1-4 Kasım 2007 tarihlerinde, "Türkiye'nin savunması, Kıbrıs'tan Başlar" sloganıyla yola çıkan 300 kadar duyarlı ve milli gayret erbabı aydınlarımızla, Yavru Vatan'a gidilmişti. Çok verimli ve önemli konferans, seminer ve ziyaretler gerçekleştirilmiş ve adadaki halkımıza ve haklı davamıza bir destek mitingi tertip edilmişti. ABD ve AB'ye, Emperyalist ve Siyonist merkezlere tarihi ve cesaretli mesajlar verilmişti.
Yürüyüş bitip Miting meydanında toplandığımız sırada, Sn. Rauf Denktaş'ın oğlu ve KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş gözümüze ilişti. Miting alnına, sanki gizli bir servisin sivil görevlisi gibi gelmiş, uzaktan seyredip gitmiş ve bizlere bir "Hoş geldiniz" demeye bile tenezzül etmemişti.
Yani Serdar Denktaş, Türkiye'den kendilerine destek için yollara düşmüş misafirlerine, bir selamlama konuşması yapmaya, bir hatır sorup şükranlarını sunmaya bile gerek görmemişti… Ve bu talihsiz ve terbiyesiz tavrı, Rum gâvurundan daha çok bizleri incitmiş ve hançer gibi içimize işlemişti.
Ey Serdar Denktaş!..
Bizlere bir "hoş geldiniz", deseydiniz, yoksa İsrailli ve ABD'li dostlarınız sizi mi azarlardı?
Yunanlı ve Rum yoldaşlarınız mı kızardı?
Avrupalı Haçlı gâvurlarınız, gönül mü koyardı?
Veya Cumhurbaşkanınız Talat mı, sizi haşlardı?
Size hiç, Türk geni bulaşmamış mıydı?
Kaymağını yediğiniz Kıbrıs Davasına nasıl bu denli ilgisiz kalınırdı?
Oysa eli kanlı İsrail'den, bir hahamlar heyeti Kıbrıs'a yönelselerdi, herhalde çiçeklerle resmigeçitlerle karşılardınız…
Avrupa'dan bir hain Haçlı misyoner ekibi gelseydi, hürmetle kucaklardınız…
Yunanistan'dan lezbiyenler ve ibneler ekibi, turistik bir geziye niyetlenselerdi; zil takar oynardınız…
Türkiye'den şantözler, dansözler, dönmeler ve dönekler, göbek atmaya ve kumar oynamaya gelselerdi, devlet töreniyle ağırlardınız…
Kökü dışarıda hıyanet odakları ve emperyalist-Siyonist merkezlerin karakolları oldukları için. Atatürk tarafından kapatılan Masonlar, Rotaryanlar ve Lionslar Kıbrıs'a teşrif(!) etselerdi, kesinlikle ayaklarına halılar serip, saygılar sunardınız…
Hâlbuki bir selam vermeye ve hoş geldiniz demeğe değer görmediğiniz Talat Paşa Heyetiyle gelenler içinde, çok değerli ve duyarlı profesörler, öğretim üyeleri ve Hocalarımız vardı…
Bizzat Kıbrıs Gazisi ve eli öpülesi emekli subaylarımız ve paşalarımız vardı.. Önemli Parti Liderleri, kanaat önderleri ve devlet adamlarımız vardı…
Seksen beş yaşında ve yırtık ayakkabısıyla, kıt kanaat geçindiği mütevazı maaşından kısarak sakladığı paralarla ve bir milli dava duygusuyla, bu organizeye katılan emekli öğretmenlerimiz, şehit babaları dedelerimiz, ninelerimiz ve çok değerli sanatçılarımız vardı.
Haydi, bu heyetin kadru kıymetini idrak edecek izan ve insaftan yoksunsunuz, peki Muratağa, Sandallar ve Taşkent şehitlerinin, gazilerinin ve ailelerinin hakkı ve hatırı da mı hesaba katılmamıştı?
Sn. Serdar Denktaş, herhalde sizin de tanımış olmanız gereken ve şanlı Kıbrıs çıkarması öncesi, sevgili hanımını ve beş evladını kurban veren Kamil Simtaş'ı dinlemişsinizdir. Şehitler anıtında şunları atlatmıştı:
1974 Mutlu Barış Harekâtı esnasında, Türk askeri önünden kaçan Rum çapulcular ve EOK'cı Yunanlılar, oğulları ve eşleri esir alınmış sivil Türk halkını soykırımdan geçirmişlerdi. Ağustos sabahı gözleri dönmüş Rum barbar sürüleri Murat ağa köyüne girmiş ve burada korku ile beklemekte olan kadın, çoluk çocuk ve yaşlı tüm köylüleri, evlerinden toparlayıp, köyün doğusundaki çöplük diye bilinen yerde katlederek üzerlerine çöpleri örtmüşlerdi. Kayıp olan köylülerin akıbetleri tespit edildikten sonra toplu mezarlar açılmış ve şimdi bulunan yerde üst üste, tek bir vücut gibi gömülmüşlerdi.
Şehit köyleri denince, akla Murat ağa, Sandallar ve Atlılar gelmektedir. Murat ağa köyünün doğusunda Sandallar köyü vardır. Aynı tarihte, yani 14 Ağustos'ta Rum sürüleri, Sandallar köyüne de gitmişler, korku ve panik içerisindeki köylüleri toplayıp Murat ağa köylüleri ile birlikte topluca katletmişlerdi.
Bir diğer köyse Atlılar köyüdür.
Diğer iki köy gibi Rum katiller 14 Ağustos sabahı buraya da gelmiş ve davar güder gibi, suçsuz ve savunmasız bütün köylüyü dere yatağı olan kamışlık bir yere getirmişlerdi. Burada vurulan köylüler kazılmış olan çukura adeta canlı canlı gömülmüş, üzerlerine buldozerle kazılan toprak örtülmüş ve bulunmasınlar diye silindirle düzeltilmişti. Bu toplu mezar tespit edildikten sonra şehitler şimdiki şehitliğe nakledilmişti. (Atlılar köyündeki soykırım katliamında, Kamil Simtaş'ın eşi ve tüm çocukları da hunharca öldürülmüş, ailesinin kucağında bulunan bir buçuk yaşındaki Kaan'ın körpe vücudunda, hem de BM temsilcileri huzurunda, tam kırk kurşun izi belirlenmiştir.)
Güney'de kalan Taşkent'te ise, köyde yaşayan Rumlarla Yunanlılar Türklerin silahlarını BM Barış Gücü'ne teslim etmeleri halinde bir şey yapmayacaklarını bildirmiş, Barış Gücü ise köyün güvenliğini sağlayacağı sözünü vermişti. Ne var ki, silahları alan Barış Gücü kahpelik yaparak ve sözünü tutmayarak köyden ayrılmış, Türk bölgesine giren Rumlar ise, tüm erkekleri toplayarak Limasol yakınlarına götürmüş ve orada tam 90 Türk erkeğini kurşuna dizerek hemen açtıkları toplu mezara gömmüşlerdi. Bu katliamdan sadece Suat Hüseyin adlı bir Türk ağır yaralı olarak kurtulmuş ve soykırımın ortaya çıkmasına şahitlik etmişti.
1974'deki Rum Katliamlarının Yabancı Basındaki Yankıları
ABD, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri Görgü Tanığı
"İnsanlık tarihi Yunanlıların Kıbrıs'ta yaptığı bu cellâtlığı asla kabul edemez. Türk evlerine giren Yunan Rum milli muhafızları, kadın ve çocuklar üzerine mermi yağdırıyor, büyükleri boğazlıyor ve yakaladıkları Türk kadınlarının hepsinin ırzına geçiyorlardı…"
ABD, UPİ (United Pres International) Ajans, 23.7.1974
"Yunanlılar. Limasol'da birçok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunalı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler."
France Soir Gazetesi Muhabiri Görgü Tanığı… France Soir Gazetesi, 24.7.1974
"Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Magosa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk Köylüleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar… Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşalıklara sebep olmaktadırlar. Rumlar'ın bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir."
Washington Post Gazetesi Görgü Tanığı… Washington Post Gazetesi, 30.7.1974
"Larnaka yakınındaki Alaminyo köyünde 25 ila 55 yaşlan arasında 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk Köyüne Rumlar'ın yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36"sı öldürülmüştür. Rumlar. Türk Kuvvetleri gelinceye kadar Türk'lerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler.."
John AKSS, The Sun Gazetesi Muhabiri Görgü Tanığı… The Sun Gazetesi, 30.9.1974
"Murat ağa Köyü'nün Türk sakinleri 16 Ağustos'ta katledilmiştir. Ekserisi, ihtiyar, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Bunlar, Türk taarruzunun ikinci gününde komşu köylerdeki üniformasız Rumlar tarafından öldürülmüşlerdir. Cesetlerin sadece bir metre gibi az bir derinlikte kalabildiği bu ölüm çukurları kendilerine kazdırılırken öldürülmüşlerdir. Bu asla bir harp olamaz. Bu olsa olsa bir alçaklık olabilir."
Hans Janitscher
Dünya'daki Sosyal Demokrat Partilerin bir merkezi Kuruluşu Sosyalist Enternasyonel Örgütü Genel Sekreteri Görgü Tanığı…
(Ekim 1974 Lars Hakanson BM. Barış Gücü Kıbrıs Temsilcisi)
Rumların yaptığı Atlılar Köyü katliamı…
"Ömrüm boyunca böyle bir facia, böyle bir barbarlıkla karşılaşmadım. Gözümle görmeseydim hayatımda böyle bir şeye inanmazdım. Çok memnunum ki, olayın soruşturulması görevi bize verildi. Zira bütün dünya vahşeti bu vahşeti BM Barış Gücü'nün ağzından öğrenmiş olacaktır."
AB, UPİ Ajansı Muhabiri Görgü Tanığı…
"Rum askerleri etrafa ateş saçıyordu. Bir eve girdim Rumlar bir Türk kadına tecavüz ediyorlardı. Gözlerimi kapadım, kaçtım."
Varşova Radyosu
"Yunan subayları yönetimde Lefke ve Baf'da Türk halkına yapılan kanlı saldırı ve vahşeti bütün dünya lanetlemektedir."
Bugh Dıxon
Kıbrıs'taki Birleşik Krallık Vatandaşları Derneği Başkanı Görgü Tanığı…
"Kıbrıs savaşında onlarda pek çok iyilik gördüğü için bir Türk'e bir bardak su veren seksen yaşındaki bir İngiliz kadını Gartrude Loıgh Rum ulusal muhafızı tarafından kasıtlı olarak hunharca öldürüldü."
İng. Sun Gazetesi Muhabiri Görgü Tanığı…
"Murat ağa faciasını gördüm. Bu çeşit vahşiyane hareketlerin yorumlanması çok değişik oluyor ancak, Murat ağa'da vahşice bir cinayetin işlendiğinden başka ne söylenebilir. Rumlar ile Yunanlıların yaptıkları bir alçaklıktır."
ABD, CBS Televizyonu Muhabiri Görgü Tanığı.. ABD, CBS Televizyonu, 2.9.1974
"Lefkoşa'da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk'ün cesedi bulundu. Bu cesetler Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellerle bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış.."
Bild Gazetesi Muhabiri Görgü Tanığı… Bild Gazetesi, 26.7.1974
"Rumlar Türk köylerine, kana susamış caniler gibi baskınlar yaparak, sivil halkı feci şekilde öldürdüler."
The Washington Post, 23 Temmuz 1974
"Leymosun'a yakın bir köye Rumlar tarafından yapılan bir saldırı neticesi 200 kişilik nüfusun 36'sı öldürüldü. Rumlar Türk ordusu vasıl olmadan önce Türk köylerinin yerlilerini öldürmek emri aldıklarını söylediler."
Almanya'nın Sesi, 30 Temmuz 1974
"İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Magosa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafız askerleri akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri gösterisi yaptılar. Türk evlerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk'ün boğazını kestiler."
London Times, 22 Temmuz 1974
"Binlerce Türk rehine olarak tutulmaktadır. Türk kadınlarının ırzına geçildi ve Türk çocukları yollarda öldürüldüler. Leymosun'da Türk tarafı yakıldı. Olaylar Kıbrıs Rumları tarafından teyit edildi."
Şimdi, Ey Serdar Denktaş… Haydi, Türkiye'den koşup gelen vatansever aydınların ve öncü kurmayların, bu milli ve haysiyetli girişimleri sizi ilgilendirmiyor, peki bu aziz şehitlerimizin hatırası ve halkının hürriyeti de mi sizi zerre kadar gayrete getirmiyor..?!
Mustafa Kemal, Çanakkale'de yatan Anzakların ziyaretine gelen yakınlarına:
"Sizin çocuklarınız, bizim misafirlerimizdir" demişti.
Bu sözleriyle yabancıların ve bize düşmanlık taşıyanların dirilerinin değil, ölülerin bile, kutsal vatan topraklarımızda, buralarının sahibi değil sadece misafiri olabileceğini vurgulamıştı.
Bugün, kendi makam ve menfaatleri uğruna vatan topraklarımızı parsel parsel satan, ama hiç utanmadan da dindar ve kahraman rolü oynayarak ve haddini aşarak Atatürk'e sataşanlar… Ve AKP iktidarının değirmenine su taşıyan Serdar Denktaş'lar, bu gaflet ve dalaletten ne zaman kurtulacaklardı…
Serdar Denktaş çok iyi bilir ki; İngiltere Kıbrıs'taki müstakil üslerini AB'ye sokmadı. Çünkü bu üsler AB'ye katılsaydı, aralarındaki rekabet yüzünden, petrol sahibi İslam Dünyasına karşı Amerika'nın bu üsleri kullanma olanağı zorlaşacaktı.
Çünkü Siyonist ve Emperyalist ABD; önce Ilımlı İslam safsatasıyla Türkiye'yi Cumhuriyet değerlerinden ve milli güçlerin güdümünden koparacak, sonra Ilımlı İslam yerine Radikal şeriatçıları taşıyacak ve ardından Batı medeniyeti için tehdit ve tehlike ilan ettiği İslami Terörü (!) tepelemek bahanesiyle Türkiye'ye hücuma kalkışacaktı..
Ve Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaşlar da, ABD ve AB'nin bu sinsi ve şeytani planlarına, aynen Tayyip Erdoğanlar gibi taşeronluk yapmaktaydı.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…