Kur'anı Kerim:"Oku!" emriyle başlıyor ve "Yaratan Rabbının adıyla (Hakkın rızası ve halkın yararı amacıyla) oku!.."
"Ki O, kalemle yazmayı (ilmi ve İslami gerçekleri kayıt altına alıp, bunları okuyup anlamayı) öğreten (Allah)dır" (Alak:1-4) ayetleri bize; okumayı, yazmayı ve okuyup yazdıklarımızı anlayıp yaşamayı emir buyurmaktadır.
"Allahtan utanarak ve kötülüklerden sakınarak, (istikamet yoluna koyulduğumuz ve halis bir niyetle Kuran okuduğumuz takdirde bize; doğruyu yanlıştan, Hakkı batıldan, mümini münafıktan ayırma şuuru ve feraset nuru, yani) "Furkan" verileceği duyrulmaktadır.
"Ve Kur'anı okumak (anlamak ve uygulamakla) emrolundum." (Neml:92)
"İnkarcılar (ve mümin kılıklı münafıklar) dediler ki: "Bu Kur'anı (okuyup) dinlemeyin ve (okunup açıklandığında) onun üzerine yaygara edin (ve insanları Kur'anla ilgilenmekten vazgeçirin. Başka kitap ve yayınlara yöneltin)" (Fussilet:26)
Gibi ayetler, şeytanların ve şerli ocakların, her yola başvurarak, bizleri Kur'an meali okumaktan ve ilahi mesajları anlamaktan geri koyacaklarına işaret olunmaktadır.
Sürekli Kur'an meali okuyan ve Kur'an-ı Kerim'le konuşan kadın
Abdullah ibni Mübarek anlatıyor; Bir gün hacca gidiyordum, Irak ve Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selam verdim. Selamımı Yasin Suresi'nin 58. ayetini okuyarak aldı:
"-Çok esirgeyen Rabb'dan, onlara sözlü "selam"!"
"-Buralarda ne yapıyorsun?" diye sordum.
A'raf Suresi'nin 186. ayetini okudu:
"- Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur. Ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakır"
Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma; İsra suresi'nin 1. ayetiyle karşılık verdi:
"-Bir gece kulunu Mescid-i Haramdan alıp Mescid-i Aksaya (Kudus'e) götüren Allah'ı tesbih ederim"
Anladım ki, geçtiğimiz hac mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs'e gidiyor.
"-Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?" dedim.
Meryem Suresi'nin 10. ayetini okudu:
"-Tam üç gece (yani üç gün insanlarla konuşmamandır)"
Yiyecek verme teklifinde bulundum. Bakara Suresi'nin 187. ayetini okudu:
"-Orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın"
"-iyi de Ramazan da değiliz?" dedim.
Bakara Suresi'nin 158. ayetini okuyarak cevap verdi:
"-Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla bilendir."
"-Yolculukta oruç açılabilir" dedim.
Bakara Suresi'nin 184. ayetini okudu:
"-Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır."
"-Niye benim gibi konuşmadığını?" sordum.
Kaf Suresi'nin 18. ayetini okudu:
"-Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun"
"-Kimlerdensin?"diye sordum.
İsra Suresi'nin 36. ayetiyle cevap verdi:
"-Bu konuda kesin bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra göz de kalp de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur."
"-Hata ettim, hakkını helal et" dedim
Yusuf Suresi'nin 92. ayetini okudu:
"-Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın."
Deveme bindirip, kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum.
Bakara Suresi'nin 215. ayetiyle mukabele etti:
"-Hayır adına ne işlerseniz, Allah onu bilir (ve karşılığını verir)."
Devemi yanına getirdim, binecekken, Nur Suresi'nin 30 ayetini okudu:
"-Mümin erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar"
Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı. Şura Suresi'nin 30. ayetini okudu:
"-Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir."
"-Sabret, deveyi bağlayayım!" dedim.
Enbiya Suresi'nin 79. ayetini okudu:
"-Bu hususta Süleyman'ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık"
Ve devemi yönlendirme konusunda benim daha başarılı olduğumu kasdetti. Deveye bindi ve Zuhruf Suresi'nin 13. -14. ayetlerini okudu:
"-Bunu (bineklerimizi) bize baş eğdiren Allah'ı tesbih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!"
"-Haydi!" diye deveyi hızlandırdım. Lokman Suresi'nin 19. ayetini okudu:
"-Yürüyüşünde (ve davranışlarında)vakur ol ve sesini yükseltme. seslerin en çirkini eşeğin sesidir!"
Yürürken şiir okumaya başladım. Müzemmil Suresi'nin 20. ayetini okudu:
"-Kur'an' dan kolayınıza geleni okuyun!"
"-Şiir okumak haram değil ki !" dedim.
Bakara Suresi'nin 269. ayetini okudu:
"-Bu hususu ancak idrak ve basiret sahipleri düşünür, anlar!"
Derken, kafilesine ulaştık ve "Kafile içerisinde kimsen var mı?" dedim. Kehf Suresi'nin 46. ayetini okudu:
"-Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür!"
Anladım ki, evladı var. İsimlerini sordum.
Nisa Suresi'nin 125, 164 ve Meryem Suresi'nin 12. ayetlerini okudu:
"-Allah, İbrahim'i dost edindi; Allah, Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitaba kuvvetle tutun!"
"-Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!" diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç "-Buyur!" diye çıkageldi. Kehf Suresi'nin 19. ayetini okudu:
"-Onlara para verip, bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helal ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!"
Yiyecek gelince, bana Hakka Suresi'nin 24. ayetini okudu :
"Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!"
Çocuklara: "-Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!" dedim. Çocuklar: "-Annemiz, ağzından Cenab-ı Allah'ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla tam 40 yıldır böyle sadece Kur'an'la konuşur."
Çokça Kur'an Meali okuyanların hikmetli sözleri:
· Gizli, kirli ve karanlık köşelerde değil, büyük şeytanlar; ABD, AB ve İsrail yönetiminde, küçük şeytanlar ise kendi içimizde ve nefsi dürtümüzde aranmalıdır.
· En azından, insanların utandığı ve kötülüklerini onlardan sakladığı kadar Allah'tan utanmayan; ve yine en azından, kanunlardan ve cezalardan sakındığı kadar Kuran'i kurallara uyup uhrevi hesap ve azabı ciddiye almayan kimselerin, iman iddiası sadece laftadır.
· İslam düşmanlarını dost tutup, Allah ve Kuran davası güdenler, aynen insan suretli şeytanlardır. Onun gibi çok bilgiç, çok ibadet etmiş, çok hizmet vermiş şarlatanlardır.
· Kendilerini Kuran'a ve Resulüllaha uyduranlar, bu maksatla devamlı ve dikkatle Kur'an meali ve hadisi şerif okuyanlar, hidayet ve hakikate ulaşır. Ama kendi kuruntularına kılıf yapmak ve İslam'ı nefsi çıkarlarına uydurmak için ara sıra meallere ve tefsirlere bakanların ise, hidayetleri kararır, ferasetleri körlenip kapanır, zulme ve kötülüğe karşı dirayetleri azalıp şehvet ve şöhret hırsları azgınlaşır.
· Acelenin meyvesi yanlışlık, tembelliğin meyvesi pişmanlıktır.
· Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
· Açık kalpli, mert düşman; içten pazarlıklı münafık dosttan daha az zararlıdır.
· Adalet için en büyük talihsizlik; düzenin ve devleti idare edenlerin zalim ve hain olmasıdır.
· Sahtekâr ve ahmak adam, her lafın başında yemin etmeye kalkışır.
· Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan ve hatalarını tekrarlamayandır.
· Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.
· Alçak gönüllülük, ilimin meyvesi İslamiyet'in hediyesi sayılmalıdır.
· Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda destek, yanlışta köstek olandır.
· Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan ve anlayıştan mahrum bulunanlardır.
· Az yemek sağlıktır, çok yemek sığırlıktır; sürekli karnını ve karıları düşünmek, manevi sağırlıktır.
· Azla yetinen kimse zengin sayılır.
· Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı davransın.
· Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.
· Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa çıkaranlar bayağı insanlardır.
· Yerine getiremeyeceğin ve beceremeyeceğin bir iş için söz vermek, kolaycılık ve kaypaklıktır.
· Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar ayıp ve aşağılıktır.
· Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayal ve kuruntularına umutlanır.
· Bilgin ve mü'min kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür. Çünkü Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölü makamındadır.
· Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede; ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmıştır. İfrat ve tefrit arasında ve sürekli aşırılık durumundadır.
· Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye haksızlık yapmıştır.
· Yüz kaleden ve bin kapıdan içeri girebilmen değil, küçücük bir gönülden içeri girebilmen kahramanlıktır.
· Bir gerçeği savunurken, ona önce kendiniz inanmalısınız, böylece başkasını inandırmak kolaylaşır.
· Bir insana, başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakaret ve haksızlıktır.
· Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.
· Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, onurlu adamı palavracı yapacaktır.
· Can gözü kör olunca, baş gözünün bir yararı dokunmayacaktır.
· Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkence altındadır.
· Cömertlik, istemeden önce vermektir. İstendikten sonra vermek utançtandır ve sevabı azalır.
· Çok şakacı insan ciddiye alınmayacak ve saygınlığı bulunmayacaktır.
· Dil, aklın tercümanı, vicdanın avukatı, insanın ayarıdır.
· Dili tatlı olanın arkadaşı ve yandaşı çoğalacaktır.
· Dost, senin olmadığın yerde dostluk şartını yerine getiren ve seni savunup sahiplenen insandır.
· Hadisi şerifte burulduğu gibi: Dostlukta aşırı gitme, kim bilir belki o dostun bir gün düşmanın olacaktır; düşmanlıkta da aşırı gitme, kim bilir belki o düşmanın bir gün dostun olacaktır. Dostunun düşmanını, kendine dost seçmek ahmaklıktır.
· Dünyanın en değerli hazinesi öğüttür, ama çok ucuz olduğu için alıcısı çıkmamaktadır.
· Edep, aklın aynasıdır. Kin ve düşmanlık, kalbi karıştırır ve katılaştırır.
· Düşünce (zikir ve tefekkür) akılların cilasıdır. Düşünce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınlanınız. Düşünün, sonra konuşun, yanılmalardan kurtulacaksınız.
· Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bulabiliriz, ama ne kadar uğraşsak ta dost bulmak zordur. Öyleyse dostların kıymetini bilmek, akılılıktır. Garip, dostu olmayanlardır. Ve gerçek dost zor zamanda yanında bulunandır.
· Eğlence ve zevke kapılan, akıldan kaybeder. En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vazgeçmeyen insandır.
· Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.
· İnsanların en acizi, insanlardan kardeş edinemeyenlerdir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra onu yitirendir. Dostunu ucuza harcayan ahmaktır.
· Öfke, en tehlikeli ateştir. Onu bastıran, yangını söndürür; bunu yapamayan ise, yaktığı ateşin içinde kendisi de yanacaktır.
· Öldükten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız. Ölüm ahiretin kapısıdır. Ölümü unutmayan, güzel şeylere yapışır. Ölüm sonsuzluğa doğmaktır.
· Sana cefa edeni utandırman için hoşça geçinmeye çalışmalıdır. Seni yalnız iyi günlerinde arayan, düşkün günlerinde senden kaçacaktır. Seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye kalkacaktır.
· Sırlarını ona buna açıyorsan, başına gelecek sıkıntılara hazır olmalıdır.
· Bir soruya verilen cevap çoğalınca, doğru gizli kalacaktır. Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun. Söz ilaçtır, azı yaşatır, çoğu ölüme yol açacaktır. Sözün güzelliği, kısalığındadır. Susmak, ağırbaşlılığı arttırır.
· Şeref ve soyluluk, yüksek özellik ve niteliklerden gelir, ataların çürümüş kemiklerinden değil. Terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.
· Uygunsuz yerlere giren ve zalim çevrelerde görünen, kendini töhmete kaptırır.
· Üç sınıf Allah sevgisinden uzak tutulmuştur: zalimler, onlara yardakçılık edenler ve zulmü hoş karşılayanlardır.
· Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş sayılır.
· Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllülük yükseltip şerefini artırır.
· Zaman uzayıverse, sonu gecikse bile; sabreden mutlaka zafere ulaşır.
· Zulme uğrayanları ve zayıfları ziyaret etmek iman ve insanlıktır. Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayanlar ise, daha büyük belaya uğrayacaktır.
Kibrit ve çakmakla oynayan çocuk, yangın çıkarır. Porno seyreden genç, komşu kızına saldırır. Lağımla uğraşan, mutlaka üzerine pislik sıçratır..

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Bazılarımızın durumu şuna benzemektedir: “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Hakke’l-Yakin iman; şartsız sadakati…
ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ..
HÜNER; HAKK’A KUL OLMAKMIŞ!.. Bu hayat ki, imtihandır Dünya fani, bir cihandır İki kapılı…
Batılı ülkeler dahi ABD’nin hukuksuz savaşlarına mesafe koyarken, Türkiye’nin NATO karargâhlarıyla "koçbaşı" yapılmak istenmesi ve…
Mustafa Kemal'in “Ey Türk Gençliği! İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali…
Makale; olaylar ve kavramlar arasında örüntü kurarak tam bir bilimsel yöntemle ve yenikikçi bir bakış…
1) Baltık’tan Akdeniz’e uzanan ve esas olarak Rusya’yı hedef alan ama daha geniş çerçevede Asya’ya…
Şüphesiz her insana sa’yü gayretinden ve kendi emeğinden başkası verilecek değildir. (Herkes ancak hak ettiğine…
Şu an Siyonizm o kadar pervasız hale geldi ki; yine kendi kurduğu kurllara dayalı sistemi…
Varlık Tezgahı ve Kendi Kaderini Dokuyan İnsan… "İpini kuvvetle eğirdikten (ve ördükten) sonra (tekrar dönüp) sökerek çözen (kadın) gibi olmayın!" (Nahl,…