(Yani, eti kokup çürütmekten tuz korur. Ama tuz bozulursa, onu suya atıp eritmekten, yani yok etmekten başka çare yoktur)
Din istismarıyla para toplanıyor, merhametten maraz doğuyordu!
Hayır kurumları mı, arpalık mı?
Geçen ayki yazımız üzerine bize bu fax gönderildi:
"Bundan 5-6 yıl önce kadar önceydi. Kardeşim H. G. ile bir hayır kurumu başkan yardımcısının samimi arkadaş olduğundan dolayı şöyle bir olaydan haberim olmuştu. Daha önce bu kurumda çalışan birisi, derneğin yüklü miktarda parasını almış ve kaçmış. Daha önceden sık sık "Üst kademe malı götürüyor, hayır paralarıyla komprodor oldu, bize zırnık koklatılmıyor!?" diye sızlanırmış.. Derneğin parasını alan kişi Erzincan'ın Tercan ilçesinde oturmaktaymış. Durum kardeşime aktarılmış. Kardeşim ise İ. K'u arayıp: "Bu parayı koparabilirsen, sana da önemli bir komisyon verilecek" diyerek fikrini almış. İ. K. bu teklifi kabul edip Erzincan'a yollanmış. 10-15 gün oralarda bir araştırma yapmış, sonunda IHH'nın yüklü parasını kapıp kayıplara karışan kişilerden o parayı ve tabi kendi payını almış. Bunun üzerine IHH yetkilileri kendisine: "Bizim kâr payı ve ortaklık için (Türkçesi faizle) kaptırdığımız, böyle çok büyük miktarda paralarımız var. Bundan sonra sana çok iş veririz, bizimle çalış" teklifi yapılmış. Ama İ. K.: "Olmaz, hayır adına ve yoksulların hakkı olarak toplanan paraların böylesine kirli ilişkilerde kullanıldığı işlere bulaşmam" diyerek ayrılmış. (Not: Erzincan'daki vatandaş İ. bey'e parayı verirken "Abi, demiş, sen mevzuyu bilmiyorsun, Hayır kuruluşu bilinen bu dernekte öyle paralar, öyle milyarlar iç ediliyor ki, söylesem şaşırıp kalırsın! Zaten aslında bu paralar da, bazı şeylere göz yummam karşılığıydı, benim hakkımdı, ama sadece senin hatırın içi veriyorum" diye yakınmış.."
· Bu faxı gönderen kardeşimizin;
· Batık para tahsilcisi mafya elemanı kişinin,
· O hayır derneğinde çalışırken yüklü parayla kaçan kimsenin,
İsimleri bizde saklıdır.
Şimdi: Zekât, sadaka, kurban ve bağış gibi, tamamen fakir fukaranın ve yoksul garibanların hakkı olan bu hayır paraları, nasıl çalınıp çarçur ediliyordu? Nasıl bu paralar faizli-kirli işlere ve mafya ilişkilerine karıştırılıyordu?
Laiklik diye yırtınan Kemalist Proflar da devleti dolandırıyordu!
Sayıştay Genel Kurulu, 3 yıl önce TBMM'nin talimatıyla başlattığı Kamu Vakıfları Araştırma Raporu'nu tamamlamıştı. Raporun en çarpıcı sonuçları üniversite vakıflarına ait kısmıydı. Rektör atamaları ardından yaşanan istifalarla isimleri öne çıkan; aralarında İTÜ, Gazi Üniversitesi, ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege ve 9 Eylül üniversiteleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kurumlara bağlı vakıfları mercek altına alan Sayıştay uzmanları, birbirinden ilginç sonuçlara ulaşmıştı. Raporda, yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle devletin 110 milyon YTL'nin üzerinde zarara uğratıldığı belirtilirken, biradan iç çamaşırına kadar binlerce kişisel harcamanın da vakıflar üzerinden gerçekleştirildiği anlaşılmıştı. Kamuoyundan gelen şikâyet ve tepkiler üzerine, TBMM bu kurumlardaki yolsuzlukların ortaya çıkarılması için 2004'te Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını kararlaştırılmıştı. Komisyon, konunun incelenmesini 12.11.2004'te 8177/25655 sayılı yazıyla Sayıştay Başkanlığı'na bıraktı. Sayıştay'ın üç yıllık incelemesinde: ODTÜ Geliştirme Vakfı ve bağlı Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı, Çukurova Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Dokuz Eylül Üniversitesi Vakfı, Ege Üniversitesi Güçlendirme Vakfı, Hacettepe Üniversiteleri Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı, İTÜ Geliştirme Vakfı (2 ayrı şirket), Selçuk Üniversitesi Vakfı, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı dahil olmak üzere 11 üniversite vakfı ve onlara bağlı 16 şirketle ilgili birbirinden ilginç tespitler yer aldı. Raporun Meclis Araştırma Komisyonu'na sunulacağı açıklanmıştı. Hayret "Laikçilik ve Kemalistlik" gayretiyle öne çıkan bay rektör ve Proflar, meğer ne de marifetler karıştırmıştı. Evet, istismarcı ve suistimalcı sahtekârların, Dincisi de Devrimcisi de aynı ayardaydı. Daha doğrusu ayarsızdı.
Elazığ'da "Kent ve İnsan" denen bülteni çıkaran IHH'cılar, Ahmet Akgül Hocamızı, "Milli Görüş çizgisinden kaymak ve yıllar boyu savunduğu gerçeklerden caymak"la suçlamış ve tabi saçmalamışlardı. İşte Ahmet Hocamızın bugün yazdıkları, konuştukları ve kitaplarıyla, 32 sene önce yayınladıkları karşılaştırıldığında, temel görüş ve yaklaşımları ve genelde savundukları, aynıydı.
İşte 32 sene önceki Ahmet Akgül'ün yayınlayıp dağıttığı bildiriler:
Bayram Mesajı:
BİRLİĞE DAVET
Muhterem Müslümanlar!
Bir bayram daha idrak ediyoruz. Cenabı Hakkın lütuf ve keremiyle… Ancak maalesef ellerimiz kopuk, gönüllerimiz kırgın olarak… Ortak düşmanımız olan zulme ve siyonizme karşı; tek kalp, tek kafa ve tek kalıp halinde birleşip karşı koymamız gerekirken, kendi aramızda bazı görüş ve metot ayrılıkları yüzünden birbirimizle boğuşup çekişmemiz, düşmanlarımızı sevindirmekten ve bizi ezmek isteyenlere fırsat vermekten başka bir işe yaramamaktadır. Suni sağ-sol kavgaları milli birliğimizi bozmaktadır.
Hangi partiye, hangi meşrebe ve hangi kökene mensup olursa olsun,
"Lailaheillallah Muhammedûrresulullah" deyip Allah'ı (cc) bir, peygamberleri (SAV) Hak tanıyan herkes Müslümandır ve her Müslüman da bizim din kardeşimizdir. Hatta Müslüman olmayan iyi niyetli bütün vatandaşlarımız da, yaratılışta eşimizdir ve devletimize emanettir.
"Müminler ancak kardeştirler" Öyle ise -herhangi- bir sebeple biribirinden kopmuş, aynı dinin, aynı tarihin, aynı ülkenin ve aynı gayenin insanlarını birleştirmek hususunda yapılacak gayretler, Allah'ın indinde en makbul bir ibadet, İslamiyet'e ve insaniyete karşı en büyük bir hizmet olacaktır.
Artık kalbinde iman ve insaf, kafasında akıl ve izan taşıyan herkes, bu samimi davetimize uyarak el ele gönül gönüle verip, Kur'an'ın gölgesinde ve mili hedefler çerçevesinde bir araya gelmelidir.
Müslümanlar kendi aralarında birlik ve beraberliği gerçekleştirmeden ve siyasi vahdet şuuruna erişmeden; asla iç ve dış düşmanlara karşı muzaffer olamayacaklar, zillet ve esaretten kurtulamayacaklardır.
Cephede düşmanların taarruzu karşısında ayağa batan dikenlerle meşgul olunmaz. Anarşi, açlık ve ahlaksızlık tehlikesi etrafımızı kuşattığı bir zamanda kendi aramızdaki basit meseleleri büyütüp onlarla uğraşmak ve hele masonlara ve din düşmanlarına taraf olmak, ne acı ve ne alçaltıcı bir gaflettir. Hatta dine ve millete ihanettir.
Mübarek Kurban Bayramının bütün milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını, bu bayramın, dağılan birliğimizin ve dirliğimizin yeniden kurulmasına vesile yapılmasını yüce Mevla'dan dilerken, bütün halkımıza Sevgi ve Saygılarımı sunarım.
Ahmet Akgül
Elazığ Akıncılar Dermeği Reisi
1977 (Tekyol Matbaası – Elazığ)
HÜKÜMET ÜZERİNDEKİ OYUNLAR
Bugüne kadar gelip geçen iktidarların tutarsız ve duyarsız tavırları yüzünden memleketimiz manevi yönden cehennemi bir buhranın ve kardeş kavgasının içine sürüklendiği gibi, iktisadi yönden de iflasın eşiğine getirilmiş, Türkiye iç ve dış itibarını yitirmiş ve boğazına kadar borcun dibine girmiştir. Memleketimiz şu anda 260 milyar TL. borcun altında ezilmektedir. Sadece bu günümüz değil, geleceğimiz de tehlikededir.
İşte bu en sıkışık anımızda IMF ( Dünya Para Fonu ) sözde imdadımıza koşup, bazı şartlar altında bize kredi verebileceklerini söylemiştir.
Bize kredi vermek için kabul edilmesi, VATAN HAİNLİĞİ derecesinde bir aşağılık olan şu kahredici şartları ileri sürmüşlerdir. Bu küstahlıkları Türkiye'mizi bir sömürge ülkesi olarak görmelerindendir. İşte şartları ve dayatmaları:
1. Ağır sanayiden ve harp sanayimden vazgeçilip montaj sanayiine devam edilecek.
2. Kalkınma hızı çok aşağı çekilecek.
3. İşçi ve memurların ücret artışlarına son verilecek.
4. Binlerce vatan evladının kanları pahasına korunan KIBRIS'taki haklarımızdan vazgeçilecek.
5. Paramızın değeri % 30 düşürülecek.
6. Kardeş İslam ülkeleriyle olan iktisadi ve kültürel münasebetler kesilecek.
Milli Görüşçü, inançlı ve kararlı gurupların ve başta Erbakan Hoca'nın dirayetli tepkileri yüzünden, bu ağır şartlar M.C. Hükümetince IMF'nin yüzüne çarpılınca, Türkiye'nin sanayileşme ve iktisadi bağımsızlığını elde etme yolundaki ciddi ve cesaretli gayretlerini kendi çıkarlarına uygun görmeyen, Türkiye'nin Emperyalistlerin bir açık pazarı ve sömürgesi olmaktan çıkmasına tahammül edemeyen Başta Birleşik Amerika, Avrupa, Rusya ve diğer dış güçler, bu sefer kendi emirlerine boyun eğecek kukla bir hükümet kurulsun diye; M.C. Hükümetini yıkmak İçin her türlü baskı yolunu denemektedir. Bunların problemi ve hedefi Sn. Demirel ve diğerleri de değildir. Asıl kurtulmak istedikleri, Erbakan zihniyetidir. Dış düşman çevreler ile onların içteki satılık ve kiralık işbirlikçileri, Türkiye'nin maddi ve Manevi bağımsızlık savaşının bayraktarlığını yapan Milli Görüşün elinden kurtulmak için, bu hükümeti yıkmağa çalışmaktadırlar.
AZİZ VATANDAŞ!
İşte Türkiye'de oynanan HÜKÜMET oyunlarının gerçek yüzü budur. Millet ve memleket çıkarlarını, şahsi makam ve menfaatlerine feda eden ve yurdumuzun, tabii zenginliklerini kapitalist gavurlara peşkeş çekmek isteyen sahte kahramanların maskeleri düşmüş, hainlerin sinsi suratları ortaya çıkmıştır.
Milli menfaatlerimizi şahsi makamları uğruna satan ve geleceğimizi karartan bu sağcı ve solcu taklitçileri tarih ve toplum affetmeyecektir.
YAŞASIN, "YENİDEN BÜYÜK ÜLKE, YENİDEN LİDER ÜLKE" OLMA KAVGASINI VEREN, MÜSLÜMAN VE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE!
Ahmet Akgül
Elazığ Akıncılar Derneği Reisi
1978 (Hilal Matbaası-Tlf.: 3120-Elazığ)
HAKK'A DÖN! HAYRA ULAŞ!
Muhterem Müslümanlar ve aziz vatandaşlar!
İçte ve dışta büyük tehlikeler bizi tehdit etmekte, pek çetin musibetler etrafımızı sarmış bulunmaktadır. Bir yandan ortalığı kasıp kavuran ANARŞİ, bir yandan artan açlık ve pahalılık yüzünden, hayatımız ve istikbalimiz kararmıştır. AHLAKSIZLIĞIN her türlüsü bulaşıcı bir hastalık gibi yayılmaktadır. Can, mal ve namus emniyeti, din ve düşünce hürriyeti kısıtlanmıştır. Herkes geleceğe korku ve kuşku ile bakmaktadır. Evde, işyerinde, okulda, cadde ve pazarda huzur ve emniyet kalmamıştır.
Bütün bu musibetlerin gerçek sebepleri üzerinde durulmadığından ve hastalığa isabetli bir teşhis konulamadığından, alınan tedbirler, veremli bir hastanın deri yüzüne vurmuş kızartılarına merhem sürmek gibi, hastalığı ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Cenab-ı Hak :
– "Size gelen bütün musibetler ellerinizle kazandığınız -günahlar- yüzündendir." (Eş-Şura: 30) buyurmaktadır. Evet maddi ve manevi bütün bela ve musibetler Allah'ın emirlerine karşı çıkmamız, nefislerimizin çirkin arzularına kapılıp İSLAM AHLAKINDAN uzaklaşmamız sebebiyledir. Aile hayatımızda, iş ve ticaret hususunda, ibadet ve sosyal adalet sahasında Kur'an'ın ve Resulüllahın (SAV) emirleri demek olan İSLAM kurallarına baş kaldırdık. Yani bir nevi Allah'a ve peygamberine savaş açtık. Şuursuz ve göstermelik, adet haline getirilen bazı ibadetlerin dışında; şahsi, ailevi içtimai ve siyasi hayatımızda İSLAMİ ahlak ve adaletten eser bırakmadık. Bu yüzdendir ki cemiyetimizde huzur ve saadet, ülkemizde HAK ve ADALET kalmadı.
Bütün bu günahlarımızdan, azgınlık ve taşkınlıklarımızdan ve DİNİMİZE aykırı davranışlarımızdan TÖVBE edip yüzümüzü Allah'a c.c. döndüğümüz gün… Bütün insanlığın hatırına ve İSLAM'ın kurallarıyla zulme karşı mücadele edenlerle omuz omuza verdiğimiz gün; Rahmet kapıları yeniden açılacak, dünyamız rahata ve refaha kavuştuğu gibi, ahiretimiz ve ebedi hayatımız da kurtulmuş olacaktır.
Aksi halde dünyada rezil ve perişan olduğumuz gibi, Ahiretimiz ve ebedi saadetimiz de elimizden çıkacaktır.
"-İman edenlerin Allah'ın zikrine ve inen Kur'an'a karşı kalplerinin saygıyla yumuşayacağı- günahlardan vazgeçip Allah'a dönecekleri- vakit halâ gelmedi mi?" (El-Hadid: 16)
Haydi!… Hep birlikte SAADET ve SELAMETE ERMEK İSTİYORSAK, İman kardeşliğine ve insan eşitliğine dayanan Milli Görüş mesajına kulak verelim!
Ahmet Akgül
İlim Yayma Cemiyeti 2. Başkanı -1979
Not: Bu bildirilerin aslı ve orijinal nüshaları elimizdedir.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Milli Görüş ile Milli Çözüm’ün Manevi rezonansı yani frekans uyumu! Milli Çözüm; Yeni Dünya Düzeni‘nin…
Ya Rabbi; şirk ve şekavet bataklığından ellerimizi tutup Hidayete erdirdin, Hakk'a tâbi olmayı, Aziz Erbakan…
SÖYLENMESİ GEREKEN SÖYLENMİŞ, BAŞKA SÖZE GEREK VAR MI? Hakikat bu, halâ inanmayacak mısın?!. Kim bilir,…
Türkiye dört bir koldan kuşatılmıştır. Ortadoğu bölgesi, on yıllardır büyük bir katliam ve kaos ortamı…
Bazılarımızın durumu şuna benzemektedir: “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Hakke’l-Yakin iman; şartsız sadakati…
ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ..
HÜNER; HAKK’A KUL OLMAKMIŞ!.. Bu hayat ki, imtihandır Dünya fani, bir cihandır İki kapılı…
Batılı ülkeler dahi ABD’nin hukuksuz savaşlarına mesafe koyarken, Türkiye’nin NATO karargâhlarıyla "koçbaşı" yapılmak istenmesi ve…
Mustafa Kemal'in “Ey Türk Gençliği! İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali…
Makale; olaylar ve kavramlar arasında örüntü kurarak tam bir bilimsel yöntemle ve yenikikçi bir bakış…