YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
669122de5cefe
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 8 2 9
Bugün : 18806
Dün : 32513
Bu ay : 295592
Geçen ay : 783727
Toplam : 25353267
IP'niz : 35.172.230.21

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

BAYRAM MESAJI

Herkesin çektiği, kendi ettiği
Siz gönlüm incittiz, bizse bir gülü!..
Kişinin biçtiği, kendi ektiği
Siz gönlüm incittiz, bizse sünbülü!..

Yara dağlanmazsa, kansere döner
Laf cambazlık uzar, konsere döner
Samimi gözyaşı, kevsere döner
Siz gönlüm incittiz, bizse “görgül”ü!..1

Kırk keşke bir kuruş, etmiyor imiş
Hürmetsiz hedefe, yetmiyor imiş
Hasedin çilesi, bitmiyor imiş
Siz gönlüm incittiz, bizse bülbülü!..

Nefsinden geçmeyen, Rabbini bilmez
Haddini bilmeyen, harbini bilmez
Edep gözetmeyen, kalbini bilmez
Siz gönlüm incittiz, bizse dar gölü!..

Şeytan Lain büyük, tuzak kazmıştı
Nefsiniz şımarıp, şaşıp azmıştı
Bu da bir imtihan, kader yazmıştı
Siz gönlüm incittiz, biz nefs herkülü!..

Yüz on milyon borcu, ben mi yaptırdım
Binde bir ikrama, minnet kaptırdım
Ben kimi dosdoğru, yoldan saptırdım
Siz gönlüm incittiz, bizse dümbülü!..2

Pişmanlık duymadan, özür dilenmez
Hak dava dostuna, bil hınç bilenmez
Mü’min rıza dışı, hiç ilgilenmez
Siz gönlüm incittiz, bizse has tülü!..

En başa sataşıp, savaş açılsa
İmame kırılıp, tesbih saçılsa
Ümmet ne olacak, hayrdan kaçılsa
Siz gönlüm incittiz, biz salih dölü!..

Bu kutlu oluşu, töhmete sokma
Huzuru kaçırıp, zahmete sokma
Gel ruhunu kurtar, zulmete3 sokma
Siz gönlüm incittiz, bizse düldülü!..4

Bu kadar söz yeter, fazlası israf
Kur’an’la vicdanla, etmeli insaf
Hak’tan cayan kabul, eder hangi saf
Siz nokta incittiz, bizse virgülü!..

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..

1- Görgül: Deneme ve değerlendirme yoluyla elde edilen yetersiz bilgiler.

2- Dümbül: Henüz olgunlaşmamış ham meyveler (Eski Türkçe’de).

3- Zulmet: Karanlık, azap.

4- Düldül: Peygamberimize Mısır Kralınca gönderilen ve sonra Hz. Ali’ye hediye edilen kıymetli katır.

 

5 27 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
40 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Hüseyin Aydın

Allah dostlarını üzmek Allah’ı üzmektir! Allah Resulünü üzmektir! Aziz Hocamızı üzmektir… Bu büyük zatların kızmaları da Allah rızası içindir, bizim iyiliğimizedir. Onların kızıp ikaz etmeleri tehlikeli değil, bir nimettir. Ama kalpleri kırılırsa… İşte o zaman yedi kat gökten düşmekten daha beter olur. Onun için büyüklerin üzüleceği iş ve sözlerden uzak durulmalıdır. Bu da bir imtihandır ve kader yazmıştır. Her görüp duyduğumuzdan, alacağımız kararlardan sorumlu olduğumuza göre herkes yapılan uyarılardan payına düşen dersi almalı ve nefsinden geçip, haddini bilip, edep gözeterek samimiyetle pişman olup artık bu duruma son vermelidir.
Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..

Veysel

Hep dediğimiz gibi… Bizi insan yaratan Rabbimize şükürler olsun.. İnsanlar içinden Müslümanlık ve iman nimetini veren Rabbimize şükürler olsun… Müslümanlar arasında Milli Görüşçü olmayı nasip eden Rabbimize şükürler olsun… Ve nihayet, Aziz Erbakan Hocamızı ve Milli Görüş’ü bizzat Ahmet Akgül Hocamız ile tanıtan, dava nedir, teşkilat nedir, Allah için sevmek nedir, iyi insan olmak nedir sorularına ve daha binlercesine cevap bulmamıza imkan verip bizi Milli Çözüm ekibine katan Rabbimize şükürler olsun… Bunca nimete karşı “insanlara teşekkür edemeyen, Rabbine şükredemez.” hadisi icabınca, biz ya da bizden birileri gönül kırma, edileni inkar etme gibi bir gaflete hala düşüyorsa, Allah hidayet versin! Gayrı gönül kırmak Kabe’yi yıkmaktır bilsin!

Necmettin

“Size isabet eden (sıkıntı, sarsıntı ve) musibetler; kendi ellerinizle kazanıp (yaptığınız yanlış işler ve kötülükler) yüzündendir. Üstelik (Cenab-ı Hakk hatalarınızın ve ihmalkârlığınızın) birçoğunu da affetmektedir.”Şura Suresi 30

“(Ey insan!) Sana iyilikten (ve güzellikten yana) her ne gelip isabet ederse (o) Allah’tandır; kötülükten (bela ve musibetten) de sana her ne gelip dokunur ise, o da nefsinin (hatası)dır. (Ey Resulüm!) Biz Seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahit olarak Allah yeterlidir.”Nisa Suresi 79

“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma), bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.” Al-i İmran Suresi 8

Muhterem Üstadımız’ın şiirde vurguladıkları ve dua buyurdukları gibi inşallah tüm Milli Çözüm olarak bayramımız gerçek bayram olacaktır.

Evet bu süreçte; çok büyük bir yanlışlık,hatsizlik ve edepsizlik yapılmıştır! Üstadımızı derinden yaralayan ve camiamızın canını acıtan gelişmeler yaşanmıştır…Bundan dolayı samimiyetle üzülmemek ve bu konuyu hafife almak mümkün değildir.Ve Üstadımız da şiirde buyurduklerı üzre,AHİRET KAYGISI ve ALLAH RIZASI temelinde…DAVANIN-TEŞKİLATIN, dolayısıyla tüm mazlunların ve insanlığın saadetini dert edinmek gayesiyle;konuyu DAĞLAMAK -yani kanserleşmeye fırsat vermemek-suretiyle tedavi etme yoluna gitmişlerdir!..Allah kendilerinden ebeden razı olsun dünya ve ahirette bizleri O’ndan ayırmasın!..Bu yaşananlar dolayısıyla Muhterem Üstadımız ve tüm kardeşlerimizden tekraren özür dileriz!..

Bu noktada ,olayın ardından Üstadımız’ın şu hatırlatmalarını da dikkate alarak hareket etmeliyiz:

AMAN DİKKAT!
…Asla, hıyanet ve hakaret niyetiyle değil, maalesef gaflet ve nefsaniyet dürtüsüyle yapılan… Ve çok tehlikeli sonuçlara yol açacağı için tarafımızdan endişe duyulan bu hatalara düşen kardeşlerimize, sadece ve özellikle duacı olmak zorundayız…
…kardeşlerimize, asıl bugünlerde yardımcı olmalı, azim hatalarının tekrarlanmaması için Cenab-ı Hakka yalvarmalıyız. Bizlerin de benzer yanlışlıklara kaymamamız için Yüce Rabbimize sığınmalıyız.
Bu üzücü olayların hayırlara vesile olmasını umarak, 22 Mayıs 2024 tarihli istihare rü’yasını dikkatle ve defaatle okumalı ve gerekli dersleri çıkarmalıyız.
Velhasıl, uyarılarımızda bile, ölçülü ve insaflı davranmalı, kesinlikle nefret ve adavet değil, şefkat ve uhuvvet ehli olduğumuzu ortaya koymalıyız. “Adalet; her şeyi yerli yerinde ve dengeleri gözeterek yapmaktır!” hikmetine uygun davranmalıyız…”

Üstadımızın buyurdukları bu hususlara bizde yakinen şahidizdir biiznillah!..Bunu söylerken asıl amacımız ise; ilgili kardeşimizin,yakınımız olması nedeniyle bir sahiplenme dürtüsü değil Allah rızası ve gerçeğe şahitlik yapma gayretiyledir!..Evet,
yapılan büyük ayıp-yanlış;asla hıyanet ve hakaret kastıyla değil…gaflet,nefsaniyet,enaniyet…gibi şeytani dürtülerle yapılmıştır malesef!..

Yine Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamızın buyurdukları üzre;dilenen özrün gerçek olması ve kabul buyrulması için gerekli olan şartlar olan:
1- Yapılan yanlışların farkına varmak, 2 – Bu yapılan yanlıştan bin pişman olunmuş olması 3- Karar almak; yaptığı yanlışları bir daha yapmayacağına samimiyetle karar almak…Esaslarına bahsi geçen kardeşimizin içtenlikle uyduğuna şahidizdir ve bu hususu liderimize özelden de arzetmişizdir!..

Rabbimiz hiç birimizi bir an bile nefsimizle başbaşa koymasın!..Bir yandan çelik gibi, sapa sağlam,mert ve metin dururken…Öbür yandan insaf,şefkat ve merhametten ayırmasın!..Kardeşler olarak bizlere düşen hassasiyetlerden biri de sanırım;kuyuya düşen kardeşimizin üzerine taş ve toprak atmak olmamalı…El uzatarak kurtuluşu için çalışmalıdır!..

Rabbimiz; imanımız kemale ermeden ve imanımızı kurtarmadan canımızı alma!..

Rabbimiz,kardeşliğimiz olgunlaşmadan canımızı alma!..

Rabbimiz Fethi Mübin gerçekleşmeden ve bu uğurda kutlu rızanı kazanacak samimi gayretler ortaya koymadan canımızı alma!..Amiinn!..

Necmiye

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü
!..Ya Rabbi kalbim takatsiz.
Üstadım Ahmet hocam dünya koca bir balon olmuş ben o balonun içine hapsolmuştum, sizi tanıdıgım gün o balondan çıkıp, sizinle nefes aldım, Sizi üzüp kırdım , bağışlayıp rahatlatın
Dua edin dava için, kırık kalbim ferahlatın
Huzurla uçayım Dosta, bu ruhumu kanatlatın

Ya Rabbi kalbim takatsiz. Senden af dilemeye bildiğim kelimeler yetmiyor. Dilime yenilerini ver. Ya Rabbi çok yorgunum, bana hiç ummadığım yerlerden, hayalimin yetmeyeceği büyüklükte sevinç ve müjdeler nasip et! 
Ya Rabbi; ruhumu daraltan her şeyden kalbimi temizle! Afeyle allahım affeyle üstadım, Allah’ım Ahmet hocamızdan beslenme suyumu kesme……..

A. MURAD

TABİİ SELEKSİYON (ELENME VE AYIKLANMA) SÜRECİ

 
İslami hareketlerin, genellikle dikkatlerden kaçan ve bu durum fark edilmediği için de pek çok insanı hayal kırıklığına uğratan önemli ve gizemli bir özelliği vardır:

Büyük inkılaplar yapacak ve yeni medeniyetler kuracak İslami hareketlerde, dışa doğru ve kemiyet açısından giderek tedrici bir gelişme ve güçlenme süreci yaşanırken, içte ve özde ise keyfiyet bakımından giderek bir azalma, süzülme, dökülme ve elenme süzgeci işlemektedir.

Kur’an’da anlatılan Talut’la Calut olayında (Bakara: 246-252) cihad hevesi ve heyecanıyla ayağa kalkan yüz bin kadar kişinin, sonunda bir kısmının cihadın zorluklarından dolayı yan çizerek, bir kısmının tayin edilen komutanı beğenmeyip biat etmeyerek, bir kısmının o komutanın emir ve icraatlarını yersiz ve gereksiz görerek nasıl kaytardıklarını ve ayaklarının kaydıklarını ve sonunda sadece bin kişi kaldıklarını ve zaferi ise bir kişinin (Hz. Davud’un) eliyle kazandıklarını ibret ve hayretle görmekteyiz.

Aynı durum Asr-ı Saadet için de geçerlidir. Ashab-ı Kiram sayı bakımından ağır ağır çoğalırken ve saflar giderek kalabalıklaşırken, tam sadakat ve teslimiyet noktasında ise bir “saf”laşma ve “az”laşma sezilmektedir.

Özellikle, Mekke’nin Fethinden sonra, sahabe (RA) sayısının yüz binlere yükselmesi yanında, aşere-i mübeşşerenin sadece “On” şerefli şahsiyete inmesi, Raşid halifelerin ise “4” rakamıyla ifade edilmesi, bunun en çarpıcı örneği değil midir?

“Az”ların arasına girmek, “öz”lerin seviyesine yükselmek ise, çetin ve çetrefilli imtihanlardan geçmeyi gerektirmektedir… Feragat ve fedakârlıkta bulunmayanlar, feraset ve fazilet ehli olmayanlar, tevazu ve teslimiyete yanaşmayanlar, kısaca Allah’tan gayrı tüm makam ve menfaatları boşamayanlar ve nefsini aşamayanlar, derece derece dökülmektedir.

Velhasıl bu imtihanda, kimisi tamamen “curuf”laşmakta, kimisi kuru bakır kalmakta, kimisi bir parça yükselip tunçlaşmakta, ama pek azı altınlık ayarına yetişebilmektedir.

Madeni çürük, himmeti düşük olanlar, zahirde insanların imreneceği bazı “etiket” ve “ganimet”lere ulaşsalar ve güya başrollerde oynasalar bile; bunlar aslında, er veya geç, boyası dökülünce foyası anlaşılacak kalaylı bakır misalidir.

Müslümanlık ve mücahitlik davasında bulunanların, bu iddialarını ispat etmeleri gerektiğini ve bu maksatla çeşitli ibtila ve imtihanlardan geçirileceklerini bildiren şu ayetlere tekrar kulak verelim:

” Elif-Lam-Mim”

“İnsanlar sadece “iman ettik” demekle, bir imtihana çekilmeden -ve yeterli puanı elde etmeden- bırakılacaklarını (ve kurtulacaklarını mı) zannettiler?

Yemin olsun ki, Biz onlardan öncekileri de imtihan etmişizdir. Elbette Allah (CC) iman iddiasında ve cihad davasında sadık olanları da bilecek (ve belirleyecek) sahtekârları da bilip (herkese gösterecektir).

Yoksa (her türlü hıyanet ve) kötü hareketleri yapanlar, Bizi atlatacaklarını (ve hak etmedikleri halde imtihanı kazanıp rızama ve rıdvanıma ulaşacaklarını) mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar (ve ne kadar aldanıyorlar).”

Cihad eden ancak kendi nefsi için cihad eder. Şüphesiz Allah her şeyden müstağnidir (hiç kimseye muhtaç) değildir.” (Ankebut: 1-6)

Bu ayet-i kerimeler, özellikle şu gerçeklere dikkatlerimizi çekmektedir:

1- Herkes mutlaka imtihana çekilecektir ve her Müslüman her an imtihan halindedir.

2- Bu imtihanın ağırlık merkezi “cihad” üzerindedir ve ancak cihad’la ilgili sorumluluk ve sıkıntılar sonucu, gerçek ayarımız belirlenecektir.

3- Bu imtihanda, hâşâ Allah’ı atlatmak ve aldatmak asla mümkün değildir. Cenab-ı Hak imtihan ve cihad noktasında ne olduğumuzu, hem bize hem de çevremize gösterecektir.

4- Tembellik, teslimiyetsizlik, beleşçilik ve bencillikle beraber, ucuz kahramanlıklar ve gelip geçici heyecanlarla hiçbir yere varılmayacağı bilinmelidir.

5- “Her kim cihad etse, muhakkak nefsi için cihad etmiş olur” ayeti “Din ve dava yolundaki hizmet ve gayretlerin, hem dünyevi hem de uhrevi şerefi ve sevabı kendinize aittir.” manasını ifade ettiği gibi, “cihad edenlerin çoğu Allah rızası ve İslam davası için değil, şöhret, servet, hürmet ve etiket kazanmak gibi nefsani amaçlar için çalışmaktadır” ikazını da içermektedir.

6- Her imtihan döneminde sadıklar az olacak, bunlar kendi teşkilat ve cemaati içinde bile horlanıp hırpalanacak, ama sonunda Allah’ın va’ad ettiği izzet ve iktidar bunlara nasip edilecektir.( Ankebut: 5)

Aleyhissalatü vesselam Efendimizin çok önemli olan, ama kolayca anlaşılmayan ve gizli kalan siyaset ve stratejilerinden birisi de, her asırda örneği pek az sayıda bulunan bu “çok özel” şahsiyetlere, kesin iktidar dönemine kadar “resmiyetli ve etiketli” görevleri pek fazla vermemesi, onları deşifre etmemesi, hedef haline getirmemesi ve zor günler için ertelemesidir!..

Kesin iktidar dönemine kadar zahiren parlak sıfatlara haiz, ama ruhen cılk ve cılız şahsiyetlerin, önemli görülen bazı makamlara atanması ise, hem vitrine yakıştıklarından, hem birtakım kabiliyetlerinin hizmete aktarılmasından ve hem de nefsani taarruz ve tahribatlarının önlenmeye çalışılmasından dolayıdır.

Vakti gelince bunlar da tabii bir seleksiyonla yerlerini, yenilerine devredecektir.

“İnnellahe meassabirin.”

Allah Sadıklarla ve sabredenlerle beraberdir. “Velakıbetü lilmuttakin.” şerefli ve sevinçli sonuç ise, mutlaka muttakilerindir.

 

NOT: Bak: Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi – Sh. 285 Ahmet Akgül kitabından alıntıdır.

Mus'ab Eryıldız

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün

Sıradan bir insanın bile yapmayacağı hataya makbul kul düşer mi, düşer! Hz Yusuf örneğinden anlaşılacağı üzere (kuldan medet beklemek gibi) makbul kul da yanlışa düşebilir.

Hataya düşen bin pişman olma halini yaşarsa; hatlarını, yaptığı tahribatları telafi edebilir, hatta şeytani dürtüleri söndürmekle Hakki bayramına vesile olur inşallah.

Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!.

Şeytanın/Siyonizm’in oyununu ve oyuncusunu, şüphesiz en iyi bilen asrımızda Üstad Ahmet Akgül Hocamızdır. Konuya dair sayısız örneği Milli Çözümü sadece takip edenler bile itiraf etmekte!

Şeytanın zihne attığı kördüğümü çözebilecekte yine Üstad Ahmet Akgül Hocamızın olduğunu görüyoruz. (Başta Fetö ve türevlerinin İslam’a zıt olan fakat İslam’da var gibi gösterilen en sinsi tehlikeli fikirlerini çürüten Üstad’dı)

Bu durumda “Bende bilirim” diye çırak işe soyunur sa, usta şeytanın karşısında iflas/tahribat boyu aşar.

Sorulursa, bildiğini söylemek doğru, sorulmadan Üstada/ustaya/hocaya karşı (istersen iyi niyetli ol) bilgiçlik taslamak, işbilirlilik yapmak ancak hastalıkları azdırır, hastayı ise komaya sokar.

Hele karşımızdaki şeytanın tüm fikirlerini çürütmüş ve işbirlikçilerini deşifre etmiş bir Üstad’ın kesin tespit ve tedavisine bir çırak olarak müdahale etmeye çalışıyorsak…

Asıl tehlikeli olan da bu değil mi?
Tedaviyi geciktiren şey bu değil mi?
Hastalıktan beter hastalık bu değil mi?
Kişiyi iflasa götürecek, batıracak hal bu değil mi?

Bu tür sinsi oyunla aklımıza çerme takan şeytanın oyunundan son çare olarak kurtulmamızın yolu, anladığım kadarıyla şu mısralarla hatırlatılmakta;

Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..

Mus'ab Eryıldız

Sa bir yanlış anlaşılmaya müsait olan cümlemi düzeltmek/açıklamak istiyorum. “Sorulursa, bildiğini söylemek doğru, sorulmadan Üstada/ustaya/hocaya karşı (istersen iyi niyetli ol) bilgiçlik taslamak, işbilirlilik yapmak ancak hastalıkları azdırır, hastayı ise komaya sokar.” Cümlesindeki maksadım: Teşkilat yetkilisi ve özellikle Hocamız bir konu üzerinde karar verdikten sonra “hemen derhal” deyip yola revan olmamamız hem mesuliyet/vebal sahibi olmamıza hemde başarısızlığa sebep olacaktır. Manasında yazılmıştır. Kesinlikle kastım “teşkilat yetkililerin, yetkili mercilere rapor vermesinin, yanlış olduğu manasında değildir.” Yanlış anlaşılmaya sebebiyet verdiğim için özür dilerim.

Tuba Akgül Taşkın

Ey, Hak ve Batıl ayrımında bize yol gösteren !
Ey, kalemini Furkan ile bileyen!
Bize ve ömrümüze değer katan,
Bizi leş olmaktan kurtaran bu davadır.
Biz bu davayı:
Seninle tanıdık,
Seninle anlamına vardık,
Seninle davamızı iki çula satmadık…
Gönlümün bayramı Sensin,
Bayram Seni görmektir,
Bayram Seni dinlemektir,
Bayram Seni özlemektir,
Bayram hata etsek de kapında edeple beklemektir…
Bu edepten hâlâ yoksun isek;
Korkarım kırılan gönlünün hüznüyle, Rabbim bizi daha çok belalar ile imtihan eder…
Gönlünden ve ellerinden hasret ve dua ile öperim.

Arzu Akdağ

Çok değerli Ahmet Akgül Hocamızın talebesi ve takipçisi olmak bizler için ne büyük şans ve bahtiyarlıktır. Bize düşen kıymet bilmektir. Rabbim Hocamıza esenlik versin. Başımızdan eksik etmesin. Dualarına daima talibiz. İmtihandan geçtiğimiz bu günleri Rabbim aydınlığa çıkarsın. Her bir nefs üzerine düşeni alsın. Bu bayram hakiki, bayrama dönsün. Ya Rabbi bizi rızandan, Hak davandan ve bu kutlu Milli Çözümcü dostlardan ayırma, ayaklarımızı kaydırma, bu hayırlı oluşumdan caydırma… Amin

N.Eryıldız

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
(Ey Resulüm, bazıları da) Müslüman oldular (ve birtakım hizmet ve fedakârlıkta bulundular) diye (gelip başına kakmak niyetiyle) Sana minnet etmektedirler. (Uğradıkları sıkıntıların sorumluluğunu Sana yüklemektedirler.) De ki: “Müslümanlığınızı Bana karşı minnet (konusu) etmeyin. (Hizmet ve ibadetlerinize karşılık dünyalık makam ve menfaat beklemeyin, kendinizi ayrıcalıklı zannetmeyin!) Tam tersine, sizi imana yönelttiği (küfür ve kötülükten çekip çevirdiği) için Allah size minnet edip (verdiği nimet ve faziletlerin şükrünü isteyebilir). Eğer doğru sözlüler (ve temiz özlüler) iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)” (Hucurat 17)

Rabbimiz; imanımız kemale ermeden ve imanımızı kurtarmadan canımızı alma!..

Rabbimiz,kardeşliğimiz olgunlaşmadan canımızı alma!..

Rabbimiz Fethi Mübin gerçekleşmeden ve bu uğurda kutlu rızanı kazanacak samimi gayretler ortaya koymadan canımızı alma!..Amiinn!..

Erke_han

Gerçekten bunlar (şeytanlaşmış insanlar), onları (kandırıp saptırdıkları insanları, Hakk) yoldan alıkoyup (bâtılın ve barbarlığın peşine takmaktadırlar). Bunlara (aldananlar) ise, (hâlâ) kendilerinin, gerçekten hidayete erdiklerini (en doğru ve hayırlı yönde yürüdüklerini) sanmaktadırlar. Zuhruf 37

Bu kadar söz yeter, fazlası israf
Kur’an’la vicdanla, etmeli insaf
Hak’tan cayan kabul, eder hangi saf
Siz nokta incittiz, bizse virgülü!..

Ali Çağıl.

Tevbe Ya Rabb…
Allah’ım sana geldik..
Tevbe ettik Adem Aleyhisselamın tevbe duası hürmetine, Yunus A.S duası hürmetine, İbrahim AS. tevbesi hürmetine bizi bağışla…
Bu gün Arefe…
Mağfiret kapılarını daim açık tut ve bizleri mağfiret et.
Hak Gülü üzdük…
Cümle günahlarımıza tevbe…
Ya Rab Sana sığındık…
Medet…
Affet…
Bizler de şahidiz ki o PAKGÜLDÜR.

Sedat Tekden

Ahmet Hocamıza sadakat şerefimizdir!..

Mehmet Sıtmapınar

Yarabbi kardeşlerimize, şimdiye kadar samimiyetle iyi niyetle her türlü fedakarlık ve aşkla yaptıkları hizmetleri ve Ahmet hocamıza olan derin ve tartışmasız muhabbetleri sadakatleri sebebiyle, ne olur merhamet eyle…
Milli Çözümden bir saniye bile ayrılmalarına fıtsat verme.. Ahmet hocamdan bir an bile onları ayırma.. Amin..
Böylesi bir Gaflet ve günah nedeniyle bizzat muhatabın, kendisinin Cenabı Haktan mağfiret dilemesi ve bütün sadık milli çözüm elinin gönlüne su serperek;
Açık bir dille
Temiz bir kalple
Gönül rahatlığı ile
Hocamızın o şefkat ve engin merhametine ve sevgi dolu gözlerinin içindeki nura, güvenerek
“Muhterem Hocam kapına geldim, tertemiz ruhaniyetinden özür diliyorum, tüm Milli Çözümcü kardeşlerimden helallik istiyorum” demesi en kolay en huzurlu en kısa yoldur..

Yarabbi nefislerimizi islah eyle
Yarabbi kalplerimize sen mukayyet ol
Yarabbi biricik rehberimize sadakat ve bağlılığımıza öyle bir düğüm at ki, cennetin kapısına kadar kimse o düğümü çözemesin

Kemal Serkan

Takdir taksim eden, Cenab-ı Hakk’tır
İtimat eyle ki, Adli mutlaktır
Hakkın mı kesecek, Rabbül Felak’tır
Uyan; ğadap sana, mızrak olmadan…

Rabbimiz sonumuzu hayreylesin. Üstadımız ; özel olarak defaatle anlattı , sağdan girdi anlattı soldan girdi anlattı , aşağıdan yukardan girdi anlattı , direkt anlattı , şiirlerle anlattı , toplu anlattı , yalnız anlattı, anlattı anlattı anlattı….. Ama ders alınmadı , anladınız ama işinize hesabınıza gelmedi diye inat ediyor ve itaat etmiyorsunuz… Yapmayın yapmayın yapmayın…. Hiç yapanıyorsanız makbere bırakın … Sizde kurtulun bizlerde size üzülmekten kurtulalım… Ama illa inada devam edecekseniz Üstada itaat ve teslimiyet göstermem diyorsanız takdir sizin , buyrun hem maddi fiziki dünyanızı hemde manevi ve hayal dünyanız olan asıl dünyanızı cehenneme çevirmek için sizi tutan yok buyrun… İşte bu süreçle bir kere daha gördük ki unutmayın şunu: 1′ İN SAĞINDA YER ALMAYA ÇALIŞAN SIFIR OLMAK YERİNE, 1 ‘İN SOLUNA GEÇMEYE ÇALIŞAN SIFIR’LARIN SONU HEP SIFIR OLMAK VE KAYBETMEKTİR… 1’İN SAĞINDA OLAN SIFIRLAR BİR ANLAM TAŞIR PUAN TAŞIR , TAŞIRDA TAŞIR TABİ BUNLARI O 1 ( BİR) SAUESİNDE KAZANIR BU TAŞIMALARI… 1’ E TESLİMİYET YOKSA İTAAT DA SADAKATTE SEBATTA ŞÜKÜR HUZUR ONUR HAYIR YOKTUR. İŞTE O 1’E YANİ BİLGE VE YİĞİT ŞAHSİYETE OLAN GÜNÜMÜZÜN O REHBER ŞAHSİYETİNE TÂBİ VE TARAF OLMAYAN KAYBEDER. ÖTESİ BERİSİ YOK BUNUN… BU GÜNÜMÜZÜN REHBER ŞAHSİYETİ 1’E İTAAT VE SADAKAT , MUTLAK VARLIK SAHİBİ OLAN 1’E ALLAH’A VARDIRACAK TESLİM OLDURACAK TEVEKKÜL ETTİRECEK VE MANEVİ VE HAYAL DÜNYAMIZI KAZANDIRACAK… ÇÜNKÜ HADİSİ KUTSİDE CENABI HAK HER YÜZ YILDA BİR PEYGAMBERLİK BİTTİKTEN SONRA MÜCEDDİD ŞAHSİYET GÖNDERECEĞİNİ İFADE EDİYOR MALUM. İNŞAALLAH.

Üstadımızın şu şiiriyle sonlandırayım:

USTALIK TASLARSIN, ÇIRAK OLMADAN!
    
Sıfır boş mübarek, kirden uzaktır
Kalfa yapılır mı, çırak olmadan…
Kendin bilgiç sanmak, İblis tuzaktır
Hak beğenmez; “BEN”den, ırak olmadan…
   
İstismar olunca, nefsani arzu
Art niyet gururla, karışır mevzu
Talebelik şartı, sabır tevazu
Tırpana özenme, orak olmadan…
   
Bir beden iki baş, taşımaz imiş
Bön; benlik duvarın, aşamaz imiş
Akil; her yarayı, kaşımaz imiş
Hiç irfan olur mu, idrak olmadan…
   
Vuslat arayanlar, yoldan bıkmazmış
Dünya için dava, vicdan yıkmazmış
Mermer düzgün amma, ekin çıkmazmış
Çimen gül biter mi, toprak olmadan…
   
Bizden hatırlatmak, uyan kazanır
Gururun aşanlar, hayra uzanır
Allah’a muhtacız, gafil ne sanır
Refrefe özenir, Burak olmadan…
    
Sen benlik bilgiçlik, dava güdersen
Yazıktır emeğin, heba edersen
Bil ki kurtulursun, “BİR”e gidersen
Tüm gönül iklimin, çorak olmadan…
    
Büyük tehlikedir; hidayet bağın
Kopsa, gayrı Hak’ta, tutmaz ayağın
Solup viran olur, tüm gönül dağın
Suya hasret çekmez, kurak olmadan…
    
Şüphe vesveseyle, saptırıldılar
Makam çıkar için, hep çarpıldılar
Türlü kuruntuya, bak kapıldılar
Madalya aldılar, “Barak” olmadan…
    
Takdir taksim eden, Cenab-ı Hakk’tır
İtimat eyle ki, Adli mutlaktır
Hakkın mı kesecek, Rabbül Felak’tır
Uyan; ğadap sana, mızrak olmadan…
    
Duam ve umudum, şifa bulursun
İnşallah kurtulur, vefa bulursun
Bu cefadan nasıl, sefa bulursun
Nefsi hesaplardan, firak olmadan…

ADİL

Her insan hata yapabilir ki kimine göre hata kimine göre değil önemli olan öze bakmak gerekir ki özünda sıkıntı olduğunu düşünmek akıl tutulmasıdır filistin ve doğu türkistan başta olmak üzere İslam ümmeti kan ağlarken bazı şeyleri uzatmamak gerek asıl meseleye odaklanmak gerek siyonizm hedefleri İcin muhteşem bir şekilde calışırken biz mîllî Görüşçüler konuşmaya bile gerek olmayan konuları herekezin okuyacağı duyacağı yerlede konuşmamak gerekir ki yaşanan olayda anlık bir gafletten dolayı kaynklanan bir durumdur kimimizin yaşı 60 kimimizin 20 hata yapmayan insan var mı herkez kendini sineye ceksin herkez cuvaldızı önce kendine batırısın son olarak da yaşanan olayda herhangi bir art niyet yoktur aksini düşünen hem davaya hem de kardeşine ihanet ve fitne düşüncesine sahiptir zatenn olsun ilk sıralarında gereken söylendi daha uzatmanın Bir anlamı yoktur tam aksine davaya ve kardeşliğie zararı vardır 

Neslihan Bayraktar

EDEP YAHU!..
 
Aziz Erbakan Hocam ne güzel buyurmuşlardı:
 
“Akıl, insana bahşedilen çok önemli bir gerçekliktir. O halde bir insana verilebilecek en hayırlı şey nedir? Bir insana verilebilecek en hayırlı şey, kuvvetli ve nasıl kullanabileceğini bildiği bir akıldır, ferasettir!.. Eğer akıl verilmemişse, o insana verilebilecek ikinci hayırlı şey güzel bir edeptir! Ona da yeteri kadar sahip değilse, o insana verilebilecek üçüncü hayırlı şey; danışabileceği salih bir dosttur! Ona da sahip değilse, o insana verilebilecek dördüncü hayırlı şey, uzun bir suskunluktur, haddini bilme olgunluğudur! Ona da sahip değilse, o insana verilebilecek beşinci hayırlı şey, acil bir ölümdür!”

Okan Ekinci

Biz neden Meal ile haşır neşir olmalıyız?…. Neden Milli Çözüm yazılarını dikkatli okumalıyız?….. Böyle olmaz isek şeytan ve nefis bizi rahat kandırır. Boş işlerle, boş konularla uğraştırır ki; bu boş konuları da bize önemli gösterir, böylece kendimizi haddimiz olmayan işlerin içinde buluruz. Kafamıza yatmayan konularda aklımızı sorgulamak yerine düşündüklerimizi bize doğru gösterir. Bundan önceki onlarca yüzlerce olay karşısında bizlerin istikamette kalması için yapılmış emekleri düşünmeden, kurgularımızı gerçek zannetmemize neden olur. Dikkatli olalım.

Yiğit Aslan

*Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

*Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

*Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

*Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

*Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

*Hoşgörülükte deniz gibi ol.

*Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Yörük Ali Efe

Ey iman edenler, (sağlığı ve ahlâkı konusunda haksız ithamlarda bulunarak) Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu (iftiracıların) demekte olduklarından temize çıkardı. Zaten o, Allah katında vecih (seçkin ve şahsiyetli) olan birisiydi.

Ey iman edenler, Allah’tan korkun (kendinize çekidüzen verin) ve (her konuda mutlaka) doğru ve uygun (anlaşılır, yararlı, “sedid”; çerçevesi sağlama alınmış, istismara kapalı) söz söyleyin.

Ki (Allah) amellerinizi (karşılıklı muamelelerinizi) ıslah etsin (iyileştirip düzeltsin) ve günahlarınızı bağışlayıp (kötülüklerinizi gidersin. Çünkü yalancılık, mahrumiyet ve mahcubiyettir; doğruluk ise hayır ve berekettir.) Kim Allah’a ve Elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla huzura ve başarıya erişmiştir.

Gerçek şu ki, Biz emaneti (İslamiyet’i ve Allah’a Hilâfet görevini) göklere, yerküreye ve dağlara (ve bunlardaki mahlûkata) arz ve teklif ettik de; onlar bunun (sorumluluğunu) yüklenmekten çekindiler ve ondan (gereğini yapamadıklarında gelecek azaptan) korkuya kapılıp titrediler. (Ama) Onu (yeryüzünde Allah’a halifelik ve adaletle yöneticilik sorumluluğunu) insan yüklendi. Gerçekten o, pek zalim ve çok cahildir (ki Rabbinin emri ve isteği yerde kalmasın diye çok riskli bir cesaretle böyle bir mesuliyetin altına girmiş ve bir nevi çok tehlikeli kahramanlık göstermiştir).

(Allah, hilafet ve İslami adalet emanetini insana yüklemiş ve onu imtihana çekmiştir ki, böylece) Münafık erkekleri ve münafık kadınları, (ayrıca) müşrik erkekleri ve müşrik kadınları (ortaya çıkarsın ve onları) azaplandırsın. Ve yine mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların (da bu deneme ve elenme sonucu değerleri anlaşılsın ve onların) tevbelerini kabul edip bağışlasın. 

(33- Ahzâb Suresi : 69-73.ayetler)

Neslihan Bayraktar

Ârifin kalbi içinde Arş-ı Rahmân gizlidir… 
Onun kalbini incitmek Arş’ı Kürsi’yi yıkmak gibidir. 


Aziz Erbakan Hocamız bir mana âleminde buyurmuşlardı ki: 

Siz; herhangi bir iş yapacağınız zaman emin olun ki;

– Siz bu işi yaparken; Allah sizi görüyor!..

– Siz bu konuyu konuşurken; Allah sizi dinliyor!..

– Siz bu konu ile ilgili sessiz kalsanız dahi; Allah sizin içinizde gizlediklerinizi biliyor ve her halinizi Elçiye ayan ediyor!.. O halde içinizi ve dışınızı Allah’ın ve Davanın Elçisinden gizleyebileceğini sananlar aldanıyor!..

Kemal Serkan

Yürekten katılıyorum. Elinize sağlık kardeşim.

Osman Nuri ÇELİK

Gönüllerimize tercüman olmuşsunuz… Yüreğinize kaleminize sağlık.

M. Tufan

MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN ŞAHS-I MANEVİSİNE, ALENEN ETTİKLERİ İFTİRADAN PİŞMANLIK DUYUYORLARSA EĞER, BU MECRADA ALENEN ÖZÜR DİLEMESİNİ DE BİLMELİLER Kİ SAMİMİYETLERİNE İNANALIM.
YETMEZ; SUÇLARINI DA İTİRAF ETMELERİ GEREKİR.
“BİZ HADDİMİZİ BİNLERCE KEZ AŞARAK KENDİMİZİ “REHBER”İMİZE MUADİL GÖRDÜK, O YÜZDEN BU HALE DÜŞTÜK” DEMELERİ LAZIMDIR.

YOKSA AŞAĞIDAKİ AYETLERİN MUHATAPLARIDIRLAR.

  (Ey Resulüm!) Onlara, kendisine ayetlerimizi (dini bilgi ve hikmetleri öğrettiğimiz şu) kişinin haberini anlat (ki, bugünkü bel’am benzeri bilgiçleri tanısınlar ve sakınsınlar). O (kişi) bundan (ilim ve ibadet huzurundan ve zulüm düzeniyle cihad şuurundan) sıyrılıp uzaklaşmış; derken şeytan (ve tağutlar da) onu kendi peşine takıp (sapkınlığa) sürüklemişti. O da sonunda “Ğaviy” (tuğyana kapılıp azgınlaşan ve tağuta tapanlardan) olup çıkıvermişti. [Not: Demek ki, ilim ve iman; insanın içine sinmez ve onun ahlâkı, amacı ve hayat tarzı haline gelmez de, sadece zahiri bilgi birikimi olarak kalırsa; sonunda nefsi çıkarlar, korkular ve şeytani dolduruşlar yüzünden dalâlete sapması ve bu bilgi kisvesini eğreti bir elbise gibi çıkarıp atması kaçınılmaz hale gelebilir.]

 

Eğer dileseydik (bel’am gibileri, lütfettiğimiz nimet ve faziletlerin kıymetini bilselerdi) onu bununla (kendisine verilen ilim ve hikmetler dolayısıyla) yükseltir (ve şereflendirirdik). Fakat o (bunları dünya rahatı ve menfaati için kötüye kullandı.) Arz’a (aşağılığa ve bayağılığa) saplandı ve nefsi hevâsına kapıldı. İşte onun misali o (kuduz) köpeğin haline benzer ki; eğer üzerine varırsan dilini sarkıtıp (ürkekçe) soluyuverir, veya kendi haline bırakırsan yine dilini uzatıp (tedirgin ve bitkin şekilde) soluyuverir… (Bu tiplerin ne mü’minler yanında kıymeti bilinir, ne zalimler katında rağbet edilir…) İşte ayetlerimizi (Hakk Dinimizi ve Adil Düzenimizi) yalanlayan ve yanlış sayan toplulukların hali de böyledir. Sen bu kıssayı (örnek ve ibret alsınlar diye) onlara anlat. Olur ki gereği gibi düşünür (ve gerçeği görür)lerdi. 

Ayetlerimizi yalanlayanların ve (sapkınlık ve azgınlıklarıyla) yalnızca kendi nefislerine zulmedip (hüsrana uğrayanların) örneği (ve akıbeti) ne kötü (ve ürkütücü bir haldir). (A’raf Suresi: 175-177)

Mücahit Dinç

Allah’ım nefsimizle baş başa bırakma.
Bütün işlerimizde sadece senin rızanı gözetmeyi nasip et.
Bizlere de elçi’nin merhametinden nasip et. Şaşırıp şımartma Yarabbim! Amin…

Abdussamet

Virgül aklımızla noktalar koymak
Kutlu’nun gönlüne ağırlık olmak
Şeytan salatasına tuz alıp koşmak
Ne olur ne olur, sakındır Ya Rabb
Ayaklarımız davadan kaydırma Ya Rabb

Sen olmasan Hocam, biz ne ilim ne de irfan
Nefsine tapınan sanki tam bir şeytan
Yanlışa doğru diyip pis inadıyla yapışan
Ne olur ne olur, sakındır Ya Rabb
Ayaklarımız davadan kaydırma Ya Rabb

Yörük Ali Efe

Bir yazar-şairin dediği gibi:

Onca sevgiye (ilgi ve alakaya) rağmen kalbi filizlenmemişse, toprağı sen değilsin demektir.”

Milli Çözüm toprağında kök salıp, yeşeremedi, filizlenemedi isen,
Şahs-ı manevisi eliylen, kötü huylarından budanamayıp yaban kaldı isen,
Neylesin sana bulutların yağmuru, göğün güneşi,
Bu toprağın yabanı, beğenmezi isen…

H.Ç.

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..

Rabbim kardeşlerimizi içine düştükleri gaflet halinden kurtarsın, Hem kardeşlerimizin hem bizlerin ayaklarımızı ve kalbimizi dini ve davası uğrunda sabit kılsın, ayaklarımızın kaymasına sebebiyet verecek hatalara düşmekten bizleri korusun amin.

Süleyman

A’raf 155
Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam ayırıp seçti. (Ardından) Bunları da ‘(korkudan) dayanılmaz bir sarsıntı’ (deprem şaşkınlığı ve panik havası) tutuverince, dedi ki: “Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından (ve yapmaları gerektiği halde yapmadıklarından) dolayı bizi helak mı edeceksin? (Gerçi) O da Senin deneme (fitne)nden başkası değildir. Onunla Sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim Velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; çünkü bağışlayanların en hayırlısı Sensin (Allah’ım).”

https://www.mealikerim.com/7/araf/155

candan

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..

bu bayram İnşallah hakiki Bayram olacak şeytanların ve nefislerin kötü duyguları sönüp gidecek Maddi manevi hastalıklarımızı mezara gömeceğiz İşte o zaman en büyük zaferi kazanacağız Allah’ın izniyle

Harun AKGÜL

KARDEŞLİK LAFTA DEĞİL, ÖZDE OLSUN!

İkilik çıkaran, eker fitne tohumu
Kibirli insan, hep bozar huzuru
Nefsine uyan, kaybeder yolunu
Kardeşlik bağlılıktır, sözle olurmu

Dün başka idi, bugün başka
İyilik yapınca, sakın kalkma başa
Kim kendine ararsa, yanılır maşa
Kardeşlik birliktir, olmaz dışlamakla

Kırmak kolay, tamir etmek zor
Yakar yürekleri, ateş gibi kor
İnsan yükü ağır, yordukça yoruyor
Kardeşlik inceliktir, hâlâ anlamıyor

Sen ben kavgası, bitirdi devletler
Bırakın enaniyeti, uyanın beyler
Hak edenler için, yakındır Fetihler
Kardeşlik sevmektir, hani Fatihler

Gerçeği haykırırım, susamam
Hakikatten yana, geri duramam
Yoksa mahşer günü, kazanamam
Kardeşlik güzelliktir, her bayram

Saffet

Hucurât 17
(Ey Resulüm, bazıları da) Müslüman oldular (ve birtakım hizmet ve fedakârlıkta bulundular) diye (gelip başına kakmak niyetiyle) Sana minnet etmektedirler. (Uğradıkları sıkıntıların sorumluluğunu Sana yüklemektedirler.) De ki: “Müslümanlığınızı Bana karşı minnet (konusu) etmeyin. (Hizmet ve ibadetlerinize karşılık dünyalık makam ve menfaat beklemeyin, kendinizi ayrıcalıklı zannetmeyin!) Tam tersine, sizi imana yönelttiği (küfür ve kötülükten çekip çevirdiği) için Allah size minnet edip (verdiği nimet ve faziletlerin şükrünü isteyebilir). Eğer doğru sözlüler (ve temiz özlüler) iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)”

https://www.mealikerim.com/49/hucurat/17
Ya Rab Affet bizi elçiyi çok üzdük. Allahım nefsime uydurdurma bizi bize bırakma ayaklarımızı kaydırma tövbe Yarabbi tövbe tüm hatalarımızdan

Osman Nuri

Pişmanlık duymadan, özür dilenmez
Hak dava dostuna, bil hınç bilenmez
Mü’min rıza dışı, hiç ilgilenmez
Siz gönlüm incittiz, bizse has tülü!..

Milli Çözüm’ün Şahsi Manevisine yapılan edepsizliklerden – iftiralardan – tehdit ve şantajlardan dolayı özür dilenecekse kabülü için : 1- Yapılan yanlışların farkına varmak, 2 – Bu yapılan yanlıştan bin pişman olunmuş olması 3- Karar almak yaptığı yanlışları bir daha yapmayacağına samimiyetle karar almak … Bu 3 şartı yerine getirenin ÖZRÜNÜN KABÜLÜ için gerekli olan olmazsa olmaz şeydir.

Yüzleşmek istemek ; pişmanlğın olmadığı anlamına gelir hatta hala haklılık düşüncesi olduğuna işarettir. HAKKA DEĞİL , HAKLI OLDUĞUNA İMAN EDEN İSE HERŞEYİ YAPAR MALESEF… Yüzleşmekten elde edeceğin şey nedir Allah aşkına ?!!!

Şeytan Lain büyük, tuzak kazmıştı
Nefsiniz şımarıp, şaşıp azmıştı
Bu da bir imtihan, kader yazmıştı
Siz gönlüm incittiz, biz nefs herkülü!..

Demek ki anlıyoruz ki; şımarıklığa müsade var bir noktaya kadar müsade verilebiliyormuş, Amaaa azgınlığa başlanırsa orda devreye girmek gerekiyormuş. Çünkü kutlu bir toplumu yanlışa sürükleme etkileme var , çünkü Rehber şahsiyete hadsizlik edepsizlik tehdit şantaj var, çünkü kendini layüsel görme var dolayısıyla zulüm var haksızlıklar var , var var var….. Bilge ve Rehber şahsiyetlerin büyüklüğü varoluş sebebleri ; bu maraza neşter vurmak ve tüm irini boşaltmaktı ve bu fedakarlık cefakarlık yapıldı yapılmaya devam ediyor . . Şu merhamete bakınız siz, herşeye rağmen yuları bırakmayan şu gayrete çabaya sevgiye öneme sahiplenmeye büyüklüğe samimiyetle Hakta durdurma azmine bakın… Size Minnettarız Ey Kutlu Sultanımız… Ey gönüllerimizin ilacı Sultanımız. N’olur yularlarımızı bırakmayın… Çok Özür Diliyoruz Hakkınızı ödeyemeyiz Hakkınızı Helal ediniz Sultanım.Ya rabbi bizleri nankörlükte hainlikten muhafaza buyur. Amin.

TAHRİM SURESİ 8. AYET

Ey iman edenler! “Tevbe-i Nasuh” ile (yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık düşüncesiyle, açılan bir yarığı en sağlam bir iple ve bir daha kopmaz biçimde diker gibi) Allah’a tevbe edin (ve kötülüklerden vazgeçin. Günahına sevinmenin, günahıyla övünmenin, günahını küçümsemenin ve günahlarda ısrar etmenin Allah’ın kahrına uğratacağını bilin!). Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokuverir. O gün (mahşerde) Allah, Peygamberi ve (kıyamete kadar) Onunla beraber iman edenleri (asla) utandırıp küçük düşürmeyecektir. (Mahcup ve mahrum etmeyecektir.) Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar (vaziyette huzurla yürüyecekler ve): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin” diyeceklerdir.

Ömer pınarlı

Hak dostlarının ikaz ve nasihatleri, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sohbetlerinden birer akistir.

Cansel

Bir mana âleminde Erbakan Hocamız şöyle buyurmuşlardı:

“Bu davada samimi gayret gösterirken, Bizi yanınızda kendinize ilaç gibi görürseniz, şifa bulur rahatlarsınız. Ama Bizi kendinize muadil olarak görürseniz, o zaman içinizi etkimizle değil, yan etkimizle doldurursunuz.

Öyle ki, “yapın” dediğimiz size zor gelir, sıkıntı verir, eziyet gelir, bela savar cinsten yaparsınız veya hiç yapmaz, es geçersiniz.

Kendini muadil görene kim şifa kaynağı olabilir ki?..”

Üstadımızın haklılığı güneş gibi ortadadır. Hiçbir savunmaya, açıklamaya asla ihtiyacı da yoktur. Bizlerden çok, yine bizim akıbetimizi düşündüğü de ortadadır. Öyle ise haddini bil ey nefis! Hak arama davasından çık! Hesap sorma davasından çık! “Sen kendin hesabı sorulanken; kimin hesabını ve hangi yetkiyle soracaksın?”

Zira sen Hakkın nazarında bir hiçten ötesi değilsin. Kendine varlık atfedenler hak iddia eder ey nefis! “Tamam Hocam diyerek davaya nefes olsan (ve samimi katkı sunsan); “Sen istemedin, biz seni istedik!” deriz… (Nereden nereye, hangi halden bu merhaleye geldiğini hatırlatıveririrz!..) Acele edip “Ben ne zaman Kemâl’e ererim desen?” desen; “Ben demeyi bırakınca!” deriz…”

Unutma! SEN MUADİL DEĞİLSİN! İLAÇ HİÇ DEĞİLSİN! Öyle ise sana sunulan ilacı al, kabullen, tövbe ile yıkan ve teslim ol… Zira gayrısı hasaretten başkası değildir.

Sevde

Bu bayram hakiki, bayrama dönsün
Şeytani nefsani, dürtüler sönsün
Herkes marazını, makbere gömsün
O zaman kazanır, büyük ödülü!..
Amin inşallah.

Hüseyin Selman İsen

Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.

(Ey Nebim!) Eğer onlar (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim ve (çünkü) O, büyük Arş’ın Rabbidir.”

Tevbe Suresi 128,129

Yalçın GZBYK

Nar’dan da olsa, vücut bucağın
Binyıllar tütse de, hizmet ocağın
Otağını dağıtır, haset sancağın
Olmasa Rahmet, kibir tutarsın 

Kim neyi ararsa, onu bulurdu
Bil haset Azâzîl, Şeytan olurdu
Fesatlık kişinin, gönül kurdu’ydu 
Olmaz isen Pakgül, çürür koparsın

Kuran deryasına, nasıl dalarsın
Allah mesajını, nasıl kavrarsın
Hakk davası bu, bilmez solarsın
Olmasa Üstad, kurur yanarsın

Hakk davadan, dönüp cayarsan
Enaniyet bayrağı, açıp coşarsan
Yalçın; başıboş, bir yol tutarsan
Misk-i amber değil, lağım kokarsın

Mustafa Yaprakcı

Bu kadar söz yeter, fazlası israf
Kur’an’la vicdanla, etmeli insaf
Hak’tan cayan kabul, eder hangi saf
Siz nokta incittiz, bizse virgülü!..
Hocamın merhametiyle yazdığı reçeteleri alıp hemen uygulamaya geçmeli. Değilse hem kendi dünya ve ahiretimizi hemde insanlığın kurtuluşunun köstekçisi olmadan yani berbat olmadan son uyarıları ciddiye almalı.

Neslihan Bayraktar

Bir de şu söz var:

“Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şeydüşmanlarımızın sözleri değildostlarımızın sessizliği olacaktır.”

Aliya İzzetbegoviç

Şu ana kadar yorum sayısı ortada(!?)…

Picture of Rahmet PAKGÜL

Rahmet PAKGÜL

YORUMLAR

Son Yorumlar
40
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx
Paylaş...