TSK'ya saldırı sürüyor, iktidar tepkisiz kalıyor
Asker kaçakları, sicilli terör mahkûmları, eski eli silahlı anarşist kadınları şimdi demokrat olup Büyük Millet Meclisine sızdı. Hem de hepsi, bu millete ait olmadıklarını kustahlıkla haykırdı… İşte bu katil kiralıkları kullanan ABD'nin tarikatçı gazetelerinden New York Times, Türk ordusunun laikliğe "vahşi şekilde sarıldığını" yazdı.
"Türk laikliğini koruma huyu olan ordunun" bundan vazgeçmesini isteyen ABD'nin tarikatçı gazetelerinden New York Times, TSK'ya akıl vermeye kalkıştı. Türk ordusuna çağrıda bulunma küstahlığını sergileyen gazete, diğer NATO üyesi ülkelerde olduğu gibi Türk ordusunun da seçilmiş hükümetin başarılı olması için çalışmasını istedi. Gazete, "Atatürk'ün demokrasisinde ordu hükümete hizmet eder, tersi olmaz" dedi. "Dikkatli bir Müslüman" olan Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinin demokrasi için bir zafer olduğu yorumunu yapan gazete, "Türk demokrasisinin korunması pahasına Türk laikliğini koruma huyu olan ordunun, Gül'ün adaylığını engellemek istediğini" yazdı. Türkiye'de 70 milyon kişinin hemen hemen tamamının kendisini Müslüman olarak tanımladığını belirten gazete, Türk anayasasının kamu hayatında sıkı bir laiklik sergilediğini ifade etti. Gazetenin başyazısında, laik Türklerin Abdullah Gül'ün adaylığı için "anlaşılabilir bir şekilde endişeli" olduğu belirtildi. Başyazıda, Hayrünnisa Gül'ün türban takmasının da laikler için sorun olduğu kaydedildi. Türk ordusunun 1960'tan bu yana dört seçilmiş hükümeti devirdiğini hatırlatan gazete, ordunun Türkiye'nin kurucusu Atatürk'ün bayrağını dalgalandırdığı ve laikliğe "vahşi şekilde sarıldığı" yorumunu yaptı.
DTP'den 5. küstahlık
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın PKK'ya karşı kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin verdiği, "Palavra, tamamen yalan. Ben askerim, teröristleri muhatap almam" sözlerini ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 30 Ağustos resepsiyonuna davet edilmeyen DTP'lilere ilişkin "Önce onlar PKK'nın terör örgütü olduğunu kabul etsinler" açıklamasını değerlendirdi. Türk, şöyle konuştu: "PKK'yı terör örgütü kabul etsinler diyorlar. Biz birileri istiyor diye öyle bir açıklama yapmayız. Biz çözümü şiddette, silahta aramıyoruz. Çatışmanın bitmesi gerekir diyoruz. Medeni biçimde sorunlar çözülmeli diyoruz. İnkar, ötekileştirici, dışlayıcı mantık olursa biz karşısındayız. Genelkurmay Başkanlığı ile polemiğe girmek istemiyoruz. Şiddetin, kanın durması için çaba gösteriyoruz." İşte DTP'lilerin devletin kurumlarını tahrike çalışan açıklamaları ve askerin cevabı:
Ordunun bölücülükle suçlanması
Genelkurmay Başkanlığı 30 Ağustos resepsiyonu için DTP'lilere davetiye göndermedi. Bunun üzerine DTP'li Türk, "Hep ağızdan düşürülmeyen bölücülük kelimesinin aslında kimin tarafından yapıldığı da ortaya çıktı" demişti.
Kimyasal silah iftirası
30 Ağustos'ta gündüz resepsiyon öncesi DTP, 1 Eylül Barış günü nedeniyle yayınladığı bildiride Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kimyasal silah kullandığını iddia etmişti.
Genelkurmay'ın hedef yapılması
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, 30 Ağustos günü yine bir açıklama yaparak, "Kimse kendini bu ülkenin tek sahibi olarak görmesin" dedi. Türk, kendilerine karşı "hasmane" bir tutum sergilendiğini söylemişti.
Asker sert tepki gösterdi
30 Ağustos resepsiyonunun verildiği akşam gazeteciler Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a gazetecilerin ısrarlı sorularına "Palavra, tamamen yalan. Ben askerim, teröristleri muhatap almam" diye karşılık vermişti.
Terör örgütü deyin
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ ise "PKK'ya terör örgütü diyemiyorlar. Demeyen insanı nasıl davet edebiliriz?" diye konuştu.
'Muhatabımız savcılar'
Resepsiyonun hemen ardından DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, "Genel merkezimiz de bu konuda, "Kimyasal silah kullanıldı" dememiştir, "Şüpheler üzerine savcıların araştırması istenmiştir. Genelkurmay muhatabımız değildir, savcılardır" dedi.32[1]
AKP yetkilileri ve medyadaki destekçileri, ABD ve AB'ye yönelik tavizlerin, bunların uygulayacağı ambargolar yüzünden Türkiye'nin sıkıntıya düşmemesi için verildiğini söyleyerek, halkımızı aldatıyor.. Oysa Erbakan Hükümetlerinin onurlu tavırları ve olumlu sonuçları göz ardı ediliyor.
Ve yine eskiden yumurtasını bile Avrupa'dan alan İran bu ambargoların ihya ettiği ülke konumuna yükseliyor
1979 Devrimi'nden buyana ambargolara boyun eğmeyen İran, ambargo sayesinde sanayi ve teknoloji altyapısını kurdu, İranlılar "Biz ambargoların sayesinde kalkındık. Dışardan aldığımız ürünleri yapar olduk. Artık ambargolar bize vız gelir" diyorlar, işte İran'ın ambargolara rağmen yaptıkları…
İran, Irak ile yaptığı 8 yıllık savaş sırasında tıp alanında büyük tecrübe edindi. İranlı doktorlar cerrahide çok aşama kaydetti. Savaş sırasında kullanılan zehirli gazlara karşı yeni yöntemler geliştirdi. İran'da bugün binlerce savaş mağduru, zehirli gaz mağduru sakat insan var. İran bunları tedavi için yurt dışına göndermiyor. Artık, dünyanın birçok ülkesinden kimyasal silah mağduru hastalar İran'a geliyor.
İran geçen yıl da AİDS'e karşı vücudu güçlendiren ilaç bulduğunu ilan etmişti.
İran, yılda 65 milyon dolarlık ilaç, 110 milyon dolarlık da ilaç sanayinde kullanılan değerli bitkileri ihraç etti. İran, tıp araç ve gereçleri de ihraç ediyor.
İran, Bilime ve teknolojiye büyük yatırım yapıyor!
İran'da devrimden sonra eğitime ve bilimsel çalışmalara ağırlık verildi. Ortadoğu'da, eğitime savunmadan fazla pay ayıran tek ülke. Okuma yazma oranı yüzde 85'lerin üzerinde. Çok sayıda üniversite açıldı. 1,5 milyon üniversite öğrencisi var. Üniversitede okuyanların yüzde 35'i kadın…
Nükleer teknoloji çalışmalarını, kendi mühendis ve insanıyla yapıyor. Bir yıl önce, uranyumu yüzde 5,3 oranında zenginleştirmeyi başardılar. İran'ın adı Brezilya'nın yanında dünyanın sekizinci nükleer teknolojiye sahip ülkesi olarak kaydedildi ve İran takvimine göre 20 Ferverdin (9 Nisan) günü İran Milli Nükleer Teknoloji günü ilan edildi.
3 bin santrifüj geliştirdi. Hedef ise 50 bin!
Nükleer enerji mühendislerinin yaş ortalaması 27! "Nükleer enerji faaliyeti gelecek kuşaklarımıza borcumuzdur" diyen Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad bu faaliyetlerini asla aksatmayacaklarını ve her alana yayacaklarını sık sık vurguluyor.
İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı Muhammed Mehdi Zahidi, İran'da her 1 milyon kişiden 200'ünün bilimsel araştırmacı olduğunu ve bütçeden araştırmaya yılda 1 trilyon riyal kaynak ayırdıklarını söyledi.33[2] 1979 yılında İran'da araştırmacı sayısı, 1 milyonda 48'di.
Elektronik, inşaat, makine üretiliyor
İran diğer mühendislik alanlarında, elektronik ve inşaat mühendisliğinde de aşama kaydetti ve birçok projesini kendisi yürütüyor. Elektronik mühendisleri, özellikle savunma alanında harikalar yaratıyor. İnşaat mühendisleri dev santrallere, barajlara, yollara ve konutlara imza atıyorlar…
Sanayi ve askeri ihtiyaçlar için dizel motorlar ve aksamlar, İranlı makine mühendisleri tarafından üretiyor.
Otomotiv sanayinde de mesafe alan İran, kendi geliştirdiği "Semend" isimli otomobili Türkiye'ye de ihraç etmeye başladı. Ayrıca Çin'le ortak üretim yapacak. Türkmenistan'a kamyon, Venezüella'ya da traktör ihraç ediyor ve bu ülkede yakında ortak otomotiv ve ağır iş makineleri üretimine de başlayacak. İran Hodro Otomotiv Sanayi Şirketi, Avrupa, Afrika ve Latin Amerika ülkelerine geçen yıl 350 milyon dolar değerinde otomotiv ve döküm otomotiv parçası ihraç etti.
62 milyar dolar döviz rezervine sahip olan İran, geçenlerde Küba'ya 200 milyon Avro borç verdi. İran, Küba'ya yılda 63 milyar dolar ihracat (45 milyar doları petrol), 51 milyar dolar da ithalat yapıyor.
İran'da geçen yılki yabancı yatırım miktarı 13 milyar dolardı.
İran, Ermenistan ve Azerbaycan'a elektrik ihraç ediyor; Suriye, Hindistan, Pakistan ve Türkiye'ye de elektrik ihraç etmeye hazırlanıyor. Irak'a elektrik santrali kuruyor. İran'da yılda 207 milyar kilovat saat elektrik üretiliyor. Bu rakam yılda yüzde 8 büyüyor.
İran, Çin, Malezya, Endonezya, Singapur ve Suriyeli ortaklarıyla günde 1 milyon 100 bin varil ham petrol işleyecek rafineri kurulması konusunda anlaştı.
İran, Nano teknolojiyi geliştirme kurumu yetkililerinden Dr. Alimurad Serefrazi İran'ın nano teknoloji alanında İslam ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığını açıkladı. Hedef, 10 yıl içinde dünyanın ilk 15 ülkesi arasında yer almak.34[3]
Tarımda 2.1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyor
İran eskiden yumurtasını bile Avrupa'dan alırdı. Devrimden sonra tarımını hızla geliştirdi, kendine yeterliliği aştı ve bugün tarım ürünü ihraç ediyor. Geçen yıl ihracat hacmi 2 milyar 100 milyon dolara ulaştı. Bu yılki hedef, 2.5 milyar dolar.
Buğday üretimi 15 milyon ton, buğday tüketimi 13,5 milyon ton.
Tarım Bakanı Muhammed Rıza İskenderi, bu yıl İran'da tarım sektöründe yüzde 7'lik, tarım alanında yapılan yatırımlarda da yüzde 10'luk bir büyüme kaydedildiğini söyledi.35[4]
Muhteşem savunma sanayi kuruluyor
İran 8 yıllık Irak savaşından sonra hızlı bir savunma sanayi kurma çabasına girdi. Önce bölge ülkeleriyle ortak üretimle işe başladı. Daha sonra kendi mühendislerinin geliştirdiği teknolojilerle silah ve mühimmat üretmeye başladı. Savaş uçağı, tank, top, füze, denizaltı ve savaş gemisi ile savunma teknolojileri geliştirdi. İran'ın elinde 1000 ile 2000 km mesafeli 6 bine yakın füze bulunuyor. İran 57 ülkeye de savunma sanayi ürünü satıyor.
İran Savunma Bakanı Mustafa Muhammed Neccar, Savunma Bakanlığı ve ordu işbirliğiyle Azerekhş (Yıldırım) adlı bir savaş uçağı ürettiklerini, yakında seri üretimine başlayacaklarını açıkladı. Uçak F- 5 ayarında. İran, geçen yıl da F- 18 ayarında "Şimşek" isimli savaş uçağı üretmişti.
Neccar, yeni savaş uçağının İranlı uzmanlarca tasarlandığını, üretiminin de yerel teknolojiyle yapıldığını vurguladı. Ülkesinin uçak sanayi konusunda çok güçlü olduğunu savunan Neccar, pilotsuz uçak, keşif uçağı, saldırı ve intihar uçakları yapımında "çok ileride olduklarını" söyledi. Neccar, "İran-140" adlı yolcu uçağı ile "Saige" (Şimşek) adlı savaş uçağı projeleri üzerindeki çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Helikopter yapımı konusunda "çok aşamalar kat ettiklerini" söyleyen Neccar, "milli helikopter" adıyla, yerel koşullara uygun bir helikopter üreteceklerini de bildirdi.(Mehr, 20 Haziran 2007)36[5]
Şer ittifaka dikkat!
Emekli Tümgeneral Armağan kuloğlu, sivil anayasa tartışmalarında hedefin cumhuriyet değerleri ve Atatürk ilkeleri olduğunu belirterek, "Gericiler ile küreselciler ittifak içinde" şeklinde uyarıyor!
Ankara'da seçimlerin ardından alevlenen ‘sivil anayasa' tartışmalarını askerler de yakından izliyor. Tartışmaların, Anayasa'nın değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek maddeleri ile Atatürk ilke ve inkılaplarına kadar uzanması rahatsızlık yarattı. Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, sivil anayasa tartışmalarının belli çevreler tarafından şahsi emellerine ulaşmak için kullanıldığını savunarak, "Hedefleri Cumhuriyet'in temel değerleri ve Atatürk ilkeleri" dedi. Türkiye'deki mevcut sisteme karşı oluşturulan şer ittifakına da dikkat çeken Kuloğlu Paşa, "Mevcut Anayasa'nın hangi maddelerinden, kimlerin memnun olmadığına herkes iyi baksın" ifadesini kullandı. Tercüman'a konuşan Global Strateji Enstitüsü Başdanışmanı Kuloğlu, şu uyarıları yaptı:
Hedef laik, üniter Türkiye
"Türkiye'de dini istismar ederek siyasete alet eden dinci, gerici ve ümmetçi kesim ile Atatürk ilkeleri ile bağdaşmayan küreselci, aşırı liberal, aşırı sol, ikinci cumhuriyetçi, bölücü, ayrıca sistemle barışık olmayan, mevcut rejimden ve düzenden intikam alma hırsında olanlar, kendi çevresinden istedikleri siyasi desteği göremeyip de dışlananlar veya bunların karışımı bir kesim, temelde, Kemalizm'in halkçı, ulusçu ve cumhuriyetçi kimliğini inkâr etmede ittifak içindedirler.
Özellikle son zamanlarda sol görüşlü olmasına rağmen, arzularına kendi kulvarlarında ulaşamayacağını anlayanlar, saf değiştirerek iktidar olacakların yanında yer alıp, arzularını bu yolla gerçekleştirmeyi hedeflemişlerdir. Üstelik içlerinde basın mensupları ve siyasetçilerin de bulunduğu bu kesim, sisteme, rejime, Atatürk ilkeleri ile bütünleşmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve milletine zarar vermeye devam etmektedir. Devleti ve milleti ayakta tutan değerleri, ‘ezber bozmak' sloganları ile tahrip etmeye çalışmaktadırlar. Hiçbir rejim, kendisini ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere izin veremez."
Anayasa'da değiştirilmesi istenen hükümlere de dikkat çeken Kuloğlu Paşa, özetle şunları söyledi:
Halk seçmesin
– Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin kısıtlanması: "Anayasal anlayışa özde sahip olmayan ve gerekli nitelikleri taşımayan bir cumhurbaşkanının siyaset yolu ile bu makama gelmesi ve geldiği kesimin görüşüne göre hareket etmesi rejim açısından tehlikelidir. Ayrıca Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi konumunu siyasileştirir.
– YAŞ kararlarının yargı denetimine açılması: Böyle bir yaklaşım; icrayı geciktirebileceği, ülke menfaati gereği gizli tutulması gereken bazı konuların açığa çıkmasına sebep olacağı ve disiplini bozacağı düşüncesi ile uygun olmaz. Bunu isteyenlerin, TSK'nın disiplinli yapısını bozarak kendi düşüncelerinin önünü açmak niyetinde olabilecekleri dikkate alınmalıdır.
– YÖK'ün kaldırılması: Üniversite ve diğer yüksek öğrenim kurumlarının, laiklikten uzaklaşması ve bazı çevrelerin görüşlerine uygun hale getirilmesi maksadıyla böyle bir uygulamaya gidilmek istendiği değerlendirilmektedir.
301. madde kalkmasın
– Düşünce, ifade ve inanç özgürlüğü alanının genişletilmesi: Yapılması istenen değişiklik ülkenin varlığı, bütünlüğü, laik ve demokratik yapısı ile çatışmamalıdır. 301. madde kaldırılmamalıdır.
– Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesi: Anayasa Mahkemesi üyesini yasama seçerse, bu organ denetleme özelliğini kaybeder. Parti diktatoryasını önleme, rejimi muhafaza özelliği zayıflar.
– MGK'nın yapısının kanunla düzenlenmesi: MGK'nın Anayasa'dan çıkarılması, güvenliğin bir Anayasa konusu olmaktan çıkarılması anlamını taşır. Bu yaklaşım, MGK'yı amaçlarının önünde engel olarak görenlerin bir arzusudur.
– Atatürk ilke ve inkılâplarının Anayasa'da yer almaması: Aklıselim sahibi herkes bu ilke ve inkılapların önemini anlar. Bunları sadece siyasi bir partinin simgesi, ideolojisi ve politikası olarak görmek, konuyu sadece saptırmak isteyenlerin görüşüdür.
‘Vekiller yeminlerini unutmasın'
Laik anlayışı sindiremeyenler ile güçlü bir ulus-devlet istemeyenlerin, dış güçlerle birlikte faaliyetlerini artırdığına dikkat çeken Kuloğlu Paşa, TSK'nın ‘Türk yurdunu ve Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumak' vazifesi bulunduğunu hatırlatarak, "Anayasamızın özünü savunmak maksadıyla TSK'nın yaptığı sözlü, yazılı ve gösterdiği tavırla ortaya koyduğu davranışlar siyaset olarak nitelendirilemez. Milletvekilleri de, yüce Türk Milleti önünde namusları üzerine ant içtiklerini unutmamalılar" dedi.
[1] 02.08.2007 / Yeniçağ
[2] (İrna, 14 Mayıs 2007)
[3] (İrna, 8 Haziran 2007)
[4] (İrna, 10 Haziran 2007)
[5] Ercan Dolapçı / 12.08.2007 / Aydınlık

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…