilere takılmıştır. Ama o artan % 40’a da bizim ulaşmamız ve halkımızla kucaklaşıp Milli Görüş’ü yeniden iktidara taşımamız kaçınılmazdır” diyen Erbakan Hoca’nın sözleri Siyonist güçleri ve işbirlikçileri gocundurmaktadır.

Nabucco Projesinin Paradoksları

Nabucco boru hattı projesinin, “İsrail’i enerji dağıtım merkezi yapma ve Türkiye’yi AB üzerinden İsrail’e bağlama” niyeti taşıdığı toplumdan özenle saklanmakta ve Türkiye’nin kem talihini değiştirecek, tarihi girişim, olarak sunulmaktaydı.

İran Nabocco’dan niye dışlanmıştı?

21. yüzyıla damgasını kim ya da kimler vuracaktı? Elbette:

Kritik coğrafyalara ve stratejik topraklara sahip olarak, buralardaki yer altı-yer üstü zenginlik kaynaklarını kontrol altında tutarak...

Her iki kaynağa sahip insan kütlesine ve temsil ettiği kültürel değerlere bağlı kalarak kalkınan ülkeler olacaktı.

Birbiriyle ilintili bu temel stratejinin günümüz dünyasında öne çıkan en önemli unsuru ne olmaktaydı?

Enerji ve enerji güvenliği sorunları..

ABD'nin, Avrupa ülkelerinin, Rusya'nın, Çin'in, Hindistan'ın birinci önceliği de; ihtiyaç duydukları enerjiyi ucuza mal etmek” hesaplarıydı.

Ve tabi: Rakiplerinin maliyetini artırmak planlarıydı.

Rusya ve Almanya gibi kara stratejisi uygulayan ülkeler Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu enerjinin Karadeniz'in kuzeyinden nakledilmesini istiyordu.

Diğerleri de Rus gazına mahkûm olmamak için alternatif olarak Nabucco'yu destekliyordu.

Türkiye'nin uzun zamandır hayata geçirmek için büyük uğraş verdiği Nabucco Projesi işte bu açıdan çok önem taşıyordu. Anlaşma sadece Hazar ve Ortadoğu'daki enerjiyi Avrupa'ya iletmekle kalmayacak, aynı zamanda kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan coğrafyaları da birbirine bağlayacaktı.

Geçmişte İpek Yolu'na ev sahipliği yapan Anadolu da düğümün atıldığı merkez olacaktı.

Ancaaak...?

İran gibi dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervine sahip bir ülkenin bu projeden niye dışlandığı hala anlaşılamamış hatta tartışılmamıştı.

Yoksaaa...

İran, Siyonist ve emperyalist ülkelerin planladığı, AKP’nin de taşeron olarak kullanıldığı muhtemel bir rejim değişikliğinden sonra mı projeye katılacaktı?

Evet, aklı, ahlakı ve vicdanı olanlara soruyoruz.

Mısır'dan gaz almayı düşünenlerin daha ucuza mal edilebilecek İran gazına bu kadar mesafeli durmasının başka bir izahı var mıydı? diye soranlar haksız mıydı?

Ekim’de yeni bir kriz için tehlike çanları çalmaktaydı!

Küresel ekonomik krizi aylar öncesinden haber veren VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel, ekonomik krizle ilgili yeni öngörülerini, Türkiye ve dünyanın nereye sürüklendiğini Milli Gazeteye anlatırken Krizdeki 2. dip dalgasının Ekim'de geleceğini söylemişti. Göksel, bu krizin siyasete etkilerini, ABD'nin krizden çıkış reçetesini, AKP hükümetinin geleceğini değerlendirirken çok önemli gerçeklere dikkat çekmişti.

Proje Avrupa'ya, Türkiye üzerinden Kafkas gazını geçirmek için hayata geçiriliyor ama hâlâ bu boru hattından hangi gazın geçeceği belirsizliğini korumaktaydı. Rusya son anda Ermenistan sınırı nedeniyle Azerbaycan'la çıkan ihtilafımızı kullanıp, Azeri gazını, yani bu boru hattı için en fazla bel bağlanan gazı almak için anlaşma yapmıştı. Azerbaycan'dan hâlâ gaz gelme ihtimali vardı, ama gaz miktarı henüz belli olmamıştı. Enerji Bakanımız, "Rusya da bu hatta girerse şaşırmayın" açıklamasını yapmıştı. Belli ki Rusya ile konu tartışılmıştı, yani AB'nin Rusya gazına alternatif diye istediği, enerji arz güvenliği için kritik konumda olan bu boru hattına da yine Rusya dahil olacaktı. O zaman nerede kaldı alternatif enerji kaynağı?

Bu proje için ilk imza Ekim 2001'de Romanya ile imzalandı ve daha sonra 2002 ortasına kadar 5 imza daha atıldı.

AKP Hükümeti bu projeyi devam ettirdi ama sürekli ikircikli bir tutum takındı. Gerçi Avrupa da yeterince bu projeye sahip çıkmadı ama son anda Türkiye'ye istediklerini de dayatmıştı. Bu gidişle AB'ye tam üyelik için elimizde koz olması planlanan Nabucco Projesi'nde AKP’nin inisiyatifi oldukça azalmış yani koz olarak kullanabileceği pek bir şey kalmamıştı.

Üstelik, Bakan'ın açıklamalarından anlıyoruz ki; yüzde 15 indirimli gaz alma talebimiz de kabul edilmemiş, yani bu oyunu oynarken sürekli geri adım atılmıştı.

Elbette toplam 8 milyar dolarlık bir proje, içeride önemli bir iş potansiyeli yaratacak, çoğu bizim ülkemizden geçen hat nedeniyle bazı vergi gelirimiz olacaktı. Ancak tüm bu olanlar sadece jeostratejik konumumuzdan kaynaklanan, yani zaten konumumuz gereği alacağımız asgari kazançlardı.

Özetle oyunu iyi oynayamadık. "Sadece transit ülke olmayacağız, bu sayede dünya enerji oyununun önemli bir aktörü konumuna ulaşacağız", “gazı biz alıp Avrupa'ya satacağız” sözleri havada kalmıştı. Özetle burada da AKP sadece kof iddialar üretmiş, süreci yönetememiş ve sadece boru hattının büyük bölümünün geçeceği transit bir ülke olmaktan kurtulamamıştık.”

Sonuç Şiiri

Ben, ampüllü ve lobilerden püsküllü bir Doru Atıyım

Şey, yani; Nabucco Boru Hattıyım!..

BOP eş başkanı olarak

Kara bahtlıyım..

İsrail’i, “enerji dağıtım ve kontrol üssü” yaparak

Elbette kabahatliyim!..

Ama, boşbakan rolü oynayarak

Barbar Batılılara pek tatlıyım…

Ve hele, gaz verince, çok süratlıyım.

Üfürdükçe hızlanırım…

- Peki ya gazı keserlerse?..

Ben de sazı ele alır, sızlanırım!..

 

 

 


Bu yazarin diger makaleleri

KİMLİK VE KİŞİLİK
  Kişisel gelişim ve kariyer             Kariyer, insanların sosyal hayatlarında...
Devami
KIYMETİMİZ, GAYEMİZ KADARDIR AMACIMIZ AYARIMIZDIR!
  Hayatta gayeniz nedir? Kendisinin gerçek konumunu öğrenmek ve hayata...
Devami
ÇOCUK EĞİTİMİ VE AİLE MESULİYETİ
  Çocuklarda öz saygı ve kendine güvenmek Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini...
Devami
MİLLİ ÇÖZÜM İFTAR SOHBETİ MEDENİYETLER MÜCADELESİ VE DOĞU-BATI MUKAYESESİ
  Çok değişik görüş ve kesimlerden ve çok etkin ve...
Devami
ANA BABA SORUMLULUKLARI VE OLUMSUZ AİLE TAVIRLARI
  Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1766

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR