Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün5804
mod_vvisit_counterDün4509
mod_vvisit_counterBu Hafta31527
mod_vvisit_counterGeçen hafta32128
mod_vvisit_counterBu Ay23730
mod_vvisit_counterGeçen Ay205231
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15068014

IP'niz: 3.234.244.18
Bugün: 05 Nis 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11537200

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam
Reklam

TOPAL ÖRDEK BUSH'U GUANTANAMO HAPİSHANESİNE GARDİYAN YAPSINLAR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Amerikalı radikal Siyonist Yahudi kesimler bile, barbar Bush'a ateş püskürüyor!

Independent yazarı Johann Hari:

Bush'un tek başarısı, İran'ın gücünü artırmak oldu

Independent yazarı Johann Hari, "Bush'un Ortadoğu'daki tek başarısı İran'ın gücünü artırmak oldu"diyor, "Bush, Ayetullahların iki büyük stratejik düşmanı Saddam Hüseyin'le Taliban'ı devirdi ve petrolün varilini 100 dolara çıkararak İran'ın güçlenmesine katkıda bulundu."



"Bush, bu hafta Riyad'da Suudi Kraliyet ailesinin misafiri olacak. Bush, onların ellerini tutarak, kulaklarına dostluk ve sevgi sözcükleri fısıldayacak. Neden? Çünkü dünyanın en büyük petrol kaynaklarının üzerinde oturuyorlar."  Independent, Afganistan'daki Amerikan ve İngiliz güçleri arasında, Taliban'la mücadele yöntemleri konusunda ciddi görüş ayrılıklarının belirdiğini aktarıyor, "Afganistan'daki en kıdemli ikinci askeri yetkili olan Tümgeneral Robert Cone, İngiltere'nin Taliban'ı yenilgiye uğratmak için yerel milisleri silahlandırma planına tepki gösterdi.

Cone, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın geçen ay gündeme getirdiği bu plan için ‘Tek çözüm iyi eğitilmiş, iyi yönetilen bir polis gücüdür' dedi.  Bazı gözlemciler, köylülere silah verilmesinin, Birleşmiş Milletler'in ülkedeki yasa dışı milisleri silahsızlandırmak için yıllardır sürdürdüğü çabaları baltalayacağına dikkat çekiyorlar."

Bush baskıcı rejimlere dolaylı destek veriyor

Financial Times gazetesi de, Bush'un Körfez ülkelerinde demokrasi ve özgürlüklerin ilerletilmesi çağrısında bulunmasına karşın, Birleşik Arap Emirlikleri'ni ‘Örnek Müslüman ülke' olarak nitelediğini aktarıyor.  Gazete, aynı konuyla ilgili bir değerlendirme yazısında ise Bush'un bölgedeki baskıcı rejimlere destek verdiğini savunuyor, "Bush, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa'yı halkına demokrasi yoluyla umut veren bir lider olarak tanımladı. Bush bunu beş-altı yıl önce söyleseydi Bahreynliler belki onunla hemfikir olabilirdi. Zira Kral, 1999'da tahta çıkar çıkmaz, siyasi tutukluları serbest bıraktı, yeni bir anayasa hazırlattı, parlamentoyu yeniden yapılandırdı ve iki seçim yaptırdı. Ancak Bahreynliler, hala Aralık ayındaki bir gösteride bir protestocunun ölümünün şokunu yaşıyor."

"Bazıları, göstericinin ölümünden güvenlik güçlerini sorumlu tutuyor. Bu olayı izleyen gösterilerde gözaltına alınan 20 kişi hala hapiste. Bu kişilerden bazılarının işkence gördükleri ve avukatlarıyla görüştürülmedikleri belirtiliyor."

"Bölgedeki reform yanlıları, Bush'un Orta Doğu'ya demokrasi getirme vaadinden geri adım atarak, baskıcı rejimleri güçlendirdiğini, reform hareketlerini de zayıflattığını söylüyorlar."

İsrail'in terör elebaşıları ise: Bush'a ağız ve gönül dolusu şükran sunuyor!

Şimon Peres de Davos'ta sadece ayetleri değil düşmanlıkları bertaraf için tarihi de askıya almak gereğini savunmuştu, ‘Tarihi de ortadan kaldıralım' diyordu ama tarihten önce Irak'ı tarih hâline getirdiler ve ortadan kaldırdılar.

Bush'un Ortadoğu gezisi geride bazı tortular bıraktı. Şüphesiz ziyareti ‘aşırı Yahudileri' çok sevindirdi. Onlar da bunu gizleme gereği duymadılar. Zaman gazetesinin başlığında olduğu gibi İsrail'de Bush'u baş hahamlar karşıladı. Sadece karşılamakla kalmadılar içten şükranlarını arz ettiler. "Mademki, Irak'ı bizim için dümdüz ettin, bizden de derin bir şükranı hak ettin' şeklinde görüşlerini ifade ettiler...

İsrailli Yahudi hahambaşları Irak'ı dümdüz ettiği için Bush'a şükranlarını arz ederken kendinden menkul Bektaşi bilgesi İlhan Selçuk da aynı günlerde Kur'ân'ın Yahudilere nasıl baktığını yazdı. ‘Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez' gibi bazı ayetleri alt alta sıralayarak güya Kur'ân'ı Kerim'in Yahudilere bakışını nazara veriyor. Ondan sonra da düşmanlıkları ortadan kaldırmak için cumhuriyet idaresinin kimi ayetleri bu sebeple zorunlu olarak askıya aldığını yazıyor. Şimon Peres de Davos'ta sadece ayetleri değil düşmanlıkları bertaraf için tarihi de askıya almak gereğini savunmuştu, ‘Tarihi de ortadan kaldıralım' diyordu ama tarihten önce Irak'ı tarih hâline getirdiler ve ortadan kaldırdılar. Bir de Hahambaşı, Şimon Peres'in huzurunda bunun için Bush'a utanmadan şükranlarını arz ediyor. Acaba bu şükran ifadesi İlhan Selçuk gibiler için bir şeyler çağrıştırıyor mu? Bilinmez! Bir de bu şükran meselesine Yahudilerle diyalog zaviyesinden de bakılmalı.

Ama aşırı ve çılgın Yahudiler dışında barışı ve buna bağlı olarak İsrail'in geleceğini tehlikeye attığından dolayı Bush'a ateş püskürenler kıyasıya eleştirenler de var. Afganistan ve Irak savaşını gereksiz görenler aynı zamanda 2006 yılında Lübnan Savaşı'nın Bush'un İsrail'e yeşil ışık yakmasıyla gerçekleştiğini hatırlamıyorlar. Yine Hamas hükümetine yönelik ambargo ve Gazze halkının açlığa mahkûm edilmesi de Bush'un etki alanının dışında değil.

Yine kimi İsrailli yazarlara göre, Bush'un hedeflerinden birisi de -gerçekleştirilebilse- Beşşar Esad rejiminin devrilmesi. Bu tek taraflılığının bir sonucu olarak Bush'un Ortadoğu'daki tesiri yok mesabesine inmiştir...[1]

Gül'ün ABD gezisi ne anlama geliyor?

Peki "al gülüm ver gülüm" prensibi çerçevesinde PKK için Türkiye'ye istihbarat veren ABD, Türkiye'den ne istiyor? Bu sorunun basit ve basmakalıp cevabı şudur:

"ABD'nin Ortadoğu'daki çıkarlarının korunmasına katkıda bulunmak."

Başkan Bush, iktidarda son yılını yaşamaktadır. Önünde de somut iki konu var:

1) İktidar dönemi bitmeden İran meselesini halletmek istemektedir...

2) ... Bu yılın sonunda yapılacak Başkanlık seçimlerinde muhaliflerin elindeki en büyük koz zaten Irak Savaşı'dır. Veri koşullar altında ABD bu yıl Irak'tan peyderpey asker çekecektir. ABD, Irak'ın önemli bir bölümünü, özellikle Kuzey Irak'ı Türkiye'ye emanet etmek istemektedir.

Bunun için de Türkiye'nin bazı somut adımlar atması gerekmektedir.

a) ...Talabani'nin misafir edilmesi, Kuzey Irak (Barzani) ile doğrudan temas kurulması isteniyor.

b) Kuzey Irak'taki Kürtlere hamilik yapmak için de içeride kendi Kürtlerimiz ile kucaklaşmamız gerekiyor...

c) Türkiye, DTP'yi hazmedebilsin ki ABD, PKK'ya "siyaseti TBMM'de yap" diyebilsin.[2]

İsrail ve ABD İslam ülkelerini, İran'a karşı cepheye koymaya çabalıyor

Irak'tan sonra şimdi İran'a demokrasi getiriliyor?!

ABD Başkanı Bush, görev süresinin son yılında yaptığı 9 günlük Ortadoğu gezisinde, İran'a karşı bir ‘düşman cephesi' oluşturma hedefi için İslâm ülkelerine büyük baskı yapıyor. Bush, Ortadoğu gezisinde, İsrail'in dışında bütün Arap ülkelerini bu cepheye destek olması için çabalıyor.

ABD Başkanı Bush'un görev süresinin son yılında yaptığı 9 günlük Ortadoğu gezisinde, İran'a karşı bir ‘düşman cephesi' oluşturma hedefi için İslam ülkelerine büyük baskı yapıyor. Bush Ortadoğu gezisinde, İsrail'in dışında bütün Arap ülkelerini bu cepheye destek olması için çabalıyor. Bu amaçla İran gazının kesilmesi bile bahane edilerek, Türkiye'de İran aleyhine kamuoyu baskısı oluşturulmaya çalışılıyor. Hâlbuki İran doğalgazın kesilmesinin ana nedeni, Türkmenistan'ın bu ülkeye verdiği doğalgazı 1 Ocak tarihi itibariyle tamamen kesmesi.

İran'a yönelik bir müdahale için İsrail ve ABD'nin kötü emelleri bir türlü bitmek bilmiyor. 9 günlük Ortadoğu gezisinin de ana gündemi, ABD'nin zulüm ve haksızlıklarına karşı bugüne kadar itiraz eden tek güç olan İran oldu. Ziyaretine 3 günlük İsrail gezisi ile başlayan Bush, gittiği bütün Arap ülkelerinin liderine İran için çemberi daraltmasını istiyor. Bugüne kadar, İsrail, Filistin, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Dubai'ye giden Bush, Suudi Arabistan ve Mısır'ı da ziyaret edecek. Ortadoğu gezisinden önce Abdullah Gül'ü Beyaz Saray'da ağırlayan Bush, Gül ile peşpeşe Mısır'a gidecek. Art arda gerçekleşecek ziyaretin zamanlaması oldukça dikkat çekiyor. Gittiği İslam ülkelerinde hem liderlere ve halklarına hem de tüm dünyaya tehdit dolu mesajlar veren Başkan Bush, İran'ın dünya güvenliğin tehdit ettiğini savunarak, "Amerika Birleşik Devletleri ve Arap müttefikleri, çok geç olmadan bu tehlikeye karşı çıkmak için bir araya gelmeli" dedi.

Birleşik Arap Emirliklerinde tehdidin dozunu kaçıran Bush,  İran halkına ayaklanma çağrısı yaparak, "Şu andaki rejimden daha iyi şartlarda yaşamanızı sağlayacak alternatifler var" diye konuştu. Bush, İran halkına seslenerek, "Sizin isteklerinizi dinleyen, yeteneklerinize saygı gösteren ve aileleriniz için daha iyi bir hayat kurmanızı sağlayabilen bir rejim altında yaşama hakkınız var" dedi.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert de, İran'a yönelik tehditlerini sürdürüyor. Olmert, "Amerikan ulusal istihbaratı, raporlarında ne yazmış olursa olsun İran'ın bir tehdit oluşturduğunu ve oluşturmaya da devam edeceğini" belirterek, "Bu tehdidi ortadan kaldırmak için çalışmamız gerekiyor" dedi.

Irak'ta da kabul etmemişlerdi

El Kaideye destek ve kitle imha silahları bulunduğu gerekçesiyle işgal edilen Irak'ta ise, BM ile Saddam yönetimi de anlaşmıştı. BM Silah denetçileri saraylar dâhil her yeri didik didik aramış ama bir şey bulamamışlardı. Irak'ta, nükleer, biyolojik ve kimyasal silah arayan yabancı diplomatlar eşliğinde Hans Blix ve ekibi, tüm zorlama ve Bush yönetiminin baskılarına karşın tek bir kanıt bile bulamadılar. Irak'ta istediği gibi at koşturan Blix ve ekibi Amerikan-İngiliz iddialarına kanıt olabilecek bir veri bulamasalar da, raporda Irak'a yönelik suçlamaları savaş kundakçıları tarafından Irak'a saldırmak için yeterli bir kanıt olarak değerlendirildi. Ve Irak işgal edildi. Aynı oyun şimdi İran içinde oynanmak istiyor.

Aynı oyun yine devreye sokuluyor

Uzun süredir krize dönüştürülmeye çalışılan İran nükleer faaliyetleri konusunda, ABD'nin istihbarat kuruşlularının olumlu raporlarının ardından Uluslararası ATOM enerjisi kurumu da İran ile işbirliğinde anlaştı.  İran Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı Muhammed Saidi, geçmişteki nükleer faaliyetleriyle ilgili kalan soruları 4 hafta içinde yanıtlamayı kabul ettiğini doğruladı. El Baradei, İran'ı, nükleer dosyasıyla ilgili konularda daha hızlı işbirliği yapmaya ikna etmeye çalışmak ve Batı'nın nükleer silah yaptığından kuşkulandığı nükleer faaliyetlerini açıklığa kavuşturmak üzere gittiği Tahran'da, 2 gün boyunca İranlı liderlerle görüşmüştü. UAEK Başkanı Muhammed El Baradei'nin sözcüsü Melissa Fleming, Baradei'nin, 2 gün süren Tahran ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada, İranlı liderlerin bu yanıtları 4 hafta içinde vermeyi kabul ettiklerini ve El Baradei'ye İran'ın yeni nesil santrifüjleriyle ilgili yeni bilgilerin verildiğini de kaydetti.

Hürmüz yalanı uyduruluyor

Öte yandan Bush'un Ortadoğu gezisi sırasında Hürmüz Boğazı'ndaki küçük bir olay, çıkacak büyük yangın için bir kıvılcım olarak kullanılmak istendi.  CNN televizyonunun haberine göre, İran Devrim Muhafızları'na ait 5 tekne, Hürmüz Boğazı'nda Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne ait 3 gemiyi taciz etti Amerikalı yetkililer, İran teknelerinin, ABD gemilerinin 200 metre yakınına kadar yaklaştığını ve telsizle tehditte bulunduğunu ileri sürdü.  Ancak İran'dan ABD'nin iddialarına olayın görüntüleriyle birlikte yalanlama geldi. İranlı yetkililer, ABD'nin iddia ettiği gibi "Üzerinize gelip sizi patlatacağız" tehditleri olmadığını, restleşme yaşanmadığını, kendi askerlerinin ABD'lilere kimlik sorduğunu ve olayın sorunsuz bittiğini söyledi.

Gazda İran aleyhtarlığı pompalanıyor!

Türkiye kamuoyunda; doğalgazın kesilmesi İran aleyhtarlığına dönüştürülmeye çalışılıyor. En önemlisi gazın kesilme nedeni, Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerden kaynaklanmıyor. İran soğuk kış şartları nedeniyle gazı 6 Ocak'ta kesti. Ancak kamuoyuna aktarılmayan ve gazın kesilmesinin asıl nedeni, Türkmenistan'ın yılbaşından itibaren vanaları kapaması. Türkmenbaşı'nın ölümüyle değişen ülke için dengelere bağlı olarak, İran'a ihraç ettiği doğalgaz fiyatını arttırmak amacıyla gaz ihracatı tamamen kesildi. Öte yandan İran, tarihinin en soğuk kışını yaşıyor. Soğuk kış şartları ve don nedeniyle, ülkedeki ölü sayısı 20'ye ulaştı.

Bush emekli olduktan sonra Guantamo'ya başgardiyan olması yakışıyor!

Suavi Kemal'in tespitleriyle: Guantanamo'daki zulmün altıncı yılı

Dünyada zulmün işlendiği tek yer Guantanamo değil elbette. O kadar uzağa gitmeye gerek yok. Ancak zulmün olduğu her yerde Guantanamo'dan da bir parça var. Bu anlamda 11 Eylül sonrası İslam=terör, Müslüman=terörist denklemi kurulmasının ne menem hukuk, adalet ve insaf dışı bir aklın, zihnin ürünü olduğunu anlamanın sembolü oldu Guantanamo.

Fidel Castro'nun "Küba'nın kalbindeki hançer" olarak tanımladığı Guantanamo, 1902 yılından beri ABD kontrolünde. 1898 yılında, Kübalı vatanseverler ispanya'dan bağımsızlıklarını almak için 30 yıldır mücadele etmekteydi. İspanyol sömürgeciler mağlup olmak üzereyken ABD adayı işgal etmeye karar verdi. ABD'de adadan çekilmek için kendilerine iki deniz üssü verilmesini şart koştu. Ancak bu üslerden biri kuruldu: Guantanamo. Küba'da Castro'nun başa geçtiği tarihten itibaren Guantanamo, ABD'nin düzenlediği Castro karşıtı fitnelerin merkezi oldu. 2002'den beri ABD'nin ne savaş suçlusu ne de adi suçlu olarak tanımladığı, adil olmayan bir yargı hakkını bile çok gördüğü Müslümanlara işkence merkezi olarak kullandığı üs, ABD'nin ihraç ettiği özgürlük ve demokrasinin de nasıl bir zihniyet tarafından üretildiğini, asıl anlamının ne olduğunu ortaya koyuyor. Bu insanlar "savaş suçlusu" olarak kabul edilse Cenevre Sözleşmesine göre bazı haklara sahip olacaklardı. Adi suçlu kabul edilse ABD kanunlarına göre yargılanmaları gerekecekti. Oysa ABD, bu kişileri insan olarak kabul etmemeye öylesine azmetmiş olmalı ki Guantanamo'yu kullandı.

Uluslararası Af Örgütü'nün verilerine göre Guantanamo'da şimdiye kadar toplam 800 kişi alıkoyuldu, şu anda yaklaşık 300 kişi özgürlüğünden alıkoyuluyor. Şu an Guantanamo'da alıkoyulan 300 kişiden en az dördü çocuk. Birçok Guantanamo mazlumunun dosyalarına "intihar etti" ibaresi düşüldü. Irak'ta Ebu Garip cezaevinde yaşananların fotoğraflarını gören kaç kişi bu beyana inanabilir? Kaldı ki yine geçtiğimiz günlerde ABD ordusu, Irak'ta 2003'teki Ebu Garib Cezaevi skandalı yüzünden askeri mahkemece suçlanan tek Amerikalı subay Yarbay Steven Jordan'ı aklayarak ABD'nin konuyla ilgili tavrını da net bir şekilde ortaya koymuş olmadı mı?

Üstelik Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yayımlanan belgelerde de Guantanamo üssündeki tutukevinde bulunan esirlere kötü muamele yapıldığı vurgulandı. FBI, 2004 yılında, Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'ya 2001'den beri sevk edilen yaklaşık 500 kadar ajanına bir anket gönderdiği ve bu ankette, Guantanamo'dayken buradaki esirlere kötü muamele yapıldığını görüp, görmediklerinin sormuş. Çok gizli olan ama basına sızan bu anketteki soruya 26 ajan olumlu yanıt vermiş.

Guantanamo, Dünyanın zulme karşı sessiz kalışının bir işareti aynı zamanda. Daha da fenası şu ki Türkiye bu sessizlik paydasının dışında durmuyor. Pek çok ülkede protestolar var ama yetersiz. Mesela Mazlum Der İstanbul Şube Başkanı Ramazan Beyhan: Hapishanedeki çok sayıda tutuklu dayanamayarak intihar girişiminde bulunmuş bazıları hücrelerinde ölü bulunmuştur. Birleşmiş Milletler burada yaşananları insan hakları skandalı olarak nitelendirmesine rağmen etkili sayılacak hiçbir tepki göstermemiştir. Guantanamo'ya yapılan sevkıyatlarda İncirlik'in merkez üssü olarak kullanılması da ülkemiz adına büyük bir ayıptır" diyor.

Gunatanamo'do zulmün altıncı yılı. Seneye bu yazıdaki "altıncı" kelimesini kaldırıp, yerine "yedinci" yazarak, imza atabileceğimiz bir dünyada yaşıyor olacağız gibi bir his var içimde. İnşallah yanılırım."[3]

Bu insani temenniye amin diyoruz. Ve Bush'larla birlikte puştlar döneminin de kapanmasını bekliyoruz.











[1] Mustafa Özcan / Yeni Asya

[2] Cüneyt Ülsever / Hürriyet

[3] 16.01.2008 / Milli gazete


Bu yazarin diger makaleleri

BAYRAM DEĞİL, SEYRAN DEĞİL, KRALİÇE BİZİ, NİYE ÖPMEK İSTEMİŞTİ?
Filistin topraklarında ve İslam coğrafyasının ortasında bir çıban başı olarak İsrail'in banisi...
Devami
Kirli Derin Devlet; SABATAİST CUNTA VE MASON LOCALARIDIR!
Menderes Üç Mason Patronu MİT Başkanı Yaptı! Öyle anlaşılıyor ki, görünüşte...
Devami
MHP, AKP'NİN SUÇ ORTAĞIDIR!
  Abdullah Gül'e, Devlet Bahçeli kıyağı MHP, DTP ve DSP...
Devami
ARTIK VAKİT TAMAMDIR
  İstiklal Savaşı'yla Türkiye zahiri planda, asırların birikimi olan bir...
Devami
NASIL GİDİYOR SA!..
  Şeriata küfür etti Şeytan ile huzur etti Nice yüz bin kusur etti Yine...
Devami
FETULLAH GÜLEN'İN KURTULUŞ YOLU!
  Ali Ünal, zaman Gazetesinde (03.07.2006) "Gayz, kin ve düşmanlık,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3470

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR