Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün264
mod_vvisit_counterDün3898
mod_vvisit_counterBu Hafta25462
mod_vvisit_counterGeçen hafta32296
mod_vvisit_counterBu Ay13681
mod_vvisit_counterGeçen Ay205231
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15057965

IP'niz: 18.232.51.69
Bugün: 04 Nis 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11534390

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam
Reklam

AB Sorumlusu Sayın Günter Verheugen'e Açık Mektup

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Sayın Günter Verheugen!

Türkiye'ye geldiniz ve çok memnun bir şekilde ayrıldınız! Dört konuda Türk yöneticilere hatırlatma yaptınız. Doğu'nun geri olduğu, azınlıkların dinî haklarına riayet edilmediği, Kıbrıs yönetiminin gümrük birliği içinde davranması gerektiği ve en önemlisi zina cezasının ülkeye gelmemesini önerdiniz.

Sayın Ekselansları!

Bir olay hakkında hüküm vermeden önce mahkûm ettiğiniz kimselere savunma hakkını vermelisiniz. Askeri dikta anlayışı ile karar vermeniz bize değil, Avrupa Birliği'ne zarar verir.

Sayın Günter Verheugen!

 

Geri kalmış olan yalnız Güneydoğu değildir. Tüm Anadolu geri bırakılmıştır. Bunun sebebi şudur. Türkiye ekonomisinin yüzde doksanını sayıları yüzde bir olan azınlıklar ellerinde tutmaktadırlar. İslâm'ın adil mülkiyet anlayışı bunların elinden bu tekelini almamaktadır. Bunlar da İstanbul'da toplanmışlardır. Bunlar işyerlerini İstanbul ve İzmir'de açtıkları için halk İstanbul ve İzmir'e göç etmiştir. Devletin yaptığı yatırımlar bile boşa gitmiştir. Anadolu'ya kredi veren (54. Erbakan Hükümeti gibi) iktidarlar CIA'nın oyunları ile alaşağı edilmiştir. O halde yapacağınız ilk tavsiye CIA'nın Türkiye'den elini çekmesi olmalıdır. Türkiye'de müdahaleyi askerler yapmakta, ancak CIA askerleri müdahaleye zorlamaktadır. Türkiye Güneydoğu'ya 200 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. Borçlanmış, yememiş, içmemiş ve oraları mamur etmiştir. Ne var ki yerli halka bir şey kazandırmamış, azınlık sermayesi bu yatırımlardan yararlanma yoluna girmiştir. Halk yine işsiz ve güçsüz olarak İstanbul ve İzmir'lerde sürünmekte; yine mutlu azınlıklar tarafından sömürülmektedir. Zaten her tekel sömürür. Bu sermaye tekelinin tabii neticesidir. Başka bir önemli husus da, iyi biliniz ki Kürtlerle Türkler arasında herhangi bir çekişme yoktur. Biz kardeşiz ve birbirimizi ayırmayız. MİT ile işbirliği yapan CIA PKK'yı oluşturmuş ve Kürtleri değil, bulduğu işsiz güçsüz insanları organize ederek Türkiye'ye yirmi yıldır kan kusturmuştur. Bunun sorumlusu biz değil, onları destekleyen sizsiniz. Kendinizin özür dilemesi gerekir. Ülkelerinize gelen her Güneydoğuluyu mülteci kabul ettiniz. Güneydoğulu olmayanlar da Güneydoğudan pasaport alarak size iltica ettiler. Sadece Türkiye'de onları aç bırakmadınız, Avrupa'ya ilticaya zorladınız. Arkasından da bizi suçlu çıkardınız. Sayın Günter Verheugen! İyi bilin ki Allah vardır ve O zulmü asla tasvip etmez.

Sayın Günter Verheugen!

Biz bin yıl Hıristiyanlarla birlikte yaşadık. Hiçbir sorunumuz olmadı. Onların ne dinerline ne de ekonomilerine karıştık. Onları askere almadık. Ağır vergilerin altında ezmeye kalmadık. Sonra sizin kışkırtmalarınızla onlar bize karşı katliama ve soykırıma kalkıştılar. Müslümanları camilere doldurup yakmaya başladılar. Biz de mecburen savaştık ve zafer kazandık. Ama onları katletmedik, mübadele yoluyla onları kendi dindaşları ile birleştirdik, yani zorunlu göçü uyguladık. Savaşın hangi galibi böyle bir lütufta bulunur? Onların maddî zararları, kendi isyanlarının cezasıdır. Bu arada aynı şekilde Müslümanlar da cezalandırıldılar. Burada bizim bir kusurumuz yoktur. Fırsat ele geçti diye Türk halkını katliamdan geçirmeye başlayanlar Hıristiyanlarındır. Bununla beraber İstanbul'u barışla aldığımız için orada yaşayanları zorunlu tehcire tâbi tutmadık. Hâlen ekonomimizin %90'ı onların elindedir. Halkımız onarın yüzünden açlıktan kıvranmaktadır. Onların ibadetlerine karışmadık, dillerine karışmadık, kiliselerini yıkmadık. Ama siz bize ateist düzeni empoze ettiğiniz için Müslümanların tekkelerini yıktık, medreselerini kapattık. Hâlâ Müslümanların Kur'an kursları, İmam Hatip okulları sıkıntılı. Düşünün ki Almanya'da İncil okumak yasaklanmış... Lâiklik gereği böyle yapılmış... Halkınız bunu nasıl karşılar? Sizin bunları söylemeniz gerekirken, hâlâ azınlıkların dinî haklarının olmadığı iddia ediliyor! Müslümanların vakıfları ne oldu? Müslümanların tekkeleri ne oldu? Müslümanların medreseleri ne oldu? Siz Türkiye'yi alıp Hıristiyanlaştırmak isteyebilirsiniz. Bunun için sizce Hıristiyanlar dokunulmaz, Müslümanlar soykırıma lâyık görülebilir. Ancak, iyi bilin ki bunu başaramayacaksınız. AK Parti'ye bunları kabul ettirebilirsiniz, Cumhurbaşkanına kabul ettirebilirsiniz; hattâ orduya bile kabul ettirebilirsiniz. Ama başaramayacaksınız. Çünkü Allah vardır, O kendi nûrunu mutlaka tamamlayacak ve payidar kılacaktır. Bizim Hıristiyanlarla bir sorunumuz yoktur. Siz zaten bir Hıristiyan olarak bunları yapmıyorsunuz, Hıristiyanlığı sömürü aracı olarak kullanıyorsunuz. Adil Düzenciler tüm dinlere İslâm ülkesinde tam serbestlik vermek zorundadır. Zaten İslâm budur. Bizim sorunumuz; sizin herkesi Hıristiyan yaparak Roma benzeri tek din altında insanlığa hâkim olma arzunuzdur.

Sayın Günter Verheugen!

Kıbrıs konusu bir sorun değildir. Siz baştan hukuk dışı davrandınız. Size göre sorunu olan ülkeyi içinize aldınız. Zaten bizi de sömürmek için Gümrük Birliği'ne almışdınız. Ekonomimizi çökerttiniz. O zaman Türkiye'nin borcu 70 milyar dolardı. Türkiye tarım döneminden sanayi dönemine geçti; 70 milyar dolar borçlandı. Ondan sonra hiçbir şey yapılmadı ama; şimdi Türkiye'nin 200 milyar dolar dış borcu vardır! Gümrük Birliği sayesinde Türkiye'yi mahvettiniz. Şimdi de bizim paramızla Güney Kıbrıs'ı zengin edeceksiniz. Kuzey Kıbrıs lehinize oy kullandı, cezalandırdınız; Güney Kıbrıs aleyhinize oy kullandı, Türkiye eliyle zengin ediyorsunuz! Tekrar ediyorum: Allah vardır. Zalim olanların cezasını O verecektir. Güney Kıbrıs Kuzey Kıbrıs'ı tanısın ve siyasi münasebetleri kursun; biz de Güney Kıbrıs'ı tanıyalım. Ancak tanımak istemiyor, çünkü yutacak! Bu sizin yaptığınız yalnız zulüm değil, aynı zamanda saygısızlıktır. AK Parti de sizinle birlikte gark olup gidecektir.

Sayın Günter Verheugen!

Gelelim zina konusuna. Getirilen Ceza Kanunu AB'yi memnun etme amacındadır. Türkiye'yi anarşiye ve ahlâksızlığa sürükleyecek durumdadır. Çıkmasını istemiyoruz. Bunu desteklediğiniz ve bu vesileyle gerçek yüzünüzü gösterdiğiniz için biz Allah'a hamd ediyoruz. Ancak, siz zina yasağını kaldırdınız da ne haldesiniz? Her yıl nüfusunuz azalıyor. Varlığınızı sürdürmek için Türkiye'den ve diğer ülkelerden işçi ithal ederek yaşıyorsunuz. Bunun anlamı nedir? Bir asır sonra Almanya yabancılarla dolacak, iki asır sonra Alman ırkı kendi ülkesinde, azalıp azınlık konumuna düşecektir, kendi kendinize intihar ediyorsunuz. İdam cezasını kaldırıyorsunuz, böylece katilleri üretiyor ve koruyorsunuz. Fuhşu serbest bırakıp aile müessesesini yıkıyorsunuz, AIDS gibi en tehlikeli hastalıkları dünyaya musallat ediyorsunuz. Siz zannediyorsunuz ki, bu fuhuş devam edecek, biz fuhuştan doğan hastalıklara çare bulacağız ve yaşayacağız! Oysa bundan bir asır evvel AIDS yoktu, zührevi hastalık vardı, frengi vardı. Frengiye çare buldunuz ama Allah AIDS'ı yani, daha beterini getirdi. Şimdi de AIDS'e çare arıyorsunuz. Çare bulduğunuzda Allah daha beterini size musallat edecektir. Allah'la savaşmaktan vazgeçin, O'nu yenemezsiniz. O vardır ve O sizin inkârınızla yok olmaz. Allah'ı nasıl yok edeceksiniz?!.[1]

Siyonist merkezlerin, sinsi ve sistemli tahribatlarına taşeronluk yaptığınızı artık fark edip kendinize geliniz. Allahsızlık ve ahlaksızlık la, Avrupa'yı felakete sürüklemektesiniz.

Sayın Günter Verheugen!

Bize tepeden bakıp, ders ve akıl vermekten de vazgeçiniz. Sorunlarımızı ve çözüm yollarını, birlikte araştırıp tartışarak halletmeliyiz.

Eğer sizin projeleriniz iyi ise biz onu destekleriz. Şayet bizim önerilerimiz ve çarelerimiz daha ilmi ise, siz onları kabul edin



[1] Milli Gazete / 24 Eylül 2004 / Süleyman Karagülle - Yüksek Elektrik Mühendisi.


Bu yazarin diger makaleleri

ASRISAADETTEN GÜNÜMÜZE YAHUDİLİK VE MASONLUK
  Bir kısım Yahudilerin "her şeye sahip olma, bütün insanları...
Devami
ÖZLEDİM
  Kafeslerde tutsak, bülbül masalı... Aman canlar, ben gülümü özledim!... Karada çırpınan...
Devami
MEMURA DİSİPLİN AFFI VE YOZLAŞMANIN FATURASI
  Şubat'ın sonu ve Mart ayının başında "Memura sicil affı,...
Devami
SİYONİZM VE B.M.
  Birleşmiş Milletler dedikleri: 1- Önce İslam'ın temsilcisi ve dünyanın dengesi olan...
Devami
YOLCUYUZ BE DOSTLAR!
Okul sonrası yoksa, Okula gitmenin manası ve maksadı da kalmayacaktı!. Otobüsten inilmeyecekse,...
Devami
ORDUMUZ ÜZERİNDEKİ OYUNLAR!
  Bir devleti çökertmenin ve dış güçlerin çömezi haline getirmenin en...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5207

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR