Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1425
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20828
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay10951
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785306

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194215

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AYIN AYNASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

YUNAN BAYRAM EDİYOR!

Recep T.Erdoğanın samimi dostu İtalyan Başbakanı Berlisconi:

"Sn.Erdoğan bize Kıbrıs Rum Kesimini tanıyacağına dair çoktan söz vermiştir. Sadece bunu meclis gündemine getirmek için biraz zaman istemiştir. Zaten bir üyesini tanımadan bir aileye girmek mümkün değildir" açıklamasını yapmıştır.

Ve diplomaside bu tür sözlü vaatler resmiyet kazanır.

Recep Bey'in  "Kıbrıs'ı resmen tanımadık" iddiaları sadece milletimizi kandırmadır

 

Önümüzdeki günlerde, Kıbrıs Rum Kesiminin Türkiye'de, elçilik ve konsolosluk açmaya ve ticari anlaşmalar yapılmaya başlanacaktır.

Ve tabi AKP bu yalanları yamuklukları içinde boğulacaktır. Çünkü AB'nin bu kararı Yunanistan'da bir bayram havası yaratmıştır.

Çünkü Hem Kıbrıs Rum Kesimi fiilen tanınmış ve dolayısıyla Kıbrıs Türk Kesimi yine fiilen tarihe karışmıştır.

Dahası, Yunan basını kurtuluş savaşının rövanşının alındığını ve Sevr'in amacına ulaştığını yazmıştır!

Bütün Avrupa basını bile Türkiye'ye dayatılan şartların çok ağır olduğu konusunda ittifak etmesine rağmen,  bizim marazlı mason ve münafık müslüman medyamızda, zafer çığlıkları atılması tam bir soysuzluk ve satılmışlık ahlakıdır.

BİN KERE HAK ETTİNİZ:  GEBERECEKSİNİZ!

            12 Aralık 2004 tarihli Milli Gazetenin bir kelimelik manşeti, bir kitap kadar içerikliydi ve zalimlere son mesaj gibiydi: GEBERECEKSİNİZ!...

            Bu mesajı daha rahat anlamak için şu sohbeti hatırlatmamız gerekiyor...

            Erbakan Hocamızdan dinlemiştik:

            "İstanbul teknik Üniversitesinde okurken, eğitimden ziyade eğlenceye meraklı olan ve bu yüzden makine bölümünde eğe sallayıp terlemeği beceremeyip inşaat bölümüne kaytaran Süleyman Demirel gibi bazı arkadaşlar sık sık okuldan kaçıp sinemaya gider ve gördükleri filmleri bir fantezi gibi bir hafta boyu sınıfta anlatırlardı.

            Bunlardan biri de şöyleydi. Kızılderili avcısı beyaz adam bir Kızılderili kabilesine esir düşüp tutuklanır. Bir ağaca sıkıca bağlanan Beyaz Amerikalı için son kararı vermek üzere, kabile reisi beklenirken bir yandan da intikam ateşi yakılıp, kazanlar hazırlanır...

            Derken reis gelir, gülümseyerek ve çubuğunu tüttürerek günlerdir can havliyle korkudan titreyerek hakkındaki kararı bekleyen beyaz adama yaklaşır.

            Bu tavırdan dolayı umutlanıp biraz dirilen beyaz Amerikalının heyecandan kalp atışları hızlanmış ve oldukça heyecanlanmıştır. Tam bir batılı bayalığıyla yalvarıp yakarmaktadır. Ve derken Kızılderili reisi, herkesin merakla beklediği kararını açıklar. Ve beyaz adama dönerek:

            "Telaşlanıp tepinmeye gerek yok.. Karar bellidir. Hak ettiğini göreceksin. Yani GEBERECEKSİN!.."

            Evet, ey barbar batılılar ve onların uşağı olan yerel gavurlar...

            Adalet; herkesin layık ve müstehak olduğu sona erişmesidir!...

ZAVALLI İNSAN

İlim ve teknolojinin bu denli ilerlemesine rağmen.

Hala bir örümcek kadar sağlam iplik üretemeyen...

Milyonlarcası ters yönde uçmasına rağmen, özel elektrik sinyalleriyle birbirlerine çarpmayan bir çekirge kadar olup trafik kazalarını önlemeyen.

Bir kalp, bir beyin, bir böbrek yapmayı beceremeyen.

Bir damla kan.

Bir yudum süt meydana getiremeyen zavallı insan!...

Allah ve İslamla yaptığı savaşı kazanacağını sanıyor!

PATRİK DOSTU OLANIN HIYANET POSTU OLUR!

Besim Tibuk'tan Bartholomeos'a ziyaret

            Net Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Liberal Demokrat parti Onursal Başkanı Besim Tibuk, Fener Rum Patriği 1.Bartholomeos'u ziyaret etti. Patrik Bartholomeos ile yaklaşık 45 baş başa görüşen Tibuk çıkışta ziyaret sebebiyle ilgili açıklamalarda bulunmuş. Tibuk,"Son günlerde yaşanan Ekümenlik tartışmaları beni çok üzdü. Bu üzüntülerimi dile getirmek ve kendilerine destek vermek amacıyla bu ziyareti gerçekleştirdim" buyurmuş. Patrik Bartholomeos ile çok yakın dostluklarının bulunduğunu belirten Tibuk,"İstanbul'da beş yakın dostunu say deseler bir tanesi Patrik hazretleridir derim" şeklinde konuşmuş...

            Patrik dostu olanın hıyanet postu olur!

ŞUUR VE HAYSİYET!

Öğretmenler günü münasebetiyle, Marmaris'te yapılan toplantıya katılan eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren paşa, 10.Yıl marşı okunurken ayağa kalkmamış ve bunu şöyle açıklamış:

"Sadece İstiklal Marşımız için ayağa kalkılır.. Başka marşlarla Milli Marşımızın farkını ortaya koymak ve arasını ayırmak lazımdır!.."

Böylesine haysiyetli ve hamiyetli şahsiyetlere hayranız, ve de hasret bulunmaktayız.

Kenan Paşa, Çok Yaşa !

MÜNAFIK MANZARALARI

  • 1. DİN MÜNAFIKI

Siyonist, emperyalist merkezler uşağıdır.

Sahte mehdilik satar, masondan aşağıdır.

Papaların hayranı, hahamlar aşığıdır.

Saptırmak için ayet, hadis söyler münafık!.

  • 2. DEVLET MÜNAFIKI

Bunlar için egemenlik devri ayıp değildir.

Bizans, Kürdistan kurmak, asla kayıp değildir.

Gelini gavura öptürmeyen tayip değildir.

İşte böyle zelil, rezildir, beyler münafık!

  • 3. DAVA MÜNAFIĞI

Kurmay sanılırlar, liderin etrafındalar.

Muhterem tanınırlar, düşman tarafındalar.

Fasıklar el üstünde, sadıklar tufandalar.

Cesur görünüp te casusluk, eyler münafık!

  • 4. DOST MÜNAFIKI

Nefislerini amaç edinip kayarlar.

Çevrelerini araç yerine koyarlar.

Kahpelik, keleşlik için fırsat kollarlar.

Dostuna kazık atıp, gönül eyler münafık!...

DİNLER BAHÇESİ

            Bay Başbakan, Antalya'daki içinde kilise, Havra ve Mescitte bulunan Dinler Bahçesinin açılışında, Sultan Fatih'i ve Abdülhamid'i kendisine örnek gösterdi..

            Ama, niyetler, olayların mahiyetini değiştirir...

            Bir hastasının böbreğindeki taşı çıkarıp sağlığına kavuşturmak için ameliyat yapan doktorda, onun sağlam böbreğini alıp satmak için ameliyat yapan doktorun yaptıkları iş aynıdır ama bir halis diğeri haindir.

            Şimdi Sn Erdoğan'dan bir cevap bekliyoruz.

            Sultan Fatihi zehirleten, Abdülhamid'i tahttan indiren çevreler niye kendisini Erbakan'dan koparıp iktidara getirmiştir?

            Sultan Fatih'e ve Abdülhamid'e ölüm fermanları çıkaranlar, niye kendisine Siyonist madalyaları vermiştir?

TAYYİB BEY, AB İLE MAÇ YAPTIĞINI SANIYOR...

            Sn. Recep T.Erdoğan, AB'nin müzakere tarihi vermek için yeni şartlar ve dayatmalar önümüze koymasına alınarak:

            "Maç başladıktan sonra kural değiştirilmez." Diye yakınıyor...

            Ne yapsın, bir türlü başbakan olamadı... Hala kendisini futbolcu sanıyor!...

SKANDAL TOPLANTI

  • Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurullah Aydın, İsrail Büyükelçiliği tarafından düzenlenen ve Siyonistlerin Lideri Teodor Herzl'in anma törenine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun yılmasının ve İsrail Devleti'nin kurulmasının fikir babası Tedor Herzl olduğuna dikkat çeken Aydın, yine Yahudilerin 1997'de Büyük İsrail projesinin gerçekleştirilmesi toplantısına Milli Görüş Lideri Erbakan'ın engel olduğunu belirtti.

Demek ki: Osmanlıyı yıkan Siyonist Herzl'in ruhu, şimdi Türkiye Cumhuriyetini dağıtmaya hazırlanıyor!.

HAİN VE HAYSİYETSİZ BİR İLAN!..

Kendilerine "Kürt Aydınları" adını veren  birkaç avanak, yabancı gazetelere verdikleri ilanlarda "Kıbrıs Türkleri gibi, Güneydoğu Kürtlerine de federatif özerklik ve özgürlük verilmelidir" buyurmuşlar.. Ve böylece Siyonistlerin uşakları olduklarını ortaya koymuşlar...

            Eeeh.. Bütün PKK yanlılarının, AKP'yi desteklemelerinin hikmeti ortaya çıkıyor!

GÜL, İSRAİL'E GİDEBİLİR"

            Dışişleri Bakanlığı, Müsteşarı Büyükelçi Ali Tuygan, Dışişleri bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün programı uygun olduğu zaman önümüzdeki günlerde İsrail'e gidebileceğini bildirdi. Tuygan, bu konuda İsrail makamlarından bir davet olduğunu bildirdi.

            Dışişleri Bakanlığı'nda, Müsteşar Büyükelçi Ali Tuygan ile İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ron Prosor arasında gerçekleşen görüşme yaklaşık 2 saat sürdü. Görüşmenin ardından her iki müsteşar kısa bir açıklama yaptı. Tuygan, daha evvel kararlaştırıldığı üzere meslektaşı ile hem ikili hem de bölgesel sorunların ele alındığı bir görüşme yaptıklarını bildirdi. Tuygan, bu görüşme mekanizmasının ikinci ayağı olduğunu belirtti.

TAM BİR BATILI!..

            Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral İlhami Erdil, görevi suistimalde bulunmak, yolsuzluklara karışmak, adam kayırmak gibi bazı iddialarla aile boyu, 18 yıl hapis   istemiyle mahkemelik olmasıyla ilgili NTV'de yaptığı ağlamaklı ve dokunaklı açıklamalarında GKB Sn. Hilmi Özkök için "Tam bir Batılı..." şeklinde övgüler yağdırdı..

            Niye acaba "Atatürk'e bağlı; Türkiye'ye sevdalı, Milli ve Manevi değerlerine saygılı" gibi övgü ifadeleri yerine "Tam bir batılı.." deyimi kullanıldı ..?

            Merak edip araştırdık. İşte Meydan Larousse (Sabah Yy. 3.Cilt Sh. 24-25) deki tanımlar:

            Batı(cılık): Mason Localarında nazır (gözetici usta masonların)ların oturduğu taraf.. (Nerde otursalar orası batı sayılır)

            Batıcılık: Avrupa Medeniyetine bağlılık..

            Birde Siyonist stratejist Graham Fuller'in (Fettullah Gülenin de hayranı) bir Batılılık tarifi var:

            "Avrupa ve Amerika'ya şekil veren kültür değerlerine inanan ve bunların bütün dünyada geçerli olmasına çalışan insan..."

            Yani Bush gibi, Blair gibi, Şaron gibi...

AKP'DE HAYSİYET MÜCADELESİ

            Sızan bilgilere göre, AKP Grub Başkanvekili Faruk Çelik 5 haftadır toplantılara katılmamış...

            Gerekçesi ise Grub Başkanvekilliği seçimide kendisine daha fazla oy çıkmasına rağmen hala imza yerlerinde Salih Kapusuz'un isminin kendisinden önce yazılmasıymış!...

            Millet kan ağlıyor... Ülkenin geleceği karartılıyor... AKP'nin kurmayları ise sidik (pardon isim ) yarışında !...

            Vah Memleketim!...

DENENMİŞ DENENMEZ!

AKLI OLAN DÖNEKLERE GÜVENMEZ!

            Temel ile Dursun sinemaya giderler. Filmin konusu at yarışlarıdır. Temel Dursun ile hangi at kazanacak diye iddiaya girer ve maalesef kaybeder. Çünkü Dursun'un atı kazanır. Sinema çıkışında, Temel dayanamayıp Dursun'a derki:

  • - Ben bu filmi daha önce seyretmiştim !..

Dursun, şaşkınlık içinde sorar:

  • - Öyle ise niye, bildiğin halde yanlış ata oynadın?

Temel:

  • - Geçen filmde çok yorulmuştu. BU sefer koşamaz, öteki kazanır sanmıştım, der!

İktidara geldiği şu 48 aydır, belki 50 kere aldanan ve hayal kırıklığına uğrayan ama hala "bu sefer Tayibin atının geçeceğini" sanan gafillere duyurulur.

Kütahya Kilisesi

Kütahya Belediye Başkanı İstanbul'a geliyor, Rum Patriği cenapları ile görüşüyor, kendisinden şehirdeki metruk (terk edilmiş) kilisenin tâmir edilmesini rica ve istirham ediyorsa; zerre kadar şüphe edilmesin ki, bu iş, bu görüşme, bu teşebbüs Ankara'nın, iktidarın bilgisi, hattâ tâlimatı ile olmaktadır. Hiçbir belediye başkanı, bu kadar önemli ve tehlikeli bir işe kendi kafası ile girişemez.

Peki, bu teşebbüsün asıl gayesi nedir?

Dinlerarası kardeşlik olacakmış, tolerans olacakmış... Bu edebiyatı kimse yutmaz.

Birileri Haçlı dünyasına, Evangelistlere, "Yeniden doğmuş" Başkan Bush'a bir mesaj vermek, ortaya somut örnekler koymak istiyor: Kilise yaptırmak, hattâ eskiden kilise iken sonra camiye çevrilmiş binaları yeniden Haçlılara teslim etmek. Böylece onların aferinlerini, takdirlerini kazanmak ve AB'ye girmek.

Kütahya'daki kilisenin tamir edilip yepyeni hale getirilmesi için 800 milyar lira lazımmış. İyi para. Elbette birtakım müteahhitler, firmalar, şahıslar bu pastadan hisselerini, nasiplerini alacaklardır.

Peki, Kütahya'da bir kiliseye ihtiyaç var mı?

Kesinlikle yok. Çünkü orada Hıristiyan yok!

Nereye gitmiş Kütahya Rumları?

Lozan anlaşmasının mübadele (nüfus değiş tokuşu) maddesi gereğinde Yunanistan'a gönderilmişler. Yunanistan'daki Müslüman Türkler de bize yollanmış. Bu mübadele uluslararası bir antlaşmaya göre ve ilgili iki devletin rızaları ile yapılmış. Yani tamamen meşru ve hukukî bir hadise.    (M.Şevket Eygi / Milli Gazete/ 09 12 2004)

AKP, AVRUPA'DA FİŞLENMEMİŞ TÜRK ARIYOR

AB Aralık 2004 Zirvesi öncesinde Avrupa'da "çatı dernek" kurma çalışmalarını son aşamaya getiren ve resmi açılış için gün sayan AKP, dernek yönetimini ve üyelerini titizlikle seçecek.

Derneğin en yakın rakibi ise Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Merkezi olacak. Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla daha önce herhangi bir örgütte veya dernekte görev yapmış kişiler, AKP'nin kurduğu dernekte görev alamayacak.

ARAFAT'I FRANSA'YA GÖNDEREN GERÇEKLER

Filistin davasın sembol ismi Yaser Arafat, tedavi için Fransa'ya gittiğinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın manşetlere çıkan bir açıklaması bütün yürekleri burkmuştu. Denktaş, Arafat'ın birkaç yıl önce kendisine "Sen şanslısın, senin gömülecek bir toprağın var, arkanda Türkiye var" dediğini hatırlatmıştı. Bu hatırlatmayla da kalmamış ve Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlara da "Bu gidişle benim de gömülecek toprağım olmayacak" sözleriyle dikkati çekmişti...

            Çok geçmedi ve Fransa'dan Yaser Arafat'ın ölüm haberi geldi... Ancak Arafat'ın vefatıyla birlikte Başkent Kulislerinde de ilginç bir duyum kulaktan kulağa dolaşmaya başladı... Duyum ilginç olduğu kadar da Filistin davası için canlarını ortaya koyan bütün şehitlerin kemiklerini sızlatacak bir duyumdu.

            Yaser Arafat tedavisini Türkiye'de yaptırmak istemiş, ancak Türk yetkililer buna sıcak bakmamışlardı... Arafat da bu yüzden Fransa'ya gitmek zorunda kalmıştı.

            Belki okuyunca siz de "Bu kadar da olur mu" diyorsunuz ama; maalesef söylenenler bir duyumunda ötesinde sağlam bir bilgi. Konunun üzerine gidip de yaptığımız bazı görüşmeler sonucunda gördük ki, çok ilginç gelişmeler olmuş Arafat'ın Türkiye isteği ile ilgili... Hem Arafat için Mısır'da düzenlenen devlet töreninde yaşananlar hem de şok edici bu bilgiler için şimdi biraz daha sıkı durun!

            Arafat'ın Türkiye'de tedavi görmek istemesi üzerine Filistin yetkilileri çeşitli kanallardan bazı girişimlerde bulunmuşlar... Konu bir şekilde Bülent Ecevit'e de aksetmiş ve Ecevit, devlet izni için  bu isteği Cumhurbaşkanı Sezer'e iletmiş. Sezer de hükümete ve diğer yetkili devlet organlarına... Ancak Türkiye'den beklenen sıcak tavır görülmeyince Arafat, Fransa'ya götürülmek zorunda kalınmış... Bu konu Ramazan bayramındaki siyasi partiler arasındaki bayramlaşmalarda da DSP'li yöneticilerce gündeme getirilmiş... Tabi bu bilgi sadece DSP'den sızan bilgilerden ibaret değil... Başbakanlığa yakın çevreler de bu gelişmeleri doğruluyor..

            Şimdi parçaları tamamlayalım:

  • - Önce Denktaş'ın açıklamaları manşetlere çıktı: "Arafat bana ‘Sen şanslısın, senin gömülecek bir toprağın var, arkanda Türkiye var". Bu sözler Arafat'ın Türkiye'ye olan sevgisini ve güvenini de ortaya koyuyor...
  • - Filistin Ankara Büyükelçisi Fuad Yasin'in Mısır'daki devlet törenine katılamayışı da bazı ipuçları veriyor. Malum Fuad Yasin'in Başbakan Erdoğan Dışişleri bakanı Abdullah Gül ve CHP genel Başkanı Deniz Baykal'ı Mısır'a götüren Başbakanlık'a ait Ata uçağına binemeyişi çokça tartışıldı. Bir iddiaya göre Büyükelçi davet edilmedi. Güçlü olan bir diğer iddiaya göre de Arafat'ın tedavisi için Türkiye'nin kapıları açılmadığından Büyükelçi, Ata uçağına binmedi...
  • - Sonra Mısır'daki devlet töreninde yaşanana gelişmeler. Mısır, "Türkiye'yi temsilen ancak üç Kişi gelebilir" dedi. Erdoğan, Gül ve Baykal gitti. Ancak törenin yapılacağı protokol çadırında tayip Bey'in yüzüne kimse bakmazken, Gül ve Baykal ise ayakta kaldı. Devlet temsilcilerinin iştirak ettiği kortejin bir bölümünde her üçü de arkalarda bırakıldı, bir bölümünde ise hiç bulunmadılar....

           

KİLİSELERDEN SONRA ŞİMDİ

 BAR - PAVYON AÇMAK KOLAYLAŞTIRILIYOR.

            Dinlenme ve eğlence yerleri için belediye sınırları içinde belediyeden, belediye sınırları dışında İl Özel İdarelerinden ruhsat alınacak.

            Otel, gazino, kahve, bar, tiyatro, sinema, hamam, pavyon, meyhane, birahane ve plaj gibi istirahat ve eğlence yerleri için ruhsatlar, belediye sınırları içinde belediyeden, belediye sınırları dışında ise il özel idarelerinden alınacak. Polis vazife ve Salahiyet Kanunu ile bazı yasalarda değişiklik yapan yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda AKP ve CHP milletvekillerinin ortak önergeleri doğrultusunda değiştirilerek kabul edildi.

            Yasa "umuma açık" dinlenme ve eğlence yerlerinin açılmasında mülki amirden izin alma koşulunu ortadan kaldırıyor. Bu tür işyerleri belediye sınırları içinde sadece belediyelerden izin alınarak açılabilecek. Belediye sınırları dışında açılacak bu tür işyerleri için ise il özel idarelerinden ruhsat alınacak. Kolluk kuvvetlerinin etkin denetimini öngören yasa, kapatma cezaları yerine idari para cezalarının verilmesini hükme bağlıyor.

ÇOCUKLARINA ÇİKOLATA, BABALARI DIŞARIYA

            Erdoğan ailesi Ülker Grubu'nun en önemli dağıtım firmalarına sahip. Başbakan Erdoğan'ın da ortağı olduğu Emniyet Gıda, Ülker'in süt ürünlerinin, İhsan Gıda ise bisküvi ve çikolata ürünlerinin dağıtıcısı. Bu iki şirkete ilaveten Aralık 2003'te Ülker ile üçüncü bir şirket kuruldu. Yenidoğan Gıda Pazarlama A.Ş. Sabri Ülker'in damadı Orhan Özkorur'un kardeşi Atilla Özkorur ile birlikte. Yeni şirkette yine Ülker'in Cola Turka'sının dağıtıcılığını üstlendi. Başbakan Erdoğan yüzde 12, kardeşi Mustafa Erdoğan ise yüzde 9 hisse ile şirket ortağı oldu.

            Biliyorsunuz Başbakan Erdoğan, cebinde Ülker  markalı gofret ve bisküvileri eksik etmiyor. Her eve giriş çıkışında mahalledeki çocuklara dağıtıp onları sevindiriyor.

            Ülker çalışanları Bayram dönüşü acı bir sürprizle karşılaştı. Ülker'in Ankara'daki işçilerinden 400'den fazlası işten çıkarıldı. Bize gelen rakam 478. Bu Ankara'daki Ülker çalışanlarının %80'i demek.

            Her gün ekonominin iyiye gittiği söylenen bir ülkede Ülker gibi bir firma bir kalemde yüzlerce işçiyi çıkarıyorsa diğerlerinin hali nicedir.

            Yok eğer böyle değilse, Başbakan devreye girmeli ve bayramın mutluluğu kursağında kalan bu insanların sorunun çözmeli.

            Çünkü işten çıkarılanlardan birisi, Başbakan'ın Ülker bisküvilerinden ikram ettiği çocuklardan birinin babası olabilir.

AKP'LİLER BİZANS'IN ÇOCUKLARI MI ?

Chirac doğruyu söylüyor. "Biz, Bizans'ın çocuklarıyız" derken, bir gerçeğe işaret ediyor. Avrupa'nın büyük bölümü Chirac'ın dediği gibi düşünüyor. Avrupalılar, kendilerini Bizans'ın mirasçısı olarak görüyorlar. İşte bu yüzden de Türkiye'ye tepki duyuyorlar. Bizden bunun için rahatsızlar. Bizi içlerinde istememeleri, "Bizans'ın çocukları" olmalarından kaynaklanıyor. Çünkü, biz, "Bizanslı değiliz. Biz, Bizans'ı yıkan, bir çağı kapayıp yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet'in torunlarıyız...

Ama Chirac, Recep T.Erdoğan ve Abdullah Gül AKP'sini ve AB'ci masonik ekibi kastederek şunları söylüyor:

"Biz, hepimiz, Bizans'ın çocuklarıyız!"

AKP'lilerin "Hayır", biz Sultan Fatih'in torunlarıyız" diye, Chirac'ı düzeltme ve tekzip etme haklarını niye kullanmadıklarını merak ediyoruz.

MUSTAFA KEMAL'DEN, MUSTAFA SARIGÜL'E

Şişli CHP'li Belediye Başkanı ve Siyonist Amerikanın yeni CHP Genel Başkan adayı Mustafa Sarıgül'ün trilyonlarca rüşvet aldığını, CHP Genel Merkez Araştırma Komisyonu hem de belgelere dayanarak açıklıyor.

Ama, Mustafa Kemal'in "Dış güçlerin güdümündeki hıyanet merkezleri" olduğu gerekçesiyle kapattığı Masonların desteklediği Mustafa Sarıgül, hakkındaki yolsuzluk ve hırsızlık iddialarına cevap vereceğine, polemik yapıyor ve "Benim yerimde Atatürk olsaydı, Deniz Baykal ekibi O'na da disiplin soruşturması açardı" diyerek, Atatürk istismarına sığınıyor.

Sn. Bay Mustafa Sarıgül...

Parti içi hesaplaşmanız bizi pek ilgilendirmiyor. Ancak şu kadarını söyleyelim ki:

  • 1. Atatürk asla rüşvet alıp yolsuzluğa bulaşmadı.
  • 2. Atatürk, kökü dışarıda olan Masonların oyuncağı olmazdı.

ABD, CHP'YE SARIGÜL'Ü SORMUŞ?

ABD, CHP'den kesin ihraç istemi ile Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevk edilen ve son günlerdeki mitingleri ile dikkat çeken Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül hakkında bilgi istedi.

CHP Genel Sekreteri Sinan Yerlikaya, yaptığı açıklamada, "ABD Elçiliği'nden geldiler. Sarıgül'ü sordular" dedi. Onlara Sarıgül'den bir şey olmayacağını söylediğini aktaran Yerlikaya, son günlerde yaşananların bir komplonun parçası olduğunu savundu. Asıl hedefin Genel Başkan Deniz Baykal'ın yıpratılması olduğunu iddia eden Yerlikaya, "Zamanı geldiğinde Sarıgül'e de ‘Sen orda kal' diyecekler" şeklinde konuştu.

BU ZİYARETE DİKKAT !

İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Elizer Shkedy, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına'nın resmi konuğu olarak 7-9 Kasım tarihlerinde Türkiye'de bulunacaktı. Gelip gittiğini ve ne haltlar ettiğini kimse duymadı.

Ey Millet siz görünen zevzekliklere ve söylenen gevezeliklere bakmayın!...

Perde arkasında Türkiye'yi kimlerin kendi hesabına kullanıp kışkırttığını anlamaya çalışın !...

EGEMENLİĞİ DEVREDEN DEVLETLİLER

Bülent Arınç; "Egemenlik devri ayıp değildir" buyurmuş!...

Öyle ise 23 Nisan'da kutladığınız Milli Egemenlik Bayramı'nı da kaldırın.

Hatta Türkiye Millet Meclisi'nde bulunmayın!

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir yazısını asmayın!

Özellikle Meclis başkanın olmayın! Egemenliği devredilmiş bri meclisin başkanı mı olurmuş?

Hele 23 Nisan sabahı, ekranlarda, Meclis'teki çocuk temsilcilerine gülücükler yağdırıp bağımsız bir meclis başkanı rolü oynamayın!.

KURTLAR VADİSİNDEN AHLAK DERSİ!

            Nefsi hevasını ilahlaştırıp "devlet" adına katliam infazları yapan bir sürü "Küçük tarı"nın büyük hesaplaşma(!) hikayesi olan Kurtlar Vadisinde Kılıç Can Polat'a akıl ve ahlak dersi veriyor:

"- Alkapon (Meşhur gangaster) şöyle demiş:

"Ben her gece bana bir bisiklet vermesi için tanrıya yalvardım, hiçbir şey çıkmadı...

Sonra gidip kendim bir bisiklet çaldım. Ardından beni affetmesi için her gece tanrıya yalvardım."

İşte, Tanrının çalışma yöntemi böyledir..!"

(Bize hep, İzmir Suikastına karıştığı için Atatürk tarafından asılan, Selanik Yahudisi ve eski İstanbul valisi İsmail Canbulad'ı hatırlatan) Polat ise; "aynen buyurduğunuz gibi" anlamında sükunetini tasdik ediyor...

İşte Kurtlar vadisinin ahlakı...

Hırsızlık, kaçakçılık yap...

Uyuşturucu ve kadın sat...

Vur, kır, öldür!...

Sonra tevbe et!..

AJAN ARANIYOR!

Suriye, İran ve Türkiye'ye saldırı hazırlığı mı ? Yeni CIA Başkanı Siyonist tarafından Türkçe, Farsça ve Arabca bilen ajan aranıyor!

CIA'nın Likudçu yeni başkanı Porter Goss gazetelere ilan vererek ‘ajan' arandığını söylüyor. Görevlendirilecek ajanlarda ise öncelik olarak Arapça, Farsça ve Türkçe bilme şartı aranıyor.. Anlaşılan Goss şimdi Arap ülkelerinde, Türkiye'de ve İran'daki gönüllü ya da görevli ajanlarından yeteri kadar memnun değil.

AIRBUS RÜŞVETİ BOŞA GİTTİ

Alman Die Welt gazetesi: "Chirac, Türkiye'nin kabulü fikrinden uzaklaşıyor"

Avusturya ve Fransa'nın bundan 5 yıl önce de, Türkiye'nin üyeliğine destek verme kararı alanlar arasında olduğunu hatırlatan Avrupa basını, "Şimdi ise işler değişti, Türkiye'nin kabulüne ilişkin müzakerelere az zaman kalmışken, bazı ülkeler gibi onlar da başlangıçtaki cesaretlerini kaybedip geri adım atmaya çalışıyor" şeklinde yorumda bulunuyor.

Hatırlanacağı gibi THY için alınacak Airbus uçakları, Chirac'ın şirketleri kazansın diye, karşılığında Ab üyeliğimizi desteklesin diye ve oldukça pahalı olmasına rağmen kabul edilmişti.

MAHİR KAYNAK'IN MAHARETLERİ!

ABD askerlerinin Irak'ta sivil halka ve yaralılara karşı olumsuz davranışlarının zulme varan uygulamalarının, üstelik bunların herhangi bir denetimden geçmeden kamuoyuna yansıtılmasının ABD içindeki bir iç çekişmeye bağlı olabileceğini düşünüyorum. Ama daha geniş bir açıdan bakıldığında yanılmış olabilirim ve bunlar bilinçli bir politikanın ürünü olarak değerlendirilebilir.

            Daha önemlisi uygulanan her türlü şiddet insana değil Müslüman'a karşı yapılmış olarak algılanıyor ve belli bir umursamazlık seziliyor. Yani insani kimlik yerini dini kimliğe bırakıyor ve bu, oluşacak tepkileri yumuşatıyor.(Mahir Kaynak - Star - 28 KASIM 2004)

Evet, Sn. mahir Kaynak Iraktaki ABD işgalini, Siyonist vahşetleri ve canavarları bile tiksindiren dehşetleri: "olumsuz davranış" "zulme varan uygulama" "insana değil, Müslümana karşı şiddet" gibi hafifletici ve mazur gösterici yumuşak jelatinlere sarmakta, oldukça maharetli... Kınama perdesi altında, zulme kılıf geçiriyor!...

            Yani, "Bu Amerikalılar ve ortakları başka insanlara böyle barbar davranmazlar ama 12 Eylül saldırıları yüzünden ve avenjelik öğretilerden dolayı Müslümanlara karşı nefretle doldurulduklarından böyle yapıyorlar" demeye getiriyor!

TV-5'İ BABALARININ BAHÇESİ GİBİ KULLANANLARIN KABİLİYETİ

            7 Aralık akşamı TV-5 Ankara'dan konuk edilen eski adalet bakanına, Vakit yazarı ve TV.5 programcısı M.Emin Kazcı soruyor:

            - Adalet Bakanı iken, kendisine karşı yürütülen yıkıcı ve yıpratıcı kampanyaya karşı, Milli Görüşçü kuruluşların temsilcileri, destek amacıyla Bakanlık odasına ziyarete gidip, orada askerleri hedef alan bir bildiri okumaya kalkışınca onları niye susturduğunuzu ve odanızdan kovduğunuzu hala merak ediyoruz!?

            Eski Bakanın Bahanesi: Milli Görüşçü kuruluşlarımızı ve bakanlığımızı sıkıntıya sokmamak içinmiş !...

            Peki o zaman, Sincancıları hem de Bakan olarak ziyarete gitmenin ve daha önce Sivas sanıklarının avukatlığını üstlenmenin, Erbakan Hoca'nın başına dert açacağını niye düşünmemiş?...

            M.Emin Kazcı çok önemli bir soru daha yöneltiyor, ama maalesef eski bakan buna cevap veremiyor.

            - Halkımızda oluşan: "Hayırlı ve başarılı işler yapsalar da Milli Görüşe malum güçler fırsat ve imkan tanımıyorlar...

            Verdiğimiz oylar da boşa gidiyor. Öyle ise tekrar niye oy verip aynı üzücü senaryoları yaşayalım? Endişelerine olumlu ve doyurucu bir cevabınız var mı?

            Bu handikabı aşabilecek tedbirler alındı mı ?

            Eski bakan: Refah-Yol çok başarılıydı... Halkın her kesimi memnun kalmıştı. Bazı güç odakları, malum suni krizleri tezgahladı..

            M.Emin Kazcı:

            - Efendim, işte biz de bunu merak ediyoruz... Bu güç odakları hala yerinde durduğuna göre, siz tekrar iktidara gelirseniz yine aynı kaos ve kışkırtmalar yaşanmayacak mı ?

            Eski bakan:

  • - Şu anda bile halkımız hala Refah-Yol dönemini arıyor. Ve hele AKP gibi tek başına iktidar olsak, artık hesap edin daha neler yaparız!...

YOK ÖYLE BİR ŞEY!

            Genel Kurmay Başkanı Özkök'ten İncirlik iddiasına cevap:

"Yok öyle bir şey"

Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Felluce'ye ABD tarafından yapılan saldırılarda İncirlik'ten kalkan uçakların kullanıldığına dair iddiaları yalanladı. Özkök, "Yok öyle bir şey, nereden çıkarıyorsunuz bilemiyorum" demekle yetindi.

Ama biz, artık bu sözlerle yetinmiyoruz... Çünkü İncirlik de olup bitenlerden ne iktidarın ne de Genel Kurmayın haberdar olduğuna inanmıyoruz...

Bu tavır; Sevr'ci AB'cilerin çok hoşuna giden "Sivilerin emrindeki asker" dayatmasına güzel bir uyum sergiliyor, o kadar!

BUSH İRAN'A SALDIRACAK!

İstifa eden Colin Powell: Bush İran'a saldıracak!

Bakanlık görevinden Cuma günü istifa eden Powell, Senato'dan onay alır almaz ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı olacak ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik başdanışmanı Condoleezza Rice ve Başkan Bush'un ikinci dönemi için İran'ın öncelikli konu olacağını söyledi.

Washington Post gazetesine konuşan Carnegie Endowment adlı düşünce kuruluşunun uzmanı Joseph Crincione, Powell'ın sözlerinin, İran'ın, nükleer savaş başlığını bir balistik füzeye takabilecek boyutta küçülttüğünü anlamına geldiğini kaydetti. Crincione, bunun çok zor bir teknoloji olduğunu da belirtti.

Merkezi Avusturya'nıun başkenti Viyana'da bulunan BM'ye bağlı Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), bu hafta yaptığı açıklamada İran'ın silahlarla ilgili çalışması yönünde hiçbir bilginin bulunmadığını kaydetmişti.

UAEA'nın Mısırlı Başkanı Muhammed El Baradey, bu hafta açıklanan 32 sayfalık raporda, İran'ın bütün nükleer materyalinin incelendiğini ve bu materyalin yasaklanan faaliyetlere dönüştürülmediğini bildirmişti..

FELLUCE FELAKETİ!

Felluce sokaklarında, köpekler masum ve mazlum Müslüman cesetlerini parçalıyor!

Unutmayalım, Irak'a asker göndermiş olsaydık, Felluce'de Ramazan Bayramı ortamında, "Sünni üçgeni'ndeki direnişi kırmak üzere ABD operasyonuna muhtemeldir ki, Türkiye de katılacaktı! 1 Mart tezkeresi geçsin diye, ‘savaş çığlığı' atanların vicdanında acaba bu görüntüler hangi etkiyi uyandırıyor?

Felluce infazının, Cenevre Sözleşmesi'ne göre ‘savaş suçu' oluşturduğu açık. Ancak daha vahim olan, ABD'nin Irak'ta direnişi kırma gerekçesiyle Felluce'den sonra Musul'a yönelmesi ve kentleri sırasıyla haritadan silme operasyonuyla Irak'ı tümüyle ‘hayalet'e çevirme niyetidir. Savaştan çok cinayetlerden söz edebiliriz! Şiddet şiddeti körüklüyor.

ABD Başkanı Bush'un, Colin Powell'ın yerine Dışişleri Bakanlığı'na ‘Büyük Orta Doğu Projesi'nin arkasındaki isimlerden biri olan Condoleezza Rice'ı ataması da Beyaz Saray'daki ‘şahinler'in gücünü gösteriyor. Irak'ta istikrar ve barış umudu giderek zayıflıyor.

Ve bu felakete davetiye çıkaran AKP'nin yüzü bile kızarmıyor!!

BİLAL OĞLAN SİYONİST SÖMÜRÜ ÇARKINDA!

Recep T.Erdoğan'ın, malum ve mason işadamı dostlarının bursuyla Harward'da master yapan oğlu Bilal Erdoğan, siyonizmin ekonomik kabesi sayılan Dünya Bankasında staja başlamış...

Türkiye'nin başına bela olan sağcı-solcu siyasetçi ve bürokratların Dünya Bankasında yetiştirildiği dikkate alınırsa!?

GÜNEŞTEN YARASALAR,

GERÇEKLERDEN YARASI OLANLAR GOCUNUR!

Biz döneklerin niyetini daha AKP'yi kurmadan önce anlamıştık. 28 Şubat ile ilgili yazılıp çizilenler içinde, gazete ve kitapların satır aralarındaki sözler bunun şahidiydi. Halkın rahat anlayabileceği şekilde hazırlanmış ve araştırma ürünüm olan Nasuhi Güngör'ün "Yenilikçi Hareket" adlı kitabında her şey bütün açıklığıyla ortaya konuluyordu.

Bir rivayete göre: Nasuhi Güngör bey'in Bremen'de ikamet eden babası Sabahaddin Güngör'ü ziyarete giden Abdullah Gül Bey, hemşerilik sıfatıyla, bu kitabın yeniden baskısının basılmamasını rica etmiş!

Ne kadar çalışılsa da "Mızrak çuvala sığmıyor." Gerçeklerin üstünü sonsuza kadar örtemiyorsunuz.

KORKUNÇ İDDİA

AIDS ile Mücadele Derneği'nin düzenlediği panelde, AIDS hakkında korkunç bir iddia dile getirildi. Dernek Başkanı prof. Dr. Melahat Okuyan, Türkiye'de resmi olarak 2 bin AIDS hastası olduğunu ancak gerçekte bu sayının 20 ila 30 bin civarında olduğunu söyledi.

BOP SESSİZ SEDASIZ BAŞLATILMIŞ

ABD'nin BOP'u İsrail'in Arzı Mevud'una karşı, bölgede ve Türkiye'de ciddi tepkiler ve tartışmalar sürerken, Dışişleri Bakanı Gül ve Yemen Dışişleri bakanı El Kibri, Roma'da İtalya Dışişleri Bakanı ile birlikte projeyi uygulamaya başladı bile.

Evet, patronları patron yapan piyonlardır!...

PATRİK İYİCE AZITTI!

Milletvekillerine "Ekümenik" unvanıyla davetiye gönderdi: Patrik iyice azıttı.

Patrikhaneden skandal bir tavır daha. Patrikhane'nin en büyük destekçisi Amerikan Büyükelçisi Edelman'ın şerefine verilecek resepsiyon için bazı AKP ve CHP milletvekillerine gönderilen davetiye patrik Bartholomeos için "Ekümenik" sıfatı kullanıldı.

Bazı AKP'liler, buna biraz bozulur gibi olmuşlardı ama, Başbakanların kulaklarını çekmesiyle, susmuşlardı... Çünkü 17 Aralık yaklaşmaktaydı... Öyle ya bizi AB'ye alırlarsa, zaten Bizansın çocukları olacaklardı!..

BDDK BAŞKANI ŞAŞKIN!

BDDK Başkanı, devlet sırrı olması ve asla dışarı sızdırılmaması gereken çok önemli bilgilerin bütün ayrıntılarıyla IMF'ye ulaştırıldığını öğrenince şaşkına dönmüş ve istifasını sunmuş... Ama kabul edilmemiş...

Hey bre başkan!... Sen bu bilgileri başbakana söyledikten sonra , artık başkalarına söylemene gerek yok!

VATAN SATANLAR!

Avrupa Birliği'nin çok uzun süre bastırması sonucunda 19 Temmuz 2003'de 4916 sayılı yasa çıktı.

Bu yasa ile yabancılara toprak satışına izin veriliyordu.

Bu yasa çıkar çıkmaz büyük bir satış başladı. Bir yıl içinde 4 bin 105 parça gayrimenkul yabancılara satıldı. Bu bir ay önceki rakam, eminim ki sayı geçen bir ay içinde daha da artmıştır.

Satışlara baktığımızda yabancıların belirli bölgelere konuşlandıklarını, ilgi alanlarının belirli alanlara yoğunlaştığını görüyoruz.

Çok kıymetli tarım alanları da var satılan topraklar arasında ayrıca önümüzdeki yıllarda çok daha kıymete binecek alalar da bulunuyor.

Gayet tabii ki Türkiye'de arazi, ev alan her yabancının farklı amaçlar taşıdığını söylemiyorum ancak olayı hızla ve toplu hareket olarak cereyan etmesi insanı farklı şeyler de düşündürüyor gayet tabii ki.

Yerleşenlerin bir bölümü çok eski dini toprakları, imparatorlukları yeniden canlandırma amacını taşıyorlar, bunu da açıkça ifade ediyorlar.

Çıkardıkları lokal gazetelere "Land of Light" (Işığın Ülkesi) gibi dini sembolü çok yüksek olan adlar takıyorlar.

İddia edildiği gibi bu insanlar güneşin, suyundan yararlanmak, ihtiyarlık yaşamak için bu ülkeye gelselerdi çıkardıkları gazeteye Land of Sun (Güneşin Ülkesi) adını takmayı düşünecekleri de herhalde açıktır.

Üstelik kimse de bu olan biteni çok moda olduğu şekilde Avrupa Birliği'ne üyelik bunu gerektiriyor ne yapalım diye anlatmaya çalışmasın.

Şunu bilin ki 1 Mayıs 2004'de AB'ye yeni katılan ülkelerin hepsi kendi ülkelerinde yabancıya toprak sarışını yasakladı.

Avrupa buna çıt çıkarmadı, onlara bu ayrıcalık (derogasyon) verildi. Bir tek Türkiye'ye bu hak tanınmadı çünkü bizde maalesef vatanını satmak isteyenler var.

MİLLİ GAZETE FARKI!?

Felluce'de camiler bombalanıp, silahsız ve yaralı sivillerin kafaları kurşunlanırken küçük bir çalışma yaptık. Felluce'de kan gövdeyi götürürken Medyamızın attığı bazı manşetleri taradık.

İşte gazetelerin manşet denen en büyük haberleri:

 

24 KASIMÇARŞAMBA:

* Hürriyet: Seni Tanıdım Dedi. (Tribün cinayetiyle ilgili)

* Milliyet: Hollywood Tescili. (ABD'li Aktör ile Ayşegül Tecimer'in ilişkisiyle ilgili)

* Sabah: Sinyali Bile Yetti. (Yabancı sermaye ile ilgili)

Vatan: O'da Gitti. (Hakan Uzan'ın eşiyle ilgili)

* Zaman: Tribün Terörü Nasıl Önlenir (Futbol maçlarındaki gerginlikle ilgili)

* Yeni Şafak: Değişim Çağrısı. (Başbakan'ın İslam ülkelerine yaptığı değişim çağrısıyla ilgili)

* MİLLÎ GAZETE: ÖLÜM SESSİZLİĞİNE SON (Felluce ile ilgili)

 

25 KASIMPERŞEMBE:

* Hürriyet: 5 Yıldızlı Sürpriz Alıcı. (Bir işadamının otel alımıyla ilgili)

* Milliyet: Müdür Valiye Küstü. (Diyarbakır Valisi ve Emniyet Müdürü ile ilgili)

* Sabah: Konuşa Konuşa Ameliyat. (Konuşarak kalp ameliyatı yapan doktorla ilgili)

* Vatan: Millet ve Vekili. (Milletvekillerinin sağlık harcamalarıyla ilgili)

* Zaman: Doğu'da Kış Turizmi Patladı. (Turizmle ilgili)

* Yeni Şafak: Varoşlara Kulak Verin. (Gecekondu bölgelerinin altyapı sorunlarıyla ilgili)

* MİLLÎ GAZETE: ZALİMLERE LANET. (Felluce ile ilgili)

26 KASIMCUMA:

* Hürriyet: Çalıkuşu Zehra. (Hakkari'de görevli bir hemşireyle ilgili)

* Milliyet: Esra Nasıl Kurtulur. (Okula gidemeyen bir öğrenciyle ilgili)

* Sabah: Işıkların Efendisi. (ABD'deki bir Türk'ün buluşuyla ilgili)

* Vatan: Taksit Taksit Yarış. (Firmaların taksitli satışlarıyla ilgili)

* Zaman: Pentagon Uyardı. (Pentagon'un "İslam dünyasını kaybediyoruz" açıklamasıyla ilgili)

* Yeni Şafak: Uzan Çiftliği Çalıntı Çıktı. (Uzanlarla ilgili)

* MİLLÎ GAZETE: SIRA SANA GELMEDEN! (Dua ve Miting çağrısı, Felluce ile ilgili)

İşte bu yüzden MİLLÎ GAZETE!

Bush'a "Hülagû Han mısın Kafir!" diye seslenen, işgalden bu yana Irak ve Felluce dışında manşet atmayan TEK GAZETE olduğu için MİLLÎ GAZETE

 

Not: Bu Manşetler, yazının yazıldığı tarihten itibaren geriye doğru son üç gün baz alınarak seçilmiştir.

(Kulis Ankara - 29 Kasım 2004- Milli Gazete)

DENKTAŞ'TAN ANLAMLI UYARI

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın kendisine söylediği ‘Benim gömülecek toprağım yok. Senin Türkiyen, devletin var' sözünü hiç unutmadığını" belirterek, "Eğer aklımızı başımıza almaz, devletimizden, egemenliğimizden vazgeçersek, gömülecek toprağımız bizim de olmayacak" dedi..

BU NE, HİKMET ABİ !

Afganistan, ABD kontrolünde uyuşturucu üretimi rekorunu kırdı.

2000 yılında, Taliban, BM'nin onayıyla afyon üretimini yasakladı. Dünya piyasasının yüzde 70'lik kaynağı kurudu. En az 100-150 milyar dolarlık bir iş yok oldu, fiyatlar zıpladı. Derken... 11 Eylül, ardından Afganistan işgali. Birkaç gün önce, BM'nin yeni raporu açıklandı. "Afganistan afyon üretimi tarihi rekor kırmış"

Rantiye kanımızı emdi!

ATO'nun "20 Yıl, 20 Bütçe" raporu ilginç bilgilerle dolu...

ATO'nun hazırlattığı rapora göre, Türkiye, son 20 yılda 257 milyar dolar dış, 979 milyar dolar iç borç olmak üzere toplam 1 trilyon 236 milyar dolar anapara ve borç faizi ödedi.

Yatırım harcamaları 20 yılda 2.5 kat artarken, iç borç faiz ödemeleri 73 kat, iç borçlanma 17 kat, iç borç ödemeleri 25 kat, dış borç ödemeleri 12 kat, dış borç faizi ödemeleri 5 kat artış gösterdi.

ATO'dan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin son 20 yılda 544 milyar dolar vergi gelirinin yanı sıra 1 trilyon 43 milyar dolarlık iç borçlanma, 194 milyar dolarlık dış borçlanma yaparak toplam 1 trilyon 781 milyar dolarlık kaynak elde ettiği bildirildi. Aynı dönemde sadece 75.3 milyar dolarlık yatırım yapıldığı belirtilen raporda, personel harcamalarına 231.5 milyar dolar ayrılırken, 103.5 milyar dolarlık faiz dışı fazla verildiği kaydedildi.

ŞEHİDİN SÜT PARASI!

Filistin Lideri Merhum Yaser Arafat'ın, 35 yıl önce Filistin saflarında çarpışırken şehid olan Gaziantepli Mustafa Çelik'in annesine 35 yıldır her ay yüz milyon lira süt parası gönderdiği ortaya çıktı. Anne Sultan çelik, "Mustafa'nın ölümünden sonra Arafat bize şehitlik beratı verdi ve süt parası olarak aylık bağladı" dedi.

BUNLAR İNSAN DEĞİL!

İşgalci ABD askeri, bir camide ağır yaralı ve silahsız Iraklıyı televizyon kameraları önünde başından vurarak öldürdü. Bu olaydan bir gün sonra, Felluce'deki bazı camilerin tekrar direnişçilerin eline geçtiği iddiası üzerine ikinci deniz piyadesi birliği, ilk olayın olduğu camiyi yeniden bastı ve zaten yaralı olan 5 Iraklı'dan  4'ünü uzaktan ateş ederek vurdu.

FELLUCE'DE DE BAYRAM...

Adalet deyip adaletsizlik, eşitlik deyip eşitsizlik, Allah için deyip, Allahsızlık olmaz. İnsan kanı içerek doyulmaz. Çocuklara bayramı çok görenin, bayramı olmaz. Felluce'de bayram namazı kılınamadı. Felluce'de ezan okunamadı...

FELLUCE'NİN ‘YARALILARI' NEREDE?

Ankara'dan bir gazeteci arkadaşım aradı ve şunu söyledi: 'Paşam, Felluce'de 1600 Iraklı militanın öldürüldüğü açıklandı. Peki, yaralılar nerede?' Çok doğru bir soru. Gerçekten de 'Felluce'nin yaralıları nerede?' Özellikle, yaralı bir Iraklı militanın, bir Amerikan askeri tarafından, maksatsızca öldürülmesi görüntüleri karşısında, anlamı daha da ağırlaşan bir soru.

Önce, savaşın bir rakamsal gerçeğine değinelim. Bu tip bir savaşta, ölü sayısının, şartlara bağlı olarak, altı ila sekiz katı kadar 'yaralı' oluşur. Bu çarpışmalarda, ABD'nin personel zayiatının, 40 kadar kayıba karşılık 300'ü aşkın yaralı olduğunu açıklaması, bu tespiti bir kere daha doğruluyor. Bu gerçekten hareketle, 1600 Iraklı militanın kaybına ilave olarak, en az, sekiz ila on bin de yaralı verilmiş olması gerekir. Ayrıca, bölge halkı sivillerin, kadın ve çocukların kayıp ve yaralıları hakkında, hiçbir bilgi yok. Bütün bunlar nerede? Iraklı militanların ve sivillerin bir sıhhi tahliye ve destek sistemi oluşturma imkansızlığı karşısında, bu insanlara ne oldu? Bu soruyu karşılık olarak, yaralıların ABD askerlerince öldürülmüş olacağı savını ileri sürmek, mesnetsiz ve insafsız bir iddia olur. Ama diğer yandan, televizyonlarda ve gazetelerde gördüğümüz sahneler, yaygın olmasa da, bu ve benzeri insanlık ve askerlik dışı olayların da olduğunu, inkar kabul etmez şekilde ortaya koyuyor.  (Kemal Yavuz - 21 KASIM 2004- Akşam)

O GÖRÜNTÜ

Amerika'nın, Felluce'de yaptığı harekata ve bir Amerikan piyadesinin, ölmek üzere olan yaralı bir direnişçiye ‘öldüren kurşunu' sıkmasına tepkiler, ‘son sürat' devam ediyor.

Bugünlerde bir kamu oyu yoklaması olsa, Türklerin, Amerikan hükümeti ve halkına olan sempatisinin ‘sıfır altı'nı' görme ihtimali bile var. Iraklıların ‘o görüntüleri' görüp görmediğini bilmiyorum ama, gören Müslüman dünyasının Amerika'ya karşı bütünleştiğine şüphe yok. Iraklıların, Saddam'dan kurtarılmalarına ‘zulüm' diye bakan da yok ama, işgalin ‘bu şekline' var...

EVANGELİST (HRİSTİYAN-SİYONİST) RAHİBİN KIZI RICE

Bundan 50 yıl önce ABD'de ırk ayrımının en şiddetli olduğu Güney eyaletlerinden Alabama'da dünyaya gelen Condoleezza Rice, Evangelist Hıristiyan, şiddet yanlısı ve acımasız bir kişi olmasının yanı sıra yetenekleri sayesinde ülkenin ilk siyah kadın dışişleri bakanı olmaya hazırlanıyor.

Senato tarafından onaylanmasının ardından dışişleri bakanı olarak göreve başlaması beklenen Rice, kölelikten gelme siyah bir ailenin çocuğu olarak Birmingham kentinde 12 Kasım 1954'te dünyaya geldi.

Arkadaşlarının arasında "Condi" olarak bilinen Rice'ın annesi Angelena müzik öğretmeni ve rahip olan babası John Wesley Rice, Westminster Presbiteryan kilisesinde rahipti. Ailenin kökleri orijinal olarak Jamaika'dan geliyor. Rice'ın anne ve babası üniversite profesörüydü.

ÖLÜ SAYISI ONBİNLERCE Mİ?

Amerika, Felluce'de giriştiği vahşi katliamı dünya kamuoyundan ne kadar gizlemeye çalışsa da kameralara takılan, yaralı avı, çocuk ve kadın katliamı ve insanlık suçları, Felluce'deki vahşetin boyutlarını düşündürüyor. ABD'li Embedded(iliştirilmiş) gazetecilerin kameralarının saniyelik dönüşlerinde vizöre takılan görüntülerden biriside bu. O anlık kare dondurulduğunda, ABD tanklarının ve askerlerinin ayakları dibinde yatan 1015 yaş arası 5 tane çocuk cesedi görülüyor. Felluce'den kaçan onbinlerce mültecinin akıbeti ise bilinmiyor. Kukla ırak yönetimi ve ABD'li yetkililer sivil halkın sadece kaçtığını söylüyor. Bağımsız kaynaklar, yabancı gazetecilerin alınmadığı Felluce'de ölü sayısının onbinlerce olabileceğinden şüpheleniyor.

SİZ DE AKP KADAR SUÇLUSUNUZ!

Biz Milli Görüşçüler daha işin başında ABD'nin Irak işgalinin ve vahşetini dile getirerek gerçekleri avazımız çıktığı kadar bağırıp durduk. Ama bizim dışımızdaki medya grupları "islamcı"sından boyalısına bütün marazlı medya "iktidar yağdanlığı yapacağız" diyen adeta ABD'nin taşeronluğuna soyundular. Oysa kamuoyu baskısı olsaydı, bu AKP asla ABD ve İsrail'in yanında yer alıp bütün hava ve deniz limanlarımızı onların istifadesine açamazdı. Bu marazlı medya grupları kamuoyu baskısını önlemek için ne gerekiyorsa fazlasıyla yaptılar.

Şimdi ise Felluce'de yaşanan katliamlar karşısında ah, vah ediyorlar... Bunu yaparken bile iğrençleşiyorlar. Hala "Amerika yönetimi katil asker için soruşturma başlattı" türünden laflarla kamuoyunu yanıltmayı ve tepkileri azaltmayı sürdürüyorlar. Hala "Felluce'de bin direnişçi öldü" diye haber yaparlarsa hemen peşine "Iraklı direnişçiler bir Türk şoförünü daha öldürdü" diyerek kamuoyunun tepkisini yönlendirmeyi ihmal etmiyorlar.

Şurası hiç akıldan çıkartılmasın ki, bütün bu katliamlardan ve peşinden gelecek olanlardan AKP hükümeti ne kadar sorumluysa toplumu yanıltarak, o iktidara destek sağlamaya çalışanlar da en az onlar kadar suçludurlar!

RUSYA'DA, HALİFE ADINA HUTBE

Osmanlı İmparatorluğu döneminde zamanın halifesi adına hutbe okuma geleneği Beyaz Rusya'da devam ettiriliyor. Kırım'dan beyaz Rusya'ya sürgün edilen Müslüman Tatarlar, Osmanlı dönemindeki Cuma hutbesi geleneğini yaşatmaya devam ediliyor. Beyaz Rusya'nın Grodno vilayetine bağlı İvye kasabasındaki camide her Cuma hutbesinde Osmanlı sultanlarının isimleri tek tek okunuyor.

Beyaz Rusya'da bulunan 3 camiden  ed eskisi olan ve 1882 yılında inşa edilen İvye camii İmamı İsmail Şabanoviç, Cuma hutbesini dedesinden miras aldığı "Hamayıl" adlı kitaptan okuduğunu söyledi. Kitabın Osmanlıca yazılmış olduğunu ifade eden Şabanoviç, Osmanlı sultanlarının isimlerinin geçmesinden dolayı hutbelerde bu kitabı tercih ettiğini kaydetti. Beyaz Rusya Tatarların yüzyıllardan beri kendilerini bu topraklarda Osmanlı temsilcileri olarak hissettiklerini ifade eden Şabanoviç, sadece İslam inancı sayesinde yok olmaktan kurtulduklarını belirtti. Eşini yaklaşık 20 yıl önce kaybeden İsmail Şabanoviç, 2 çocuk ve 3 toruna sahip olduğunu, sık sık kendileriyle ziyaretleştiğini söyledi. Yaklaşık 700 Müslüman Tatarın İvye kasabasında ikamet ettiğini dile getiren Sabanoviç, yerli Hristiyanlarla Müslümanlar arasında inanç farklılığından dolayı günümüzde herhangi bir sorun yaşanmadığını söyledi.

YATIRIMCILAR AMERİKA'YI TERK EDİYOR

ABD'ye büyük paralar akıtılarak New York Borsası'nın yükselişlerinde etkili olan yabancı yatırımcıların son aylarda hisse senetlerinde milyarlarca doları bulan satış gerçekleştirdiği ve ülkeye giriş yapan yabancı sermaye miktarının önemli oranda düşüş görüldüğü bildirildi.

New York Times gazetesinin Hazine Bakanlığı verilerine dayandırdığı haberine göre, yabancı yatırımcıların geçtiğimiz Ağustos ve Eylül aylarında New York Borsası'ndaki net satışı 5.9 milyar dolara ulaştı.

SUNNİLER, ŞİİLER'E ÖFKELİ

Financial Times gazetesi, Suni Müslümanlar'ın ABD'nin katliamlarına karşı Şii Müslümanları kendilerine destek vermemekle suçladığını belirtti.

Haberde, Nisan ayındaki ilk Felluce kuşatması sırasında, iki mezhebin taraftarlarının farklılıkları bir kenara bırakıp, güç birliği yaptığını hatırlatan gazete, artık durumun böyle olmadığına dikkat çekiyor. Buna, Şii lider Muktada es Sadr'ın silah bırakmasından sonra, diğer Şii liderlerin Felluce'ye yönelik son harekâta sessiz kalması, hatta bazılarının destek vermesi gerekçe gösteriliyor.

Irak ile ilgili olarak Guardian'ın dikkat çektiği iç gerginlik ise, Kürtler ile Sunilerin arasında. Sünni direnişçilerin Musul'u ele geçirmek için faaliyetlerini arttırdığına dikkat çeken gazete, Kürt yerel yöneticilerine ve peşmergelere yönelik saldırıları hatırlatıyor. Binlerce peşmergenin destek için Musul'a akın ettiğini yazan Guardian, gerginliğin arttığına dikkat çekiyor.

BİR SÖYLEŞİDEN

  • - 70'li yılarda Risale-i Nur okurken, birisi sizi bundan vazgeçirmiş. Olayı hatırlıyor musunuz, nasıl gelişti?
  • - Hiç unutmadım ki. Sizin de belirttiğiniz gibi 70'li yıllarda Risale-i Nur'a merak salmıştım. O günlerde Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye iltica eden Celaleddin Karakaş Hoca Efendi: "Kur'an tarih boyunca binlerce Said yetiştirmiş, yetiştirmeye devam eder ama Risale-i Nur, bir tane Said yetiştiremez" dedi. Celaleddin Karakaş Hoca'nın bu sözü beni bütünüyle Kur'an'a yöneltti.

CAMİLERE GİDENLERE ATEŞ AÇIYORLAR

            Camileri de hedef alan ABD ordusu askerlerine ateş püsküren Felluceliler, askerlerin camilerde şarap içtiklerini ve ayakkabılarla camilere girdiklerini belirtiyorlar. Askerlerin anonslar yaparak erkekleri camilerde toplanmaya çağırdığını eve ellerinde beyaz bayraklarla silahsız olarak camilere giden sivillerin üzerine ateş edildiğini söyleyen Felluceliler, hiç kimsenin can güvenliğinin bulunmadığını ifade ediyorlar.

İNCİRLİK'TE 90 ATOM BOMBASI

            Fransız Liberation gazetesi müthiş bir iddia ortaya attı. Amerika'nın altı Avrupa ülkesinde 480 tane atom bombası bulundurduğuna dikkat çeken gazete, bunların 90 adedini ise Türkiye'deki İncirlik Üssünde olduğunu yazdı. Gazete ABD'li Atomic Scientist isimli kurumun raporunu yayınladı. Raporda şöyle deniliyor; "Almanya, Belçika, İtalya, Hollanda ve İngiltere'de 390, İncirlik Hava Üssü'nde ise 90 adet B-61 tipi atom bombasını bulunuyor. Washington, bu bombalardan 40'ını, ABD'nin denetiminde Türkiye'nin kullanımına bıraktı". Buna göre Amerika, istediği an Türkiye'yi dünyanın cehennemi haline getirip 3.dünya savaşının ana mekânı yapabilir. Çünkü bu bombaların kullanımı sadece "ABD denetiminde" olabilir deniyor...

SAHTE MESİH, SABATAY SEVİ!

            Sabataist dönmelerin yani Müslüman görünen gizli Yahudilerin lideri olan Sabatay Sevi, beklenen Mesih olduğuna pek çok Yahudi'yi inandırır. Mucize olarak ta vücuduna kılıç kurşun işlemediğini anlatır.

            Sultan IV. Murat; kendisini yakalatıp Edirne'ye getirtir ve:

            "Madem öyle ise bu adamı soyup dursunlar, taraftarlarını da şahit olarak çağırsınlar. Ve okçularımız vücudunu hedef alıp atışlarını yapsınlar.. Eğer gerçekten oklar kendisine işlemez ise, bende Mesih olduğuna inanıp serbest bırakacağım!" talimatını veriri...

            Bunu duyunca titremeye başlayan ve altını ıslatan Sabatay yalvararak,

            "Aman Sultanım... Benim gibi mel'undan Mesih mi olur? Bir sürü manyak bulunca, onlardan otlanmaya çalıştım. Müsaade ediniz de Müslüman olayım ve çevremizdeki zavallı ahmakları da Hak dine çağırayım" der..

            Ama asıl şeytanlığın ise bundan sonra gösterir!...

HAYIRSEVER SABATAİST!

            Çok etkin ve zengin İzmirli Sabataist dönme bir ailenin kızı olan, siyasi ve stratejik amaçlarla Atatürk'ün evlenip sonra boşandığı Latife Hanımefendinin yeğeni (Ve tabi Sabataist) Rukiye Devrim; masonik ve Siyonist bir simge olan "Çekül" vakfında hayırlı hizmetlerini sürdürüyormuş. ( 11 Aralık 2004 -CNN Türk 17:00 Haberleri)

            Sonunda Türkiye'yi hezimete sürükleyecek hayırlı hizmetleri (!?) bu sabataist dönmeler, niye acaba bu kadar çok seviyor ?

GÂVURDAN DOST, DOMUZDAN POST!

            Amerikan-Türk Dostluk Derneği kurucularından senatör Robert Mextır, Iraktaki ABD vahşetini kınayan Türklerin "Edepsiz" olduğunu söyledi. Bu tavır ve tepkilerin dostluğa yakışmadığını iddia eden Türk dostu (!) senatör, Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığı böyle devam ederse, bunun faturasının çok ağır olacağı tehditlerini de ihmal etmedi...

            Dostlukları böyle olan gavurun

Düşmanlığı nasıl olur, düşünün

Silkinde, masonları savurun

İşbirlikçi AKP'yi düşürün...

Tsunami Felaketi İlahi Bir Uyarı Olamaz mı?

Güney Asya'yı vuran ve 100 bin kişinin kaybolmasına ve sahil şeridindeki turistik tatil bölgelerinin yıkılıp batmasına yol açan tsunami felaketinin;

1-Noel ve yılbaşı tatili için Tayland ve Seylan gibi ülkelere özellikle Avrupa ve Amerika'daki zenginlerin ve de çoçuk fuhşu için gittiklerinin bilindiği bir dönemde meydana gelmesinin ilahi bir uyarı olabileceği üzerinde niye yeterince ve gereğince durulmuyor?

İlahiyatçılar azgın kavimlerin başına gelen Kur'ani kıssaları niye hatırlatmıyor?

2- Amerikanın Hint okyanusunda yaptığı Tektonik (Deprem Bombası) bir denemenin tetiklediği bir afet olabileceği konusu niye tartışılmıyor?

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

SİYASİ MÜCADELEDE STRATEJİK KADROLARIN HAZIRLANMASI
  Büyük Liderler hem hazırlık sürecinde hem de iktidar döneminde, kendilerinden...
Devami
Barış ve Huzur İstiyorsan; SAVAŞA HAZIR OLMALISIN!
Barış ve Huzur İstiyorsan; SAVAŞA HAZIR OLMALISIN!        “Daim cenge hazır...
Devami
“Devlet Aklı” ve “Hükümet (Hikmet) Sırrı” üzerine STRATEJİK BİR ANALİZ
  “Devlet Aklı” ve “Hükümet (Hikmet) Sırrı” üzerine STRATEJİK BİR ANALİZ          Türkiye’nin...
Devami
ASYA VE KAFKASYA PETROLÜ İSRAİLE Mİ?
  Bush: "Pakistan'a da gireriz, İran'ı da vururuz" diyor! Bush...
Devami
REZA ZARRAB RÖGAR (LOGAR) KAPAĞI MIYDI ve Erdoğan’ın Telaşı Milli Bir Duyarlılık mıydı?
Sn. Erdoğan'ın grup toplantılarında, TV kanallarında ve miting alanlarında Reza...
Devami
SURİYE’DE İSRAİL’LE İŞBİRLİĞİ Mİ YAPILMAKTAYDI? Halkımızdan Gizlenen Kapalı Oturum, “Terör Ajanlarından!” Niye Saklanmazdı?
  SURİYE’DE İSRAİL’LE İŞBİRLİĞİ Mİ YAPILMAKTAYDI? Halkımızdan Gizlenen Kapalı Oturum, “Terör Ajanlarından!” Niye...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5390

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR