Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2515
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta13043
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay110958
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16748933

IP'niz: 3.238.147.211
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12183159

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AYIN AYNASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

PATRİK ŞERİAT MAHKEMESİ KURDU

Suç Duyurusu...

            Hırsızlıkla suçlanan ve kiliseye ait bazı taşınmazları İsraillilere uzun süreli kiraladığı ve bu kararları alırken Kudüs Kilisesi Sen Sinod Meclisi'ne danışmadığı belirtilen Kudüs Patriği 1. İrineos'un yargılanacağı toplantı, Fener Rum Patriği Bartholomeos başkanlığında başladı. Merkezi Antalya'da bulunan Noel Baba Vakfı,  toplantının Anayasa ve Türk Ceza Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla, Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

 

            Oysa "Adil Düzen çok hukukluluk" dediği için Erbakan'a neler yapıldı.....

Patrik sınır dışı edilsin

            Patrikhane önünde toplanan Fener Balat Sakinleri Platformu üyesi bir grup, toplantıyı protesto ederek, "Fener Rum Patrikhanesi güzel İstanbul'umuzun göbeğinde Hıristiyan Mahkemesi kurarak, Kudüs Patriği'ni yargılayacaktır. Fener Rum Patriği'nin Türkiye Cumhuriyeti'nden ayrı bağımsız mahkemeler kurarak hareket etmesini şiddetle protesto ediyoruz. Lozan'ı  tanımayan, T.C. kanunlarını çiğneyen bu kurumun, artık bu topraklar üzerinde barınması mümkün değildir. Derhal sınır dışı edilmelidir" denildi.

AİHM'deki Başörtüsü aleyhine savunma,

AKP'yi karıştırdı.

            Nurettin Aktaş: "AKP'nin daha fazla iktidarda kalacağım diye resmi görüşe ayak uydurması milli irade ile çekişiyor"

            Ersönmez Yarbay: "Hükümet Leyla Şahin davasında verdiği son savunma ile Anayasa'ya aykırı hareket etmiştir."

            M.Ali Bulut: "Savunma içime sinmemiştir. Realite ile ideal uyuşmuyor. Bu konuda huzurlu değiliz.

            Resul Tosun: "AİH Mahkemesi savunmasında Başörtüsü düşmanlarıyla aynı safta bulunmaktan utanıyoruz!

 

Alternatif Ermeni Konferansı

ve akp'nin telaşı!

 Boğaziçi Üniversitesi'nde önce 25 Mayıs'ta başlayacağı açıklanan, sonra ertelendiği duyurulan konferans hakkında siyasilerimizin ve proflarımızın birbirleri hakkında söyledikleri sözleri kabadayılar bile karizmamız çizilmesin diye, argo dilinde kullanmaktan kaçınırlar.

Anlayın ülke ne hale gelmiş.

On beş kadar devlet, sözde Ermeni soykırımını kabul edince, bu milletin vergilerinden maaş alan öğretim üyeleri, sanatçılar da Ermenilerin iddialarının yanında yer almaya başlayınca, bu iddiaları fazlaca dillendirenleri Amerika başta olmak üzere tüm barbar Batılılar yüksek payeler vererek desteklemeye başlayınca hükümet, o on beş ülkenin de soykırım yaptığını ortaya koyarak kendini savunmaya yöneldi.

Hâlbuki birkaç senedir Yunanlıları, Fransızları, İngilizleri, İtalyanları üzmeyelim diye şehirlerin kurtuluş bayramlarında temsili düşman kuvvetlerini ülkeden sürüp çıkarma merasimlerinden bile vazgeçmişlerdi... (Mahmut Toptaş - 26 MAYIS 2005 - Milli Gazete)

 

İSRAİL'İN GÜDÜMÜNE GİREN İSLAM ÜLKELERİNİN

ACI SONU:  MORİTANYA!

İsrail ve ABD ile ilişkilerini üst düzeye çıkaran Afrika'nın kuzey batısındaki Moritanya'da, camilere baskınlar düzenlenerek namaz esnasında insanlar tutuklanıyor ve camiler de bir bir kapatılıyor. Cuma vaazlarının da yasaklandığı ülkede dini kitaplar ve kasetler toplatılıyor.

Daha önce bazı İslami kavramların yasaklandığı Moritanya'da "Ilımlı İslam"cılar desteklenirken Kur'an'a ve ehli sünnet itikadına bağlı Berberi Müslümanlar susturuluyor, kan kusturuluyor!...

Ülkemizde AKP'de aynı sona mı yürüyor? (http://www.islamdunyasi.com/)

 

YANARDÖNER AMPUL!

Türkiye budur... Muhalefette atıp tutarsın. İktidarda susarsın... Halk arasındaki tabirle, "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar"sın... Bunun en çarpıcı örneğini yaşadık, önceki gün... "Türban takanları savunarak" iktidara gelen hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde "türban yasağını savundu..."

E şimdi bu ne demek? "Dini siyasete alet ettiği" için kapanmış üç partinin devamı olarak seçime gireceksin. Muhalefette "türban yasağı zulümdür" diyerek, oy isteyeceksin. İktidarda "türban yasağı doğrudur" diyeceksin. Hadi bizim yüzümüze bakıyorsun...

Sana güvenip, eğitimine ara veren, geleceğini sana bağlayan kız çocuklarının ve ailelerinin yüzüne nasıl bakacaksın? (YILMAZ ÖZDİL -20.5.2005 -SABAH)

 

SURİYE, ABD'YE REST ÇEKTİ.

            Suriye Yönetimi; her türlü iyi niyetlerine, bölgede barış gayretlerine rağmen, Amerika'nın suçlayıcı ve kışkırtıcı tavırlarını sürdürmesi üzerine, bu ülkeyle tüm askeri ve istihbarat ilişkilerini askıya aldığını açıkladı.

            Amerika'ya bir saldırı bahanesi daha çıktı.

Boğaziçi üniversitesinin hıyaneti!

            Boğaziçi Üniversitesi, sözde Ermeni soykırımını savunan ve ispatlamaya çalışan profesör bozuntularını Türkiyeye çağırıp onlara ev sahipliği yapıyor... Hainler azıtıyor, gafil AKP seyrediyor, Millet sabırsızlanıyor!...

BAYKAL, İSRAİL'DE...

            CHP genel Başkanı Deniz Baykal, 22-24 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Sosyalist Enternasyonal toplantısına katılmak İsrail'e gitti. CHP genel Merkezi'nde yapılan açıklamaya göre Baykal, İstanbul'dan tel Aviv'e hareket etti. Sosyalist Enternasyonal başkan yardımcısı olan Baykal, 22 mayıs Pazar günü İsrail Dışişleri bakanı Silvan Şalom ile yapacağı görüşmenin ardından Başkanlık Divanı toplantısına katıldı. Deniz Baykal, 23 Mayıs Pazartesi günü İsrail İşçi partisi Lideri ve Başbakan Yardımcısı Şimon Perez ile bir araya geldi, daha sonra da sosyalist Enternasyonal Konseyi'nin toplantısına girdi!

            Acaba "Ben daha sadıkım" demeye mi gitti?

 

SOROS DEVRİMLDEVAM EDECEK

            ABD'li araştırmacı Paul Alan Goble çok iyi tanıdığı Rusya'yı ve Kadife Devrimleri anlatıyor. ‘Portakal' ya da ‘Karanfil' devrimleri olarak adlandırılan devrimler 1991 yılında başlayan sürecin eksikliğini yansıtıyor, diyen Goble, bir ülkenin ‘kadife' bir devrim yapması için gerçek seçimler, güvenilir ve karizmatik bir lidere sahip bir muhalefet, kendi nüfusuna ağır şiddet kullanamayacak ya da kullanmayı istemeyecek bir rejim, seçimlerde ihtilaf çıktığında en azından görevlilere karşı hüküm verebilecek bir hukuk sistemi ve uluslar arası ilginin olması gerektiğini söyleyerek, formülü veriyor. Goble, bu doğrultuda, eski SSCB ülkelerindeki ‘portakal' devrimleri'nin de süreceğine işaret ediyor....

 

SİYONİST ŞEYTAN SOROS'UN TÜRKİYE SORUMLUSU, İÇİNİ KUSTU'

"SON KARARI NEWYORK VERİR!"

Kurtlar Vadisi'nde  Kara para aklayıcısı İplikçi Nedim'in  "Soros Bizim pirimizdir" dediği Siyonist tefecinin Türkiye Temsilcisi Hakan Altınay:

KAYNAĞI SORGULAMAK YASAK

- Soros'un bu paralarının menşei sizi rahatsız etmiyor mu?

Açık Toplum Vakıfları ile Soros'un para kazanan, ticaret yapan kurumları ile fonları arasında hiçbir bağlantı yoktur. Biz buna Çin Seddi diyoruz. Arada gerçekten bir Çin seddi vardır. Para kazanan kuruluşları ile para harcayan kuruluşları arasında hiçbir diyalog ve işbirliğinin olmaması Soros'un prensiplerinden. Yani bu bir genel kural. Soros'un para kazanan kurumları ile Açık Toplum Vakfı'nın herhangi bir şekilde bağlantı kurması yasak.

- Peki Türkiye'de hangi sivil toplum örgütlerini destekliyorsunuz?

EN FAZLA DESTEK TESEV'E

- Parasal olarak öğrenebilir miyiz? Mesela en çok parasal desteği hangi kuruluşa verdiniz?

Tabii. TESEV bizim en fazla destek verdiğimiz sivil toplum örgütü. Bu yıl 330 bin dolarlık bir destek sağladık. Ama bu desteğin en az iki katı da kendisi kaynak bulması şartıyla. TESEV'e verdiğimiz destek sanırım başından bu yana 1 milyon dolar civarında. Sonra en fazla destek verdiğimiz ikinci kuruluş AÇEV, üçüncü olarak da İsrafı Önleme Vakfı var. (Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül'ün Vakfı. M.Y) Bu yıl onlara 300 bin dolarlık bir destek verdik. Sonra Üniversitelerle birlikte çalışmalarımız ve proje karşılığında verdiğimiz destekler var. Üniversitelerde de ilk sırada Bilgi Üniversitesi var. Sonra Boğaziçi, sonra da Sabancı Üniversitesi geliyor.

- Destek vereceğiniz kuruluşlarda aradığınız kriterler var mı?

Elbette... Açık Toplum Enstitüsü çalıştığı ülkelerde o ülkenin önde gelen akıl kişilerinden oluşan yönetim kurulları danışma kurulları oluşturur. Desteklenecek projeler bu danışma kurullarında kararlaştırılır. Tabii her projeye destek vermiyoruz. Yani projeyi sunan kuruluşun bunu gerçekleştirme yetkinliğine sahip olup olmadığına bakıyoruz. Desteklenmesinde yarar gördüğümüz projelerde New York'taki merkezimize tavsiye ediliyor ve son onayı New York veriyor. (24 Mayıs 2005 - Milli Gazete)

 

ALMANYA SON SÜRAT SEÇİME GİDİYOR!

            39 yıl aradan sonra  Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaletinde seçimleri ilk kez kaybeden, iktidardaki Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) Başkanlık Divanı,  dün başkent Berlin'de yaptığı toplantıda, oybirliğiyle bu yıl içinde erken genel seçimlere gidilmesi yönünde karar aldı.

            SPD Genel başkanı Franz Müntefering, başkanlık Divanı toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Başbakan Gerhard Schröder'in bunun için en geç 1 Temmuz'a kadar federal meclis'ten güvenoyu talebinde bulunacağını bildirdi.

 

YAHUDİ FISCHER, YEŞİLLER'İN BAŞBAKAN ADAYI

            Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, ülkede genel seçimlere gidilmesi durumunda, üyesi olduğu Birlik 90/Yeşiller  Partisi'nin başbakan adayı olacak.

            Fischer, dün başkent Berlin'de Yeşiller partisi eş başkanları Claudia Roth ve Reinhard Bütikoler ile birlikte yaptığı açıklamada, partisinin başkanlık divanının bu yönde bir karar aldığını belirterek, "Bu görevi büyük bir coşkuyla sürdüreceğim" dedi.

            Roth ve Bütikofer de erken seçimi desteklediklerini ve seçimleri kazanmak için her türlü çabayı harcayacaklarını ifade ettiler.

 

Rauf Tamer'den enfes bir tespit:

İÇKİ YETMEZ FUHUŞ DA SERBEST OLMALI!

            Üniversitelerden birinde başörtü yasağına karşı içki serbestmiş. İyi ya... Nesi çelişki bunun? Bence fevkalâde uyumlu, fevkalâde mantıklı. Orada fuhuş da serbest olmalı. Uyuşturucu da. İrtica'yla mücadele böyle olur. Yahu, unutuyorsunuz... Size dediler ki "28 Şubat, bin yıl sürecek." Elbette. Apo, rahatına baksın. Biz bütün onurumuzu, F.Bahçe-G.Saray maçına endeksledik. Var mı itirazı olan? (RAUF TAMER / 23.5.2005/TERCÜMAN)

 

İSTANBUL'DA BAĞIMSIZ MAHKEME KURDU!... YARGILAMA YAPACAK!...

HRISTİYAN ŞERİAT MEHKEMESİ...

BARTHOLOMEOS MEYDAN OKUYOR VE DEVLET BAŞKANI GİBİ DAVRANIYOR!...

            Hırsızlıkla suçlanan Kudüs Patriği Irineos'u yargılamak üzere İstanbul'a gelen dünya Ortodokslarından Atina Başpiskoposu Hristitodulas, toplantıdan iyi bir sonuç çıkmasını umut ettiğini söyledi.

            Dünya Ortodoksları Fener Rum Patriği Bartholomeos'u ziyaret ederek, patrikhanede dua etti. Patrikhaneye gelen Atina başpiskoposu Hristodulas, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Hristodulas, "Bu durum bize çok üzüntü veriyor. Umut ediyoruz ki toplantıdan (Sen Sinod) iyi bir sonuç çıkarırız" dedi.

Avrupa Birliği çıkmazda!

AB'nin çekirdeğini oluşturan iki ülkede, Almanya ve Fransa'da yaşananlara baktığımızda, AB'ye küresel kapitalizme ve siyasetçilere karşı duyulan tepkinin bizdekinin de ötesine geçtiğini ve iktidardaki partileri sarstığını görüyoruz. Almanya'da iktidardaki Sosyal Demokrat Parti (SPD) dün Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılan eyalet seçiminde sınav verdi. Fransa ve Hollanda'da ise 29 Mayıs ve 1 Haziran günü yapılacak referandumlarda AB Anayasası oylanacak ve "evet" seçeneğini destekleyen hükümetler ter dökecek. Fransa ve Hollanda'da AB karşıtlığının ve siyasetçilere bir ders verme isteğinin ‘hayır' cephesine güç kazandırdığı görülüyor... "Hayır" cephesinin önde göründüğü Fransa ve Hollanda'da yapılacak referandumlarda AB Anayasası reddedilirse AB'nin geleceği tartışma gündemine gelecek. Belirsizliğin tırmanacağı bu ortamda AB ülkelerinin ekonomik sorunlarının daha da ağırlaşması ve euronun yara alması da söz konusu olabilecek. (OSMAN ULAGAY / 23.5.2005 /  MİLLİYET)

Avrupa, Apo'yu niçin terk etmez?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ‘Bölücübaşı' hakkındaki kararı hararetle tartışılıyor. Apo'yu teslim alan hükümetin başbakanı Ecevit yıllar sonra "Bölücübaşı'nı bize niçin teslim ettiler, hâlâ anlamış değilim!" demedi mi? Demek ki, İtalya bize Apo'yu vermedi. Birileri onu İtalyanlardan alıp, bir Afrika turu attırıp, sonra Türk semalarında yetkililerimize teslim etti.... Mafyanın anavatanı İtalya bile Türkiye'yi üretim ve ticarette altıya katlıyor. İttihat ve Terakki'den bu yana sürüp gelen ‘çetecilik' devlet çerçevesi dışına çıkarılmadığı ve halk gerçek anlamda egemen olmadığı müddetçe, Türkiye yönetilemez! Yönetilemeyen bir ülkenin küresel sistem içinde hiçbir hakkı korunamaz! İtalya, Apo'yu ancak (üretim ve ticarette İtalya'yı altıya katlayan!) ABD'nin baskısıyla verir. ABD baskısının maliyeti ise tahminlerinizin üzerindedir.

Hegemonya peşinde koşan güçler, mizaç bakımından pek farklı olmazlar. Al birini, vur ötekine. Onlarla ‘ideolojik' işbirliği mümkün değildir; tek meseleleri, devletlerinin ‘yüce menfaatleri'dir.

Türkiye'ye yapılan Haçlı seferleri henüz durmuş değildir. İhtiyar ve geveze Gladstone, Papa İkinci Pie'nin izinde gitmektedir. Tıpkı Bush, Blair, Berlusconi ve diğerleri gibi. (MUSTAFA ÖZEL / 22.5.2005)

ŞEVKİ'NİN VE ŞEVKET'LİNİN ŞERRİNDEN...

            11-Haziran-2005 tarihli Zaman Gazetesi'nde Hasan Demir'in Rize'den gönderdiği bir habere yer verilmişti..

            Rize'ye giden Şevki Yılmaz bir yerel televizyonda şunları söylemiş:

            "Biz siyasi mücadeleyi yürütürken, ahlaki damarları güçlendirmeyi unuttuk..." Aferin, kendisini tarif etmiş..

            "Artık benim partim AHM (Ahirete Hazırlık partisi)dir." demiş. Riyakarlık etmiş.. O'nun yeni partisi (Amerika'ya Hoş görünme Pisliği= AHP'dir)

            Müslüman ülkelerdeki liderlerin: "Hatalarını hep başkalarına yüklediğini, kendilerini tabu gibi tartışılmaz gösterdiğini ve bütün olumsuzlukları Siyonizm'e yüklediklerini" iddia etmiş... Böylece yine Hocasını hedef göstermiş ve el altından Siyonizm'i aklamaya yönelmiş...

            "Koltuk, iktidar gidince kardeşlik unutuluyor" diyerek, aynen kendi karakterini çizmiş... Çünkü Belediye Başkanı, Milletvekili yapıldığı yıllarda Hoca'nın kerametlerini anlatan Şevki Yılmaz, koltuk ve iktidar gidince şimdi hakaretlerini ve öz tiyniyetini dile getirmiş..

            Not= Davasına ve Hoca'sına hakaret ve hıyanet eden kişiyi değil de, O'na hak ettiği cevabı verenleri suçlayanlar var ya; Şevki onlardan daha şereflidir.

 

SADIKLARIN HASSASİYETİ VE AHMET CEMİL TUNÇ'UN HAYSİYETİ!

            Ahmet Cemil Tunç-Erbakan Hoca'ya hakaretler yağdıran Şevki Yılmaz'ın İzmit (Döngel - Karşıyaka'da) ki evine taziyeye gidiyor...

            Peygamber Efendimiz "Din nasihattir. Allah için, peygamberi için, Müslümanların lideri için..." buyuruyor.

            Acaba Hocamıza ve davamıza "Yezid, Belam" gibi seviyesiz sözleriyle saldıran bu adama gerekli cevabı vermediği gibi, üstelik hürmet ve rağbet etmenin dindeki hükmü nedir? Ahmet Cemil Tunç ilahiyatçıdır, bunu bilir...

AKP'Lİ Mİ ŞEREFLİ ZİYARETİNE GİDEN Mİ?

Yirmi yıl boyunca Milli Görüşte birlikte koşturan, ama akıbette AKP'li olup Siyonist şeytanın kucağına ve bakanlık koltuğuna oturan eski arkadaşını ziyarete giden, ama sözde ve zahir de hala Milli Görüşçü geçinen adamı, içeride olmasına rağmen odasına almamış!... Bu olay bize bir Yahudi fıkrasını hatırlattı.

"Hitler'in Yahudileri kamplara alıp işkence altında öldürdüğü söyleyen günlerde bu tür kamplardan kurtulmak isteyen iki Yahudi; Alman olmaya karar vermişler ve bulundukları şehirdeki Hitler'in partisine gitmişler ve niyetlerini söylemişler.

Partinin İl Başkanı "Alman olmak öyle kolay bir şey değil. Kilisedeki suya banarak Hıristiyan olmaya benzemez bu "demir ve partinin penceresinden görünen dağın tepesini göstermiş ve "Bu tepesiyle çıkacaksınız, onu üzerinde de bir kaya var, o kayanın tepesine çıkıp dört yöne dönerek  "Hayl Hitler" diye bağıracaksınız" demiş.

İki Yahudi dağın zirvesine çıkmışlar ama kayanın üzerine çıkmak zor. Kayanın her tarafı kaygan. Biri eğilmiş öbürü onun omzuna basmış ve kayanın tepesine çıkmış. Dört yöne dönerek "Hayl Hitler" demiş. Kayanın dibindeki Yahudi, "Elini uzat beni yukarı çek" dediğinde kayanın üzerindeki Alman; Hadi oradan, pis Yahudi!...." diye terslemiş.

TOPLUMSAL ÇÖKÜŞE DOĞRU!

Sigara, içki uyuşturucu kullanımı ile ilgili varılan istatistik sonuçları ortaya ürkütücü bir tablo çıkarıyor. Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, Türkiye'de her yıl alkol sebebiyle 150 bin kişinin öldüğünü belirtti. Bugün Türkiye'de alkollü içki kullanma yaşının 10-12'ye indiğini ifade eden Özfatura, "Cinayet, trafik kazaları, yüz kızartıcı suçlar ve ırza tecavüzlerin yüzde 80'i alkollü iken işlenmiştir" dedi.

12 katrilyon TL ödeniyor.

Özfatura ayrıca gençler arasında uyuşturucu ve sigara kullanımının hızla artığına da dikkat çekerek, "Rakamlara göre, her yıl ülkemizde sigaraya 12 katrilyon TL ödeniyor. Sigara sebebiyle ölenlerin sayısı 150 bin kişiyi buluyor. Türkiye'de 5-6 milyon ilaç müptelası var. Uyuşturucu kullananların sayısı ise net olarak belli değil. Sağlık Bakanlığı'nın 7 ilde lise öğrencileri arasında yaptığı araştırmaya göre, öğrencilerden yüzde 40'ı esrar deneyen, devamlı kullananlar ise yüzde 10'dur. Uçucu, tiner veya yapıştırıcı deneyen yüzde 40,devamlı kullananlar ise yüzde 18'dir. Bu rakamlar her geçen gün artmaktadır" şeklinde konuştu.

AKP, AKIBETİNİ HAZIRLIYOR

Yeni TCK ve Din görevlileri Başlıklı raporda din görevlilerinin potansiyel suçlu muamelesine tabi tutulduğu belirtilerek Başbakan Erdoğan'a Din ve Kur'ân eğitimi engelleniyor" uyarısı yapıldı.

Sübhaneke öğreten nineye ceza

Memur-Sen'e bağlı Diyanet-Sen, Başbakan Erdoğan'a rapor sunarak din görevlilerini problemlerinin çözülmesini istedi. Yeni TCK ile Kur'an eğitiminin engellendiğini dile getiren rapora göre, engellerin yanı sıra hapis cezası uygulaması da getiriliyor. Raporda şöyle deniliyor: "263. madde ile masun insanlar hapis cezası ile karşı karşıya kalacak, mahallesindeki öğrencilere evinde ders veren üniversite öğrencisi bile 34 yıl hapis cezasına çarptırılabilecek!"

Halkın taleplerini hep öteleniyor.

AKP hükümeti, esnafından çiftçisine, öğrencisinden memuruna kadar sürekli halkın taleplerini ötelerken, diyanet işleri Başkanlığı'nın teşkilat ve görevleri hakkındaki kanun taslağı da bu yasama görevleri hakkındaki kanun taslağı da bu yasama döneminde rafa kaktı. Diyanet'in dört gözle beklendiği taslakta ilgili karar için Devlet Bakanı Mehmet Aydın, "Bu yasama dönemine yetişmez. Daha öncelikli yasa tasarıları var" şeklinde konuştu.

Dışı Hoş, İçi Boş Çıkışları.

Mustafa Bumin: TBMM Başkanı.

Bülent Arınç'a:

Bu çıkışların kendilerine ve partilerine yarar yetişmeyeceğini yakında anlayacaklar" cevabını verdi:

AKP'a Milletvekili Eyüp Fansa ise: Bizim başörtüsünü serbest bıraktıracak bir anayasa değişikliği yolunda bir gayetimiz yoktur" dedi.

Sn. Bülent Arınç, ve AKP'liler böyle dışı hoş içi boş sözlerle halkımızı oyalayacaklarına ve ortalığı karıştıracaklarına, şu Meclisin yetkinliğini ve etkinliğini ispat edip gösterseler ya!?

 

BARBAR BATI, BATIYOR!

11.Mayıs 2005, TRT.2 17:00 Haberlerinde.

Amerika'da ahlaksız çevrenin ve bozuk eğitim düzenin çarpık etkilerinden çocuklarını korumak isteyen 2. milyon ailenin "evde eğitim" adı verilen yeni bir sistem geliştirdikleri ve nesillerini; cinsi sapıklık, saldırganlık, hırsızlık, saygısızlık ve inançsızlık gibi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için bu yola tevessül ettikleri bildirildi. İşte barbar Batının Batış belayesi!

KARUNLAR KARARGÂHI!

Türkiye'den AKP adına Bakan Babacan katıldı:

Siyonist sermaye Karunları

Bilderbergciler bu yıl Almanya'da toplandı. Katılımcıların hiçbir yetkili merciye, parti ve hükümetlerine bilgi vermediği uluslar arası şebekenin toplantısına bu yıl Türkiye'den Devlet Bakanı Ali Babacan, Hürriyet Gazetesi Yazarı Cüneyt Ülsever ile İşadamı Mustafa Koç katıldı. Toplantıda Afganistan ve Irak işgalinin mimarları; Perle, Wolfovitz, David, Rockefeller gibi birçok isim yer aldı. Geçen yıl ki katılımcılardan Dervişi geçenlerde UNDP'nin başına atandı.

AKP'NİN TÜRKİYESİ!

Ülkemizin şu andaki ekonomik durumunu kısaca özetleyelim:

En yüksek işsizlik oranı,                          En yüksek borç stoku,

En yüksek reel faiz ödemesi                     En yüksek cari açık,

En yüksek dış ticaret açığı,                      En yüksek sıcak para girişi

En yüksek ithalat                                    En yüksek faiz dışı fazla,

En yüksek dışa bağımlılık oranı,                En büyük vatan toprağı satışı,

En düşük gelir gerçekleşmesi,                  En bozuk gelir dağılımı,

En düşük tarımsal üretim...

Şimdi bütün bu veriler elimizde iken, hala mevcut ekonomik yapının neresini savunacağız Allah aşkına?

(M. Gündoğan. Milli Gazete)

"AB de İslam karşıtlığı ile mücadele edecekmiş!... Yok, Ciğerim, Siyonizm Karşıtlığına Kılıf geçirilecek!

SEÇİLMİŞLER ACİZ; ATANMIŞLAR TACİZ!

Türkiye'de bürokratlar milletin bu isteklerine karşı duruyorlar ve seçimle iş başına gelmiş kişilere milletin isteklerini hayata geçiremezsiniz dayatmasında bulunuyor.

Milletin seçtiği kişiler ise dillerine pelensenk ettikleri mutabakat lafını binlerce kez tekrarlamaktan başka bir şey yapamıyor.

Millet tarafından seçilenler, karşı tarafın bir mutabakat arayışı içinde olmadıklarını bir türlü anlamak istemiyor.

Yok toplumsal mutabakat, yok halk arasında mutabakat, yok Meclis'te mutabakat gibi laflar ile günler akıp gidiyor.

Millet tarafından seçilip iktidar olanlar treni çoktan kaçırdıklarını da fark edemiyor. İktidar oldukları ilk aylarda ortamı geren taraf olmayacağız saplantısı içinde yapmaları gereken bütün öncelikli işler erteleyenler siyasi rakiplerine çok önemli kozlar verdiler.

Atacakları her olumlu adımda siyasi rakiplerinin seslerini biraz yükseltmesi üzerine hemen geri adım atanlar böylelikle yumuşak karınlarını da gösterdiler.

Yani iktidar olarak bir şey yapamayacaklarını açıkça kabul ve itiraf etmiş oldular.

Şimdi ne Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ün konuşması ve ne de Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin'in konuşmasını bahane etmeye hakları yok.

İktidar olduklarını ilk günlerde göstermiş olsalardı, bugün kimse böyle konuşmalar yapmazdı"

(Zeki Ceyhan- Milli Gazete)

 

HAYVAN KADAR VEFASI OLMAYAN, İNSAN OLUR MU?

Ormanda bulduğu ayı yavrularını süt ve balla besliyor!

Trabzon'un Sürmene İlçesi Çamburnu Beldesi'ne bağlı Kutlular Köyü'nde çiftçilik yahparak geçimini sağlayan Mehmet Yılmaz, ormanda bulduğu 2 ayı yavrusuna çocuğu gibi bakıyor. Yılmaz, Lucy ve Rambo adını verdiği ayı yavrularını yaklaşık 20 gün önce Of İlçesi'ne bağlı Cuma Pazarı Beldesi'nde ormanlık alanda bulduğunu anlatıyor.

Bu ayı yavruları ise, kendilerine sahiplenen ve besleyen köylüden hiç ayrılmıyor, gördükleri yerde boynuna sarılıyor.

SİYONİST SPREKÜLOLAR SORUS'UN TÜRKİYE'DEKİ KADIN DERNEKLERİ

1- Uçan süpürge: Congress Tourism and organizations Co. Ltd. Rkongre Trurizm ve Organizasyon Limited Şirketi) Uçan süpürge bir kadın derneği ya da bir STK değildi. Türkiye'de Şirket olarak kurulmuş bir Alman kuruluşudur.

Şirket Sahibi: Frau Halime Güner- İstiklal marşı okunduğu için kendi toplantısını protesto eden kadın "aktivist".

2- ANNE ÇOCUK EĞİTİM VAKFI-AÇEV

Yöneticileri: Ayşen Özyeğin (FIBA Holding Yk. Bşk. Hüsnü Özyeğin'in Eşi.) Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, Prof. Dr. Sevda Bekma ve Dr. Ömer Arif Aras.

3- KADIN ADAYLARI DESTEKLEME VE EĞİTME DERNEĞİ: KA-DER

Yöneticileri: Ayşe Bilge Dicleli, Zülal Kılınç, İlknur Üstün, Selma Acuner, Nazik Işık.

4- KADININ İNSAN HAKLARI-YENİ ÇÖZÜMLER VAKFI-NEW WAYS (WOMEN FOR WOMEN'S HUMAN RİGHTS NEW WAYS LİAİSON OFFİCE) WWHR

Yöneticileri: Pınar İlkkaracan, İpek İlkkaracan, Ela Anıl, Güvem Türe.

5- KAGİDER-KADIN GİRİŞCİLERİ DERNEĞİ

Yöneticiler: Arzuhan Yalçındağ (Aydın Doğan'ın kızı. Kanal D İcra Kurulu Bşk.) Feryal Menemenli (Doğa Bitkisel Ürünleri Yön. Krl. Bşk.) Meltem Kurtsan (Kurtsan Şirketler Grubu Başkanı), Leyla Alaton (Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi), İpek Cem Tütüncü, Ümit Boyner vd.

6- KADIN EMEĞİNİ DEĞERLENDİRME VAKFI (KEDV)

Başkanı: Şengül Akçar

Projeleri: Maya Mikro Kredi Programı (Programın Danışma Kurulunun en başına İshak Alaton var), Kadın ve Çocuk Merkezleri, Bireysel ve Kolektif Kapasite Geliştirme Programları vd.

7- KADIN 2000-KADININ İNSAN HAKLARI BİLGİ BELGE MERKEZİ

Yöneticisi: Füsun Tayanç.

Projesi: Kadının İnsan Hakları Bilgi Merkezi, Kırmızı Beyaz Mavi Kızkardeşler Projesi.

Foncusu: AB Komisyonu.

8- KADIN YURTTAŞ AĞI - KAYA

Yöneticileri: Aslı Günel, Ceren Ünel, Çiğdem Yazıcı, Dicle Kogacioğlu Ferda Paksoy, Meltem Paksoy, Meltem Aksoy, Nazan Üstündağ, Nükhet Sirman, Selen Yılmaz, Seyhan Ekşioğlu, Tuluğ İlgen, Zülal Kılınç.

Projeleri: Kadınlara Hukuk Danışmanlığı Projesi, Kadınların Kamu Hayatında karşılaştığı Engeller Araştırması. Foncu: Açık Toplum Ensitüsü-SOROS

9- KA-MER KADIN MERKEZİ

Yöneticisi: Nebahat Akkoç, Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi.

Projesi: Namus Cinayetleri Önleme Projesi vd.

Foncuları: Soros, AB, İngiliz Büyükelçiliği, Mamcash (Hollanda), Henrich Böll Vakfı.

10- VAN KADIN (VAKAD)

Foncu: AB Komisyonu - Soros Vakfı

11- İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI UYGULAMA MERKEZİ.

Yöneticiler: Canan Arın, Filiz Kerestecioğlu, Ayşegül Kaya, Hülya Gülbahar.

İşbirlikleri: ABD İstanbul Başkonsolosluğu, Heinrich Böll Vakfı, AB komisyonu, etnik temelli organizasyonlardı, İHD.

12- DİYARBAKIR BAROSU kadın hakları uygulama merkezi

Yöneticiler: Meral Danış Bektaş, Zülal Erdoğan

Projeleri: Kadın Danışma Merkezi

Foncuları: AB komisyonu Soros Vakfı kadar yer alan örgütelri bütün işbirlikleri ve bağlantıları

13- EV EKSENLİ ÇALIŞAN KADINLAR GRUBU

Grubun sözcüsü: Nazik Işık (Aynı zamanda Uçan Süpürgeci, Ka-Der'ci?)

İşbirlikleri: Jiyan Kürt Kadın Hareketli, 8 Mart Grubu, International Alliance For Home-Based Workers (Homenet).

14- ÇAĞDAŞ KADIN VE GENÇLİK VAKFI

Yöneticisi: Serap Sağlar

Koordinatör: Zuhal Ağırnas

MESUT YILMAZ'A İSRAİL DESTEĞİ

Türkbank ihalesine fesat karıştırmak ve güdümünde bir medya düzeni oluşturmak suçlamasıyla Yüce Divan'da yargılanan eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın dünkü duruşmasına kimliği belirsiz bir şahıs tarafından gönderilen ihbar mektubu damgasını vurdu. Mektupta, Korkmaz Yigit'in Türkbank ihalesini aldıktan sonra Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz'ın hesabına Sabre İsimli bir şirket aracılığı ile 14 milyon dolar transfer ettiği iddia edildi. Mahkeme, mektubu dava dosyasına koyarak konunun araştırılmasına karar verdi.

Duruşmanın en ilginç diyaloglarından biri ise, Mesut Yılmazın avukatı Uğur Alacakaptan ile mahkeme heyeti başkanı Mustafa Bumin arasında yaşandı. Alacakaptan'ın, Korkmaz Yiğit'in hesaplarını araştıran Maliye Bakanlığı komisyonu raportörü Muzaffer Kökler'den Yahudi cemaatinin Yiğit'i mali olarak desteklendiğinin ayrıntılarını anlatmasını istemesine Bumin engel oldu.

 

Yalçın Küçük'ten Yalın İtirafları

Bir tarafım köylü, ama anne tarafım şehirli. Halep'in Sabuni Ailesi'nde.

Sabuniler Sabetaist mi?

Bir eniştemin İbrani olduğunu teşhis ettiğim zaman çok memnun oldum. Hemen açıkladım: Benim Sabetayistlere karşı hiçbir özel karşılığım olmadığını da gösteriyordu.

Zaten Fenerbahçe kulübünün eski başkanlarından Agah Erozan da akrabasıydı.

Ailenizde bir Kaan, yani Kohen de var değil mi?

Ailenizin siyasi görüşü neydi?

Hep CHP'li. Annemin dedesi İskenderun belediye başkanı. Benim dayım da uzun yıllar CHP İskenderun bölge başkanı.

Kurtuluş Savaşına Sabataistler de katıldı!

Imf Ve Dünya Bankası İstiyor şeker fabrikaları bir bir satılıyor.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, "IMF ve Dünya Bankası ile anlaşma gereği Kayseri, Amasya ve Kütahya Şeker fabrikalarının yanı sıra 5 şeker fabrikasını daha özelleştiriyoruz" açıklamasında bulundu.

Sanayi ve Ticaret Bankanı Ali Coşkun, özelleştirme yolu ile Kütahya ve Amasya Şeker Fabrikaları'nın satıldığını, Kayseri Şeker Fabrikası'nın da satış aşamasında olduğun hatırlattı. Bu fabrikaların yanı sıra 5 tane daha şeker fabrikasının satışa hazırlandığı belirten Coşkun, şimdilik bu fabrikaların isimlerini açıklayamayacağını vurguladı.

NÜKLEER FÜZELER TERÖR RİSTLERE PAZARLANIYOR!

Vatandaki haberin başlığı şöyle: "kimyasal başlıklı 3 füze sadece 500 bin dolar". Yani adamlar terör ve silah kaynağı pazarını kurmuş, bunları alacak örgüt arıyor kısacası... Times gazetesinin terörist rolü yapan muhabiri, terör örgütlerine "kirli silah" satan Rus şebekesine giderek, terör örgütlerinin tüm dünyayı sarsacak çapta kimyasal saldırılar düzenlemesinin ne kadar kolay olduğunu ortaya koymuş. Terörist kimliği altında silah tüccarlarıyla pazarlık yapan İngiliz gazetesinin muhabiri, Moldova-Ukrayna sınırındaki Sovyet silah deposunda bulunan kimyasal başlıklı füzeleri satan şebekeyle anlaştı. Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsızlık ilan eden Transdniester adlı ülkede faaliyet gösteren şebeke ile temasa geçen muhabir kendini Cezayirli terör örgütünün temsilcisi olarak tanıttı.

ABD IRAK'TA BOCALIYOR, SON ÇARE HALKI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İSTİYOR

RUMSFELD: DİRENİŞÇİLERLE BİZZAT IRAKLILAR SAVAŞSIN

Kim derki, bütün dünyaya meydan okuyan, tüm dünyanın efendiliğine soyunan Amerika Birleşik Devletleri, kendi elleriyle yakalayıp, hapse attığı bir adamdan yardım dilenecek!.

ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak'ta direnişçilerle savaşacak olanın ne Amerikan askerleri, ne koalisyon güçleri, bizzat Iraklılar olacağını söyledi.

Rumsfeld, Pentagonda düzenlediği basın toplantısında, "Benim kişisel görüşüm, direniş karşısında ABD ve koalisyon güçlerinin kazanacak unsurları olmadığıdır. Bizzat Iraklılar direnişçiler karşısında kazanmalıdırlar" dedi. Bu arada, Rumsfeld'in Irak ziyareti sırasında, Saddam Hüseyin'le, hapishanede görüşüp, direnişi durması karşılığı sürgüne gönderileceğinin vaad edildiği ve Saddam'ın bunu kabul etmediği bildirildi.

BREZİLYA'DA, ANTİ SİYONİST CEPHEDE!

Brezilya, Amerika'yı Uyardı!

Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim, ABD Dışişleri Bakanı Condoleassa Rice ile birlikte düzenlediği basın toplantısında Washington'a, "Venezüella'ya dış müdahale olmasın" uyarısında bulundu. Venezüella'da Devlet Başkanı Hugo Chevez'in giderek daha otoriter bir yönetim kurduğunu savuna ABD'nin kaygılarını değerlendiren Amorim, "biz Venezüella'daki sorunların, bu ülkenin kendi içerisinde uyumlu bir demokratik süreç sonucu çözümlendiğini görmek istiyoruz" dedi. Amorim, düşünülebilecek her tür çözümün, Venezüella'nın egemenliğine saygı çerçevesinde olması gerektiğini kaydetti.

TÜRKİYE'DE: MÜSLÜMANLARI ZOR GÜNLER BEKLİYOR!

Türkiye'de yaşayan Müslümanlar için çok zor bir dönemin başladığını söyleyebilirim. Şu kesin, Türkiye'deki Müslümanlar bundan sonra daha fazla Allah'ın emirleri ve rejimin baskıları arasında tercih yapmaya zorlanacaktır.

İnanan insanlara yönelik baskının dozajının artırılması ile Avrupa birliği arasında bir paralellik kurmaya yönelik açıklamalar, tıpkı Bumin'in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir kararına atıf yaparak üniversiteler başörtüsü ile girilmesine yol açacak bir kanuni düzenlemenin yapılmayacağını söylemesi gibi, Türkiye AB'ye de girse bu topraklarda inanan insanlara zulmün devam edeceği anlamına geliyor.

"Parlamenter rejimin en yüce çatısı olan TBMM başörtüsüne özgürlük getiremez" demenin başka hangi anlama gelebileceğine dair en ufak bir fikrim yok. Ve Avrupa'nın hangi üniversitesinde başörtülü öğrencilere yasak var? Avrupa üniversiteleri de Türk üniversiteleri gibiyse niçin burada okuyamayan kızlar Avrupa'ya Amerika'ya gidiyor. Mesela Başbakan'ın kızları Amerika'da pekala başörtüler ile okuyorlar!...

27.04.2005/ Nuh Gönültaş / Tercüman

 

KEŞKE BİR İNGİLİZ YÖNETSEYDİ

İnsaflı İngiliz'den Türkiye'ye Asya Tavsiyesi

İngiltere Muhafazakâr Parti Dışişleri sözcüsü Lord David Howell, "Türkiye Cumhuriyeti olarak AB'ye saplanmayın, Asya'ya gözünü dikin. Üstün konumunuzu kullanın" dedi. Milli Gazeteden, bunlar okunurken dinleyen Deli Bekir: derin bir ah çekip : " Keşke Türkiye'yi bu İngiliz yönetseydi!" demiş!..

 

HER AN KRİZ OLABİLİR

ATO Başkanı Sinan Aygün, "Bir ülkenin dış ticaret açığı ve cari açığı artarsa, o ülkede her an için finansal kriz beklenebilir. Toplam 48 milyar 746 milyon dolar, bu ülkeye girmiş sıcak para var" diye uyardı.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, "Bir ülkenin dış ticaret açığı ve cari açığı artarsa, o ülkede her an için finansal kriz beklenebilir" diyor.

Ankara Ticaret odası ve finans Derneği'nin işbirliğiyle, "Balkanlardan Kafkaslara: Finans, Rekabet ve Bölgesel İşbirliği" başlıklı konferansın açılısında konuşan ATO Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'nin şu anda bir finansman sıkıntısı içinde bulunduğunu savundu. Dış ticaret açığının Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş oranda arttığına dikkati çeken Aygün, dış ticaret açığının 35 milyar dolara, cari açığın da 15 milyar dolara yükseldiğini bildiriyor.

DİCLE VE FIRAT'IN ÇAĞIRISI

"Hani şairimiz diyor ki ‘Dicle niçin, Fırat niçin bende doğar, bana dökülmez,' Arif Nihat Asya'nın bir şiiri. Ever, Fırat, Dicle biz de doğuyor, ama bize dökülmüyor. Şimdi biz böyle düşünürken Araplarda şöyle düşünüyorlar: Fırat ve Dicle benim can damarım, bende doğmasın, neden yarısı benden dışarıda kalsın. İşte bu suni parçalanmasının bir sonucudur. Siz Fırat'ı ve Dicle'yi bıçakla kesebilir misiniz? Burası senin, burası benim diyebilir misiniz? Oysa Fırat ve Dicle, şırıltılarıyla kendi mecralarında akarlarken bize diyorlar ki, ‘sen nasıl parçalanmazsan, bir bütünsen, ben de bir bütün olarak, yalnız Türkün, yalnız Arabın, yalnız Kürdün değilim. Hiç kimse bana tek başına sahip çıkmasın. Ben İslam milletinin suyuyum, onun can damarıyım. Siz de bundan ibret alınız ve parçalanmayınız, bölünmeyiniz'. İşte bize coğrafya böyle sesleniyor". (Milli Gazete)

 

ABD, RUSYA'NIN FİLİSTİN'E ASKERİ TEÇHİZAT SAĞLAMAK İSTEMESİNDEN

ENDİŞE EDİYORMUŞ!

HEP İSRAİL'E Mİ DESTEK!

Siyonist İsrail'e maddi manevi her desteği sağlayan ABD, Rusya'nın Filistin'e yardım etmesini ‘barışı engelleyeceğini' iddia etti. İşgalci İsrail'in yandaşı ABD, direnişçilerin silahlanmasından korkuyor.

‘MASONİK GERÇEK'

‘İnatçı' bir dostum iddiasına göre, Türkiye'de başörtüsü yasağı tamamen ‘masonik' bir uygulama!

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç: "Bumin başörtüsü konusundaki ‘kutsal gerçeği' dile getirdi" dedi. Acaba Teziç'in, "Bumin başörtüsü konusundaki ‘kutsal gerçeği' dile getirdi" derken, cümlesindeki ‘kutsal gerçek', Dan Brown ve Texe Mars gibi yazarların roman ve araştırma konusu ettikleri ‘İllimunati ile irtibatlı olabilir mi? Biri romancı , diğeri ise ‘komplo teorisyeni' bilinen iki yazarın kitaplarıyla, bizim şu sıralar yeniden tartışma gündemimize giren ‘başörtüsü yasağı' uygulaması arasında doğrudan bir ilişki kurmak.. ‘inatçı' bir dostumun iddiasına göre, Türkiye'de başörtüsü yasağı tamamen ‘masonik' bir uygulama; o hatta bizdeki Masonların yasağı Avrupa'ya da taşımak için değişik ülkelerdeki biraderleriyle işbirliği yaptığına da inanıyor. Hür ve kabul edilmiş masonlar locası'nın Üstadı Kaya Paşakay'la yapılan mülakatları da, "Aramızda eşi başörtülü tek bir birader yoktur" tespiti benim de dikkatimi çekmişti".  (29.4.2005 Taha KIVANÇ/Yeni ŞAFAK)

 

ABD'nin PKK sempatisi!

ABD Dışişleri Bakanlığı terör raporunda: "PKK'nın hedefi Güneydoğu Türkiye'de, Kuzey Irak'ta ve İran ile Suriye'nin bir bölümünde bağımsız, demokratik Kürt devleti kurmak olagelmiştir" deniliyor. ABD'nin terör raporunda son 3 yıldır yer alan bu cümle, Amerikan yönetiminin Kuzey Irak'taki PKK varlığına niye sesiz kaldığını da en büyük göstergesi.

Başbakan'ın Ermenistan Çıkışı, Kıbrıs Fiyaskosuna Dönüşüyor!

AKP hükümetinin dış politikadaki büyük başarısızlığı, Erdoğan'ın Ermenistan konusundaki çıkışlarında da yanı neticeyi verdi. Erdoğan, ABD'den Rusya'ya kadar birçok devletin parlamentosunda Türkiye aleyhine alına ‘soykırım yasaları"nı engelleyemedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tavırlarda yapan AKP iktidarı, Rum Kesimi ve Yunanistan'ın isteklerine boyun eğmiş!

 

ÖLDÜKTEN SONRA AĞIT YAKAN ÇOK OLUR!

İMAM-I AZAM EBU HANİFE'NİN VEFATI (6 MAYIS 1765)

İmam Azam (Büyük İmam) lakabıyla bilinen, Ebu Hanife künyesiyle meşhur Numan b. Sabit b. Zevta (Züta) mutlak müçtehit ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamıdır.

Ebu Hanife, Kufe'de hicri 80 yılında doğdu. Dedesi Zuta, Teym b. Sa'lebeoğulları kabilesinin azatlısı olup, Hz. Ali zamanında Kabil'den Kufe'ye gelerek; oraya yerleşti. Zuta'nın oğlu Sabit de Kufe'de ipek ve yün kumaş ticaretiyle uğraştı. Numan b. Sabit küçük yaşta Kur'an-ı kerim'i hıfzetti. Kıraatı, yedi Kuradan biri olarak tanınan İmma Asım'dan aldığı rivayet edilir. (İbn Hacer Heytemi, hayratu'l Hisan, 265) Yetiştiği Kufe şehri ve bütün Irak bölgesi Müslüm - Gayrimüslüm birçok düşüncenin, itikadı fıkralarını bulunduğu, itikatla ilgili ateşli tartışmaların yapıldığı, rey ehlinin yerleştiği bir şehirdir. Ebu Hanife'nin binlerce talebesi olmuş, bunların kırk kadarı müçtehit mertebesine ulaşmıştır. Ebu Hanife alenen halkı zalim yönetime karşı çağırdığı ve kadılığı kabul etmediği için hapsedildi ve her gün kırbaçlatıldı. Zehirletildiği de rivayet edilir (en - Nemeri, el-İntika, 170), Bağdat'ta, Hayruzan mezarlığına defnedildi, cenazesinde binlerce insan hazır bulundu. Ama döve döve öldürülürken hiç kimse sahip çıkmadı.

SİYONİST SPEKÜLATÖR SOROS'UN TÜRKİYE'DEKİ SİVİL ÖRGÜTLERİ

Soros dünya çapında örgütlenmiş Açık Toplum'u son günlerde Türkiye'de oldukça faal. Mesela da­ha geçen gün yazdık; Soros'un Vakfı Başkanlığı'nı AKP Diyarbakır Milletvekili Prof. Aziz Akgül'ün yaptığı İsrafı Önleme Vakfı ve Diyarbakır Valiliği ile birlikte, Güneydoğulu Kadınları iş sahibi edindirme projesini birlikte yürütüyor. Türkiye'deki araştırmalara, projelere öncülük ediyor. Eğer bu soru sorulmazsa, Bursa'daki S.O.S Köpekli Arama Kurtarma Derneği'nin, Kaman'daki Ortadoğu Kültür Derneği'nin yabancı menşeli dernek olduğu tespit edilebilirken, So­ros'un vakfından habersiz kalırız ki bu da biraz komik olur!

Bismil'de trafik kazasında çocuğu ölen aileye "bilirkişi"lerin teselli raporu:

"İyi ki öldü; Masraftan kurtuldunuz!

Bismil'de otobüsün çarpması sonucu ölen sekiz yaşındaki Meki Ayaz'ın ailesinin açtığı tazminat davasında bilirkişinin hazırladığı rapor acı ama gerçek rakamları ortaya koydu. Görevlendirilen iki ayrı bilirkişi, çocuğun büyümesine kadar ailenin 54-55 bin YTL arasında masraf yapacağını ancak onun aileye katkısının 13-15 bin YTL arasında olacağını hesapladı. Bilirkişiler bu hesapla Ayaz ailesinin aslında "kazançlı" olduğu öne sürdü.

DYP'de istifa şoku!

Susurluk şapkası düşüyor!

DYP eski Genel Başkanı Yardımcısı Mehmet Ali Bayar, partisinden istifa etti. Bayar, yaptığı açıklamada, demokrasi ve DYP için hayati saydığı "değişim ve yenileşme ihtiyacı hakkında parti yönetimiyle arasındaki ilke ve görüş ayrıldığının daha da derinleştiğini" bildirdi. Büyük Kongre'ye üç gün kala Türkiye'nin DYP'den beklediği "değişim ve yenileşme hareketinin gerçekleşmeyeceği üzülerek gördüğünü" ifade eden Bayar, siyasete girerken kamuoyuna "asla yalan söylemeyeceğine" dair söz verdiğini hatırlattı. Doğru Yol Partisi (DYP) eski Genel Başkanı Yardımcı Reha Çamuroğlu, Alaattin Aldemir ve Cumali Köktaş da parti üyeliğinden istifa etti.

Doğru Yol Partisi (DYP) Ankara eski İl Başkanı Nevzat Ceylan ile İstanbul eski İl başkanı Süleyman Soylu'da partilerinden istifa ettiler.

Ve hala kongre sonrası 4 milletvekilinin istifası Mehmet Ağara ağıra mal oldu.

Paşa'dan C-4 Uyarısı!

Kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Büyük bir tehlikeli var maalesef Kuzey Irak'ta gelen teröristler çok fazla miktarda C-4 dediğimiz çok güçlü patlayıcı da beraber getiriyor. İkaz ediyorum; ileri ki günlerde hem kırsal kesimden hem de metropollerde ve şehirlerde tehlikeli olabilir.

Kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, teröristlerin Türkiye'ye girişi ile ilgili olarak, "maalesef girişleri devam ediyor. Bizde tedbirlerimizi artırdık" dedi.

Büyükanıt, teröristlerin Irak'ın kuzeyindeki çok fazla miktarda C-4 patlayıcı getirdiğini söyledi.

CAN PAZARI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uşak'ta yatığı konuşma sırasında "Satılık Böbrek" pankartı açan vatandaşa "Burası Sakatatçı dükkânı değil! Diyerek tepki göstermişti. Doğru, sakatatçı pazarı sayemizde Irakta kuruldu. Türkiye'de can pazarı var!

Türkiye için için yanıyor. Türkiye giderek kan kaybediyor.

Yoksulluk, gelir dağılımdaki dengesizlik ve çaresizlik giderek büyüyor.

İşsizlik zaten kronik bir hal almış durumda.

AKP hükümeti geçtiğim 2004 yılını "işsizlikle mücadele" yılı ilen etmişti. İlk altı ayda göstergelerde hiçbir olumlu gelişme olmayınca 2004'ün ikinci yarısında iyileşmeler görüleceğini ifade etmeye başlamışlardı.

Sonra o dönem de geçti gitti. Şimdililerde ise konuyu pek ağızlarına almaz oldular.

Görünen ki ellerinde bu konuya ilişkin hiçbir hazırlıkları ve projeleri yokmuş!...         (Sesar)

EVRİM TEORİSİ ABD'DE MAHKEMELİK OLDU

ABD'nin Kansas eyaletinde ateşli bir bilimsel tartışma yaşandı. Eyaletin devlet okullarındaki müfredatı belirleyen "Bilim Standartları"nda evrim teorisinin yeri tartışıldı. Darwinizm'in bilimsel kanıtlardan yoksun olduğunu, bunun ders kitaplarında belirtilmesi gerektiğini savunan dünyaca ünlü 20 ayrı bili adamı ve uzmanın arasında Türkiye'den de bir yazarın bulunması ise, büyük ilgi topladı.

Mustafa Akyol: ABD materyalist olmadığını göstermeli

Kansas Eğitim Bakanlığına 45 dakikalık bir bilirkişi görüşü veren Mustafa Akyol, özellikle meselelerin kültürel yönünde dikkat çekti. ABD'deki ders kitaplarına Darwinist bir ön yargının hakim olduğuna dikkat çeken Akyol, bunun giderilmesinin denden çok önemli oluğun şöyle anlattı:

"Burada sadece bazı teknik bilimse detayları değil, ABD'deki eğitim sisteminin materyalist olup olmaması gerektiğini tartışıyoruz. Bu ise aslında küresel bir mesele. Çünkü gerek ABD'de gerekse dünyanın farklı ülkelerindeki Müslümanların Amerikan kültürüne karşı kuşkuyla ve hatta bazen tepkiyle yaklaşmalarının bir nedeni, bu kültürü tamamen materyalist olarak görmeleridir. Amerika, ateist bir medeniyet olmadığını, aksine Allah'a ve dine karşı saygılı olduğunu göstermelidir.

ABD, Adaletini göstermeye devam ediyor(!)

Amerikan adaleti, ordu içersindeki katillerin, canilerin, sadist ruhlu vahşi canavarların suçsuzluğuna kara vermeye ya da komik cezalarla geçiştirmeye devam ediyor.

Irak'taki Ebu Garih cezaevinde insanın tüylerini ürperten bir biçimde köpeklerle işkence yapılmasına izin veren istihbarat tugayında görevli bir Amerikalı albaya sadece para cezası verildi.

ERDEMİR DE, AYCELL GİBİ AB SEVDASINA KURBAN MI GİDECEK?

Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Recal Beber, Erdemir'in Özerk bir yapıda çalıştığını ve iki yılda değerini 5'e katladığını söyledi.

Ekonomist Dr. Selim Somçağ, Hükümetin Erde-mir'i AB sürecinde Fransa'nın desteğini alabilmek için Arcelor'a peşkeş çekeceğini kaydetti. Erdemir'in kime satılacağının adresinin belli olduğunu vurgula­yan Somçağ, "hükümet ömrünü uzatmak için Erdemir'i göz göre göre peşkeş çekecek" dedi.

Türkiye'nin stratejik kuruluşlarının başında gelen Erdemir de, Aycell gibi hükümetin AB sevdasına kurban mı gidecek? Bu iddianın sahibi ekonomist Dr. Selim Somçağ. Erdemir'in Lüksemburg merkezli Fransız şirketi olan Arcelor'a satılacağını belirten Somçağ, çıktığı bütün programlarda bunu dile getirdiğini, ancak hükümetten bugüne kadar bu iddiasını yalanlayan bir açıklama da gelmediğini söyledi.

 

SAHTEKÂRLAR KUŞAĞI

MEB göz yumuyor, öğrenci okula gel­meyip kursa gidiyor, doktorlar rapor yazıyor. Hayli örgütlü, devlet tarafından desteklenen bir sahtekârlıktan, sahte­ciliğin kural haline gelmişinden söz ediyoruz...

Türkiye'de yıllardır lise eğitimi fiilen iki yıla düşmüş durumda. Önümüzdeki yıllarda sözde lise dört yıla çıkacak. Bilmiyorum nasıl olacak... Çün­kü üniversite sınavında lise son sınıf derslerinden soru çıkmıyor. Eh, yerleşik değer yargılarımıza göre üniversiteyi kazanmak.

HUGO CHAVEZİDEN FİLİSTİN'DE DESTEK

ABD destekli darbe girişimlerine maruz kalan önemli petrol üreticisi ülkelerden biri olan Venezuela'nın devlet başkanı Hugo Chavez, dünya çapında bir enerji bunalımının kapıda olduğunu söyledi.

Chavez, Güney Amerika-Arap ülkeleri doruğunun ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, bunun ne­deninin ABD ve diğer ileri derecede sanayileşmiş ül­kelerin petrol tüketimi olduğunu söyledi.

Amerika ülkesi, Filistinlilere ve yeni kurulan Irak hükümetine destek veren "Brezilya Deklarasyonu"nu imzaladı.

Zirvenin sonunda konuşan Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, "Deklarasyon, Güney Amerika ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha da iyileştirilmesi yönünde yol göstericidir" dedi.

"Brezilya Deklarasyonu", Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurma hakkını destekliyor ve İsrail'den işgal ettiği bölgelerden çekilmesini istiyor.

Özkök Boşluk Hissetmiş'

Çankaya Üniversitesi'nin düzenlediği ABD-Türkiye ilişkileri konulu panelde 'Türkçe' konuşma yapan ABD Büyükelçiliği Politika Danışmanı John Kunstadter, Genelkurmay Başkanı'ndan, PKK terörüne kadar ilginç(!) fikirlerini anlattı. "Genelkurmay Başkanı Or­general Özkök, 20 Nisan'da vermek istemediği bir ko­nuşma verdi. Bir boşluk hissetmiş" diyen Kunstadter, Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirirken de, "Bazıla­rı Kandil Dağı'na çıkmadığımız için hüsrana uğradı. Sanırım 1997'de sizin ordunuz da Kandil'e girmeye çalıştı ama maalesef başaramadı" dedi.

ÇOCUKLARINA ERBAKAN İSMİ VERİYORLAR

Faslıların büyük çoğunluğu Hoca'yı çok iyi tanıyor ve ona karşı büyük bir sevgi besli­yordu. En çok da Hoca'nın Fas'ta verdiği konferanstan etkilendiklerini söylüyorlardı. Çocuklarına 'Erbakan' ismini veren ve bun­dan onur duyduğunu belirten kişilerin sayı­sı azımsanmayacak oranda. Sadece Fas değil, görüştüğümüz Moritanyalılar da, Er­bakan isminde çocukları olduğunu övüne­rek söylerken, Senegal temsilcisi daha da ileri giderek, kuracakları partide Milli Görüş'ün başparmak işaretini sembol yapa­caklarını ifade ediyordu.

MUSEVİ OLSUN MU? OLMASIN MI?

ABD'de derinden derine sessiz bir tartışma yaşanı­yormuş. Musevi lobisinin ve Neo-conlann güçlü ismi Edelman'ın istifasının ardından yeni Ankara elçisi­nin de Musevi olmasının, Türkiye'deki Amerikan karşıtlığını artıracağından korkuluyormuş. Edel­man'ın yerine gelecek üç isim şunlar: Eski Moskova Büyükelçisi Vershbow, eski Azerbaycan Elçisi Wilson ve müsteşar yardımcısı Wayne. "Yeni elçi Grossman, Abromowitz ve Edelman gibi Musevi mi olsun?" tartışmasında, "Edelman, ABD'nin Irak politikalarını eleştirirken Musevi karşıtı üsluba kaçan bazı marji­nal yayın organlarının hedefi oldu. Yeni elçi Musevi olursa aynı zorluk var" deniliyormuş. Washington'da hükümet ve etkin çevrelerde, Eric Edelman'a yönelik Türk basın ve kamuoyundaki tepkinin, Edelman'ın Musevi kökenli olmasından kaynaklandığı, bu duru­mun Türkiye'deki ABD karşıtı havayı "pekiştirdiği" yolunda görüş ağır basıyormuş.

ÖCALAN'IN ASLI

ASALA'nın yerini alan PKK başlangıçta KGB-Ermeni ortak yapımıydı. Öcalan'ın Doğu Perinçek hak­kında İmralı'da söylediklerini okuyanlar, Öcalan'ın Perinçek'i milletvekili yapmayı düşünmesine çok şa­şırmıştı. Oysa bu ilişki çok eskiydi. Öcalan'a göre kendisi MTTB yandaşı, MİT ve CIA tarafından kuru­lan Komünizmle Mücadele Derneği'nin aktif bir ele­manıydı. Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarına giderken, devlet memuru ve devlet bursuyla okuyan öğrenciyken, birden "solcu" oluvermişti. Adli kayıtla­ra geçişi de Perinçek'in hazırladığı Şafak Bildirisi'ni dağıtırken yakalanmasıyla başlıyordu!

Bu davaya eski askerî hâkim Baki Tuğ bakmış ve Öcalan'ı serbest bırakmıştı. Oysa savcı ilk iddiana­mede Öcalan'ın Perinçek ekibinin elebaşısı olduğunu söylüyordu. O dönemde MİT'ten savcılara ve hâkimlere "mensubumuzdur" şeklinde yazı gidiyor ve ajan-provokatörler serbest bıraktırılıyordu. Baki Tuğ'un bu yazıyı Uğur Mumcu'ya verdiği ileri sürülüyor. İşte burada, bildiri dağıtımının tanığı olarak mahkemede ifade veren ve dönemin ülkücüsü olarak herkesin ta­nıdığı bir isim devreye girdi: Fehmi Yücesoy. Yücesoy, ısrarla duruşmalarda Öcalan'ın bildiri dağıtan­lar arasında olmadığını söylüyor ya da söyletiliyordu.

Mumcu'nun bu ilişki üzerine gittiği için öldürüldüğü abisi ve eşi tarafından defalarca dile getirildi. Mum­cu, sadece Öcalan-PKK ilişkisini yazmak üzere değil­di, Yaşar Kaya-Barzani- MOSSAD ilişkisi için de epey yol aldığı yakınları tarafından açıklandı. 1978-1980 arası Apocular ile TİKP yani Perinçek'in partisi birbirini vurdular. Ondan sonra ne olduysa tekrar canciğer kuzu sarması oldular. '

 

TÜRK AYDINI İSMET PAŞACI

Yalçın Küçük, Akşam gazetesine konuş­tu. Küçük'ün, aydınlar ve Tekin Alp ola­rak bilinen ünlü Türk milliyetçisi Moiz Kohen hakkındaki sözleri dikkat çekici...

"Aydın kesim Kemal Paşa'yı sevmezdi, İsmet Paşa'yı severdi. Bir tane sosyolojik sebep bulabilirsiniz. Kemalist devrim yıpranmıştı. İkincisi, Kemal Paşa'nın Özel yaşamıyla ilgili çok bize hoş gelmeyen an­latımlar vardı... Benim değerlendirmem şudur: Bü­yük Kurtarıcı Osmanlı'ydı. Yaşamı da Osmanlı'ydı. Çankaya'da bir Osmanlı'ydı. Çankaya Sofraları ile özel, gizli tarihte bunları işiterek büyüdük..."

"Moiz Kohen'in 9'uncu Siyonistler Kongresi'nde Os­manlı delegesi olarak konuşmasını yayımladım. 'Bu­rası vaat edilmiş toprak' diyor. Bunlar Osmanlı ya da kurulacak devleti, adı olmasa da güçlü bir İbraniyeti olan devlet olarak söylüyor. Siyonistler ise ayrı bir devlet istiyor. Bu kendi içlerinde bir kavgadır."

 

İNCE KIRMIZI HAT!

Habere göre, Erdoğan ile Şaron arasında buzlar erimişmiş... Erdoğan, Türkiye'de Yahudi karşıtlığına izin vermeme sözü verirken, Şaron'un önerisiyle An­kara ile İsrail arasında doğrudan kırmızı telefon hat­tı kurulacakmış. Erdoğan, Siyonist ve terörist devlet İsrail'e 1998'den sonra lider düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştiren kişi. Şaron ile aralarında doğrudan te­lefon hattı kurma kararı aldıklarını açıklayan Erdo­ğan, önerinin İsrail Başbakanı'ndan geldiğini söyledi. Erdoğan, "Biz de memnuniyetle kabul ettik. Aracı­nın, tefecinin olduğu yerde sağlıklı görüşme olmaz. Görüşmeleri doğrudan yapmakta fayda var" dedi. "Doğrudan görüşme" lafı ilginç... Şaron da, ABD, İn­giltere, Rusya ve AB liderliklerinden sonra beşinci direkt hattı Türkiye ile kurduklarını belirtmiş. İşbir­liğinde yeni bir metod! İnce kırmızı hat!

 

TÜRKİYE İSRAİL'İN NESİ?

"Türkiye İslamizasyona mı sürükleniyor? Türkiye ABD'nin müttefiki!? Türkiye'nin AB üyeliği Ameri­ka'nın çıkarına mı?" gibi çarpıcı soruları öne çıkaran ve konu başlığı "Turkey: The Road to Sharia?" (Tür­kiye şeriata mı gidiyor) şeklinde belirlenen bir sem­pozyum... Türkiye'de (maalesef) ciddiye alınıp tartış­malara konu olabilen Robert Pollock'ın zeka seviye­sinde bir sempozyum. Konuşmacıların "değerlendir­meleri" de Pollock'la aynı düzeyde... Türkiye'de biri­lerinin bu adamları ciddiye alıp Türk-Amerikan iliş­kilerini yoluna koymanın adresi olarak görmesi. Türk-ABD ilişkilerini geliştirmek bu ideolojik, "mar­jinal" çevrenin umurunda bile değil. Onlar İsrail, da­ha doğrusu İsrail aşırı sağı için söz söylüyor, onlar için yazıyor, konuşuyor, tetikçilik yapıyor. Onlara göre: Türkiye ABD dışında hiçbir ülkeyle yakın olmaya­cak. Avrupa Birliği ile, İslam dünyası ile, Rusya ile, Asya ülkeleri ile, Afrika ile Türkiye arasında gelişe­cek bir yakınlaşma, daha doğrusu Türkiye'nin kap­samlı bir dış politika açılımı geliştirmesi son derece tehlikeli... Fikirden ziyade çıkarların gizlendiği bir platform var ortada. Bunların ağababaları yıllarca tanıtım adı altında bu ülkenin milyonlarca dolarını cebe indirdiler. Türkiye'ye yönelik bu baskının devam ettirilmesinin, iç gerilim senaryolarına yatırım yapıl­masının nedeni işte burada... Amaçlarına ulaşana kadar her türlü çirkefliği kullanacaklar. Çünkü orta­da fikir, değerlendirme, analiz, dostluk arayışları de­ğil, çıkar hesapları yatıyor.

 

İSLAMİYET'İ KABUL EDEN ÜNLÜ ŞARKİYATÇI POROHOVA, ALMATI'DA BİR DİZİ KONFERANS VERDİ

"İSLAMİYET RUSYA'DA HIZLA YAYILIYOR"

İman Valeriya Porohova: "Rusya'da, akıllı ve analiz yapan insanlar arasında İslamiyet hızla yayılıyor. Son yıllarda 20 bin aydın, Müslüman oldu."

Ortodoks iken İslamiyet'i kabul eden ve Kur'an-ı Kerim'i, Rusça'ya çevirmesiyle tanınan ünlü Filolog İman Valeriya Porohova geldiği Almatı'da, konfe­ranslar vererek, açık oturumlara ve televizyon prog­ramlarına katıldı. Rus bilim çevrelerinde büyük prestij sahibi olan ve Rusya'nın önde gelen asil aile­lerinden Porohova ailesine mensup İman Valeriya Porohova geçtiğimiz yıllarda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (SAV) hadislerini de Rusçaya tercüme etmişti.  

 

İSRAİL, İRAN'I SİNİR SAVAŞINA SÜRÜKLÜYOR

İsrailli bir yazar, ülkesindeki yüzlerce nükle­er başlıklı füzeyi gündeme getirmeden, İran'ın nasıI "incitilebileceğinin" tüyolarını veriyor...

İsrail, İran'ın tüm o radikal ve ateşli imajına rağ­men uluslararası baskıya aslında duyarlı olduğu ve dışlanan bir parya devlet olmayı istemediği görüşün­de. Zaten şimdiye dek İran'ı bir nükleer bomba yap­maktan alıkoyan da bu. Hameney ve yardımcıları, Kuzey Kore gibi boykot ve tecrit edilmek değil, ulus­lararası toplumun bir parçası olmak istiyor. Şaron yabancı liderlerden İran meselesini Güvenlik Konseyi'ne götürerek yaptırım uygulamalarını istedi. İsrail hükümeti, İran'ın bir yandan Avrupalı liderleri boş tartışmalarla canından bezdirirken bir yandan da gizli gizli nükleer silah yapabilecek düzeye erişme­sinden korkuyor. Şaron diplomatik görüşmelere bir son tarih konulmasını, bu tarihten sonra meselenin otomatik olarak Güvenlik Konseyi'ne gitmesini öne­riyor. Cheney de Şaron'u destekliyor... Kısaca Yeni bir dünya savaşı körükleniyor.

 

İRAN, İSE NÜKLEER FAALİYETLERİ DURDURMAYACAK

İran'ın nükleer enerji konusundaki üst düzey yetkilisi Hüseyin Musaviyan, "İran'ın bazı nükleer faaliyetlerine yeniden başlama kararının, Avrupalıların tehditlerine rağmen geri döndürülemez olduğunu" belirtti.

İran'ın nükleer enerji konusundaki üst düzey yet­kilisi Hüseyin Musaviyan, "İran'ın bazı nükleer fa­aliyetlerine yeniden başlama kararının, Avrupalıla­rın tehditlerine rağmen geri döndürülemez olduğu­nu" belirtti.

Musaviyan, yaptığı açıklamada, İsfahan tesislerin­deki uranyum dönüştürme faaliyetlerine yeniden başlama kararında dönmeyeceklerim bildirdi.

İSRAİ İLE TÜRKİYE ARASINDA HER ALANDA GENİŞ İŞ ORTAKLIĞI

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsrail ile ilişkileri ge­liştirmek adına düzenlediği ziyaret öncesinde olduğu gibi ziyareti sonrasında da adeta iki ülke arasında 'her alanda' geniş bir ortaklığa yöneldi. Milli Gü­venlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın da İsrail Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Golora Elland'ın davetine icabet etmesi Türkiye-İsrail arasın­da güvenlik konularında da işbirliği çalışmalarına hız verildiğine işaret ediyor. Alpogan'ın İsrail ziyareti 19 Mayıs'a kadar sürdü.

"BİZİM TERÖR GEÇMİŞİMİZ YOK" DİYEN KUZEY KORE YÖNETİMİ:

Amerika devlet terörünün babasıdır.

Kuzey Kore, Amerikan yönetimini "devlet terörü­nün babası" olmakla suçladı. KCNA ajansına gö­re, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD'nin Kuzey Kore'yi "terörü destekleyen ülkeler arasında saydığını" hatırlatarak, "Oysa bizim te­rör geçmişimiz yok" dedi.

"Devlet terörizminin babası George Bush'tan baş­kası değil" diyen sözcü, "Bush yönetiminin de as­lında Kuzey Kore'nin terörist geçmişi olmadığını kabul ettiğim, ama buna rağmen onu suçladığını" belirterek, "Bu da ABD'nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni devirmek isterken ne denli ümitsiz bir çaba içinde olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

Süleyman Demirel'in Meşrık-ı Azam Mason Üstadı Öldü!..

Yeniçağ Gazetesi, "Türkiye"nin yabancı sermaye ta­rafından işgal edilmesinde öncülük eden 1965'de Tür­kiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası'nın Bü­yük Üstadı Enver Necdet Eregan, bugün Aşiyan Mezarlığı"nda toprağa verilecek" diye yazdı. Polisin sıkı güvenlik önlemi aldığı Teşvikiye Camii"ndeki törene, Türkiye"den ve dünyadan önde gelen masonlar katıldı.  Eregan'ın gazetelerde yayınlanan ölüm ilanla­rında "Kardeşimiz 7 Mayıs 2005 tarihinde Ebedi Maşrık'a intikal etmiştir. Ulu Tanrı'dan kendisine rahmet, kederli ailesine ve kardeşlerimize sabırlar dileriz" denildi. Egeran, 1965"de "Demirel'in mason olmadığını" belirten belgenin altına imza atan 'üstad' idi. Araştırmacı Aytunç Altındal, Egeran'ın ölüm ilanlarındaki "Edebi Maşrık"a intikal" ifadesiyle ilgili şunları söyledi: "Masonlar Allah sözünü kullanmazlar. onlar göre Tanrı; "kainatın yüce mimarı" dır ve "G" harfiyle sembolize edilir. "Edebi Maşrık"a intikal"in anlamı en büyük mason olan kâinatın yüce mimarının katına çıkmak için kullanılır."

 

AYRANI YOK İÇMEYE CEP TELEFONUYLA GİDER ÇEŞMEYE!

Rakamlar müthiş. 40 milyon cep telefonu varmış. 10 milyon'dan fazla kara taşıtı varmış. Acaba kaç milyon kredi kartı var? 1'den fazla kartı olanları da hesap ederseniz, nüfusa göre acayip bir dağılım bu. Kart mağdurları diye bir kavram, bizden başka han­gi ülkede var? Farkındaysanız, bütün reklâmlar, bu 3 nesne'ye yönelmiş. Cep telefonu, araba ve kredi kartı. Büyükler imrendiriliyor, çocuklar özendirili­yor. Bütün bunlara bakarak işte çağdaş Türkiye diye övünmek de var. Ah ah, 3 ampul'den birini söndür­mek, kubbede kalan hoş bir seda'ymış meğer.

 

ARMAN: SURİYE, DAHA FAZLA ADIM ATMALI

İsrail'in BM'yi takmamasına aldırmayan BM Genel Sekreteri Kofi Arınan, Suriye'nin Lübnan'daki asker­lerinin tamamım çekmesine rağmen, Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararının diğer Bükümlerini hala yerine getirmediğini bildirdi.

BM ekibinin Lübnan'daki bütün Suriye istihbarat elemanlarının çekilip çekilmediğini de araştıracağı­nı belirten Annan, Hizbullah örgütüne atıfta bulu­narak, asker çekme konusundaki gelişmelere rağ­men milislerin silahsızlandırılması konusu dahil di­ğer alanlarda herhangi bir ilerleme sağlanmadığına ifade etti.

Lübnan'a parlamento seçimlerinin geciktirilmemesi konusunda uyarıda da bulunan Annan, hiç utanmadan bu gecikmenin ülkedeki siyasi bölünmeyi artıracağını, güvenlik, istikrar ve refahı tehdit edeceğini söyledi.

Şam'ın da dün anlamlı bir şekilde not ettiği gibi, Bir­leşmiş Milletlerin başka Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması için de aynı kararlılığı göstermesi iyi olacaktır. Örneğin, İsrail'in, Golan Tepeleri'yle ilgili kararlarına saygı göstermesi gerekiyor"!

 

MUSTAFA BUMİN'İN TALİHSİZ ÇIKIŞLARI KARŞISINDA TISAN AKP DEMOGOJİK DEMEÇLERE SIĞINIYOR!

 Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Hükümet için önemli olan şudur; evrensel nitelikteki temel hak ve özgürlük anlayışıdır. Çağdaş ve evrensel nitelikteki temel hak ve özgür­lük anlayışı dışında, ülkelere has özgürlük anlayışları olamaz" sözleri inanmadığı halde söylediği kanaatindeyim. Çünkü o batının uygu­lamalarından ve dayatmalarından biliyor ki, ev­rensel nitelikli hak ve özgürlükler, o evrensel ku­ralı koyanlara özeldir.

Bu değerlerin Kıbrıs'ta yeşil hattın güne­yinde ayrı, kuzeyinde ayrı uygulandığını en iyi Abdullah Gül bilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen otuz davanın yirmi sekizini Yunanistan'ın kazan­dığını ve bizim kaybettiğimizi benden çok iyi bi­lir.

Türkiye'de beş sene içinde Kur'an kurslarının ka­pısına kilit takıldı. İmam Hatiplerin işi bitirildi. İlahiyat fakültelerine öğrenci alımı en aza indi­rildi, İmamlık ve vaizlik kadroları azaltılmaya devam ediyor.

Bütün bunlar, yalnız bu ülkede olmuyor Batının Kuklası Kafalaya yönetilen bütün İslam Ülkeleri benzer sorunları yaşıyor!

 

İŞTE AVRUPA'NIN ADELETİ ONUR AİR REZALETİ!

Önce Hollanda; "Türk uçak şirketi Onur Air'in Air­bus uçakları bizim hava meydanlarımıza inemez, bi­zim Hollandalıları doldurup Türkiye'ye taşıyamaz" di­ye karar aldı. Hollanda'yı, Almanya izledi. Alman­ya'yı... İsviçre takip etti. İsviçre'nin ardından Fransa geldi. Belçika, İtalya, İngiltere ve İspanya gibi Avru­pa'nın önde gelen ülkeleri "Türk uçak şirketi Onur Air'i güvenilir yolcu taşıyıcısı olarak görüyor" fakat Hollanda, Almanya, Fransa, İsviçre, kararlarında ıs­rarlı duruyorlar.

Onur Air, 13 yıllık şirket. Airbus A320'leri var. Ve Airbus A3OO'leri... Bunların teknik bakımlarını Avru­pa'da Alman ulusal havacılık şirketi Lufthansa yapı­yor, Türkiye'de de Türk ulusal şirketi THY... Avru­pa'dan Türkiye'ye... Türkiye'den Avrupa'ya yolcu taşı­yan uçaklar İngiliz, Alman, Fransız, Hollandalı, Belçi­kalı, İtalyan, İsviçreli; hangi şirketten olursa olsun, aynı tür teknik bakımlardan geçiyor. Onlar da Airbus kullanıyor. Söz konusu olan... Türk şirketiyse... Avru­pa'nın liberal anlayışı havada donup kalıyor.

 

ÇELİŞKİLER ÜLKESİYİZ!

12 Eylül 1980 darbesinden önce İmam-Hatip okulu mezunları, İlahiyat Fakültesine dahi kabul edilmezlerdi.

Şimdi bu habere yeni nesil ve de eski nesil olduğu halde İmam-Hatiple alakası olmayanlar şaşıp kalacaklar.

Ankara İlahiyat Fakültesine lise mezunları alınır, İmam-Hatip mezunları alınmazdı.

Gidebilecekleri tek yüksek okul vardı o da, Yük­sek İslam Enstitüleri idi.

Türkiye'nin hiçbir fakültesine kabul edilmeyen bu İmam-Hatip okulları öğrenci sıkıntısı çekme­diği gibi İmam-Hatip Okulu olan birçok ilçede düz liseler öğrenci sıkıntısı çektiğinden Milli Eği­tim Bakanlığı, İmam-Hatiplere öğrenci kaydında sınırlama getirirdi.

Son sınıfa gelen Öğrenciler, Haziran ayında düz liselerin fark derslerini vererek lise diplomasıyla üniversitelere gittiler.

Binlercesi böylece izini kaybettirdi.

Bunlar, karda yürüyüp izini belli etmemek için çalışırlarken kimliklerinden çok şey kaybettiler.

MİLLİ SAVUNMA BAKANI'NIN İTİRAFI!

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin perde arkasını anlatırken, "1 Mart tezkeresinin reddederek hata yaptık. Ama 4300 Amerika Birleşik Devletleri uçağına uçuş izni verdik" itirafında bulundu. Amerika'nın öfkesinden ürküttüğü belli olan Vecdi Gönül, "Sonra overflight'ı (uçuş izni) Meclis'ten geçirdik. Sayesinde Amerika birleşik Devletleri, Türkiye üzerinde 4300 uçuş yapabildi. Bu az bir şey değil. Müşterek menfaatlerimiz o kadar çok ki, biz Kıbrıs ambargosunu bile unuttuk. Ümit ederim Amerikalılar da 1 Mart tezkeresini unuturlar" diye konuştu... (Gazeteler)

28 ŞUBATÇILARIN HAYAL KIRIKLIĞI!

Bir haziran akşamı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ilginç bir randevu talebi notu iletiliyor. Beş kişilik bir heyet Demirel'den randevu talep ediyor Heyetin içindekilerin hemen tamamı emekli. Devletten Emekli!

Gelen heyet, cümlelerini Cumhurbaşkanlığı makamının hassasiyet ve nezaketine uygun olarak özenle seçiyor. Ancak yine de talepleri çok şaşırtıcı. Çünkü heyet Cumhurbaşkanı'na Başkanlık için isim öneriyor.

Önerdiği isim kim mi? Yekta Güngör Özden Anayasa Mahkemesi Başkanı... Heyet, Yekta Güngör Özden'in Başbakanlığında bir kabine kurulmasının faydalarından bahsediyor. Demirle de istiyor amma, da derin hem de Milli Güçler izin vermiyor! 28 Şubatçılar, şapa oturduklarını anlayıp savuşuyor!

BEYAZ VE BULUŞMA SOSYAL VE PATLAMA!

"Beyaz Buluşma" bir yönüyle Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in "Anayasayı değiştirseniz bile başörtüsü yasağı kalkmaz" açıklamasına karşı bir tepki niteliği taşıyor ama asıl adres elbette ki AKP iktidarı...

"Anlayana sivrisinek saz, anlamayana Beyaz Buluşma az" geliyordu!

Başkenti Ankara gibi bu tür toplantılar mesafeli duran bir kentte bile on binler böyle bir araya gelip, tepkilerini ortaya koyuyorlarsa AK iktidarının işi bir hayli zor görünüyordu.

Bu muhteşem uyarıyı mutlaka ciddiye almak zorundadırlar.

Yoksa "Nus ile uslanmayanı etmeli tektir. Tekdirden de anlamayanını hakkı kötektir."

MUTLULUK TAVSİYELERİ

Size negatif (olumsuz) veren insan ve mekânlarından uza kalmaya dikkat edin.

İsteklerinizi dolaylı yönlerden değil, kısa ve öz olarak diler getirin.

Yapmayacağınız ya da yapmak istemediğiniz taleplere "hayır" deyin.

Ne yaparsanız yapın mutlu edemeyeceğiniz insanlara enerjinizi boşa vermeyin..

Zamanınızı iyi değerlendirmeye bakın. Çalışma dengesini iyi düzenleyin...

Gerçek dostlara ve ilişkilere zaman ayırmaya özen gösterin.

İş yerinize okulunuza, ziyaretlerinize, çok uzak değilse, yürüyerek gidin.

Kışın güneşli günlerde dışarı çıkmayı ihmal etmeyin.

İbadet ve duayı ihmal etmeyin!

İlmi ve ahlakı eserler okuyun ne kendinizi geliştirin.

KERKÜK ‘PKK KENT'E DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Irak'ta yapılan genel seçimler sırasında Kerkük'ün nüfusunu değiştirmek için tarihi kente yerleştirilen PKK militanları problem olmaya devam ediyor. Kendilerine "oy" karşılığın da iş ve emlak vaat edildiği halde bu vaadin yerine getirilmediğin ileri süren teröristler, gerekirse seçim hilesini dünya kamuoyuna açıklayacaklarını belirtmişlerdi. Birkaç ay önce yapılan bu tehdit işe yaramışa benziyor; PKK militanları Kerkük'te emlak sahibi olmaya başladı. 100 kadar militanın Kerkük merkezinde ev ve arsa tapusu aldığını belirtiliyor.

Aksiyon dergisinin son sayısında çıkan habere göre; seçim öncesi Kerkük'e yerleştirilen teröristlerden binine yakın 200-400 dolar arasında değişen miktarda maaş alıyor. Aylık ücretle yetinmeyen PKK yanlıları yaşadıkları veya gözüne kestirdikleri ev ve arsaların da sahibi olmaya başladı.

AKP SANCILI !..

AKP'nin Seçim İşlerinde Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya'nın konuyla ilgili açıklaması ise adeta itirafname niteliğinde. "Halkı unutmadığımızı göstereceğiz" diyen Çetinkaya'nın bu doğrultuda halkı seçim dışındaki dönemlerde de dinleyeceklerini söylemesi, "Gerçekte AKP'nin halkı unuttuğu"nun itirafı olarak değerlendirildi. Meclis kulislerinde, AKP'deki seçimle ilgili genel stratejinin, "Mevcut oy oranını düşürmemek" üzerine kurulu olduğu belirtilirken, özellikle ekonomi, işsizlik ve tarım konularında halkın hiçbir beklentisinin karşılanamamasının AKP'ye, bir dahaki seçimlerde şok düşüşler yaşatarak, partinin çöküşüne zemin hazırlayacağı belirtiliyor.

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

TÜRKİYE "ORACLE" TUZAĞINDA!
Oracle nedir? Bilindiği üzere çağımız bilgi çağıdır. Birileri bir yerlerden...
Devami
BU REZİL GİDİŞAT YIKILMALI ADİL BİR DÜNYA KURULMALI
  Danimarka'da başlayan, ardından pek çok AB ülkesinde tekrarlanan ve...
Devami
AYIN AYNASI
  YUNAN BAYRAM EDİYOR! Recep T.Erdoğanın samimi dostu İtalyan Başbakanı Berlisconi: "Sn.Erdoğan...
Devami
Yeni ve Sinsi Bir Barış Süreci mi Hazırlanmaktaydı? DOĞRULAR ACIDIR, AMA SORUNLARIN İLACIDIR!
  Yeni ve Sinsi Bir Barış Süreci mi Hazırlanmaktaydı? DOĞRULAR ACIDIR, AMA...
Devami
KALEKOL HAZIRLIĞI VE HAİNLERİN HAZIMSIZLIĞI
  “Kalekol” denilen mükemmel ve muhteşem yapılar, sanıldığı gibi sadece PKK’ya...
Devami
"MİLLİ"CİLİK Mİ, "ULUSAL"CILIK MI?
Geçen ay Konya'da, çok değerli ve ülke dertlisi aydınımız Porf....
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4759

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR