YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
66910eaa7e8a9
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 8 2 9
Bugün : 17072
Dün : 32513
Bu ay : 293858
Geçen ay : 783727
Toplam : 25351533
IP'niz : 35.172.230.21

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

2024 Türkiye'sinde
Hükümet ve Muhalefet Cephesindeki
SİYASİ FİGÜR(AN) MANZARALARI

Siyasi Figür(An) Manzaraları
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
28 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Osman Eraydın

iZ’AN VE İNSAF YOKSUNLARI
Türkiye’deki 31 Mart 2024 Yerel Seçim sonuçlarını, siyasi partilerin durumlarını… Bu neticelerin hangi gelişmelere gebe olduklarını… Sadece yarım sayfa içerisinde ve bu denli güzel ve özlü şekilde anlatan… Hatta bu sonuçları haftalar öncesinden tahminle yorumlayan ve yanılmayan, dedikleri aynen çıkan… Ve yıllardır özlenen ve gözlenen kutlu devrimin artık çok yaklaştığını müjdeleyip ortaya koyan bu makaleleri okumayan… Okuyup da anlamayan… Anlayıp da inanmayan… İnanıp da uygulamayan ve özlü bir yorum dahi yazma zahmetine katlanmayan arkadaşlarımız varsa, onlar iz’an ve insaf fukarası sayılır. Saygılarımla…

Kemal Serkan

Makaledeki şu paragrafı yinelemek istiyorum:


Devlet Bahçeli’nin seçim öncesi “Sn. Cumhurbaşkanım, görevi bırakamazsın, Milletin başından ayrılamazsın!” çırpınışları Erdoğan’ın 31 Mart seçimlerini kaybetmesi halinde Cumhur İttifakı’nın ayakta kalamayacağının ve partilerinde karışıklık ve kaçışların başlayacağının feryadü figanlarıydı.

ÇOK ŞÜKÜR BÜYÜ BOZULUYOR HATTA BÜYÜ BOZULDU. BEKA SORUNU DEDİLER ŞUNU DEDİLER BUNU DEDİLER AMA HEPSİ BİR ALDATMACA HEPSİ BİR BÜYÜLEMEK olduğu hakikatı ortaya çıktı …
Evet nasıl ki 7 Ekim sabahı HAMAS FİİLİ MÜCADELENİN hasını göstererek destanlar yazmaya devam ediyor… Çok şükür ki bütün insanlığın saadeti ve selameti için FİKRİ MÜCADELE BAZINDA Türkiyemizde de MİLLİ ÇÖZÜM’ün gayretleriyle üstün özverili çabalarıyla ve elbette Filistinli mazlumların ahının tuttuğu büyük bir değişimin INKILABIN ayak seslerini bu seçim sonuçlarıyla hamdolsun fark ediyoruz… Ve tabi Bahçeli de fark etmiş olacak ki büyük bir telaşla nerdeyse tanrı yerine koyulan siyasi iktidarın ve Genel Başkanının yerle yeksan olmaya başladığı ve içlerini büyük bir korku sardığını ve çaresizce arayışlar içine girmeye çalıştıklarını makalede de ifade edildiği gibi Cumhur İttifakı üyelerinde kaçışların büyük karışıklıkların çıkacağını anlıyoruz. Bahçelinin o feryadı figanı manidar…

Milli Çözüm Dergisi okuyucularına yeniden hatırlatmak istiyorum: FİLİSTİN konusuyla ilgili 7 Ekimden bu yana 10’larca makale yazıldı okumayanlar mutlaka okumalı okuyanlar yeniden MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN nedenli önemli bir görev vazife yaptığını anlamaya çalışalım inşaallah… Evet Milli Çözüm günümüzün KUR’AN’A TERCÜMANIDIR – ASRIMIZIN TERCÜMANI SAHİBİDİR gerçeğini anlayarak önem ve öncelik vermemiz gerekiyor… KİM NE DERLE İŞ YAPAN DEĞİL ; ALLAH C.C. NE DER DİYE İŞ YAPAN MİLLİ ÇÖZÜM’E ŞÜKRANLARIMI ARZEDİYORUM.. AHMET AKGÜL HOCAMA MİNNETTARLIĞIMI ARZEDİYORUM.. İYİ Kİ VARSINIZ.

Adil Düzen Devrimi ve Milli Çözüm Dönemi adım adım gelmekte elhamdülillah… Gözümüz kulağımız Aziz Erbakan Hocamızın Has SADIK TALEBESİ VE TAKİPÇİSİ OLAN AHMET AKGÜL’ DE MİLLİ ÇÖZÜM’DE OLSUN… ŞU DERNEK ŞU PARTİ ŞU CEMAAT ŞU TARİKAT ŞU AKADEMİSYEN ŞU MOLLA ŞU ŞEYH ŞU MÜRŞİT demeden çünkü işte Milli Çözüm’ün tüm yayınları bu sitede var 100 küsür tane eseri kitabı , Meali Kerimi ortada… Bunca hakikatten sonra GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ ELİMİZ AYAĞIMIZ BOŞ İŞLERLE BOŞ YERLERLE MEŞGUL OLURSA YAZIK ETMİŞ OLURUZ…

Derya yaprakcı

Milli çözümculer olarak seçim faaliyetlerinde elimizden geleni yaptık.Ama yine yüzde biri geçemedi.Akp nin oy kaybetmesi Filistine karşı umursamaz tavrı ve emeklilere verilen maaşlardir.YRP bu seçimlerde çok güzel.calistilar .Hocamızın ismini de çok güzel.degerlendirdiler.Ama ülke olarak çok büyük bir bunalımın içindeyiz.Allah fırsatçılar ve ülkemizi bölmek isteyenlere fırsat vermesin

Hasan Hüseyin Doğan

Marifet iltifata tabidir.
Saadet partisinin aldığı oyun büyük çoğunluğu kendi teşkilat mensupları ve millî görüşü özümsemiş insanlardır. 500 Bin kadardır bu sayı.

YRP eğer AKP’nin kuruluş aşamasında olduğu gibi bir yerlerden destek almasa bu rüzgarı yakalayamazdı.

Ayrıca partilerin aldığı oy oranını bir ölçü olarak kullanmak hatalı olacaktır. Çünkü oy veren seçmen bir önceki seçimlerde başka bir partinin sempatizanı ya da bilfiil destekçisi olabilir.
O kişilerin bu seçimde başka bir partinin arkasında durması ilmî ve dinî kaygılar ile değil tamamen duygusal (!) bir yaklaşımdır.

Siyasi partiler olmalıdır ve Saadet Partisi de bu alanda her zaman olmalıdır. Ama Millî Görüş’ün iktidar olması demek sadece Saadet Partisi’nin hükümet kuracak milletvekili sayısı kazanıp hükümet etme yetkisini almak olarak algılanmamalıdır.

Milli Görüş elbet bir gün iktidar olacaktır ama bu Saadet Partisinin seçim kazanması sonucu mu yoksa başka bir kanalda mı olacaktır bunu zaman gösterecek.

Ülkedeki dindar kesimlerin ve cemaat yapılanmalarının, Millî Görüş ile münasebetine bakarak haklarında hüküm verilmesi lazım gelir.

Eğer bir cemaat mensubu veya ileri geleni Milli Görüş haricî bir partinin propagandası yapıyor veya onların gemisine bindirmeye çalışıyor ise, o cemaatin firkai Naciye den ayrıldığı anlamı verebilirsiniz.

Muhammed Fatih’in ise Erbakan’ın oğlu olması veya TV programları veya miting meydanlarında Milli Görüş vurgusu yapıp kendilerini bu yolda hareket eden bir parti olarak görmeleri aslında bir manipülasyon niteliğindedir. Çünkü aynen AKP örneğinde olduğu gibi Erbakan Hoca, onların kastettikleri hoca benim, ben buradayım ve beni günahlarınıza ortak etmeyin. Millî Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisidir demişti.

Saadet Partisi, TV5, Milli Gazete neredeyse Milli Görüş oradadır. Dosdoğru yol oradadır. Millî Çözüm ekibi, El-azizciler gibi olmamış ve Saadet Partisi’nin temsilcisi olduğu Milli Görüşten ayrılmamıştır.

Ahmet Hoca Millî Görüşun temel taşlarından biridir ve 30 yıldan fazla süre önce diğer cemaat ve dinî gruplar hakkında verdiği uyarılar sebebiyle bizler bugünlere kadar cemaat görünümlü siyonist düzeni işbirlikçileri peşine takılmadan Millî Görüşten ayrılmamış kişiler olarak mesut ve bahtiyar olmuşuzdur.

N.Gündüz

Yoksa onlar, (İslam nizamı gelmesin ve zulüm düzenleri devam etsin diye) işi sıkı mı tuttular (çok etkin ve kesin tedbirler mi aldılar, buna mı güveniyorlar)? İşte şüphesiz Biz de (işimizi ve tedbirlerimizi) sıkı tutanlarız. (Küfür ve kötülük iktidarını yıkmaya kararlıyız.) (Zuhruf 79)
Cenab-ı Allah, zalimlerin düzenlerini vakti geldiğinde yerin dibine bastıracak ve gerçek sadıkları sevindirecektir. Ümit ve heyacanla bekliyoruz.

ELİF ÇAĞIL

İYİ Kİ MİLLİ ÇÖZÜM VAR!
HERKESİN AYARI VE AMACI AYNA GİBİ ORTAYA ÇIKIYOR …BU ZALİMLER HESAP VERECEĞİ GÜNLERİN ÇOK AZ KALDIĞINI DÜŞÜNSÜNLER ARTIK!HESAPLARI HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE ÇOK ÇETİN OLACAK…

Yörük Ali Efe

Hz. Peygamber”imiz Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah”ın nuruyla bakar.” hadisinin bir tezahürü bu yazıda da ortaya çkmıştır…

Yazıda aşağıdaki hususlarda endişe ve korkularımız paylaşılmıştı:

• Hırçınlaşan Cumhur İttifakı’nın, baskıcı tedbirlere başvuracağı ve bunların sosyal patlamalara ve siyasal bunalımlara yol açacağını hatırlatmıştık.

AKP ile DEM Parti’nin yeni ortaklığı! ‘Demokratik Açılım’ ve ‘Çözüm Süreci’ sözcükleriyle hatırlandığı çözülme siyasetinin, DEM Parti ve AKP eliyle yeniden üretildiğine işaret eden gelişmeler yaşanmaktaydı.

Açılım döneminin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın Diyarbakır’dan yaptığı açıklamaları ve DEM Partili Ahmet Türk’ün yaklaşımları kafa karıştırıcıydı. Açılım dönemindeki İçişleri Bakanı ve AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Diyarbakır’dan DEM Parti’ye açılım sinyali vermişti. Efkan Ala, DEM Partililerle ‘hayal bile edilemeyen sessiz devrimleri’ gerçekleştirdiklerini ileri sürmüşlerdi. Eski Bakanın atıf yaptığı süreçte AKP hükümeti ‘Kürt Açılımı’ adı verilen siyaseti izlemişti. Efkan Ala, eski defteri açmakla da yetinmemiş, DEM Partililere ‘Gelin destek olun’ çağrısını yinelemişti. Çağrıya DEM Parti açıktan bir yanıt vermezken gizli bir diyalog sürecinin yürütüldüğüne yönelik kanılar güçlenmişti.

Seçim arifesinde onay verdikleri bazı adayları seçime dakikalar kala itiraz sürecini devreye sokarak, adaylıklarını geçersiz sayarak, kazandıkları halde geçersiz sayarak, mazbatayı AKP’li adaya vermiş bir tahrike sebebiyet vermişlerdir…

Dün ve bugün VAN bölgesinde yaşanan olaylar göstermiştir ki iktidar sözün tam anlamı ile “… bir beka meselesidir!”

Ayrıca başta Manisa olmak üzere kaybedilen bir çok Belediyede hizmetleri durduruşlar, çöpleri sokaklarda bırakmışlar, kasada kalan son birkaç lirayı da hızlıca saçmakta, bankamatik çalışanı dediğimiz, fazla fazla tazminatlar ödeyerek, AK Trolleri apar topar işten çıkartarak ve bir çok evrağı yok ederek, Kurtuluş Harbinde Yunan’ın kaçarken köyleri, ekinleri yakıp yıkarak kaçması misali belediyeleri bir anlamda Moğol istilasından beter bir yağma ile arkalarında bırakarak kaçmaya başlamışlardır…

Evet, belediyelerimiz, bucaklarımız, illerimiz Moğol İstilasından beridir böyle bir yağma ve talan görmemişlerdir…

Yazıda sadece olanlar değil, olabileceklerin de yazılmasından dolayı defalarca okunup irdelenmeli ve öngörülen tehlikelerin vuku bulmaması için her bir vatandaş olarak gerekli demokratik ve yasal tedbirlerin de alınması üzerimize bir görevdir…

Bütün bu olaylar olurken,
İstiklal Marşımızda yer alan :“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”mısralarıyla vurgulanan….

Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de inanarak söylediği:“Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”

Dedikleri o tüten ocaklar; Milli Görüş- Milli Çözüm ve vatanını seven bu memleketin evlatlarının gönüllerinde vatan aşkı ile yanan ve tüten ocaklarıdır…

Ve bu ocakların tüttüğünü gören Siyonist ve Emperyalist güçlerden teşekkül eden Deccal’in ordusu Vatanımıza adım dahi atmaya cesaret edemeyecektir…

İşte bu ocaklara zeval gelmesin, sönmesin diyedir derdimiz… Bundan dolayıdır ki bu seçim sonuçlarını ele alan yazımızda bir sonraki Deccalin hamlelerini görerek halkımızn Fecr-i Kazip ‘e yönelmeyip Fecr-i Sadık’ı beklemelerine yönelik ikaz ve hatırlatmalardır….

Ve bu işin yolu, usulü de Siyasi alandır. Uyarılarımız ve ikazlarımız bundan dolayıdır. Ki SP yetkilileri ve şu anki başkanı olan Temel beyin içinde düştüğü yanlış ve çıkmazdan çıkması, ve bütün teşkilat mensuplarımızın: Oğuzhan ağabeylerinin (!?) tüm SP Teşkilatlarını ve yan kuruluşlarımızı bu Siyonist zalimlere aldanan, katliam ve tahribatlarına ortak olan Recep T. Erdoğan’a katmak üzere çabalarken Allah ona fırsat tanımamış ve canını alarak bu günaha ortak olmaktan bütün bir camiayı bir nevi kurtarmasını da hatırlayarak bir daha bu hataya düşmemeleri konusunda uyarmalarıdır…

“Öyle ise size ne oluyor ki (Hakk davaya sızan gizli gâvurlar ve şeytani odaklara uşaklık yapan dindar görünümlü) münafıklar konusunda ne diye ikiye ayrılıyor (ve birçoğunuz hâlâ onları sahiplenip savunuyorsunuz?) Allah, kazandıkları (günahları ve sadık mü’minlere kazdıkları tuzakları) yüzünden onları tersine çevirip tepetaklak ettiği halde, siz Allah’ın saptırdığını hâlâ hidayete erdirmek (ve bu marazlı münafıkları masum ve mazur göstermek mi) istiyorsunuz?! (Bu bir nifak hastalığıdır!) Allah kimi saptırırsa, artık Sen kesin olarak (hidayet bulması ve kurtulması için) ona bir yol bulamazsın.”  (Nisa Suresi: 88)

Omer bilge

Temel bey abdullah gul konusundaki israrci tutumu bizlerdende kacmadi.lakin bir bildigi vardir dedik.sin secimlerde tamamen yok olmaya giden bir saadet partisi var.dogru duzfun secim calismasi bile yapilamadigini hep birlikte gorduk.inanin satranc oyununa dondu bu is.zihinlerimiz karisti.bi fatihe donuyorum bir saadete inanin icim hic rahat deil

Süleyman

Rabbimiz “Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, baktığı zaman Allah’ın nuruyla bakar.” diyor. Bu hadisi tam Milli Çözüm için söylemiş Efendimiz dediklerinin bir çoğu çıkmış ve kalanları da gerçekleşmesini beklemektedir. Bu sebeple üstadımız seçimlerin sonucunu seçimlerden çok önce tahmin etmiş, hangi sonuçları da beraberinde getireceğini de paylaşmıştı işte bu ferasetti, bu olaylara Rahmani bir bakışın bereketi idi.
Türkiyemizdeki Erdoğan iktidarının da israildeki Netanyahu’nun da ve aynı zamanda diğer dünya ülkelerindeki işbirlikçi iktidar sahiplerinin sonu Türkiyemizden başlayan bir domino etkisi ile yakın zamanda bulacaktı ve sonun başlangıcı da 31 Mart itibariyle başlamıştır.
Maalesef sözde Müslüman liderlere Bushnell’in örnek olması lazım ama nerede başımızda normalleşme anlaşması imzalayanlar ve buna birde hala Gazze savunucusu diye sahip çıkanlar Mossad yetkilisi daha ne diyecekte akılları başlarına gelecek Hamas’ın finansal ağına Erdoğan müdahale edecek ama beceremiyor elinden gelse yapacak bu sistemi çökertmeyi Erdoğan’la beraber beceremedik diyor.
Allah sadıklarla münafıkları birbirinden ayıracak ve tamamen herkesin ayarını net bir şekilde ortaya dökecek onların en büyük cezaları da siyonist saltanatının yıkıldığını görmeleri olacaktır.

Hüseyin Aydın

Bu seçimlerde CHP ve YRP’nin oylarının gösterdiği artışın, halkın bunların politikasına inandığından, hak verdiğinden sanılması yanlıştır. Ekonomi 5 yıl öncesine çok çok daha kötü bir durumdadır. Canından bezmiş olan halk AKP-MHP ikilisinden usanıp yeni bir sığınak aramaktadır. AKP seçmeni dahi böyle düşünüp YRP’den yana oy kullanmışlardır. Her geçen yılın hatta geçen her haftanın bir öncesini arattığı zamanlarda, AKP’nin oylarını koruyabileceğini düşünmek zaten ahmaklık olurdu.

Siyonizm yedek lastik olarak şimdi YRP’yi seçmiş gibi görünüyordu. Ne de olsa soyadı Erbakan’dı. AKP’nin ilk çıkışlarında ve sonrasında olduğu gibi YRP de Hocamızı ve Milli Görüş davasını istismar ederek toplumu avutma ve uyutma politikası gütmektedir. Malesef YRP şimdi AKP’nin günahlarına ortak olmuş ve ayrıca Milli Görüş davasını bölmek gibi büyük bir vebale de ortak olmuşlardır.

Can-u gönülden gece-gündüz demeden Milli Görüş için çalışan, Hocamızın son işaret ettiği kale olan Saadet Partisi’nde görev alan kardeşleri kutlamamız lazımdı. Ancak Temel Karamollaoğlu’nun, Erbakan Hocamızın ifadesiyle “Siyonist İsrail baltasına, İslamcı sap olmuş kişi…” dediği Abdullah Gül ile ilgili tehlikeli yaklaşımları davanın salahiyetini tehlikeye sokmaktaydı.

Milli Çözüm büyük bir ferasetlilikle yıllardır Milli Görüş davasındaki münafıkları yazıp milletin gözüne sokmuşlardı ancak birçokları o zaman bu yazılara çamur atıp durmuşlardı. Milli Çözüm her zaman olduğu gibi yine haklı çıktı ve çıkacaktır. Çünkü Milli Çözüm, ne gömlek çıkarmıştır, ne ceket değişmiştir. Halis muhlis Erbakan Hocamızın, Onun öğretilerinin ve projelerinin gerçek takipçisidirler. 

Remzi Esenyurt

Tamam Ak parti bir oy kaybı yaşadı ama çöküş olacak seviyede olmadı. Yani bu millet yarın genel seçim olsun yine gidip oyunu verir. Yani sırf yerel seçim üzerinden bu çıkarımları yapmak ve teorik söylemlere yönelmek ne kadar doğru olur? Yeniden refah iyi bir hamle yaptı. Bence suni büyüme deyip geçiştirmeyin. Türkiye bir 10 yıl Yeniden refahla yönetilecek gibi. Saadet Partisi artık bu oy oranını aşamıyor. Yani olduğu yerde sayıyor. Chp, Akp ve Yrp üçgeninde Türkiye yeni bir döneme girdi. Bunu görmek lazım.

bayraktar

DİN İSTİSMARCISI AKP SONA YAKLAŞMIŞTI
 
Henüz seçimin üzerinden iki gün geçmesine rağmen karanlık eller devreye sokulmuştu. Van’da DEM Parti’nin kazandığı seçimi, YSK geçersiz sayarak AKP adayına mazbatayı vermişti. AKP ve DEM Parti esasen müttefik oldukları halde, şimdi apaçık bir danışıklı dövüş oynamalarının sebebi neydi ki? Cumhur İttifakı seçimi kazanmak için kesenin ağzını açıp, devletin tüm kaynakları kuruttuklarından -bazı basında yazılanlara göre- maaşları dahi ödeyemeyecek durumdaydı.
 
Zaten münafık AKP, her işini danışıklı dövüşle yürütmenin ustasıydı.
 
Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, Tel Aviv’deki Türkiye büyükelçiliğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’deki yerel seçimlerdeki siyasi kaygılar” nedeniyle İsrail’e saldırdığını; Türkiye’nin kapalı kapılar ardında İsrail’le ilişkilerini geliştirmek niyetinde olduğunu yazmıştı.
 
Maariv gazetesine dayandırılan habere göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze savaşı başladığından beri söylem düzeyinde Siyonist rejimini hedef alsa da aslında ile diplomatik ilişkileri geliştirmek istiyor.
 
Seçim sürecinde miting meydanlarında Erdoğan’ın, “Netanyahu ve yönetimi, Gazze’de işledikleri insanlık suçlarıyla, bugünün Nazileri gibi isimlerini Hitler, Mussolini ve Stalin’in yanına yazıyorlar” demesinin ardından, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi yardımcısı, Dışişleri Bakanı Yisrael Katz tarafından çağrılmıştı.
 
Habere göre Türk büyükelçi yardımcısı, İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Jacob Blitstein’a, ‘Erdoğan’ın İsrail’e karşı sert söyleminin Türkiye’deki yerel seçimlerle ilgili siyasi kaygılarından kaynaklandığını’ aktardı.
 
Büyükelçi yardımcısı, seçimlerden sonra Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini geliştirmeye başlamak istediğini, bunun için de savaşın başında İsrail’e geri çağrılan İsrail Büyükelçisinin geri gönderilmesi ve Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisinin de geri dönmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
 
https://www.jpost.com/middle-east/behind-closed-doors-turkey-looking-to-improve-relations-with-israel-794881
 
 
Velhasıl; Milli Çözüm Dergisi = Üstad Ahmet Akgül’ün yıllardır yazıp söylediği her şey bir bir çıkmıştı. Çıkmaya da devam ediyordu. Son olarak çıkacak iki gelişme; İSRAİL’İN ve AKP’nin YIKILIŞI kalmıştı.
Türkiye’nin bu karanlık zihniyetin elinden tek kurtuluş ve çıkış yolu kalmıştı. O çıkış yolunu ise Aziz Erbakan Hocamız bir basın toplantısında şu sözlerle ifade etmişlerdi:
 
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Muhammed Ali Ağaoğlu

Temel Karamollaoglu’nun Abdullah Gül seviciligi iddiası ispata muhtaç. Yazıda sadece yüzeysel geçmiş, olabilir de olmayabilir de.

Nail Kızılkan

Muhammed Ali Ağaoğlu Kardeşimize:

 

Çünkü Rahmetli Erbakan Hoca Abdullah Gül İçin Şu Uyarıları Yapmıştı:

Milli Görüş hareketinin tek ve gerçek lideri Necmettin Erbakan Hocamızın Abdullah Gül için söylediği sözler yıllar sonra ortaya çıkmıştı. Ankara Havadis’in haberine göre, o süreçte İslam Konferansı’nda konuşma yapan Abdullah Gül’ün açıklamalarını eleştiren Necmettin Erbakan Hocamız; Abdullah Gül’e, “İsrail’i hoş görmek, bütün zulümlerini desteklemek anlamını taşır!” diye çıkışmıştı. Erbakan Hocamız şunları aktarmıştı: “İslam Konferansı’nda yapılan iki konuşma dikkat çekicidir. Önce; Mahathir Muhammed Malezya’da İslam Konferansı’na ev sahipliği yaparken önemli açıklamalarda bulunmuştur. “İsrail yeryüzündeki huzursuzluğun asıl müsebbibidir. Haksız tecavüzleriyle bütün Ortadoğu’yu perişan etmektedir. İsrail’in bütün dünyayı huzursuz yapmasına rıza gösterilmemelidir” demiştir ki, tamamen haklıdır. Bu açıklamalar hemen tahmin olunacağı üzere Amerikan ve İngiliz yöneticiler tarafından kınanmıştır. Oysa İslam âlemindeki bütün duyarlı yazarlar ve gazeteler demişlerdir ki: “Mahathir bununla İslam ülkelerinin bütün yöneticilerine ve İslam âlemine tercüman olmaktadır.”

“İkincisi ise, buna mukabil Sayın Abdullah Gül’ün konferansta yaptığı konuşmadır. Abdullah Gül beyefendi ne buyuruyor? “Efendim İsrail’in bu yaptıklarına hoşgörüyle bakmalıyız!” Haydaa. Kim bu? Güya eski Milli Görüşçü Abdullah Gül!?.. Yahu İsrail tankla 12 yaşındaki çocuğu eziyor. Evini başına yıkıyor. Katliamlar yapıyor, yapmadığı zulüm bırakmıyor!.. Ne hoşgörüsü yahu… Bunlara karşı hoşgörü göstermek, İsrail’in bütün zulümlerini desteklemek anlamını taşır… Bir insanı ameliyat edip kafasını yarsanız ve bütün beynini çıkarsanız, o beyinsiz insan ancak böyle bir konuşma yapar. İslam Konferansı’na katılıp bugünkü İslam âlemine yapılmış olan zulümlerin önlenmesi için öncülük yapacak, fikirler verecek insanın haline bakın… Bunun anlamı: “Gelin İsrail’e teslim olalım; biz olduk siz de teslim olun.” Bunun tercümesi budur. Allah ıslah etsin. Allah şifa versin.”

Şimdi Sn. Karamollaoğlu’na tekrar soralım: Abdullah Gül ve R. T. Erdoğan’ların, hem de Dilipak’ın itirafıyla; dış güçlerin (Siyonist merkezlerin) bir projesi olarak, Erbakan’ı ve Milli Görüş davasını engellemek amacıyla, bizden ayrılıp ayrı parti kurmaları “Hıyanet”ini unutmak ve üstelik yeniden Cumhurbaşkanlığına hazırlamak gafletine nasıl bir gerekçe uydurulacaktı? 20 yıldır, ülkemizde maddi ve manevi büyük tahribatlar yaptıktan sonra, şimdi aynı sömürü arabasını Abdullah Gül atıyla sürdürmek isteyen malum ve mel’un odaklara taşeronluk yapmak, Sn. Temel Karamollaoğlu’na mı kalmıştı?

Bu Abdullah Gül’ün Milli Görüş’ün kırılmasındaki aktif hıyanet çabalarından bazıları şunlardır:

1- (Yahudi lobileri güdümündeki) American Muslim Council (Amerikan Müslüman Konseyi) Genel Sekreteri Abdurrahman Alamond, “Genç, dinamik ve İngilizceye hâkim RP’liler, liderlerinden ayrı olarak ABD’ye sık sık gelmeli. Örneğin bu gezide Erbakan’a eşlik eden Abdullah Gül’le çalışmak istiyoruz…” görüşünü açıklamış, Milli Görüş içinden Abdullah Gül’ü öne çıkarmaya çalışmış; Abdullah Gül de yaptığı konuşmalar ve tavırlarıyla bunlara uygun davranmıştır. Böylece Fazilet Partisi’nin 14 Mayıs 2000 tarihindeki kongresinde Milli Görüş geleneğine karşı çıkarak, Genel Başkan olma yarışına girmiş, böylece Milli Görüş’e ilk darbeyi indirmiş insandır.

2- Abdullah Gül, 27 Ağustos 2001 tarihinde Milliyet gazetesi yazarlarından Derya Sazak’a “Dini ağırlıklı siyaset yapmanın dindar insanlara ve Türkiye’ye bir faydası olmadığını gördük… Doğrusu bir iktisatçı olarak hiçbir zaman ‘Adil Düzen’i işleyebilir bir model olarak görmedim” açıklamasında bulunmuşlardır. Böylece Milli Görüş’e inanmadığını ve ayrılmak için fırsat kolladığını kanıtlamıştır.

3- Diğer taraftan Anti-Defamation League (ADL) Yahudi kuruluşu başkanı Foxman Türkiye’yi ziyareti esnasında Abdullah Gül ile yaptığı görüşmede, ABD yönetiminin önemli taleplerini kendisine aktarmıştır. Bunun üzerine Abdullah Gül “Türk halkı Yahudi vatandaşlarına karşı hoşgörülü ve dosttur. Anti-semitik çalışmalar kıyıda köşede kalmıştır, halk arasında yankı bulmamaktadır” beyanından sakınmamış, böylece Yahudi kuruluşlarına kendisini kabul ettirmek için selam çakmış, Milli Görüş’ün iç ve dış politikalarına karşı da açıkça tavır almaya başlamıştır.

Yörük Ali Efe

Muhammed Ali Ağaoğlu Beye;

Temel Karamollaoglu’nun Abdullah Gül seviciligi iddiası ispata muhtaç. Yazıda sadece yüzeysel geçmiş, olabilir de olmayabilir de.” demişsiniz….

Milli Çözümcüler konuşur veya yazarsa mutlak ki bu bir delile ve kanıta dayandırarak yazarız ve hele ki zanla, tahminle, değil Sn. Karamollaoğlu’nu, herhangi bir sıradan insanı dahi töhmet altında bıraktıracak sözler sarf etmeyiz…
Bu söylediğimizin de karşılığı İslam Hukukunda Kaide-i Kulliye’nin genel ve her zaman geçerli olan kaidelerinden: ” Delilden Meydana Gelen İhtimal (Olasılık ve Kanaat) Karşısında Artık, Hüccete (Yeni Gerekçelere) İtibar Kalmaz.” kuralına dayanmaktadır…
Yazımızda bu deliller günü, yeri ve tarihi ile yazılmış… Yetmez; “Nail Kızılkan Beyi’in” yorumunda da bu delilleri bir kez daha madde madde sıralanmıştır…

Bakınız, bu delilleri Ahmet Akgül Hocamız veya yorumunda Nail Kızılkan uydurmamış, yorum katmamış, harfi harfine, kelimesi kelimesine, bizzati Rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızın ağızlarından dökülen kelimeleri, cümleleri nakletmişlerdir… Ve bunlar internet kanallarında da mevcuttur…
Erbakan Hocamızın ne melem bir “sap” olduğunu birçok yerde açıkladığı kişiyi, bırakınız Cumhurbaşkanı adayı önermek, ben Parti binasına çaycı olarak dahi sokmam…..

Ve siz hâlâ başka başka gerekçeler aramakla hataya düşmektesiniz….

Ve yine , gerekmemesine rağmen, bu gerekçeler her iki yazı ve yorumda da verilmiştir… Ama illa, Gül’ü aday gösterenleri için de sayılabilecek bir gerekçe daha arıyorsanız yazımızın sonunda ki şu cümle belki de aklımızı başımıza getirecek bir gerekçe(!?) sayılabilir…

“Abdullah Gül’ün adaylığını Yahudi Lobileri istemiş olmasındı!?”
Ve son olarak yazılanları okuyun, anlayın ve şu ayetin uyarması ile bir kez daha düşünün lütfen:

“Öyle ise size ne oluyor ki (Hakk davaya sızan gizli gâvurlar ve şeytani odaklara uşaklık yapan dindar görünümlü) münafıklar konusunda ne diye ikiye ayrılıyor (ve birçoğunuz hâlâ onları sahiplenip savunuyorsunuz?) Allah, kazandıkları (günahları ve sadık mü’minlere kazdıkları tuzakları) yüzünden onları tersine çevirip tepetaklak ettiği halde, siz Allah’ın saptırdığını hâlâ hidayete erdirmek (ve bu marazlı münafıkları masum ve mazur göstermek mi) istiyorsunuz?! (Bu bir nifak hastalığıdır!) Allah kimi saptırırsa, artık Sen kesin olarak (hidayet bulması ve kurtulması için) ona bir yol bulamazsın.”  (Nisa Suresi: 88)

Selametle

Mus'ab Eryıldız

  Seçim sonuçlarını değerlendiren yorumcuların ortak söylemi “hiçbirimiz bu sonuçları ön göremedik” demeleriydi. 

  Milli Çözüm için ise seçim sonuçlar hiç şaşırtıcı olmamıştı. Seçim öncesi Üstad Ahmet Akgül Hocamız, bu seçimler hangi sonuçlara gebe olabilir? Sorusuna, seçimlerle ilgili hükümleri (haktan taraf olacağız, ona destek çıkacağız konusunu anlattıktan sonra) hikmetle bakıldığında ise beklenen sonuçları şöyle izah etmişlerdi “İ ile başlayan üç sonuç çıkacağını bekliyorum. 1) İnkılap olacak. Bu seçim ona vesile olacak. 2) İlahi intikam alınacak. 3) Adil Düzen içinde iktidar yolu açılacak.

  Demişlerdi ve devamla “Seçim sonuçları büyük bir değişime sebep olacak ve Allah intikam alacak, Siyonist şeytanlardan ve işbirlikçi takımından ve Adil Düzene iktidar yolu açılacak. Akp büyük şehirleri yine kazanamayacak. Yrp geçici olarak göreceli olarak bir başarı oy oranını artıracak. Belki bazı yerlerde belediye alacak. Enflasyon hızla katlanacak, ekonomi patlayacak…” 

Evet, olaylar aynen bu doğrultuda hareket etmekte! 

Erdoğan’ın seçim hezimetinin sebebi aynı zamanda Sn. Erdoğan’ın Filistin Tutarsızlığıydı! Öyle ki sözde Filistin savunucusu Erdoğan “İsrail ile Ticaret Utancı Sonlandırılsın” pankartı gerçeğe tercüman olduğu için miting meydanlarında açtıramamıştı!

Aynı ambargo “Kabe” de bile uygulanmaktaydı.

Yani tüm işbirlikçiler bir hezimeti hak etmişlerdi!

Filistin’e yapılan zulmün boyutu; ABD’li bir askerin tepki için kendi yakacak dehşette olduğu için “Allah intikam alacaktı, Siyonist şeytanlardan ve işbirlikçi takımından” inşallah. 

Bunların tapındığı, girmek için kapıda yıllardır beklediği AB’nin Batı Hukukunun ve Ahlâkının Özeti İse EPSTEİN Lağımıydı!

Ve maalesef Erdoğan ile aynı kafada hatta daha da beter olan Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı yapmak için dört dönen Temel Karamollaoğlu’nun da aynı yolun yolcusu olduğu da aşikar olmaktaydı. 

Böylesine kamufle olmuş tehlikeleri/ins görünümlü şeytanları, Milli Çözüm’ün makaleleri okumadan anlamak mümkün değil. Ya Milli Çözüm makalelerini okuyup, anlayıp yaşamaya çalışacağız yada Siyonizm kurduna yem olan milli görüşçü, tarikatçı, şeyh, parti başkanı, iktidar, muhalefet… olacağız. 

Ya Üstad Ahmet Akgül Hocamız öncülüğünde “Adil Düzen” projeleriyle “Yeni Bir Dünya” kuracağız yada Siyonizm’in kölesi, işbirlikçilerin oyuncağı olacağız.           

Mustafa yaprakcı

Sadık samimi Milli Görüşçü tabanın haricindeki, SP ye çöreklenen marazlıların böylesine toplumun Erbakan Hocamızın proje ve reçetelerine susadığı bir ortamda hala yüzde bir lerin altında oy almalarına rağmen istifa etmemeleri büyük veballere ortak olduklarını göstermekteydi. Taban da buna ne hikmetse ses çıkarmıyordu! Tüm bunlar defalarca kez olduğu gibi Milli Çözümü haklı çıkarmaktan başka bir işe yaramıyordu. Çünkü Erbakan Hocamızın proje ve hedeflerini anlamaya kavramaya çalışıp topluma anlatıp nasıl uygulanacağına kafa yoran başka bir adres yoktu..!

Veysel

Su testisi su yolunda kırılmak üzere… Aziz Erbakan Hocamıza ihanet karşılığı iktidara taşınan AKP, en yakın müttefiklerinin ihanetini yaşadı yaşıyor. Kimi yanında duruyor görüntüsüyle işini görürken, kimi de açıktan saldırarak darbe üstüne darbe vuruyorlar. Yenilginin verdiği hüzünle, “tüm ekibini al da git Erdoğan!” diyen AKP’li seçmen sayısı oldukça fazla. Bakalım bu yol hangi akıbete çakacak hep birlikte göreceğiz inşallah.

Musa Harun KESKİNSÖZ

SEÇEN VE SEÇİLEN!.

Türkiye 31Mart2024 yerel seçimlerini geride bıraktı. Bu seçimin Türkiye tarihi ve geleceğinin şekillenmesi açısından çok büyük bir önem arz ettiği yadsınamaz bir gerçek. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Akp tarihinin en büyük hezimetini ve yenilgisini yaşarken, Chp ise uzun yıllar sonra böylesine yüksek bir oy potansiyeline ulaşmış durumda. Ama bu yükseliş, Yrp’deki yükseliş gibi suni bir yükseliş. Yani geçici bir durumun yansıması. Yrp’ye gelince. Yrp; Son günlerde gerek yandaş, gerekse muhalif medya tarafından gündemde tutularak ve dillerden düşürülmeyerek, bilinçli ve kasıtlı bir şekilde şişirilmiş, algı operasyonu ile özellikle Akp’den kaçan kitlelerin ve ekonomik darboğazda sıkışmış gariban halkın umut kaynağı haline getirilmiş ve Akp sonrası için yedek lastik olarak bekletilen, kullanılmaya ve yönlendirilmeye müsait bir partidir. Akp’nin ilk çıkış yıllarında olduğu gibi Yrp’de, Erbakan Hocamızı ve Milli Görüş davasını istismara yönelerek toplumu uyutma, avutma ve kandırma politikası uygulamaktadır. Kurulduğu günden bugüne tüm seçimlerde, açıklamaları ve kararlarıyla, dolaylı veya alalen Akp’ye potansiyel oy aktarımı yapan Yrp, Akp’nin tüm günahlarına ortak olmuş ve menfaat çıkar ilişkileri üzerine kurulmuş bir parti olma özelliğine sahip bir oluşumdur. Yani Yrp; Erbakan Hocamızın çizgisini, projelerini, fikirlerini ve Milli Görüş davasını temsil etmiyor. Ama istismar ederek, kendi dünyalık amaçlarına ulaşmanın gayreti içerisinde olunduğu gerçeği, bugün daha net ve açık görülmektedir. Evet, 31Mart seçimlerinin en büyük darbesini Akp almıştır ve Özal’ın Anap’ının akıbeti Akp’yi beklemektedir ve o günler çok yakındır. Saadet Partisine gelince; Sloganik bilge başkanlığı ile, bilgelik ve liderlik ehliyetine ulaşılamayacağı birkez daha görülmüştür. Artık tüm Milli Görüş camiasının ve Saadet Partili yetkililerin ve teşkilatların, başlarını ellerinin arasına alarak, ciddi ciddi düşünme ve durumu sorgulama zamanı. Biz hatırlatmış olalımda.. Vesselam.

Osman Nuri

Milli Çözüm; 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki tahmin ve tahlillerindeYİNE HAKLI ÇIKMIŞTI.               

   Özellikle Akp ve Erdoğan’ın çöküşe doğru hızla ilerlediği görülmekte ve Akp yi işbaşına getiren ve işbaşında tutan güçler ( Siyonizm) yedek lastik olarak hazıladıkları YRP’yi parlatma ve 2.Erdoğan olarak kabullenilmesine çaba harcanılan Fatih E. ile Erbakan Hocamızın projelerine öğretilerine öğütlerine ve Erbakan Sevgisine BETON DÖKME hatta ÇELİK KAPLAMAYLA son vermeye çalışmalarıydı. Erdoğan YRP ye atıp tutması bize Ahmet Akgül Üstadımızın şu Elmas Sözünü hatırlattı: ” *” Sayın Erdoğan, sözde her neye karşı çıkıyorsa, bilin ki özde o işin veya çevrelerin hizmetkârıdır!..”* Yrp’ye çattı durdu seçim boyunca… Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu YRP değil miydi Erdoğan’a destek veren… İşte bu gerçekleri yine Milli Çözüm tüm okuyucularına hatırlatmıştı her defasında. Tabi Yrp Siyonizmin oyununa böyle geliyordu , SAADET PARTİSİ ise TEMEL KARAMOLLANIN Abdullah Gül’e yeniden sahip çıkmasıyla gündeme getirmesiyle Siyonizmin tuzağına düşürmeye çalışıyordu. Bu Abdullah Gül , Erbakana hiç olmayacak zamanda yalnız bırakan ve Akp nin kurulmadını sağlayan İsrail Baltasına sap olmuş zat değil miydi? Ey Saadetliler Ey Saadet Teşkilatları bu Karamollanın tuzağına niye düşer ve niye sessiz kalarak TEMEL’İN TALEBESİ OLURSUNUZ bu alçaklığa sesinizi çıkararak NEDEN ERBAKANA TALEBE OLMAYI SEÇMEZSİNİZ… BIRAKIN TEMEL’E TALEBE OLMAYI ARTIK…         

    GAZZE’ ye yardım konusunda hala Gazzeye yardım girişi sağlanamıyordu. Giden yardımların Han Yunus’a , Refah’a vb civarlara gönderilmekteydi hatta ABD bile havadan attığı yardım görüntüleri Gazze bölgesi değil bu Han Yunus ve civarlarına gönderiyordu . Türkiye ve diğer ülkelerden giden yardımlarda Abd’nin gönderdiği yere gönderebiliyordu. Çünkü Gazze boşaltılmak isteniyordu yardımlar gitmezse o bölgeye açlıktan ölecekti Gazzeliler veya Gazzeliler Han Yunus , Refah gibi taraflara gitmesi sağlanarak Gazze İsraile terkedilmiş olacaktı ve bu oyunu farkeden bir ülke idarecisi çıkmıyordu. Asıl Gazze bölgesinin yardıma daha çok ihtiyacı varken o konuyu çözmeye ve Siyasi iktidara baskı yapan da çıkmıyordu.                 

 Evet , bir kez daha anlıyor ve kavrıyoruz ki , biran önce Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın Ülke Yönetimi için o makama getirilmesi tek yoldur.

Muhammed Ali Ağaoğlu

Evet Erdoğan neye karşı çıkıyorsa gerçekte onun hizmetkârı tespiti mutlak manada doğru olmamakla birlikte olayları irdelemek açısından manidardır. Fakat Erdoğan’ın her karşı çıktığı şey de hizmet ettiği yer değildir. Dolayısıyla bunu böyle algılama gerekir. Mesela Erdoğan’ın CHP karşısında durması veya parlementer sisteme karşı çıkması onu gerçekten istediği anlamı mı verir? Milli Görüş penceresinden bakan kişi bu ayrımı çok kolay yapar

Osman Nuri

Sayın Ağaoğlu,
Öncelikle teşekkür ederim. Milli Çözüm ‘ü okumak, zaman ayırmak ; duyarlı , sorumluluklarını kuşanan, insanlığın maddi manevi problemlerini dert edindiğiniz birisi olduğunuz anlamını taşır bu yüzden sizi tebrik ederim.

Ancak bahsettiğin o söz , 22 yıllık Erdoğan icraatlarının sonucu çıkarılmış bir tespittir.Yani öylesine kuru kuruya palavra sıkılmış laf olsun diye ortaya atılmış bişey değildir. Söylediğiniz için soruyorum size; Erdoğan her bulunduğu ortamda CHP karşısında durması veya CHP ye atıp tutması sonucu CHP ve şimdiki genel başkan Özgür Özel örneğin Hamasa terör örgütü demesi ERDĞANIN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMASI anlamına gelmez mi? Yani Chp böylesi bilinçli yanlışlıkları yapması ERDOĞAN’IN ELİNE KOZ vermiş olmasından Erdoğan rahatsız mıdır sence yoksa memnun mudur?!!! Chp olmasaydı 22 yıl boyunca Erdoğan kime muhalefet yapıp üyelerini seçmenlerini nasıl cebinde tutacaktı… ?!! Chp olması Erdoğan’ın istediği bişey yani.. Chp Erdoğan’ın işini kolaylaştırmakta… Arada Chp içerisinde dine saldırıcı küçümseyici cümleler atıverdi mi Akp nin düşen oyları tekrar geri geliveriyor öyle değil mi? ERDOĞAN BÖYLESİ CHP’NİN OLMASINI İSTEMEZ Mİ?!!!😀
Sağ ve sol birbirinden farkı var mı? Akp de faizci Chp de faizci, Akp de Avrupa Birlikçi Chp de , Akp de İsrailci Chp de, farkı ne peki farkı sadece biri sağ biri sol. Yani biri ameliyat yaparken anestezi kullanmadan yapıyor (chp) , diğeri anestezi kullanarak ( akp) anestezi kullanmadan yapanın nekadar etni kesip attığını farkediyorsun ama diğeri kilo kilo kesse farkedemiyorsun fark bu.. 😀

Ez cümle : Sayın Erdoğan, sözde her neye karşı çıkıyorsa, bilin ki özde o işin veya çevrelerin hizmetkârıdır!..
Sözü Ahmet Akgül Hocamızın muhteşem şaşmaz tespitlerinden biridir…

Osman Nuri

Ha bu arada şunuda söyleyeyim. “Sözde ben karşı çıkar gibi görüneyim de özde o karşı çıktığıma hizmet etmeyi” düşünebilecek kadar aklı ve zekası olduğunu düşünmeyin. Bu onu işbaşına getirenlerin Erdoğana akıl vermesi şeklinde düşünün.
Mustafa Koç vefat ettiğinde, Sn. Cumhurbaşkanı ağzından kaçırmıştı: “Vah efendim vah, dün gece de evimizde beraberdik, hanımıyla evimizde misafirdi” buyurmuşlardı. Hatırladınız mı? Allah Allah! Hani Mustafa Koç ve onun gibilere faizci diye rantiyeci diye gezici diye çatıp duruyordunuz. Geceleri hep beraber özel sohbetlerde ailenizle beraber geçiriyormuşsunuz. Ne demişti Konya’daki konferansta Ahmet Akgül Hocamız? İşte bunların düzenini bir cümlede izah edin derseniz; “Gündüzleri hacılarla hocalarla, geceleri localarla Koç’larla!” İşte bunların din istismarcılığı ve kof kabadayılık düzeni!

Yani : Ahmet Akgül Hocamızın söylediği bu söz: ” Sayın Erdoğan, sözde her neye karşı çıkıyorsa, bilin ki özde o işin veya çevrelerin hizmetkârıdır!.”
Bilge Şahsiyetlerin Kur’an’a tercüman olan Cesur Şahsiyetlerin ortaya koyabileceği tespitlerdir. Vesselam.

Muhammed Ali Ağaoğlu

Tespitlerinize katılıyorum. Aslında aynı şeyi söyledik belki ben tam ifade edemedim.
-Erbakan hocamız AKP ye aldanıp CHP nin kuyruğuna yapışma demişti.
-İki parti var birisi Saadet ve ötekisi ise diğerleri demişti.
AKP nin siyonist çevrelerce kurulup 20 yıl amaçları doğrultusunda hizmet ettirdiklerini biliyorum. Şimdi de YRP üzerine kurguluyorlar. Belki bir yirmi yıl daha böyle emelleri doğrultusunda hizmet ettirecekler. Zaten hukukçu Ersan Şen bugün “YRP” yi artık kimse tutamaz, Saadet ile barışması lazım ve yanına alması lazım dedi.
Bu seçim sonuçlarının CHP lehine çıkması zaten Siyonistler için bir kayıp değil aksine kazançtır. Çünkü milletin gazı alındı. Daha kolay aldatırlar bundan sonra.
Erdoğan’ın seçim sürecinde gayet rahat olması da böyle bir sonucun önceden planlandığı anlamına gelir.
Fatih Erbakan ve eniştesi her ne kadar Erbakan hocamızın ailesinden gelen birileri de olsa, aynı görüşte oldukları anlamına gelmez. Dolayısıyla MFE da aynı RTE gibi bilerek veya bilmeyerek Siyonizm’in hizmetinde olabilir.
Hani derler ya koltuğa oturan alışıyor diye, belki ilk başlarda içine sinmese bile zaman ve aldığı destek koltuğu sevdirebilir.
2016 sonrası Türkiye’de rejim değişikliği oldu, neden çünkü Mustafa Kemal Atatürk ile kurulan bir devlet çepeçevre bir kontrol mekanizması ile donatılmış ve bu devleti içerden veya dışarıdan yıkmak mümkün değildi. Meclisi alsanız, yargı engel oluyordu, onu geçseniz Ordu karşınıza çıkıyordu.
CHP’nin geçmişi üzerinden Halk manipüle edildi ve parlementer sistemin başbakanı kaldırıp yerine Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi getirildi.
Böylece Cumhurbaşkanlığı kimin kontrolü altında ise sözü geçen de olacaktı. Çünkü mekanizmaları dagıtmislardi.
Bu günden sonra artık belediye seçimlerini AKP ve Saadet partisi harici herhangi bir partinin kazanmasının bir farkı olmayacaktır.
Dolayısıyla Erdoğan evet neye karşı çıkıyorsa onun hizmetkârı idi, ama çoğu zaman da karşı çıkmadığı şeylerin hizmetkârı idi.
Sonunda kim kazançlı çıkıyor ona bakarım, nedense kazançlı çıkan hep bunlar oluyor ama kaybeden hep halk oluyor.
Ve bu Halk ne zaman kendinde olanı değiştirir ve millî görüşü yani peygamber silsilesini benimser işte o zaman Allah’ın zaferiyle karşılaşacaktır.
1994-1995 Refah Partisine oy veren seçmen daha sonra bu kararında sabit durmadı, yılgınlık ve dünyevi amaçları dolayısı ile savruldu. Şimdi son seçimlerde Türkiye genelinde 500.000 civarında bir seçmen tüm savrulmalara rağmen Saadet partisinden vazgeçmedi.
Ben bu sayının daha da düşeceğini ve tabiri caizse Talut ile nehri geçenler kadar olacağını tahmin ediyorum.
Selam ve dua ile.

Muhammed Ali Ağaoğlu

“AKP veya Saadet partisi harici herhangi bir partinin kazanması” diye düzeltiyorum.

Mehmet Sıtmapınar

Hakkı Batıldan ayırmak, Aydınlığı karanlıktan sıyırıp çıkarmak, Hidayetle Küfrü tartmak bir iman ve istikamet göstergesidir…
Millî Çözüm ise bu göstergenin en net aynasıdır..
Bizleri, bu istismarcı AKP iktidarının hiç bir günahına ortak etmeyen rabbimize sonsuz şükürler olsun.
Bizleri, Sp nin içine çöreklenen ifsat şebekesine uşak yapmayan rabbimize sonsuz şükürler olsun..

Bizlere bu hakikatleri rahmani bir rehberlikle sunan Ahmet hocamıza ise Selam olsun..

Necmettin

GAZZE’nin AHI,DEVİRİR ŞAHI!..

Bunca mazlum kan ağlar,umurunda mı?
Filistinde siyona, destekçi kansız!..
Dili mazlumdan yana,işi yehud taraflı
Zalimlere mal satan,türedi arsız!..

Mazlum feryada kapalı,kirli kulaklar
Uçurumdan düşüyor,uçtuk sanırlar
Halka kulak kapalı,siyon duyarlar
Vicdan onur çürümüş,taş olmuş kalpsiz!..

Yeni piyon hazırlar,anaç masoncuk
Basiret-dirayet hiç,avunur çocuk
Hak Davayı içerken,hançerler bozuk
Ne yapsanız çare yok,gelir KORKUSUZ

Mücahit Dinç

Gerçek Muhalefetin adı: Yoksulluk ve Zalimlere Gemiler Dolusu Yardım Gönderen İşbirlikçilere Tepki!

Cumhur İttifakının; Bütün hile, yalan, propaganda, devlet imkanlarını kullanması, muhalefetin iktidara çalışması, sihirbazlar (kiralık yazar, akademisyen ve yorumcular), Bel’amlar (Züppeli Ahmet, İsmailağa, Menzilciler vb.) Zalimlerin fiili desteği (Siyonist İsrail Hükümeti Netanyahu ve sözcülerinin, Erdoğan’ın seçimi kazanabilmesi için Cumhur İttifakına sataşması), Özgür Özel’in Hamas’a Terörist demesi vb. bütün imkanları kullanmasına rağmen açlık sınırının 17.000 TL olarak açıklanmasına rağmen, Hükümetin emekliye 10.000 TL vererek, ”siz zaten cahilsiniz açlıktan ölseniz bile bize oy verirsiniz” mantığıyla ölüme ittiği emekliler ve İsrail’e fiilen destek veren hükümete oy vermeyi vicdanına yediremeyenler AKP’nin çözülme sürecini başlatmıştır!
Danışmanlarının Mason olduğu ispatlanan YRP, Siyonistlerin yedek lastiği konumunda ve yedek plandadır. Gelecek seçimde iktidar olmayı planlayan istismarcılar.. Allah’ın hesabını, planını ve tuzağını hesaba katmamışlardı! bakalım yakında akıbetleri nasıl olacaktı!?

Siyonistler, Erbakan Hocamızın kurduğu Hamas ile Gazze’de başa çıkamamışlardı! Siyonistlerin piyonları; Türkiye’de, Hamas’ın finansal ağına müdahale etmeyi zaten başaramazlardı!
Ayrıca açlık sınırı altında yaşamaya çalışan emekliler ise Erbakan Hocanın 27 sene evvel yaptığı zamlarla açlıktan ölmüyorlardı! bu gerçekleri de unutmasınlardı…

Çözüm Sürecinde yapılan hainlikleri tekrarlamak istiyorlardı!

Şuan sayın diye adlandırdıkları Apo hainini asmayan hükümet ortaklarında biri yine bu Bahçeliydi! Terörün beli kırılmış ve bitirilmek üzereydi 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarından terör bitmek üzereyken AKP eliyle tekrar azıtılmıştı! Cennet vatanımız da kardeşçe birlikte yaşadığımız ve çoğumuzun kız alıp verdiği Kürt Kardeşlerimize hiç gereği yokken ”Kürt Sorunu ve Kürt Açılımı” gibi kılıflarla çözüm süreci başlatılmış.. İç ve Dış Politika faciaları sonucunda binlerce Mehmetçik Şehit düşmüş ve garibanların evlerine ateş düşmüştü! İçeride terörü bitirdik diye övünenlerin döneminde Irak’ta Kürdistan Kurulmuş, Suriye’de tarihlerinin en kalabalık ve güçlü zamanını yaşayan PKK uzantıları, Suriye’de Kürdistan’ı kurmak isterken Kahraman Mehmetçik yine bedel ödemiş yüzlerce evladımız şehit düşmüştü!
AKP Hükümeti ise PKK uzantısı partiyi kapatmak yerine onların üzerinden siyaset yapmış, pkk fetö eliyle ülkemizin dört yanında bombalar patlamış ardından tek başına iktidar olamayan Erdoğan, ”halkım huzur istiyorsa sandıkta kime oy vereceğini bilmeli” diyerek halkı tehdit etmişti!
Döneminde Meclise soktuğu DEM, meclise girmiş belediyeler almış ve bu belediyelerin eliyle mayınlar döşenmişti. Apo hainine ”sayın” demişler, kardeşini TRT’de konuk etmişlerdi! Son seçimlerde PKK’nın dinci kanadı olan HÜDA PAR ı meclise soktular. Seçimden hemen önce HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu; Kürt Sorunundan bahsetmeye başlamıştı!
Türk – Kürt – Alevi – Sünni Kardeştir! Bu ülkenin en büyük derdi sorunu ise Din, Erbakan, Milliyetçilik ve Atatürkçülük İSTİSMARI yapanlardır!
Yakında Demokratik müdahaleler ile istikrar sağlanacak ve Milli Çözüm iktidarı ile halkımız ortak paydalarda buluşacaktır İnşAllah!

”Siyonistlerin en büyük korkusu; Türkiye’nin Milli Görüş Çizgisine dönmesidir!”
Üstad Ahmet Akgül!

40 yıldır bu münafıkları deşifre ettiği için onca iftira ve zahmete uğrayan Erbakan Hocanın davası için hapis yatan Üstad Ahmet Akgül! bu tarihi cümlesi ile feraset ehlini uyarmaktadır! Temel beyin ”Ayasofya’nın üst katını müze yapalım”, ”Gül’ü Cumhurbaşkanı Yapalım” Tebliğ Şehidimiz Hasan Bitmez’in Mecliste yaptığı tarihi konuşmasına ”kendi fikirlerini beyan ederken kalp krizi geçirdi!” vb. konuşmaları gerçek ayarını ortaya koymakta ve feraset ehli zaten bu gerçekleri görmekteydi! Rahmetli Hasan Ağabeyimiz;
AKP iktidarının 22 yıllık talan ve tahribatını, Milli Görüş ruhunun tezahürü olarak yüksek bir cesaretle ortaya koyarken kalp krizi geçirmiş ve tebliğ şehidi makamına ulaşmıştır İnşAllah!

Zalimler ve hainler çatlasalar da, haset ve kinlerinden parmaklarını da ısırsalar;
Milli Çözüm bu gerçekleri yazmaya ve döneklerin yüzlerine çarpmaya devam edecektir!

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!

Picture of Nevzat GÜNDÜZ

Nevzat GÜNDÜZ

YORUMLAR

Son Yorumlar
28
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx
Paylaş...