"Dikkat edin! Sizin en hayırlınızdan sizi haberdar vereyim. Hayırlınız onlardır ki, görüldükleri zaman, Allah anılır, ve ahiret hatırlanır"
Nitekim hadisi şerifte: Huzurunda ve gıyabında "Ali'nin yüzüne iyiden iyiye bakmak, ibadettir." Buyrulmaktadır.
"Cennetliklerden kamil birzata bakmak kimi sevindirirse, Hüseyin bin Ali'ye iyiden iyiye baksın."
"Ateşten azad edilen kamil bir zata bakmak kimi sevindirirse, Ebu Bekr'e iyiden iyiye baksın."
"Gerçekten azim bağlayarak kendisinin Allah yolunda öleceğini adayıp yeryüzünde yürüyen kamil bir zata bakmak kimi sevindirirse, Talha'ya iyiden iyiye baksın." Hadisleri de bu anlamdadır.
"Andolsun Biz insanı pişmiş, kuru çamurdan suretlenen bir balçıktan yarattık." Mealindeki ayeti-i kerimede Hema kelimesinin "kokuşmuş ve siyahlaşmış çamur" demek manasında olduğunu müfessirler açıklamıştır. Yani Allah Teala Adem aleyhisselam'ı toprağın özünden, hülasalaştırılmış çamurdan bir suret olarak yaratmıştır…
Tıpkı ehli fennin, hayatını başlangıcının izahında beyan ettikleri R.N.A. = Ribonoz, Nükloik Asit ve D.N.A. = Deoksiriboz Nükloik Asit şeritleri, diğer birçok cüzlerden şekillenmiş çekirdek ve moleküller gibi toprağın özü olan çamurdan birçok cüzleri birleştirdi, harekete geçirdi. Böylece El-Hayyu ve El-Muhyi isimleriyle Allah Teala harekete geçirdiği o çamurun özüne tecelli ederek hareket kazandırmıştır. Ve verdiği hareketi kendisine hayat kıldı.
Demek hayat, Allah Teala'nın yaratmış olduğu maddenin milyonu aşkın mürerekkeb cüzlerinin birleşiminde ortaya çıkan harekettir. Bu cihetle insan, güneşte, yerde ve sair kürelerde olan maddelerle cinsinde; ve bunlardan en yükseği olan his ve harekete sahip nev'i hayvana mahsus sıfatlarla birleşmektedir.
"Dikkat edin! Sizin en hayırlınızdan sizi haberdar vereyim. Hayırlınız onlardır ki, görüldükleri zaman, Allah anılır, ve ahiret hatırlanır"
Nitekim hadisi şerifte: Huzurunda ve gıyabında "Ali'nin yüzüne iyiden iyiye bakmak, ibadettir." buyrulmaktadır.[1]
"Cennetliklerden kamil birzata bakmak kimi sevindirirse, Hüseyin bin Ali'ye iyiden iyiye baksın."[2]
"Ateşten azad edilen kamil bir zata bakmak kimi sevindirirse, Ebu Bekr'e iyiden iyiye baksın."[3]
"Gerçekten azim bağlayarak kendisinin Allah yolunda öleceğini adayıp yeryüzünde yürüyen kamil bir zata bakmak kimi sevindirirse, Talha'ya iyiden iyiye baksın."[4] Hadisleri de bu anlamdadır.
Ebu bekr, çok oruç tutmak yahud namaz kılmakla sizden daha üstün kılınmadı. Bilakis kalbinde yerleşen bir şeyle." Üstün kılındı. Bir rivayette: "Kalbinde yerleşen bir sırla." Üstün kılındı, diye buyruldu.
"Zikir meclislerine devam et. Tenhalaştığın zaman, gücün yettiği kadar Allah'ın ismini söylemekle dilini hareket ettir. Allah için sev."
Hazreti Ali, Peygamber Efendimiz'e: Allah'ın rızasına en yaklaştırıcı ve rıza-i Bari'ye en yakışır üstün ibadeti bana göster." diye istirhamda bulundu.
Bunun üzerine Resulullah Sallalahu aleyhi ve selem: "Allah'ın zikrini iltizam et." buyurdu.
Ali radiyallahu anh: "Ya resulallah, nasıl Allah Azze ve Celle'nin zikrini iltizam edeyim?" diye sordu.
"Allah'ın azametini zihnen ve kalben hatırlamış olarak gözünü kapat; üç kere "La ilahe illallah" dediğimi Benden işit. Sonra sen de üç kere "La ilahe illallah" de." buyurdu. Bunun üzerine Resulullah Sallalahu aleyhi ve selem'in üç kere "La ilahe illallah" dediğini, Ali radıallahu anh kemal-i huzurla dinledi. "La ilahe illallah" suküt edince kendisi üç kere "La ilahe illallah" dedi.
Ali radıyallahu Teala anhu, Resulullah Sallalahu aleyhi ve selem'den öğrendiği bu intisabın keyfiyetini sair ashaba bildirdi. Onun için cehri tarikatlar kendisine nisbet edildi.
Nitekim Ebubekr Sıdık radıyallahu Teala anh da, aşağıda beyan edeceğimiz intisabın keyfiyetini öğrendikten sonra sair ashab-ı kirama tarif etti. Bunun içinde gizli tarikatlar ona nisbet edildi.
Kalbi istihzarla cehri zikirin mi, yoksa sadece kalbi istihzarla gizli zikrin mi daha faziletli olduğu hususunda öteden beri ihtilaf edildiyse de hepside mübarektir.
İmam Nevevi ve cehri tarikatlara mensub olan ulema: "Allah Azze ve Celle'nin ismini kalbi istihzarla söyledikleri halde halka halinde oturan bir kavim yoktur ki, melekler onların etrafında dolaşıp halkalanmamış, üzerlerine sekine = kalbi huzur ve tuma'nine inmemiş, Allah'da o zikredenleri, Nezdi'ndeki enbiya, resul ve melekler içerisinde zikretmemiş olsun." Mealindeki ve benzer hadislere dayanarak cehri zikrin daha faziletli olduğuna hükmetmişlerdir.
Bütün bunlardan anlıyoruz ki:
- Sadık, seçkin ve samimi Allah dostlarının yüzüne bakmak ve sohbetinde bulunmak, insana Allah'ı ve ahireti hatırlatır, ibadet ve hizmet aşkını çoğaltır.
- Görüldükleri, dinlendikleri ve izlendikleri zaman: bize Mevlamızı ve davamızı hatırlatanı kalbimizi ferahlatan, hatlarımızı fark etmemize ve mahcubiyet hissetmemize vesile olan kimseler; Allah dostlarıdır.
- Dava dostlarının Allah için buluşması, konuşması, birbirine danışması ve dayanışması, onların arasında manevi feyiz akımını hızlandırır ve ruhsal güçlerine kuvvet kazandırır.
Ancak bunun ilk şartı: "Ben"likten, "Bencil"likten ve "Beleşci"likten kurtulmaktır. Nefis putunu yıkmak ve kendini aşmaktır.
Çünkü kendini aşan, Rabbine yaklaşacaktır. Nefsiyle boğuşan, vicdanıyla ve Hak dostlarıyla barışıp buluşacaktır.
Manevi irtibat kablolarını, kötülük kir-pasından temizleyenler, ruhani münasebet imkanlarına kavuşacaktır.
Nefis terbiyesi ve ahlak tedavisiyle ruhani olgunluğa erişenler; birbirlerini seyretmeleriyle, sohbetleriyle, hatta gönül antenleriyle, bilgi, sevgi ve manevi enerji alışverişinde bulunmaktadır.
İşte size bir formül:
10 basamakta kendinizi aşın
Sizi, yeteneklerinizi keşif turuna davet ediyoruz. Kendinizi tanıdıkça hayatınız daha da anlamlı olacak ve aşamadığınız sorunların çözümlerinin sizde zaten var olduğunu göreceksiniz.
Tüm bu çalışmaları belki de kısa zamanda tamamlamanız, yoğunluğunuz nedeniyle mümkün olmayabilir. Bu çalışmada esas olan sürekliliktir. Kendinizi kayıt etmeye başlayıp da ilk defa fark ettiğiniz özellikleriniz size süreklilik arzusu verecektir.
1- Kendinizi dinleyin
Aynada gözlerinizin içine doğru bakın. Ne görüyorsunuz? Bakışlarınız, kalbinizin aynasıdır. İlk olarak bakışlardan başlayan iç yolculuğunuza, gözlerinizi kapatıp, beyninizin çığlıklarını dinleyerek devam edin. Kendinizde yakaladığınız tüm frekansları, duyguları not edin.
2- Hedef ve amaçlarınızı tayin edin
Yola çıkacağınız zaman nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, ayaklarınızın sizi götüreceği yere razı olmanız gerekir. Hedefini bilmeyen okun isabet etmesi ne kadar zor ve ne kadar imkânsızsa, hedefi ve amaçları olmayan kişinin de gitmesi gereken yere ulaşması o kadar zor ve imkânsızdır. Hedef ve amaçlarınızı, hayatınıza ne şekilde yön çizeceğinizi maddeler halinde listeleyin.
3- Nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığınızı ve bunları hangi nedenlere dayandırdığınızı kesinleştirin:
Genelde; Sevindiğimiz de neden sevindiğimizi, üzüldüğümüzde de neden üzüldüğümüzü düşünmeyiz. Sadece sevindiğimiz, üzüldüğümüz o an ki konu veya olayla ilgileniriz. Nelerden hoşlandığımızı veya hoşlanmadıklarımızı hiç düşünmeyiz. Defterinize hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız şeyleri maddeler halinde yazın. Mümkünse bu maddelere " gerçek nedenlerini ve niyetlerinizi de ilave edin
4- Huzur bulduğunuz ve rahatsız olduğunuz ortamları belirleyin
Kişi her yerde kendisini rahat hissedemez. Bazı ortamlar vardır ki insanı yay gibi gerer, bazı ortamlar ise huzur ve mutluluk verir. Elbette ortamlardaki insan faktörünü de göz ardı etmemek gerekir. Ortamdan kasıt; işyeri, ev, okul, sinema, deniz kenarı, yeşil alanlar, arkadaş grupları, davetler… gibi sosyal alanlardır. Kendinizi huzurlu, mutlu, rahat hissettiğiniz ortamlar ile sıkıntı, rahatsızlık veren ortamları nedenleri ile birlikte listeleyin.
5- "Vazgeçilmez"lerinizi fark edin
Olmazsa olmazlar, kişinin hayat felsefesini oluşturan en önemli basamaklardandır. Vazgeçilmezlerinizi, olmazsa olmazlarınızı listeleyin ve her madde de ek olarak neden vazgeçemediğinizi belirtin. Vazgeçilmezlerinizin sağlam temellere oturmasına, ön yargılardan arınmış olmasına ve hayat felsefenizle ters düşmemesine dikkat gösterin.
6- Çekincelerinizi tespit edin
Utangaçlık, her insanda var olan duygulardan biridir. İnsanlardaki utangaçlık özelliğinin ayıracı; kişilerde farklı oranlarda görülmesidir. Kimi insanlar, çekingenliğin dozunu ayarlayamaz, çoğu şeyden çekinir. Tabii ki bu duygunun tamamen ortadan kalkmasına uğraşmak yanlış bir davranış olur. Ama utangaçlığı yeterli ölçüde ve yerli yerinde kullanmayı öğrenmek gerekir. Siz de -acaba konuşursam yanlış bir şey söyler miyim?…. gibi- çekincelerinizi içtenlikle tespit ve tahlil edin..
7- Haklarınızı da sorumluluklarınızı da sahiplenin:
Haklarınızı bilmediğiniz ölçüde; rotasının koordinatlarını bilmeyen bir gemi gibi, bilinmezlere doğru yelken açabilirsiniz. Dünya haklar üzerine kurulmuştur. Her eşyanın, her insanın, her varlığın hakları vardır. Eğer haklarınızın çerçevesini çizebiliyorsanız, başkalarının hak çerçevesinin de farkında olursunuz. Böylelikle, hak çatışması, haksızlıklar ortadan kalkar ve siz de gideceğiniz limana güvenle varabilirsiniz. Haklarınızı, açıklamalarıyla listeleyin. Ama sorumluluklarınızı da bilin ve ekleyin
8- Başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü fazla önemsemeyin:
Elbette eleştirilecek ve bu eleştirileri, daha iyiye ulaşmak için birer basamak olarak kullanacaksınız. Ama çevrenizdekilerin her sözünü, her eleştirisini çok da ciddiye almamalısınız. Çevrenizdeki tüm insanlara kendinizi beğendirmeniz, hepsinin sizden hoşlanması imkânsız. Siz doğru olduğuna emin olduğunuz şeyleri yaptığınız takdirde zaten, çevrenizdeki insanlarda size inanacak ve size destek olacaktır. "Acaba gittiğim toplantıdaki insanlar benim hakkımda ne düşündü?" gibi düşüncelerinizi not edin.
9- Kendinizi sevin, ama nefsinizi ilah edinmeyin!.
Kişinin kendisini sevebilmesi için, öncelikle kendisini çok iyi tanıması gerekir. Hatasız kul olmaz, bize düşen, hatalarımızı fark etmek ve onları iyiliğe sevk etmektir. Hatalarımızdan dolayı kendimizi sevmez isek, sevmediğimiz birisine yardımcı olmak da istemeyeceğizdir. En sevdiğiniz yönlerinizi ve nedenlerini listeleyin. Sevmediğiniz yönlerinizi de belirleyin.
10- Günlük tutun ve nefis muhasebesine girişin!..
İşte size, sizi anlatan bir kitap denemesi… Günlük tutmak size, kendinizi daha yakından tanıma ve kontrol altına alma şansını verecektir. Ayrıca, daha düzenli ve anlamlı bir hayata da başlangıç olacaktır… Davranışlarını, düşüncelerini ve başından geçenleri, samimiyetle yazabilmek bir cesarettir. Böylece, zaman zaman bu özel günlüklerinizi okuyup, kendinizle yüzleşiniz.. İyiliklerinizi ve kötülüklerinizi gözden geçiriniz.. Olumlu yönlerinizi geliştirmeye, olumsuz yönlerinizi düzeltmeye gayret ediniz. Bununla, ciddi ve gerçekçi bir nefis muhasebesine yöneleceksiniz.
Sonuç
İnsanoğlu, sürekli bir değişim ve etkileşim süreci içerisindedir. Kişinin "Ben beni tanıdım" zannetmesi, aslında daha kendisini tanıyamadığının en belirgin göstergesidir. Bu nedenle, her an kendimizi dinlemeli, iç seslerimize kulak vermeli ve bu sesleri anlamlandırmalıyız. Böylelikle hayatta önümüze çıkabilecek en önemli engel olan kendimizi aşabiliriz… Ve nefsimizi aşmakla, Rabbimize yaklaşabiliriz.
[1] El-mu'cem-ul-Kebir c.18 s.110, Hilyet-ul-Evliya c.5
[2] Cabir radıyallahu anhu'nun bu hadisisni Ebu Ya'la Musned-iEbi Ya'la c.3 s. 397 h.n.1874'de
[3] İbnu Sa'd et-Tabakat-ul-Kübra c.3 s.170'de, Taberani-el-Mu'cem-ul-Kebir c.1
[4] Talha radıyallahu anhu'nun bu hadisini Taberani el- Mu'cem-ul-Kebir c.1 s.117

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Kapısında kıtmir olmak, şereflerin en yücesi...
Üstadım Ahmet’tir, şanı Akgül’dür Dünyadan usandık, ukbada güldür İslam’ca yaşatıp, imanla öldür Cennetlerde zevku, sefanı…
Bizden söylemesi!.. Açılım sahtekarlığı sonunda tutanların elinde kalacak pimi çekilmiş bomba gibiydi. Şimdiden bazıları kendilerini…
“Allah; ihmal etmez, imhal eder (intikam için erteler)” hikmetince, Devlet de İhmal Etmez! Sadece Mühlet…
SAADET PARTİLİ YETKİLİLER AÇILIM SÜRECİNE DESTEK VERDİKLERİNİ AÇIKLAMAKTALAR. 28 ARALIK TARİHİNDEKİ ELAZIĞ İL KONGRESİNE KATILAN…
Erbakan Hocamızı açılım senaryolarına bulaştırma sahtekârlığı yapanlar! Milli Görüş Harekâtı içerisinde yer alıp, Siyonist işbirlikçilerinin…
Yeni Çözüm Sürecine (Türkiye'yi dağıtma senaryosunun son sahnesine) Merhum Erbakan Hocamızın istismar edilerek geçmişteki yüksek…
"Kuduz İsrail’in mazlum Filistin soykırımına rağmen, aylar boyunca gemiler dolusu malzeme gönderdikleri ortaya çıkan… En…
Âl-i İmran 194 Rabbimiz, elçilerin (vesilesiyle) va'ad ettiklerini bize de ver, (nimet ve nusretinden mahrum…
Kadın erkek, genci yaşlısı eder olup gidiyor, bu siyonist düzen bir hızar gibi param parça…