YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980079aef272
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 2
Bugün : 8191
Dün : 57744
Bu ay : 65935
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48769248
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Tarih boyunca, zulüm ve sömürü düzeninin bekçileri ve tahakküm düşüncesinin sahipleri olanlar… Haklı görüşlere ve hayırlı girişimlere fikirle karşı çıkamayan inkarcılar; devamlı zorbalığı ve barbarlığa başvurmuşlar; ve bu yüzden inanan insanların kökünü kurutmaya çalışmışlardır…

Kabil'den, Karunlar'a; Nemrut'tan Neron'lar'a; Ebu Cehil'den Lenin'ler'e, Moğollar'dan Mao'lar'a, Firavunlar'dan Siyonist Farmason'lara kadar tüm kafir ve zalimlerin ortak hedefi ve özelliği "Hakk'a inananların ve kendilerine köle olmayanların kökünü kurutmak (!)" tır.

 

İşte bu maksatla Hâbil'in sahip olduğu nimet ve faziletleri gasbetmek isteyen kâbil "mutlaka seni öldüreceğim (ve kökünü keseceğim)"[1] diyordu ve öz kardeşinin katili oluyordu… Ama kıyamete kadar nefret ve lanetle anılıyor ve asıl kendi  kökünü kurutuyordu.!.

Ve işte bu maksatla; Firavun; " Hz. Musa'ya  İman edenlerin oğullarını öldürün, sadece kadınlarını sağ bırakın"[2] talimatını vererek ehl-i İmanın kökünü kurutmak istiyor; ama sonunda kendisi ve avanesi helak olup gidiyordu!

Ve işte bu maksatla Nemrut; Hz. İbrahim'in kökünü kurutmak üzere  "onun için (özel) bir bina (ateş ve azap evi) yapın ve kendisini hemen içine atın"[3] "O'nu mutlaka öldürün ve yakın!"[4] emrini veriyor ama o korkunç ateş cehennemi, Hz. İbrahim'e gül bahçesine dönüşüyor ve İbrahim'in nesli ve varisleri bu gün iki milyara ulaşıyor ama Nemrutlar'ın kökü çoktan kesiliyordu!..

Ve işte bu maksatla Ebu Cehil, müslümanların başını koparmak ve kökünü kurutmak üzere "Aleyhisselatü vesselam efendimizi tutup bağlamak   (ve hapse atmak); veya öldürüp (kurtulmak) veya ülkesinden çıkarıp    (sürgüne yollamak) üzere, şeytani plan ve tuzaklar hazırlıyor"[5] ama hicret emriyle bütün bu oyunlar boşa çıkarılıyor ve asıl kökü kuruyan Ebu Cehiller oluyordu…

Ve ey şimdi yine "inananların kökünü kurutmalıyız!" diye ağzından salyalar saçan Ebter'ler!.. Ey soyu sopu kesikler!.. Ey geleceği güdükler!..

Siz önce isyan bahaneleri ve İstiklal Mahkemeleri ile on binlerce ilim ve irfan erbabının, masum ve mazlum nice vatan evladının asılmasının ayıbından hala kurtulamadınız!.. Ama kökümüzü kurutamadınız; kurutamayacaksınız !..

Arkasından; aynı Allah'a inanan; aynı Peygamber'e ümmet olan, binlerce yıl aynı vatanda birlikte yaşayan; aynı tarihi mirası paylaşan ve et kemik misali kaynaşan  bir milletin çocuklarını, Türk-Kürt diyerek bir birine saldırttınız… Bir hiç uğuruna on binlerce insanımızın hayatını kararttınız… Yuvalarımızı yaktınız… Ama yine de kökümüzü kurutamadınız; kurutamayacaksınız!

Kurtuluş Savaşından sonra koca Osmanlı'dan sadece 10 milyon teslim aldığınız ve habire kökünü kurutmaya çalıştığınız halde; bu gün nüfusumuz 70 milyona ulaştı. 5-10 sene sonra 100 milyonu aşacak ve siz buna mani olamayacaksınız… Yani asla kökümüzü kurutamayacaksınız!..

Tam tersine sizin kökünüz kuruyacak ve tarihin çöplüğüne atılacaksınız !..

Ey; "bunların kökünü kurutmalıyız!" diye yırtınan ve Siyonistlerce madalya takılan soyu kesikler!.. Siz "Nurcu"ların kökünü kurutalım diye çok çırpındınız… Ama Bediüzzaman bir iken binlere; binler on binlere ulaştı… Siz; "Süleymancı" ların kökünü kurutalım diye çok uğraştınız… Ama Kur'an hizmetçileri yüz binleri aştı… Siz "maneviyatcı" ların kökünü kurutalım diye çok çifte attınız, ama gönül erleri milyonları kuşattı… Siz İmam- Hatiplerin; başörtülülerin, kurs talebelerinin kökünü kurutalım diye zırvaladıkça ve zora başvurdukça… Velhasıl siz milletle savaştıkça, Milli ruh ve milli şuur daha da yaygınlaştı ve 70 milyonu kucakladı !..

"(Ey Resulüm. Sana ve davana hakaret ve hıyanet edenlere aldırma) Asıl " Ebter" olan (soyu kesik ve kısır kalan) şüphesiz sana (ve İslam'a) kin tutanlardır"[6]Ayetinin hikmeti ve hakikati bir kere daha ortaya çıktı.

Ey kökümüzü kurutmaya karar veren; kara düşünceli ve karanlık emelli katiller !..

Ve ey, Milli Görüşü bölmek ve Türkiye liderliğindeki İslam birliğini engellemek karşılığı Siyonist ve emperyalist güçlerin güvenini ve başkomiserliğini kazanan dönekler ve gafiller!…

Biz sadece Kainatın Efendisine hakarete kalkışan "Ebu Lehep misali elleriniz kurusun!.."[7]

Cehenneme odun taşıyan karısı gibi "dilleriniz kurusun!.." diyor, ve sizi Yüce Mevla'ya ve milletimizin vicdanına havale ediyoruz!

Ve her halükârda, "barıştan ve insani bir anlayıştan yana olduğumuzu… Saldırgan zalimler hariç, her dinden ve görüşten herkesle birlikte ve aynı ülkede karşılıklı saygı ortamı içerisinde yaşamanın hasretini duyduğumuzu" bir kere daha belirtiyoruz.

Ve bizim kökümüzü kurutmak isteyenlere, Hz. Habil'in, zalim kardeşi Kabil'e söylediklerini hatırlatıyoruz :

"Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben asal öldürmek kastıyla sana el uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."

" Ve ben istiyorum ki, sen, hem benim günahımı, hem de kendi günahını yüklenip (cehennem) ateşine atılanlardan olasın; zalimlerin  gerçek cezası işte budur"[8]

Ve biz inanıyoruz ki meydana gelen herşey Allah'ın takdiri iledir. Ve O (c.c)  neylerse güzel eylemiştir.

Herhangi bir olayda müminlerin tavrı, önce esbaba tevessül, sonra Allah'a tevekkül ve arkasından da bu neticenin hakkımızda hayırlı olacağını kabuldür.

Allah'ın her takdirinde hayır ve hikmet aramak ve esbaba tevessül noktasındaki eksiklerimizi ve hatalarımızı aramak bizim görevimizdir.

Yüce Kur'anımız üç temel fetihten bahsetmektedir:

1-Fethi Karib:  Yakın ve peşin fetihler… İslami hareketin çeşitli cephelerde kazandığı ilk zaferlerdir.

2-Fethi Mübin: Açık ve net başarılar… Batılın yıkılmasına doğru atılan kesin adımlar… Büyük ve kesin zaferlere açılan kutlu kapılardır.

3-Mutlak Fetih: zulüm düzeninin çökmesi, Hak ve adaletin gerçekleşmesi… İzzet,hürriyet ve sadet dönemine girilmesidir.

Aziz milletimiz, Allah'ın  nimet ve nusretiyle ilk iki dönemi yaşadı, artık kesin zaferler ve müjdeler beklenmektedir. Atatürk'ün de, rütbelerinin sökülüp, yetkilerine son verildiği ve idama mahkum edildiği dönemler; görünürde çaresizliğin, ama gerçekte yeni zaferlerin dönemleridir. Erbakan ve Milli diriliş hareketini de bu açıdan değerlendirmelidir.

Ancak bu sıralar Felak ve Nas surelerini çok sık okumamız ve hasetçilerin şerrinden Allah'a sığınmamız gerekmektedir:

"De ki, Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecelerin (zulmet, vahşet ve cehalet dönemlerinin) şerrinden, düğümlere üfürükçülerin (Televizyon ekranlarında mikrofonlara üfürdüğü yalan yanlış sözlerle halkı sihirleyenlerin) şerrinden ve kıskandığı zaman hasetçi hainlerin şerrinden aydınlık sabahların Rabbine sığınırım. "(Felak suresi)

"De ki, cinden olsun insandan olsun, insanların gönüllerine şüphe ve tereddüt bırakan (ümitsizlik aşılayan) sinsi ve vesveseci (şeytanların) şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine,insanların İlahına sığınırım."[9]


[1]  Maide  : 27

[2]  Gafir: 25

[3]  Saffat: 97

[4] Ankebut: 97

[5] Enfal: 30

[6] Kevser: 3

[7]  Tebbet: 1

[8]  Maide: 28-29

[9] Nas suresi

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Diğer Yazarlar

Diğer Yazarlar

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...