Şirket, cemiyet (dernek-parti) ve devlet gibi birimler, bir insanın büyütülmüş şekilleri olarak düşünülebilir.
Tembel, pısırık ve dağınık bir insanın, şahsi ve ailevi hayatında huzursuz olacağı ve onursuz yaşayacağı gibi, aynı korkak ve kararsız psikolojiye sahip şirket ve devletlerin, her bakımdan geri kalacağı ve asla güven ve saygınlığını koruyamayacağı da bir gerçektir.
Ve zaten yeryüzünde iki çeşit devlet varlığı kabul edilmektedir:
1- Bağımsız (Aktif ve etkin) devletler
2- Bağımlı (Reaktif ve edilgen) devletler
1- Bağımsız ve Aktif devletler, başka ülkeleri de etkileyecek ve kendi inandığı ve arzuladığı değerlerin hakim olduğu bir dünyayı şekillendirecek stratejiler hazırlar ve uygularlar. Uzun vadeli ve geniş çerçeveli (evrensel) program ve projeler peşinde olurlar.
2- Bağımlı ve edilgen devletler ise; devamlı ve sadece kendi iç sorunlarıyla boğuşup dururlar. Büyük bildikleri-daha doğrusu gözlerinde büyüttükleri ve büyülendikleri devletlerin himayesi ve himmetiyle yaşabileceklerine inanırlar. Bugün BM'i oluşturan 180 kadar devletin maalesef büyük çoğunluğu bu sınıftandır.
Türkiye ise hem tabii coğrafyası ve dünyanın merkezinde bulunması, hem tarihi mirası ve büyük bir kültür birikimine sahip olması, hem de potansiyel imkanları ve talihli fırsatları bakımından bölgesel ve evrensel politikalar üretmesi ve yürütmesi gerekirken, maalesef bugüne kadar pasif ve pısırık bir tavır izlemiştir.
Ama Milli Görüşle Türkiye yeniden atağa kalkmıştır ve şu geçici ve kısa süreli engelleme gayretleri de sonuçsuz kalacaktır.
Tabi Türkiye'nin daha atak ve etkin politikalar izleyebilmesi için:
a- İnançlı ve istikrarlı bir siyasi iktidara sahip olması,
b- PKK ve Hizbullah gibi terör sorununu çözüme kavuşturması,
c- Ekonomik çıkmazdan ve çaresizlikten kurtulması,
d- Ülkede temel insan hak ve hürriyetlerini ve iç barışı mutlaka sağlaması,
e-Bütün bunlar için de, öncelikle bilgi, birikim ve beceri yönünden örnek ve yüksek bir beynin iş başında bulunması gerekir.
Ve şimdi "Türkiye'nin Ortadoğu'da, Balkanlar' da, Kafkasya'da ve Orta Asya da' ki ve tüm dünyadaki misyonu (tarihî ve tabiî görevi ve konumu) ve dünyadaki yeni vizyonu (görüşü ve bakış açısı) ve sorumluluğu nedir? konusuna gelelim.
TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU:
Tabii ve tarihi şartlar ve önümüze çıkan bazı şanslı imkânlar Türkiye'ye önemli sorumluluklar yüklemektedir.
a-Türkiye, hem Asya ile Avrupa arasında, hem de kalkınmış kuzey yarım küre ile geri kalmış güney yarım küre ortasında, her bakımdan bir köprü başı ve buluşma noktasıdır.
Öyle ise Doğu ülkeleriyle Batı dünyasını, hem siyasî, hem ekonomik, hem de sosyal ve kültürel yönden buluşturmak ve barıştırmak, Türkiye'nin tabii ve tarihi görevi sayılmalıdır.
b- Ve özellikle İslam alemiyle Hıristiyan aleminin arasındaki kırgınlık ve kışkırtmaları, diyalog ve dayanışmaya dönüştürmek ve insani değerler etrafında karşılıklı saygı ve anlayış ortamını gerçekleştirmek de Türkiye'nin şansı ve fırsatıdır.
c- Kafkasya ve Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetler'in her bakımdan kalkınması, buralardaki petrol,doğal gaz gibi madenlerin ve tarımsal potansiyelin, bölge halkının ve insanlığın yararına kullanılması için, Türkiye, Batı ülkeleriyle ortak yatırım ve yardımlaşma konusunda da kilit ülke durumundadır. Ve özellikle iki yüz milyar varil gibi muazzam bir rezerve sahip olduğu anlaşılan Hazar Petrollerini, ABD ve Rusya ittifakını kullanarak ele geçirmek ve sömürmek isteyen Siyonist merkezlere karşı, hem teknolojik yatırımların ve üretimin artırılmasında, hem de Bakü – Ceyhan boru hattıyla bu petrolün Dünya pazarlarına taşınmasında, Türkiye batılı ülkelerle Azerbaycan arasında öncülük ve arabuluculuk yapmak zorundadır.
ç- Türkiye, Rusya'nın da hür dünya ve bölge için bir tehdit ve tehlike unsuru olmaktan çıkarılıp, insanlık aleminin uygar ve uyumlu bir üyesi haline sokulmasında da etkin bir rol üstlenecek konumdadır.
d- Türkiye sadece Avrupa ile Asya'yı, Hıristiyan alemiyle İslam dünyasını değil, müslüman ülkeler arasındaki dağınıklık ve düşmanlığı da ortadan kaldıracak bir ağırlığa ve saygınlığa da mutlaka ulaşmalıdır.
e- Türkiye aynı zamanda, mevcut batı medeniyetinin,akıl ve araştırma yoluyla varılan ve insanlığın yararına olan buluş ve birikimleriyle, kendi ilmi ve ahlakî değerlerimize uygun olarak hazırlanan Adil Bir Dünya Düzeni'nin evrensel barış ve bereket projelerini uygulamak ve Yeni Bir Dünya'yı kurmak şuurunda ve sorumluluğundadır.
f- Bunun için de Türkiye, her şeyden önce geçmiş hükümetlerin gafleti yüzünden, bütün komşularıyla düşmanlık derecesinde sorunları ve sıkıntıları olan bir ülke olmaktan kurtarılmak ve her birisiyle olumlu ve onurlu ilişkiler kurmak zorundadır ve bunu başarmak için de özellikle milli ve yerli bir yönetime, yani Milli Görüş hükümetine ihtiyaç vardır.
Türkiye'nin hem Avrupa hem Asya ülkesi sayılması, hem Karadeniz ülkeleriyle, hem Balkan ülkeleriyle, hem Kafkas ülkeleriyle hem Ortadoğu ülkeleriyle komşuluk münasebetlerinin ve tarihi geçmişinin bulunması, bir yandan da hem İslam ülkeleriyle hem Türkî Cumhuriyetlerle millî ve manevi bağlar içinde olması, elbette çok önemli ve talihli imkânlardır.
g- Türkiye, asırlar öncesi şartların gereği olarak hazırlanmış ve uygulanmış ve tarihi süreç içinde giderek İslam'ın özünden uzaklaşmış ve yozlaşmış katı, kapalı ve klasik bir "Din Devleti" düşüncesinin yanlışlığını açıklayıp, gelişen ve değişen dünya standartlarına ve toplumun bütün ihtiyaçlarına uygun, gerekli ve yeterli çözümler ortaya koyan ve bizzat Hak'tan ve ilimden kaynaklanan ve temel hak ve hürriyetler açısından tüm insanları kucaklayan, yeni bir İslam medeniyeti anlayış ve ümidini yerleştirmek ve yürütmek mecburiyetinde ve makamındadır.
h- Velhasıl, Milli Görüş Medeniyetindeki ve Adil Düzen yönetimindeki Türkiye, ne Avrupa ne Amerika'yla, ne Yunanlılarla ne Ruslarla, ne İran'la ne Araplarla, asla savaşmak ve düşmanca yaşamak hevesine ve hedefine sahip olmayacaktır. Tam aksine her dinden ve düşünceden farklı kavimler ve ülkelerle, karşılıklı anlaşma ve dayanışma içinde olacak, bunu sağlamak üzere de siyasi, iktisadi, askeri ve ahlaki kalkınmaya önem ve öncelik tanıyacaktır.
i- Bunlardan da anlaşılıyor ki Türkiye, bir yandan İslam ülkeleriyle siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel işbirliğine yönelik gerekli girişim ve oluşumlara öncülük ederken, aynı zamanda bu günkü evrensel kuruluşlardaki üyeliğini de sürdürecek, hatta daha aktif ve etkin bir rol üstlenecek,
– Sömürü yerine, her konuda işbirliği ve adil paylaşımın,
– Tahakküm yerine karşılıklı insan haklarına saygılı yaklaşımın,
– Savaş ve saldırı yerine, konuşup uzlaşarak anlaşmanın ve birlikte yaşama şartlarının gerçekleşmesi noktasında ağırlığını koyacak ve saygınlığını kullanacaktır.
Böylece haksızlık ve ahlaksızlık temeli üzerine kurulan Siyonizm'in sömürü saltanatının yıkılmasına ve insanlığın yeniden huzura ve refaha kavuşmasına Türkiye katkıda bulunacak, uydu ve kuyruk değil, lider ve lokomotif bir ülke olacaktır.
Türkiye'nin Bölgesel Sorunları ve Çözüm Yolları:
1- Dini, tarihi ve coğrafi yönden pek çok ortak değerleri paylaştığımız Suriye, Irak ve İran gibi komşularımızla aramızda oluşturulan suni düşmanlıklar kaldırılmalı, sorunlarımız barışçı yollarla çözüme kavuşturulmalıdır.
2- Bu komşu ülkelerle ekonomik kültürel ve askeri işbirliği ve ortak kalkınma ve dayanışma imkanları araştırılmalıdır.
3- Türkiye sadece bu ülkelerle bizim aramızda değil, kendi aralarındaki problemlerin çözümüne de öncülük ve arabuluculuk yapmalıdır.
4- Ortak ve mutlak düşmanlarımız olan Siyonizmin güdümündeki saldırgan devletlere karşı müşterek savunma ve birlikte karşı koyma projeleri hazırlanmalıdır.
5- "Büyük İsrail imparatorluğu" nun kurulması için, Türkiye, Irak, Suriye ve İran'ın parçalanması maksadıyla bölgeye konuşlandırılan ÇEKİÇ GÜÇ, NGO ( ANJO – Gönüllü sivil yardım kuruluşları ) diye bilinen fesat ve hıyanet merkezleri çıkarılmalı, Çoğu Ermeni ve Süryani asıllı kimselerden oluşan ve piyon olarak kullanılan fitne odakları kurutulmalıdır.
6- Ve yine Siyonizm'in bir alt kümesi olarak faaliyet gösteren cinayet ve hıyanet örgütü PKK'ya ve Hizbulah'a karşı birlikte ciddi, etkin ve kesin önlemler alınmalıdır.
7- Öteden beri İsrail ile işbirliği içinde hareket eden ve Türkiye'deki masonik merkezler tarafından devamlı desteklenen Mesut Barzani ile Sorani aşiretinin reisi olan ve ABD tarafından dışlanıp İran'a sığınan Talabani arasındaki ihtilaflarda hakem rolü oynanmalı, hem Kuzey Irak halkının geleceği ve güvenliği garantiye alınmalı, hem de bölgemizde barış ve huzur ortamı sağlanmalıdır.
8- Bölgedeki Petrol, doğal gaz, su ve tarım ürünleri gibi hayati ve stratejik imkanların başka ülkeler tarafından sömürülmesine fırsat tanınmamalı, karşılıklı çıkar dengelerine dayalı, "ortak paylaşma ve pazarlama" şartları oluşturulmalıdır.
9- Bu cümleden olarak Irak-Türkiye Petrol boru hattı mutlaka açılmalı ve sınır ticareti yeniden başlatılmalıdır.
10- Bu komşu ülkelerle sınır ticareti kolaylaştırılmalı ve artırılmalıdır.
11- Dolar ve Mark yerine, bölge ülkeleri aralarında kendi paralarıyla alış-veriş yapmaya biran evvel başlanmalıdır.
Bu önerilerin önemli kısmının Refah-Yol hükümeti tarafından hem de 11 ay gibi kısa bir sürede başlatılmış ve başarılmış olmasına karşılık, daha sonraki hükümetlerin bu hayırlı girişimleri tıkaması ülkemiz için önemli bir kayıptır.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Yine içimizi dışa döken, halimize ayna tutan bir yazımız olmuş, elhamdülillah!İnsan denen mahlûkatın kâinat ile,…
Makalenin içeriği son derece öğüt verici ders verici tefekküre boğucu uyanık olmamızı ve böylesi bir…
Dışına aldanmayın, bozuk içleri Derlenip def ederiz, soysuz hiçleri Kâfirler ürkütemez, Milli güçleri Eba Eyyub,…
Siyonist işbirlikçilerinin, "ABD'nin ırak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün…
Ahmet Hoca haykırır; duyarsız insan Anlamaz duygularım, ayarsız insan Akıl vicdan Kur’an’a, uyarsız insan Sultan…
MİLLİ ÇÖZÜME TAVIR ALANLARA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA! Milli Çözüm; Kutuplaştırılmış toplumları barıştırarak yaşanabilir bir Dünya…
Siyonizm'in İran'a 4 bir yandan saldırdığı ve tüm vekil güçlerini bu yolda kullandığı şu dönemde…
Sivil Savunma = Kuvayı Milliye; yani Halkın Silahlı Gücü.Dünyada ve bölgemizde yaşanan çok tehlikeli olayların…
İnsanlar duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır. İnsanların büyük bir kısmı…
Gerçeğe dönülmediği takdirde batılıların ülkemizi saha savaşı ile değil ekonomik savaşla,daha çok borca sokarak yeraltı…